MEMLEKETE HOŞ GELDİNİZ

   
  Ordu Değişim Gazetesi
  Tuncer Engin ( Yeni)
 





  


Gördüklerimiz
Duyduklarımız!..
TUNCER ENGİN



           


                        “EĞRİ OTURUP

               DOĞRU KONUŞURSAK!..”

 

                             Ordu Belediyesinin  sosyal ve kültürel çalışmalarından dolayıdır ki  yazdığımız yazılar olmuştur da..

          Hani bir söz vardır “ Sezar’ın Hakkı Sezar”a derler ya..Kültür sanat  Festival etkinliklerde Ordu’nun adını uluslar arası platformlarda gündemde tutmak adına Ordu Belediye Başkanı Seyit Torun’un  yaptığı güzel organizeleri de tekrar yazmadan geçmeyeceğim.

              Ordu Valiliğinin ve Ordu Belediyesinin destekleriyle

            Yapılan,zaman zaman kesintiye uğrasa da  Ordu Altın Fındık Şenliklerinde  Çeşitli sanat dallarında etkinlik yapan yerli yabancı  toplulukların sanat gösterilerini yıllarca takip ettik, zevkle izledik alkışladık...

            Ayrıca Ordu Belediyesinin yaptığı güzel  etkinliklerin devamında 6.sı yapılan Uluslararası Çocuk ve gençlik Tiyatroları festivallerinin özel bir örnek olarak verebiliriz. Yine Ordu’da  20-23 Ekim 2011 tarihinde 2.si yapılan ve birçok yerli yabancı sanatçının katıldığı Edebiyat, Şiir festivallerini  yine  örnek verebiliriz.

               Ordu’da Tiyatro kültürü ise zaten 80 senedir var..Sahnelerini seyircisine 1964 ten bu güne  kapatmayan, Sanatsever seyircisi ile bütünleşen  Ordu Belediyesi Karadeniz Tiyatrosu OBKT zaten var ve gösterimlerini zevkle izliyoruz..

                Birincisi yapılan Uluslar arası Taş Heykel sempozyumu  için  Belediyemizin özel  davetiyle Ordu’muza gelerek   meşhur Ünye taşını sanatla buluşturan ,hayat veren görsellik kazandıran yerli yabancı heykeltıraşlarımızın şenlik kapsamında yaptıkları eserler ilgi ile izlenmiş ve şehrimizin muhtelif yerlerinde teşhir ediliyor.

                 Bu sene ikincini bekliyoruz...

               Diğer festivallerde olduğu gibi Uluslararası  Edebiyat şiir ve Tiyatro Festivallerinde de amaç Güzel Ordu’muzun Uluslar arası tanıtımda varlığından söz ettirmek ve  Ordu’muzun sosyal kültürel tanıtımı değil mi..?

                 Bulgaristan,Macaristan,Yunanistan, Finlandiya, Ukrayna ve Makedonya’dan Ordu Belediyesinin organize ettiği Edebiyat festivaline katılan yabancı sanatçılarla beraber zevkle izlediğimiz  Yerli sanatçılarımızın teşhir edilen eserlerinden gurur duyduk alkışladık.

                  Yerli yabancı sanatçılar memleketlerine döndüklerinde Ordu’daki anılarını  mutlaka gündeme getiriyor yazıyorlardır diye de düşünüyoruz..

 

                             BULGAR SANATÇI ..

                             BİR ÖRNEK...!

                  İnternette  Ordu Belediyenin Kültür ve Sanat köşesinde Sofya Fransız  Lisesi  öğretmeni  Bulgar sanatçı Aksiniya Mihaylova’nın Ordu Edebiyat Festivalindeki izlenimlerinden alıntı yapalım :

             “ II.Uluslararası Ordu Şiir Festivalinden döner dönmez Bulgaristan’ın önde gelen  Edebiyat sitelerinin biri için verdiğim bir söyleşide Ordu’yu ve etkinliklerini tanıttım.

                  Ordu’nun bir Şiir Festivaline ev sahipliği yapması rastlantı olmasa gerek. Bu topraklarla ilgili efsane konularının, mitlerin, Avrupa ve Dünya edebiyatı ve sinema sanatları odağından hiç çıkmaması ;denizin burada da yarattığı o “bir başkalık” atmosferi, bölgenin kültür, birçok başka dinamiklerle ve nihayet şiiri her türlü etkinliğin  olabilen başkentlerden çekip  Ordu’ya taşıması bütün bunlar Ordu Festivalinin muhteşemliğini arttıran etkenlerdir.

              Bir çok Avrupa Ülkesinde çok sayıda festivale katılmış biri olarak, Ordu’da gördüğüm sıcaklıkta  ve incelikte bir yerel yönetim katılımı görmediğimi rahatlıkla söyleyebilirim.

               Güler yüzlerinden sürekli olarak olumlu elektriklerini duyumsadığım Vali Bey saygıdeğer Belediye Başkanı ve değerli yardımcısı Özer Karadağ başta olmak başta olmak üzere ,etkinliğin koordinatörü Mesut Şenol, ışıklı yüzü ,şair ve organizatör Şinasi Tepe’nin iyimserliği  ve kenti şiir limanına dönüştürme isteği unutamayacağım etkilerdir.

             ...benim ülkem de dahil, bir çok kültür kuruluşlarının kapatıldığı, edebiyata ayrılan finans fonlarının kesildiği ortamda Ordu yönetimi gibi” sağlıklı” bir çılgınlıkla şiire yatırım yapmak cesaretten başka ciddi bir öngörüde gerektirmektedir.

                 Ordu Belediye Başkanı Seyit Torun 2012’deki yapılacak Üçüncü Şiir Festivali için Ordu Şairler ve Edebiyatçılar Evi’nin açılışını yetiştireceklerini beyan etti. Sanat evinin binasının seçildiğini ve tadilat sonrası amacına uygun hale getirileceğini vurguladı...

                 Son olarak Ordu’da yaşadığım güzellikler için festival Organizatörlerine bir kere daha teşekkür ederken şunu söylemek isterim; Ordu yüreğini ve pencerelerini dünya şiirine açmış bulunmakta; şiir festivaliniz ise hazır bir gemi: Uzun yıllar Pupa yelken gitmesini dilerim!

                 Aksiniya Mihaylova

                 Bulgaristan

                 Çeviren :Kadriye Cesur.

 

 

                       “TELEFERİĞE BİN(E) MEYEN

                        ŞAİR...”

 

             Ordu Belediyesinin düzenlediği 2. Uluslar arası       Edebiyat Festivali için Bulgar sanatçı A.Mihaylova’nın  düşünce ve görüşleri ve Ordu Festival Komitesi  için güzel duygularını  kaleme aldığı yazısını  Belediyenin sitesinden okuduk.

              Ordu’lu Şairimiz Gökhan Akçiçek’in Ordu Kent Gazetesinin internet sitesindeki Teleferiğe Bin(e)meyen Şair yazısının sitem dolu bir yerinde ki...

               “ Gelelim meramımıza...satırları dikkat çekiciydi..

                   Gökhan Akçiçek yazısında  ...

                 “Bu yılki edebiyat Festivaline yazar ya da şair olarak dahil edilmedim. Yani ,adımın orada o listede olmasından rahatsızlık duyan hazirun varmış..” diyordu..

