MEMLEKETE HOŞ GELDİNİZ

   
  Ordu Değişim Gazetesi
  Derya Dervişoğlu Kökeç
 


 

DERYA DERVİŞOĞLU KÖKEÇ yazdı 

MEDENİYET IŞIĞINA ATIF

Neredeyse her öğrenci ve velisi daha önceki yıllarda olduğu gibi bu yıl da, öğretmenlere olan minnet ve vefa borcunu ödeyebilmek adına tatlı bir telaş içerisindeler. Öğretmenlerin yarınlara hazırladığı o öğrenciler, bugün o öğretmenlerin kalplerine dokunabilmek için yarışıyor adeta…

 

Eğitim-öğretim hizmetlerinin iştirakçisi olan öğretmenlerin öğrencilerine, harfler ya da rakamlar ile temel bilgileri aktarmaktan ziyade; onların duygularına, karakterine, duruşuna yani hayatlarına dokunmak konusunda epey maharetli oldukları konusunda hemfikir olduğumuz kanısındayım.

 

Kendisine ve mesleğine atfedilen tanımdan hep daha fazlasıyla tanıdık onları!  

 

Çünkü onlar öğrencilerine sadece yirmi dokuz harfin kendi içindeki anlamlı yakınlığını değil, gerektiğinde boşluğu hissedilen bir yakınları da olduklarını öğretmişlerdir.

 

Dört işlemi anlatırken, aynı zamanda hayatındaki artıları, eksileri, hangi basamakta ne kadar değere sahip olduklarını da fark ettirmeye çalışmışlardır.

 

Müzikte notanın, perde ve süre özelliklerini kavrattıkları gibi, seslerini nerede ve hangi tınıda kullanmaları gerektiğini de mırıldanmışlardır her fırsatta.  

 

Gerektiğinde bir heykeltıraş gibi törpülemişler ve sanki çok çocuklu bir ailenin velisi gibi tüm aile üyelerinin üstün yararına adamışlardır kendilerini.  

Ve mesleklerindeki çalışma süresini doldurmuş olsalar bile yeryüzü şekilleri gibi hayatımızın inişli çıkışlı yollarına ışık tutacak feneri ellerinden hiç bırakmamışlardır.

 

Onları onurlandırmak ve mutlu etmek çabası ile bugün yapılanlar, diğer tüm özel günlerde olduğu gibi tek bir güne sığdırılmamalı!

 

Onlara verilecek en güzel hediye; ailesinin ve milletinin gururu bir vatandaş, varlığının ve sorumluluklarının bilincinde bir birey, eğitimciye saygılı, mesleğinin zorluklarına karşı anlayışlı, gelecek nesillere iyi bir insan yetiştirmek zahmetinde yükü eğitimci ile paylaşmaya istekli veli olmak değil mi?

 

Kâğıt ve kalem ile başlayan aydınlanma yolunun mihenk taşlarının hak ettikleri değeri görmeye, en ücra yerlerde bile görevini ifa ederken bulunduğu yerin sosyal ve kültürel şartlarına uyum sağlama sürecinde desteklenmeye, mitolojik karakterler gibi efsaneler yaratırken kusurlarında anlayışa ihtiyaçları var…

 

Şimdi, eksikliği iyiden iyiye hissedilen bu ihtiyaçları, imkânlarımız doğrultusunda karşılama zamanı!

 

Atatürk’e başöğretmenlik unvanı verilişinin yıl dönümü olan bugünde, başta Başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, medeniyet ışığı olan tüm eğitimcilerin gününü kutlarım…

 


Betona Teslim

DERYA DERVİŞOĞLU KÖKEÇ yazdı...

