MEMLEKETE HOŞ GELDİNİZ

   
  Ordu Değişim Gazetesi
  Derya Dervişoğlu Kökeç
 


 Betona Teslim

DERYA DERVİŞOĞLU KÖKEÇ yazdı...

Giderek daha da yabancılaşıyor ve yalnızlaşıyoruz sanki. Gri beton yığınlarının yeşilden, topraktan her geçen gün biraz daha çalmasının tanığı, belki de suç ortağı olarak ömür boyu taksit ödeme garantisi ile gökyüzüne merdiven dayamaya yeltenmiş yüksek yapıların civarında dolanıyoruz. Kapalı otoparklara park ettiğimiz aracımızdan inip, asansörle bilmem kaçıncı kata çıkıp, karşılaşsak da tanımayacağımız komşuların yüzüne kapattığımız kapıların ardına kendimizi, duygularımızı ve ruhumuzu hapsediyoruz. Modern hayata nasıl da uyum sağlıyoruz ama…

 

Yeşilden fersah fersah kaçıp, bu beton yığınına saklanmış insanoğlu, ruhsuz ve robotlaşmış adeta. Gölgesinde serinleyebileceği ağaçların yerindeki müteahhitlik harikaları, hazır gıdalar gibi pratik ve göz kamaştırıcı( ! ) . Yüce dağların dumanı bile burada ikamet ediyor sanki. Çoğu bahçesiz olan bu evlerin balkonlarını da kullanım alanına dâhil ediyorlar üstelik. Balkonsuz ev de, ne bileyim! Olacak iş mi? Üstelik envaiçeşit mahalle komşuluğu yok, tanıdık mahalle bakkalı yok, sohbet ederek, bazen de sırayla kapılarının önünü süpüren kadınlar yok, işin çıkınca çocuğunu emanet edebileceğin kimse ve daha nicesi yok. Bunların yerine, bakarken insanın başını döndüren, acayip güvenli ve konforlu; tanımadığın, selamlaşmadığın, kokmuştur diye pişirdiğin yemeği bir tabağa koyup götürmediğin insanların yaşadığı rezidanslar var. Hatta gece uçan kuşların toslayınca öldüğü, tepelerindeki ışıkları yüzünden göç yolunu şaşıran kuşlara musallat olmuş rezidanslar. Al sana konfor!

 

Oysaki ne de güzeldi o bahçesinde ortancaları, kasımpatıları, meyve ağaçları olan müstakil evler… Birkaç katlı, anahtarların kapının üzerinde durduğu aile apartmanları ya da. En tatlı sohbetlerin edildiği, saksıda rengârenk çiçekleri olan, ipe bağlanmış sepetlerin mahalle çocuklarından oyununa ara verebilenine salındığı o balkonlardan kaç tane kaldı şimdi? Herkesin birbirini tanıdığı, selamın, sohbetin esirgenmediği, elindeki boş kapla ziline rahatlıkla basılabilecek kapıların ardında ne kadar azaldık değil mi? Daha sen söylemeden veresiye defterine yazan, hem hiçbir komisyon almadan emlakçılık yapan, hem de senden sonra eve gelecekler için anahtarını gönül rahatlığı ile bıraktığın o bakkal amcalardan kaç tanesi hâlâ hayatta? Ya mahalle aralarında akşama kadar oynayan o çocuklar? 

 

Değişen dünyanın değişime ayak uydurmayı zorlayan şartlarına, kullanılan yüksek teknolojiye, modern alarm ve güvenlik sistemlerine, yapımında alın terini bırakan yüklenici kadroya ve aynasında makyajını tazeleyebileceğin asansörlere elbette diyecek lafım yok ancak, gökyüzüne merdiven dayamak da nedir yahu? Bu kadarı da fazla değil mi? Bulutlar bile bu binaların üstünde sıkışmış gibi durmuyor mu? Mutluluk desen, çoğu kez buralara tırmanıp, insanları sobelemeye üşeniyor! Üstelik buralarda apartman aidatlarını site yöneticileri, ikamet eden ruhların aidatlarını da, kapılarını çalan yalnızlık topluyor resmen.

 

Şimdi tek tük kalmış müstakil evlerin yarattığı boşluktan nefes almaya çalışıyoruz neredeyse! Zigon sehpaların üzerindeki saksıdan yeşili yâd ediyor, ağaçların gölgesindeki esintiyi de klimalarda arıyoruz. Beton yığınlarının ve inşaat çılgınlığının arasında kaybettiğimiz cazibemize bir toplanma alanı gerek şimdi…

 

 


 

 
  Sitemizi 196445 ziyaretçi (424791 klik) tıkladı copyriht 2009  
 
YOKSULLUĞA VE YOLSUZLUĞA KARŞI ÇEVRECİ HAFTALIK BAĞIMSIZ GAZETE Ulaşım adresi: Kazım Karabekir Cad. Orhan Turnalı iş merkezi No:18/1 ORDU Bu web sitesi ücretsiz olarak Bedava-Sitem.com ile oluşturulmuştur. Siz de kendi web sitenizi kurmak ister misiniz?
Ücretsiz kaydol