                   Şairimiz Gökhan Akçiçek’in yazarlığı kitapları  güzel şiirleri  tartışılmaz. Ne var ki birincisinde olup ikinci Ordu Edebiyat festivalinde olmamasından duyduğu rahatsızlığı özellikle bir teleferik sohbetindeki “ Keşke mahkeme kararını bekleselerdi” demişim 80 yaşındaki  bu zat’ı muhterem bu konuşmayı gidip belediyeye gammazlamış..şekilde ki kişisellik ve de sitem dolu sözlerini   internette gündeme getirmesi sanat edebiyat  dolu  etkinlikteki kitapta yer alamayan diğer şairlerimize ve yazarlarımıza haksızlık diye düşünüyorum.

               Ordu Belediyesinin Başkan ve yardımcısının sanata olan sıcak ve  yakın ilgilerini , Sanatçı Gökhan Akçiçek’in Ordu’daki sanat ve Kültür birikimine olan katkılarını biliyoruz.

                Bazı gazeteci arkadaşlarla da bir sohbette yine aynı şeyleri konuştuk...

                Sanatın, Edebiyatın Müziğin ve de Sporun  evrensel olduğuna inanıyoruz. Sanatın Teleferiğe binmeyle inmeyle bir alakasının olmadığını da düşünüyorum...

                Oysaki şairimiz  yazısında kişiselliğe önem vermeden..! 2.Edebiyat festivaline bir şekilde katılmayan veya katılamayan şairlerimizi de gündeme getirseydi daha sağlıklı , daha doğru olurdu diye düşünüyorum...

                 Yoksa yanlış mı düşünüyorum...!

               



 

                         Alkışlar ve mumlar

                     UĞUR MUMCU İÇİN..!

 

 

           Ondokuz yıl önce evinin önünde aracına yerleştirilen C4 bomba ile  katledilen Demokrasi şehidi  araştırmacı-gazeteci-yazar aydın insan Uğur Mumcu CHP’nin organizesinde  Ordu’da OBKT salonunda sevenlerinin hazır bulunduğu bir sevgi  töreniyle anıldı.

            Saygı duruşu ve İstiklal Marşımızın okunmasıyla  başlayan tören CHP İlçe Başkanı Atila Şahin ,Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Recep Aydın ,Eğitim İş Sen Şube Başkanı Hikmet Pala ve Belediye Başkanı Seyit Torun günün anlamıyla ilgili   birer konuşma yaptılar.Uğur Mumcu’yu anlattılar...

            Gazeteci Uğur Mumcu’nun kendi sesinden İmam Hatip Liseleri ve İslam Enstitülerinden örnekler verdiği konuşmayı  dinledikten sonra izleyenler yine Gazeteci İmam hatipli Başkanın konuşmasının öncesini talebelik yıllarını  bilselerdi Recep Aydın’ın beğenilen konuşmasını ayakta alkışlanırdı diye düşünüyorum.

             Gazeteciler Cemiyeti  Başkanı Recep Aydın’ın Demokrasi şehidi Gazeteci,  Uğur Mumcu için söyledikleri sözler çok anlamlıydı...

             Aydın’ın bu özel gündeki duyguları şöyleydi..

 

               Ülkemizin keskin kalemlerinden birine sahip olan değerli meslektaşımızın kalemi kırılmayınca karanlık güçler tarafından ortadan kaldırılma yoluna gidilmiştir. Uğur Mumcu suikastı  üstünden bunca yıl geçmiş olmasına rağmen cinayet kamuoyunu tatmin edebilecek bir şekilde aydınlatılamamıştır. Bu gün bile suikast ile ilgili çok çeşitli senaryolar konuşulmakta, yazılmakta,ancak cinayetin hangi karanlık güçler tarafından işlenildiği bir türlü ortaya çıkartılamamaktadır.

         Uğur Mumcu’nun öldürülmesi sıradan bir suikast olarak değerlendirilemez. Uğur Mumcu’nun öldürülmeden önce araştırdığı ve kaleme aldığı olaylar göz önüne alındığında bunun ne kadar doğru olduğu anlaşılmaktadır.

          Uğur Mumcu Ülkemizin ünlü kalemlerinden biri olarak,gazetecilik yaşamı boyunca, öncelikle Cumhuriyet’e sahip çıkmış, araştırmaları yazıları Türkiye’de pek çok illegal kesimi rahatsız etmiş, yürekli korkusuz bir meslektaşımızdı...

           Kuşkusuz o sadece bir gazeteci olmanın ötesinde düşünceleri ve yüreği ülke sevdasıyla dolu, Cumhuriyet devrimlerine inanmış bir dava adamıydı.

           Dinin siyasallaştırılması sorununu ilk o fark etti ve bunun tehlikelerini anlattı. O bugün yaşadıklarımız  onlarca yıl önce görüp bizi uyardı.

            Yakın çevresi tarafından etkin, coşkulu,çok okuyan, araştıran ve sorgulayan bir gazeteci olarak tanınmaktadır. Türkiye’de “laiklik”,”hukuk”, “insan hakları”, “demokrasi denildiğinde akla gelen ilk isimlerden biridir Uğur Mumcu’dur. Mumcu meraklı bir araştırmacı ,belge ve bulgularla konuşan bir gazetecidir. Özellikle hayali ihracat olayları  silah ve uyuşturucu kaçakçılığı, İpekçi suikastı konularında yazılar yazmıştır. Cumhuriyet gazetesindeki GÖZLEM adlı köşesinin son konuları “Mossad ve Barzani” PKK-Uyuşturucu bağlantısı, PKK-Silah kaçakçılığı dır ...

         Bütün bunları göz önüne aldığımızda Uğur Mumcu’nun sıradan bir köşe yazarından çok daha simgesel bir kişiliği olduğu ortaya çıkar. Laiklik,hukuk devleti, demokrasi ve insan hakları konusunda taviz vermeyen, ülkenin bölünmez bütünlüğü için kalemini kullanan Uğur Mumcu, bu anlamda simgesel bir kişilik kazanmıştır.

          Sadece demokrasiye inanan insanların değil, gazeteci meslektaşlarının gözünde de  bu anlamda bir yol gösterici olarak kabul edilmiştir.

           Bu gün birçok yazar ve çizerin çok da suya sabuna dokunmadan yazdığını, düzene ayak uydurmak adına, bir yerlere entegre olduğunu, hatta bazen de kıvırdığını düşünürsek Uğur Mumcu’nun ölümüne kadar, Cumhuriyetçi, laik, Atatürkçü çizgisinden hiç ödün vermemesinin ne kadar önemli  olduğunu daha iyi anlayabiliriz.

             Uğur Mumcu bu dik duruşunun bedelini de yaşamı ile ödemiştir.

               Kalemini bu ülkenin bağımsızlığı, bütünlüğü, demokrasi, insan hakları, laiklik gibi konuları savunmak için kullanmış bu değerli meslektaşımızı ölümünün 19. yılında saygı ve sevgiyle anıyoruz.”

               Bu konuşmayı yürekten alkışladık..

               Eline ağzına  yüreğine sağlık ..