Giderek daha da yabancılaşıyor ve yalnızlaşıyoruz sanki. Gri beton yığınlarının yeşilden, topraktan her geçen gün biraz daha çalmasının tanığı, belki de suç ortağı olarak ömür boyu taksit ödeme garantisi ile gökyüzüne merdiven dayamaya yeltenmiş yüksek yapıların civarında dolanıyoruz. Kapalı otoparklara park ettiğimiz aracımızdan inip, asansörle bilmem kaçıncı kata çıkıp, karşılaşsak da tanımayacağımız komşuların yüzüne kapattığımız kapıların ardına kendimizi, duygularımızı ve ruhumuzu hapsediyoruz. Modern hayata nasıl da uyum sağlıyoruz ama…

 

Yeşilden fersah fersah kaçıp, bu beton yığınına saklanmış insanoğlu, ruhsuz ve robotlaşmış adeta. Gölgesinde serinleyebileceği ağaçların yerindeki müteahhitlik harikaları, hazır gıdalar gibi pratik ve göz kamaştırıcı( ! ) . Yüce dağların dumanı bile burada ikamet ediyor sanki. Çoğu bahçesiz olan bu evlerin balkonlarını da kullanım alanına dâhil ediyorlar üstelik. Balkonsuz ev de, ne bileyim! Olacak iş mi? Üstelik envaiçeşit mahalle komşuluğu yok, tanıdık mahalle bakkalı yok, sohbet ederek, bazen de sırayla kapılarının önünü süpüren kadınlar yok, işin çıkınca çocuğunu emanet edebileceğin kimse ve daha nicesi yok. Bunların yerine, bakarken insanın başını döndüren, acayip güvenli ve konforlu; tanımadığın, selamlaşmadığın, kokmuştur diye pişirdiğin yemeği bir tabağa koyup götürmediğin insanların yaşadığı rezidanslar var. Hatta gece uçan kuşların toslayınca öldüğü, tepelerindeki ışıkları yüzünden göç yolunu şaşıran kuşlara musallat olmuş rezidanslar. Al sana konfor!

 

Oysaki ne de güzeldi o bahçesinde ortancaları, kasımpatıları, meyve ağaçları olan müstakil evler… Birkaç katlı, anahtarların kapının üzerinde durduğu aile apartmanları ya da. En tatlı sohbetlerin edildiği, saksıda rengârenk çiçekleri olan, ipe bağlanmış sepetlerin mahalle çocuklarından oyununa ara verebilenine salındığı o balkonlardan kaç tane kaldı şimdi? Herkesin birbirini tanıdığı, selamın, sohbetin esirgenmediği, elindeki boş kapla ziline rahatlıkla basılabilecek kapıların ardında ne kadar azaldık değil mi? Daha sen söylemeden veresiye defterine yazan, hem hiçbir komisyon almadan emlakçılık yapan, hem de senden sonra eve gelecekler için anahtarını gönül rahatlığı ile bıraktığın o bakkal amcalardan kaç tanesi hâlâ hayatta? Ya mahalle aralarında akşama kadar oynayan o çocuklar? 

 

Değişen dünyanın değişime ayak uydurmayı zorlayan şartlarına, kullanılan yüksek teknolojiye, modern alarm ve güvenlik sistemlerine, yapımında alın terini bırakan yüklenici kadroya ve aynasında makyajını tazeleyebileceğin asansörlere elbette diyecek lafım yok ancak, gökyüzüne merdiven dayamak da nedir yahu? Bu kadarı da fazla değil mi? Bulutlar bile bu binaların üstünde sıkışmış gibi durmuyor mu? Mutluluk desen, çoğu kez buralara tırmanıp, insanları sobelemeye üşeniyor! Üstelik buralarda apartman aidatlarını site yöneticileri, ikamet eden ruhların aidatlarını da, kapılarını çalan yalnızlık topluyor resmen.

 

Şimdi tek tük kalmış müstakil evlerin yarattığı boşluktan nefes almaya çalışıyoruz neredeyse! Zigon sehpaların üzerindeki saksıdan yeşili yâd ediyor, ağaçların gölgesindeki esintiyi de klimalarda arıyoruz. Beton yığınlarının ve inşaat çılgınlığının arasında kaybettiğimiz cazibemize bir toplanma alanı gerek şimdi…

 

 


 

 
  Sitemizi 197315 ziyaretçi (427433 klik) tıkladı copyriht 2009  
 
YOKSULLUĞA VE YOLSUZLUĞA KARŞI ÇEVRECİ HAFTALIK BAĞIMSIZ GAZETE Ulaşım adresi: Kazım Karabekir Cad. Orhan Turnalı iş merkezi No:18/1 ORDU Bu web sitesi ücretsiz olarak Bedava-Sitem.com ile oluşturulmuştur. Siz de kendi web sitenizi kurmak ister misiniz?
Ücretsiz kaydol