               Alkışlar ve salonda yanan mumlar

               Uğur Mumcu içindi....

             


 

          1958   ANKARA

          ÇİFLİK GAZİNOSU

       

          Ankara’da 1958 Senesinde, Ulus’ta büyük bir lokantalı salonda yapılan geleneksel Ordu’lular gecesi sonrası ertesi gün Ordu’nun ünlü tüccarlarından Rahmetli Sıtkı Bacınoğlu Ordu Yüksek Tahsil Talebe Cemiyeti yönetimine Ünlü Çiftlik Gazinosunda bir yemek ziyafeti vermiş.

          Sıtkı Bacınoğlu’nun Ankara’da yüksek tahsillerini yapan Ordu’lu gençlere verdiği bu yemek ziyafetinde bulunan ve Ankara Hukuk Fakültesinde o yıllarda öğrenci olan Avukat Yüksel Tarakçıoğlu nun fotoğraf albümünden ulaştığımız bu tarihi resme dikkatli bakar mısınız, kimler yok ki...

            Çoğunluklada rahmetli olmuşlar...

           Masanın başında oturan Ünlü işadamı Sıtkı Bacınoğlu,Ordu’nun iki dönem Belediye Başkanlığını yapan Veysel Akgün, Avukat Rüstem Çelebi, İşadamı  Orhan Aslan, Avukat Hüsamettin Çelebi, Avukat Orhan Kulaçoğlu, Hüsamettin Felek, Fahri Çelebi, Samsun eski Karayolları Bölge Müdürü Taylan Ataoğlu, Avukat Ahmet Göncü, Edebiyat Öğretmeni Gülten Engin, Fizik Öğretmeni Saliha Uysal, Olcay Özgüven, Yalçın Aydın, Avukat Rüstem Çelebi.Avukat Yüksel Tarakçıoğlu..

           54 yıl önce Ankara’da çekilmiş olan bu anı fotoğrafındaki Ordu’lu talebelerin isimlerini Avukat Yüksel Tarakçıoğlu  ve Fahri Çelebi’den tespit edebildik.

            Hayatta olanlara sağlıklı uzun ömürler ölen değerli büyüklerimize Allahtan rahmet dileriz...

               

         

 

       Hoş geldin Ali Tahir bebek…

            Değerli gençlerimizden Özlem / Hüseyin Köksal çiftinin Sevgi Doğum Hastanesinde

        ALİ TAHİR KÖKSAL

            Adını koydukları bir erkek çocukları dünyaya gelmiştir.

            Yaşıtı genç kızlarımıza duyururken, anneanne Firuzan Köksal’a gözaydını, gençlerimize mutluluk, Ali Tahir bebeğe sağlıklı bir yaşam dileriz.

            AYHAN- TUNCER ENGİN

               

               

           
ALKIŞLAR SANAT İÇİN,

               ORSEV İÇİN...

        

           15 Ocak 2012  akşamı Kültür ve Turizm Bakanlığının sanata ve sanatçıya katkılarıyla Ordu Sanat evi ORSEV’in sahnesinde hazırlanan   Ray Conney’in yazdığı ,Mustafa Kırca’nın Sanat yönetmenliğini yaptığı “Hangisi Karısı” adlı iki perdelik oyunun galasındaydık.

          Orsev’in kurulduğu l991 senesindeki ilk oyunu “Dol Karabakır Dol” dan sonra Orsev’de  sahnelenen 22.oyunu “Hangisi Karısı” adlı eseri Ordu’da Orsev’in küçük gönüllerdeki büyük sahnesinde Orsev’in amatör ama bir o kadar da profesyonel sanatçılarının sahnelediği iki perdelik oyunu  seçkin misafirler ve sanatın dostları oyunun galasında zevkle seyrettiler alkışladılar..

           Orsev’imizin çalışkan başkanı Sevinç Özel’in Oyunun tanıtım kitapçığındaki şu sözlerini alıntı yapmadan geçemeyeceğim.

            ...“Oyunumuza hoş geldiniz,

            Biz Ordu’da sanatın adresi olarak sanatın tüm güzelliklerini kurulduğumuz 1991’der beri sizlere en iyi şekilde sunmaya çalışıyoruz.

             Ordu’nun kültür sanat ve sosyal yaşamına bir damla iz bırakan kişi ve kurum kendini mutlu saymalıdır. Bu konuda bizim de payımızın olduğunu düşünüyoruz. Gururluyuz.

              Memnuniyetle ifade etmek isterim ki bu yıl şehrimizin kültür ve sanatına katkılarımızdan dolayı Valimiz sayın Orhan Düzgün’den teşekkür plaketi aldık.Mutluyuz.

                Ordu’ya sanat adına güzellikler getiren ve renk katan ORSEV Ordu’nun tanıtımına da katkılar sağlamaktadır. Yoğun bir şekilde sürdürdüğümüz diğer sanatsal etkinliklerimizin yanı sıra tiyatroda bizim vazgeçilmezimizdir.”

                  Başkan Özer’in bu tespit ve duygularına katılmamak mümkün değil.

                   Orsev’in gönüllü amatör tiyatro  sanatçılarına gelince onlar  tek kelimeyle harikaydılar. Sanat yönetmeni Mustafa Kırca’ya gelince..

                 Emeğine ve yüreğine  Teşekkürler.

                 Yaklaşık sekiz senedir  Sanatevi Orsev’imizin başkanlığını yönetim kurulu arkadaşlarıyla sanatçı dostlarımızla  özverili bir şekilde sürdüren Sevinç Özel bizce sanata gönül koyan dostlarıyla, Ordu’da sanata ve Orsev’e destek veren başta  Kültür ve Turizm Bakanımız Ertuğrul Günay,Valimiz Orhan Düzgün ve Belediye Başkanımız  Seyit Torun’na  ne kadar teşekkür etse azdır.

                   Tabii sanat severler olarak biz de..

                  Ordu Sanat Evi Orsev Ordu’da sanat ve kültüre gönül koyan, destek veren sivil toplum örgütlerinin öndeki kuruluşudur.

                   Orsev Ordu’da 21 yıldır Kültürde ve Sanatta bir marka olmaya özen göstermekte bu yolda  ağır adımlarla yoluna devam etmektedir . Bu özel görüşümü ve duygularımı Kuruluşundan bu güne Orsev’e olan sevgimi daha öncede yazmıştım yine yazıyorum.

                   Orsev’e emeği geçen herkesi saygıyla  selamlıyorum kutluyorum....

                   İyi ki varsınız sanata gönül koyan dostlar..

                   İyi ki varsın sevgili başkanım Sevinç Özel..

                   İyi ki varsın  ORSEV...

                   Ve ..Alkışlar sizler için

 

  

BAKANLARIN ORDU

PROGRAMINDAN NOTLAR...!

                   Ordu’nun evlatları Kültür ve Turizm Bakanımız Ertuğrul Günay ile İçişleri Bakanımız İdris Naim Şahin 13-14 Ocak tarihlerinde  Şehrimizde yeni yapılan Üç Turistik Otelimizin açılışlarını yapmak ve bir dizi incelemelerde bulunmak üzere resmi programlı olarak  Ordu’daydılar..

          İçişleri Bakanı Şahin’in Fatsa programları sonrası Saat 14’te Ordu’ya geleceği basın bülteninde belirtilmişti.

           Balıktaşı otel’e Perşembe geç saatlerde gelen Kültür ve Turizm Bakanı  Ertuğrul Günay’a Ordu’daki yakınları ve dostları sabah programında karşılaştılar hoş geldiniz dediler.

            Kısa bir sohbet sonrası Balıktaşı Otelden ayrılan Bakan Günay İlk önce otelin kapısında Valiliğin siyah makam aracına takılan 0025 numaralı Kırmızı Bakan  Plakasının değiştirilmesini, sivil plakanın takılmasını  istedi, Koruma eskortunu’da istemedi doğruca şehir mezarlığındaki Babası ve Annesinin mezarlarını ziyarete gitti.

              Saat 10.30 da program gereği Sıtkı Can caddesinin başlangıç yerindeki eski Vali konağının önüne geldi Ordu Valisi Orhan Düzgün Belediye Başkanı Seyit Torun ve Ankara’dan gelen daire müdürleri ve gazetecilerle beraber 18.yüzyıldan kalma  tarihi değeri olan Vali konağının  dış demir kapısından içeri birlikte girdik.

             Çocukluk yıllarımızda  İsmetpaşa Orta okulundan arkadaşımız olan Eski Ordu Valisi Nusret Budunç’un oğlu Arif ile birlikte bahçesinde manolya ağacının altında  oynadığımız konaktaki günlerimizden anlatmağa başladı o zamanki konağın içini iyi biliyorduk çocukluk  anılarımız tazelendi..

             18.yüzyıldan kalma  Eski tarihi Vali Konağının  harabe halini ve etrafındaki çarpık betonlaşmayı görünce de üzüldü . Bakan Günay eski Vali  Konağının bugünkü haliyle imar vahşeti içerisinde olduğunu, ikinci kattaki yuvarlak KORİNT tarzı sütunlu balkona ilave yapılan  beton Merdiveni ve etrafındaki çarpık betonlaşmayı gazetecilere göstererek  “ çekin bu görüntüleri çekin  tek kelimeyle vahşet böyle bir tarih düşmanlığı sergilenemez .Türkiye bir dönem bunları yapmış Nereden geldiğimizi,nasıl bir vahşet döneminden nasıl bir ilkellik döneminden  geldiğimizi anlayın” dedi...

               Zamanın Özel idaresinin sattığı binanın çok hissedarı olduğunu söyleyen Vali Orhan Düzgün “Konağın yeniden kamulaştırılması ve eski haline getirebilmemiz için mahkemenin bitmesini bekliyoruz.”diye konuştu ..

                

               Bakan Günay her gittiği yerde ve sokakta hemşerilerinden büyük ilgi ve alaka görüyor.Onlarla selamlaşıyor ellerini  sıkışıyor  sohbet ediyor hatırlarını soruyor.

           Eski Vali konağı incelemesi  çıkışında  eski dostlarından Ömer Duran ve Baba dostu Rasim Aydemir’i (Cılı) kapıda görünce hatırlarını sordu kucaklaştı ve özellikle beni de yanına çağırarak   bir hatıra resmi çektirdi.

            

            Program gereği ve sırasıyla Kültür Bakanlığınca satın alınan tarihi Sağra konağında incelemeler yaptı Vali Düzgün’den bilgiler aldı.Bakan Günay ve beraberindekiler Sağra  Konağın karşısındaki Paşaoğlu Konağına müzeye geçti müzenin çıkışında balkona geldiğinde Trafiğin yolu kapadığını görünce Müzenin  Balkonundan görevlilere seslendi hemen  yol trafiğinin açılmasını istedi  vatandaşın mağdur edilmemesi için talimat verdi yolu trafiğe açtırdı.

            Köprübaşı mevkiinde eski yerinde Yapımı tamamlanan  ve Hayırsever İşadamı Vedat Türkmen tarafından Babası ve Annesi adına  yaptırdığı Meliha-Lütfü  Türkmen  Güzel Ordu İlköğretim okulunda incelemelerini sürdüren Bakan Günay Baba Lütfü Türkmen’e ve Hayırsever Oğlu işadamı Vedat Türkmen’e Okulun yapımından duyduğu memnuniyetini  belirtti  Türkmen ailesine teşekkür etti. Okulun kapısında hatıra resmi çektirdi.

 

                         ORDU TURİZMİNE

                           KAZANDIRILAN

                          3 TURİSTİK OTEL...

 

              Cumartesi Öğleden sonra İşadamı Mustafa Poyraz’ın Atatürk Bulvarı üzerinde yaptırdığı ikinci Balıktaşı  City Otel’in Saat 14.00 deki açılışına Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin Ordu Milletvekilleri Fatih Han Ünal, Mustafa Hamarat,İhsan Şener, İdris Yıldız Ordu Valisi Orhan Düzgün Ordu Belediye Başkanı Seyit Torun  Sinema Sanatçısı Kadir İnanır’la geldiler .

       Seçkin Davetlilerin de hazır bulunduğu  Balıktaşı City Otel’in açılış törenine katıldılar otelin açılışını birlikte yaptılar.

       Ordu’lu Bakanlarımız Ertuğrul Günay ve İdris Naim Şahin sırasıyla ve saat farkı ile  Yine Ordu’lu işadamı Ufuk Ateş’in Eski Plaj yolunda yaptırdığı Uluslar arası marka olan  Hampton by Hilton Oteli ile  Rıhtım mevkiinde Anemon Otelleri zincirinin Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Akçura’nın öncülüğündeki 17.halkası Anemon Ordu Otelinin açılışını yine seçkin davetlilerin katılımıyla ve ünlü Halit Kıvanç’ın sunumu ile Ordu’muza Hayırlı olsun dilekleriyle  gerçekleştirdiler.

              Bizler de aynı dileklerimizle kutluyoruz. Ordumuza yatırım yapan işadamlarımıza teşekkür ediyoruz.

              Ordu Turizmine kazandırdıkları Yeni güzel ve Marka Otellerinin Hayırlı olmasını diliyor ve bol kazançlar getirmesini temenni ediyoruz......


KAHVECİ MELİK..

 VE VARDARLAR..!

         1960’larda  Sırrı Paşa caddesinde şu anki İtimat  eczanesinin olduğu yerin karşısında  Japon oyuncakçının olduğu yerde Melik Kaya Arzan’nın sac kepenkli önünde beyaz Arnavut kaldırımlı dükkanında Kahve sucuk sirke satıldığı zamanları hatırlıyorum da inanır mısınız o özel tatları halen arıyor insan.

       Yalı caminin  karşı köşesindeki Vardar’ların otelinin altındaki dükkanında çocukluğumuzda Ercan Vardar ustanın yapıp sattığı cevizli, susamlı helva tahin pekmez akide şekeri kırmızı kızamık şekeri , yaz günlerinde  Kuru üzümden yapılmış buz gibi  soğuk birinci bardaktan sonra ikinci bardağı da içirten gazlı içeceklerin olmadığı zamanların şırası,limonatası..

        Özellikle de şırası unutamadıklarımız…

       Bu yazdıklarım, yaşadıklarım eski Ordu’nun unutulmaz tatları idi..

 Kahveci Melik’ten, onun özenle kavrulmuş kahve değirmeninde çekilmiş  meşhur kahvesinden söz etmişken özenle  yaptığı leziz sucuğundan bahsetmemek olmaz diye düşünüyorum.

        Melik ustanın  özel baharatlarla yaptığı enfes  sucukları dükkanına astığında sırrıpaşa caddesinin büyük bir kısmını nefis sucuk ve taze kavrulmuş kahve kokardı. Bu cadde aynı zamanda bakırcıların ahenkli çekiç sesleriyle de çınlardı.. Melik usta yaptığı sucuklarını dükkanına astıktan kısa bir süre içerisinde biter kalmazdı..

     Ta ki Melik Usta tekrar sipariş alıp yeniden sucuk yapana kadar beklerdik. Sabah kahvaltımızda en büyük zevkimiz Melik Ustanın nefis sucuğunu yarım kesitlere ayırıp  sobanın eğişinin  üzerine yerleştirip mutfağımızdaki ördek kabuk sobamızın ön kapağını açıp yanmış köz olmuş kabuklarının üzerinde bir iki dakika arkalı önlü tutar kızartırdık..

      Sucuktan dökülen yağlar sobanın içindeki yanmış kabuğunu  tekrar alevlendirmeden çıkarıp bir güzel ekmek arası yapıp demli çayımızla yer içerdik.

       Melik Kaya Arzan  ustanın nefis  sucuğundaki bu lezzeti, Ercan Vardar ustanın özel şırasını  unutmamız mümkün değil.Benim yaşımda olanlar bu yazdıklarımı bilir bu tatları  hatırlarlar...unutabileceklerini de sanmıyorum.

        Kahveci Melik ustanın Sırrıpaşa caddesindeki dükkanının önünde ki tarihi resme baktığınızda sol başta  Melik ustanın misafirine kızgın külde  yaptığı özel  kahvesini içen bir arkadaşının kahveden aldığı zevki görmeniz mümkün. Melik ustanın yanındaki arkadaşı elindeki testiden dut pekmezini şişelere pay ediyor..Nefis  Sucuklarına gelince onlar çoktan bitmiş askısında gözükmüyor...

        1950 lerde çekilen  Resim ortasında elinde kutu tutan kişi Eski Ordu’nun en Meşhur Kahvecisi Melik Usta sağ başta Ender Furtun onun yanındaki Doktor D.Toraman..

       Ve Melik ustanın dostları arkadaşları..    

 

 

                 FİDANGÜR VE...

      ŞEHRİN GARİP TRAFİĞİ.!

 

            Ordu’da şehrin trafiği “Allaha emanet” derler ya aynen o duruma gelmiş. Özellikle de akşam üzeri belirli saatlerde şehrin iç ve karayolu  trafiği tam bir karmaşa  içinde. İşin işinden çıkabilene aşk olsun.

             Çevre Yolu yapıldığında Ordu’nun sahil yolu  trafiğini rahatlatacak, işte gerçek olan da beklenende bu...

            Ana yollar, ara yollar araçlara yetmiyor. Şehir içinde kimsenin trafiğe, onun kurallarına  uyduğu yok. Özellikle de Şehir içinde dolmuşlar için ayrılan DURAK yerleri ..Sakatlar için ayrılan özel işaretlenmiş park yerleri bile alakasız araçlarla işgal ediliyor.!

              Trafik yolu üzerinde Belediyenin park yerleri özel park yerleri zaten dolu..  

             Trafiğe uyulmaması bir yana trafik  kurallarına da uyulduğu yok. Özellikle de Fidangör mevkiinde zaten trafik polisi hiç yok.

               İçişleri Bakanımızın Ordu’ya geldiği günler hariç.!

Sabahleyin ,akşam üzeri Fidangör denilen yerde araçlar sağlı sollu park edilmiş vaziyette hani derler ya Şehir Kovboyları atlarını istedikleri yöne park ediyor.!

             Kuğu Pastanesinin köşesinden akşamları kazasız belasız  karşıya geçebilen yayalar şanslı. Bu günlerde o bölgede yolları sarı boya ile işaretlemişler ve yolu ikiye ayıran plastik yol babaları şimdilik semt  trafiğinin yeni şehir mobilyaları..!

              Bazı yerlerde yine bu plastiklerin üzerinden ısrarla Park yapılıyor, değişen bir şey yok..

              Bütün bunlara rağmen yol üzerinde gidiş geliş karşılıklı araç parkları.. Fidangör’de Orta göbekteki  ışıklı bilbord reklam panosu iyi gözüksün diye budanan zavallı özel tiken  ağaçları. Işıklı reklam panosu monte edildiğinde  zaten iddiaya girdim bu   ağaçlar kısa  bir zaman  içinde  reklam tabelasının önünden  yok edilir diye.

                Ve de yok oldular..

                Sorarsanız mevsim  budaması yapıldı..!

                Fidargörde şimdilik son durum bu...

              Mehmet arkadaşımla girdiğim İddiada haklı çıktım. Hani bir deyim vardır.. “Perşembenin gelişi Çarşamba’dan belli olurmuş” diye” aynen öyle oldu..!

               Bu gördüklerimiz sadece Fidangör bölgesinde mi..

                Tabi ki hayır..

            Şehrin birçok semtinde aynı manzaraları görmeniz mümkün.

            İkişer üçer gezen zabıta memurları bizim gördüklerimiz kaldırım ve sokak işgallerini  nedendir  görmüyorlar..?

            

                Yaya kaldırımı üzerlerindeki manav tezgahları, yine kaldırımlarda, yollarda gaz tüpleri masalar sandalyeler çay sohbetleri Cola reklamları,Yasal olmayan şekliyle  yasakları getirmiş..!

                Vatandaşın gördüğünü Belediye zabıtası görmüyor mu..? Biz Belediye Zabıtasını  kuytu kahvelerde çay ocaklarında mesai saatleri içinde gazete okurken çay sohbetlerinde görüyoruz..!

               Bu mekanların  adını yazarsak şimdi  yakışık almaz ..

               İşgaller, işyerlerinin önündeki gaz tüpleri, sandalyeler,özel park yasak reklamları..! özel işaretli işyeri reklamlı babalar vatandaş kendince bir şeyler bulmuş.. yaz yaz bitmez.

                  Laf aramızda kimseler duymasın

                  Gel de Halit Kahraman’ı arama..!

               Sorarsanız esnaf vatandaş mucit olmuş dükkanının önünü bir şekilde belediye olmuş, kendince  koruyor.!

               Bazı işyerlerin önünde ne ararsan mevcut.

               Trafiğe kapalı yolda yürüyorsunuz seyyar manavlara servis yapan sebze  kamyonetleri pideci  motorları arkanızdan geliyor..! yol üzerinde Çift taraflı parklar kaldırımların yarısına park edilmiş araçlar..

                Sırrı paşa caddesindeki turuncu  renkli sabit yol babalarına gelince  Nasrettin Hocanın komşu fıkrası geliyor aklıma...

               Bu kış günlerinin bir de yazı var ki evlere şenlik..

              Bu trafik rahatsızlığı,bu kaldırım curcunasını, bu araç parkı sorumsuzluğunu şehrin bir çok bölgesinde görmeniz mevcut da.. .

               İsmet Paşa caddesine gelince . dükkanlarda satılan Her şey, ne ararsan yaya yolunda...

              İşte bunlar  yorumsuz...!

         

               

                         GELELİM  FIRINCI

                     FİDANGÜR’E..!

 

                Fidangür diye yazmışken bu arada  bir konuyu tekrar açıklamak durumundayım.

             Eski Fidangör..Yeni Fidangör ne demek.? se...!!!

             Neden şehrin isim verilmiş güzel caddelerinde  bu yanlış adreslerde ısrar ediliyor. Radyolara televizyonlara gazetelere bu resmiyette olmayan hayali adresler Ordu’da işyeri reklamlarında  kullanılıyor, kullandırılıyor..?

                 Dahası Belediyemiz  bu yanlış ve hayali  adrese  neden  müsaade ediliyor.?

                Sırrı paşa Caddesinin adı neden Eski Fidangör ..?

                İsmet Paşa Caddesinin adı Neden Yeni Fidangör..?

                Bir bilen Belediye yetkilisi  varsa lütfen açıklasın..

                Ben bildiklerime açıklık getireyim.

 

              DUYDUK DUYMADIK

                   DEMEYİN..!

 

            1926-1927 yıllarında Ordu’da yaşayan “Panagiutis Fytanidis Fidangür” isimli bir RUM   vatandaşımızın Fırıncılık yaptığı  şimdiki Denizciler Dondurma..Nur Gıda ..Şen Fırın ve Kuğu Pastanesinin bulunduğu bölgedeki fırıncının  adı ile  anılmaktaymış.

             Bu Rum vatandaş ailesi ile birlikte  daha sonra Yunanistan’a göç etmiş ve  orada fırıncılık yapmağa başlamış. 1927 lerde  Ordu’da Düz mahalle de güzel pişkin  ekmek yapan  bu fırıncının ekmeği beğenildiğinde ve nereden aldın sorusuna Fırıncı Fidangür’den  diye tarif edilerek günümüze kadar anılmış..

              Sadece yukarıda yazdığım bölgedeki yer için kullanılmış bu isim.

               İkinci defa yazdım bilmeyen varsa da  öğrensin doğru olan bu.

 Ordu’nun merkezi yerlerinde  trafiği kapalı yaya trafiğine açık özel düzenlenmiş  alışveriş merkezlerinin olduğu iki güzel caddesi.. 

     Sırrı Paşa ve İsmet Paşa caddelerinin adlarını Eski Fidangör Yeni Fidangör diye reklam gürültüsüne getirilmesine en azından Belediye yetkilileri  müsaade etmemeli diye düşünüyorum..!

             

             Resmiyette olmayan Hayali cadde üretmenin gereği yok .

 

  

VALİ  NAZİF BEY

 

         1931-1933 yıllarında Ordu’da Valilik yapan Mehmet  Nazif Ergin  Ordu’ya Yoroz’dan  getirdiği  şebeke içme suyu  ile anılmaktadır. Vali Nazif Beyi görmeyenler  onun getirttiği su ile tanır,bilirlerdi.

          

          Yıllarca Ordu halkı Vali Nazif Ergin’i Ordu’ya Yoroz’dan getirdiği su ile anmaktadır ve bu suyun adı   Nazif Bey suyu olarak söylemektedir.

           Vali Nazif Bey Kaynak suyu Pik döküm borularla Yoroz’dan Aziziye Mahallesindeki su deposuna gelir oradan da Ordu’ya evlere  dağılırdı..

     1958 yıllarına  gerilere gittiğimizde Ordu’da musluklardan haftada iki gün su akmaktaydı. Bizim evin mutfak çeşmesinin  hemen yanında içi sırlı büyük küpler bulunmaktaydı. Yemek ve İçme suyumuzu bu küplere koyar ve oradan  kullanırdık. Evin lavabo  taşının yanındaki bakır depolu küçük çeşmeden  akan su ile elimizi yıkardık. Zaferi Milli mahallesinde iki katlı sur duvarlar ve bahçesi demir parmaklıklar  içerisinde olan iki katlı beyaz badanalı evimizin kapısındaki sarnıçta biriken yağmur suları da çamaşır bulaşık ve diğer işler için kullanılırdı..

          Çeşmelerimizden devamlı sular akmıyordu...

         Yine 1958’ler de  19 Eylül ilk okulunda okuduğumuz yıllarda teneffüs zili çaldığında okulun arkasında bulunan sınıf arkadaşım Hasan Kaya Meydan’ın evlerine koşar annesinden su isterdik. Muhterem  Anneside bize bakır maşrapa ile su verir kana kana içer suların akmadığı zamanlarda okulda susuzluğumuzu böyle giderirdik..

        Zaferi milli mahallesinde evimizin etrafındaki komşularımız çoğu zaman ihtiyaçları suyu bizim yağmur sularının biriktiği horasanla kaplı sarnıçtan kovalarla çeker güğümlerle evlerine taşırlardı.

          Mahalledeki bazı eski evlerde bu yağmur suyu sarnıçlarından olduğunu ve evin ihtiyaçlarını buradan karşıladıklarını da biliyoruz.

         Vali Nazif bey zamanını yaşım icabı bilemiyorum ama bildiğim bir şey varsa O’nun zamanında Turnasuyu’nun üstlerindeki Yoroz dan Ordumuza getirilen ilk kaynak  şebeke suyunda Ordu Valisi Nazif Beyin büyük katkıları ve imzası var.

          GEÇMİŞ  ZAMANLARDA ...!

         O yıllarda Şehrin su ihtiyacının dışında   Ordu’nun elektrik ihtivacıda  OBKT’nin fuayesinin bulunduğu eski Rum kilisesi  binasına getirilen Dizel Elektrik Motorundan temin edilirdi. Şehrin Elektriklerde gece yarısı motorların susması ile birlikte yavaş yavaş mum ışığı gibi söner şehir sabahın ilk ışıklarına kadar karanlıkta kalırdı ve  Bekçi düdüklerinin sesleri mahallelerde çınlanırdı.

            Sahil yolu da yapılmamıştı.

           Ordu’nun önünde inanılmaz güzel eski fotoğraflardaki iç çektiren güzel kumsalı olan bir koy vardı.Ayrıca Süleyman Felek Caddesi üzerindeki eski  Belediye binasının önünde Dursun Uzman’ın bahçe içerisindeki evinin yanında deniz tarafında çok çok güzel bir şehir parkı...!

            Prof Dr ARISAN ERGİN

         Ordu Valisi M. Nazif Ergin’den 80 sene sonra eski Boztepe SSK Hastanesi Yeni oluşumu ile Ordu Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine 1970 senesinden günümüze  Amerika’da Newyonk  şehrindeki bir ünlü hastanede Damar ve kalp Cerrahı olan Vali Nazif Bey’in oğlu Prof Dr .ARISAN ERGİN belirli zamanlarda Programlı ameliyatlar yapmak üzere Ordu’ya gelir.

        Arısan Ergin 1931-1933 yıllarında Ordu Valisi olan  babasının adına bir Hatıra Çeşme yaptırmak istemektedir.

Araştırır bu işi layıklı yapabilecek  en uygun ismin Emin Öztürk Olduğunu bilgisini alır ve Emin Öztürk ile tanışır konuşurlar.                ^

         Günümüzde  Turnasuyu’nda Saraycık yolu üzerinde Yoroz’un eteğinde Nazif Bey suyunun aktığı bir Çeşmenin yerine Emin Öztürk bir Anıt Çeşme tasarımı yapar ve uygulamaya geçer.

        Özel çevre  düzenlemesinin yapıldığı yerdeki Nazif Ergin Anıt  Çeşmesinin yapım çalışmaları  devam ederken Prof Dr. Arıkan Ergin babası Nazif Ergin’in görev yaptığı yıllardaki Eski  Ordu Fotoğraflarından oluşan değerli bir Ordu Fotoğrafları Albümünü Orijinal resimleriyle Mimar Emin Öztürk’e verir.

        Mimar Emin Öztürk ,Ünlü Grafiker ve tasarımcı Uğurcan Ataoğlu’nun aracılığı ile bu özel Ordu fotoğraf albümünü İstanbul’da afiş ebadında büyüttürüp Anıt Çeşmenin açılışındaki özel sergide kullanacaklar.

          Yine özel getirilen bir büyük  kayaya Vali Nazif Ergin’in özgeçmişini yazdıracaklar.

         Duyduğumuz  üzücü  bir olayı da yazmadan geçmeyeceğim. Bu fotoğrafların büyültme masrafları karşılığı Ordu resimleri Arşivi olarak Kültür müdürlüğüne vermek istemişler...!

          Sonra ne mi olmuş, onu yazmayacağım.

       Keşke ..keşke diyorum Kültür Turizm Bakanı Ertuğrul Günay ve Ordu Valisi Orhan Düzgün’ün Eski Ordu Valisi Nazif Ergin’in arşiv niteliğindeki Ordu fotoğrafları bilgisine sunulsaydı diye düşünüyorum.

       Ordu’nun 80 sene öncesinin fotoğrafları..!

        Ne dersiniz..?

 


DEVLET TİYATROSU

ORDUMUZA YAKIŞIR 

 

   

            Kültür ve  Turizm Bakanımız  Ertuğrul Günay Sanat ve sanatçı dostu olarak da ülkemizde  takdir edilen ve sevilen bir kişiliğe sahip. Ordu  İsmet Paşa Ortaokulu talebelik yıllarından gazeteci,Ordu Lisesi  yıllarından Tiyatro yapmış çalışkan başarılı bir hemşerimiz..

           Geçtiğimiz günlerde Sakarya’da Adapazarı Belediyesinin Hizmete soktuğu Orhangazi Kültür Merkezi etkinliklerinde yaptığı konuşmasında Ordu’ya yıllar önce Orsev’de ki bir sohbetinde verdiği Devlet Tiyatrosu sözünün müjdesini vermiş,bunu gazetelerden okuduk. Ordulu olarak,Ordu’lu sanatseverler olarak sevindik..

           Mutlu olduk..

           Bakan Günay yaptığı açıklamasında özetle  “ Güzel Sanatlar alanında halkımızın standartlarını yükseğe çekiyoruz. Şu an devlet tiyatrosu sayımızı 60’a çıkartacağız 57.Denizli, 58.yi  Manisa’ya 59.yu Kayseri’ye açtık..

            60. Devlet tiyatromuzu da  memleketim Ordu’ya açacağız.”  ..

                   Türkiye’de konser’de, tiyatro’da güzel sanatlar da ülkenin her yerine gidecek.Biz Türkiye’nin hiçbir coğrafyasının,hiçbir insanını ötekinden ayırmıyoruz.” demiş..

                   YIL  1908

            ORDU’DA TİYATRO

          Ordu’da tiyatro sanatının  1908’lerde  başlayan bir geçmişi vardır. Ordu sanata ve kültüre her zaman yakın olmuş bir ilimizdir.Ordu Tiyatro tarihini incelediğinizde şunları görürsünüz..

           “1908 yıllarında  Fevzi Güvemli, Ali Rıza Gürsoy Hamdi Uzman Düz mahallede şimdiki OBKT Fuayesi yanındaki Rum okulunda oynadıkları “ İntibaki-i milli” (Ulusal uyanış) oyunu ile başlar.

             Cumhuriyetin ilanından sonra da İ.Hakkı Garipoğlu ,A.Rıza Gürsoy tiyatro çalışmalarına devam edip İsmetpaşa ilkokulunda A.Nuri’nin Sekizinci, R.Nuri Güntekin’in “ İstiklal ve Beş Devir” oyunlarını sergilerler..

              1954 yılında kurulan Gençlik Kulübü  Kentin Kültürel-Sanat hayatında büyük katkılar yapmıştır. Kadir Pekbaş ve Aydın Üstüntaş bu kulüpte bir çok oyun sahneye koymuşlar “Harputta Bir Amerikalıyı” oynamışlardır. O günlerde Halkevi Başkanı N.Senih Mayda başarılı tiyatro çalışmaları  ile dikkat çeker..

               1964 Yılında  Uğur Gürsoy ve arkadaşları Belediye Tiyatrosunun Ordu’da kurulması için Ordu eski Valisi Mustafa Karaer’in de desteğini alarak İstanbul’a Türk Tiyatrosunun duayeni Muhsin Ertuğrul’a gidiyor görüşmeler sonucunda Muhsin Ertuğrul sanatçı Ergun Köknar’ı Ordu’ya gönderiyor. Yapılan çalışmalar sonrasında 19 Haziran 1964 yılında Ordu Belediyesi Karadeniz Tiyatrosu OBKT resmen kuruluyor.

              OBKT ilk oyunu HÜLLECİ’yle Halk Eğitim Salonunda Sanat Yönetmeni Ergun Köknar ve Suna Pekuysal’ında sahnesiyle, Ordu’lu tiyatro sanatçılarıyla birlikte 4 Ocak 1965 te perdelerini Ordulu Sanatseverlere günümüze kadar hiç kapatmamak üzere açıyorlar...

              Kültür ve sanat olaylarının yurdumuzda ilk başlatıldığı,sanat toplumlarının ilk organize edildiği illerden biridir Ordu.

               Şehir Tiyatroları kapsamında İstanbul Şehir Tiyatroları ve Bakırköy şehir tiyatrolarından sonra Türkiye’de kurulan üçüncü Şehir Tiyatrosu Ordu Belediyesi Karadeniz Tiyatrosu OBKT’dir.

                OBKT kuruluşundan bu güne kadar 151. oyunu Hekimoğlu’nu Ordulu seyircisiyle buluşturmuş 2 oyunda hazırlamakta olan bir kültür-sanat kurumu Ordu’nun gözbebeğidir...

                 Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’da Ordu’lu olarak bütün bu etkinlikleri  bildiğinden ve Sanatsever Ordu’lular  bunu fazlasıyla hak ettiğinden Ordu’ya, Ordu’lulara yakışan  Devlet Tiyatrosu  müjdesini Sakarya’dan verdi.

                 “ 60.Devlet Tiyatromuzu da Memleketim Ordu’ya açacağız.” Dedi..

              Ordu’da  Tiyatro tarihini incelediğimizde  Ordu’muz  Sanat etkinliklerinde ve Tiyatro’da   l908 den buyana var olduğunu görüyoruz.

 

                                 GÜNAY AÇIKLADI

                   “Her hafta Devlet Tiyatroları Perde açacak”

         Hafta Sonu Giresun’daki “Doğu Karadeniz Turizm Master Planı toplantısına katılan Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay  akşam üzeri Samsun’a havaalanına geçerken Ordu Kültür Sanat Merkezine uğrayıp Fuayede bulunan  “Eski Ordu Resimleri” sergisini gezdi  incelemelerde bulundu. Kültür merkezinin temiz ve güzel kullanımından dolayı Kültür ve Turizm Müdürü Gülderen’e Bakanlıktan gönderilen tahsisatların yerinde kullanılmasından  dolayı Vali Orhan Düzgün’e teşekkür etti.

            Bakan Günay Ordu Kültür Sanat Merkezi’nin merdivenlerinde basına konuşmasında   “ Ordu’ya ve Gaziantep Bölge Tiyatrosu konusunda Maliye Bakanlığına teklifim var. Eğer bu olursa O zaman tam kadro olarak Ordu ve Gaziantep’e yerleşmiş olacak. Bölgenin sorumluluğu da bunlarda olacak” dedi..Yakın dostları ve protokolle vedalaşan Günay Samsun’a hareket etti..

                       ..........           .........

        Ordulu sanatseverlere 46 senedir perdelerini kapatmayan   Tiyatro yapan OBKT’nin arka bahçesinde 1991  yılından bugüne Kültür ve Sanat dallarında başarılı  etkinlik yapan bir de  ORSEV’imiz ,Ordu Sanat Evi’miz var..                 

                  Önce memleketi Ordu’ya yakışan Kültür Sanat Merkezi  sonrasında

                  Devlet Tiyatrosu Müjdesi..

                  Yüreğine sağlık sayın Bakanımız .

                   Teşekkürler ve Ordu bunu hak ediyor.

 

       

                          T.C

                      19 EYLÜL

               İLKÖRETİM OKULU

 

         1955 yılında Zaferi milli mahallesinde evimize yakın olan Sırrı Paşa Caddesi üzerindeki Güzelordu İlk okuluna kayıt ettirdiler beni. Üçüncü sınıfta iken Güzelordu ilk okulu köprübaşına taşınınca Okulumuzun adı 19 Eylül İlkokulu olarak değişti 4.5. sınıfı 19 Eylül ilkokulu olarak tamamladım .

          Başöğretmenimiz Güzelordu ilkokulunda Kemal Top Sınıf öğretmenimiz Leman Uzman, 19 Eylül İlkokulunda Başöğretmenimiz Celal Zafer Sınıf Öğretmenimiz ise Melahat Özkan oldu...

           Güzelordu ilkokulunda başladığım İlkokul öğrenimimi 19 Eylül İlkokulunda tamamladım...

             Yıllar geçti Oğlum Aytunç Orhan Engin’in kaydını 19 Eylül İlkokuluna yaptırınca ve bir müddet sonra Okul Aile Birliği toplantısında sağ olsunlar bir Pazar günü beni 19 Eylül Okul Aile Birliği Koruma Derneği başkanlığına seçtiler...

              Bu sefer okulun müdürü Hami Karakaya idi..

              Tarihi eser olarak koruma altına alınmış 19 Eylül ilk  okulun  Eskimiş mazotlu zemin tahtaları üzerindeki eski sıralarda eğitim gören öğrencileri biraz olsun rahatlatmak mazotlu zeminden arıtmak  ve mazot kokusundan kurtarabilmek adına elimizde teberru makbuzları ile dolaşmaya başladık.

              Yıllarca  Mazot emmiş eskimiş siyah  tahtalar bina içerisinde bir yangın tehlikesine davetiye çıkarabilirdi...

              Okulumuz eski mezunları işadamlarını ve okulumuzda eğitim gören öğrencilerin velilerini ziyaret ederek Otel Vona da yapacağımız bir yardımlaşma gecesi için teberrulu davetiye  satmağa başladık.

              Velilerimizin Bağışları ile Okulumuzun sınıflarındaki taban döşemelerini yeni lambrili tahtalarla yeniledik..

                Ordu Eski Valisi Necati Çetinkaya zamanında Ordu Milletvekili Nabi Poyraz’ın Ankara’da birlikte gittiğimiz  Bakanlıkta okulumuz tadilatı için verdiği büyük destek ve takipleri sonucu Okulda tarihi dış cepheyi bozmadan içten kat betonu dökülerek bugünkü görünümü ile okulumuzda büyük bir tadilat yapıldı. Azda olsa görevdeki arkadaşlarımızla beraber Okul aile birliği koruma derneği olarak küçük katkılarımızın da olduğunu sanıyorum.

         Bizim zamanımızda 19 Eylül İlkokulu şimdiki görünümüne kavuştu.19 Eylül ilkokul’umuza Emeği geçenleri saygıyla anıyoruz.

                  Sırrıpaşa caddesi üzerindeki mezun olduğum ilk okulumun önünden büroya, bürodan evime giderken çocukların koşuşturmalarını zevkle takip ederim..okuldaki çocukluk  anılarım gelir aklıma. Yoldan geçerken Öğrencilerin İstiklal marşımızı okuduklarında öğrencilik günlerim gelir aklıma...

                Çok eskilerde  görevli hademenin elinde zille öğrencileri sınıflara yönlendirmesi vardı, şimdilerde aynı görevi Mozart’ın senfonisi yapıyor.Kulaklara hoş gelen güzel melodiler çalınıyor 19 Eylül’ün hoparlörlerden.

                   Nereden nereye...

                 İyi güzelde bunları neden yazıyorum..?

           

                            ÖĞRETMENLER

                          OKULUN ÖNÜNDE

                         SİGARA İÇMELİ Mİ..?

 

         Okulda teneffüs zili çalmış çocuklar bahçede oyun oynuyorlar koşuşuyorlar bahçe renkli,.. cıvıl cıvıl hareketli..bazı öğretmenler özellikle bayan öğretmenler okul bahçesinin önünde köşedeki ağacın dibindeki çöp sepetinin yanında ayak üzeri zamana karşı sanki  sigarayla yarış ediyorlar..

          Okulun bahçesinde değil de duvarının  dibinde sınıfa gir senfonisine  kadar öğrencilerinin önünde sigaralarını tüttürüyorlar. İşte bu manzara Öğretmenlerinden küçük öğrencilerine  örnek olacak bir manzara hiç değil.

           Özellikle küçük öğrencilerinin önünde  bayan öğretmenlere hiç yakışmayan bir görüntü bu.!

          Okulun önünde .. O ağacın altında duvarın dibinde devamlı rastladığım bu hoş olmayan görüntü için küçük öğrencileri ne düşünür nasıl örnek alırlar bilemem de..

          Öğretmenlerin  öğrencilerine  kötü örnek oldukları kesin..Bu görüntü beni şahsen rahatsız ediyor.

            Sırrı Paşa  Caddesi  üzerindeki  işyerlerinin bayan çalışanları da kapılarında açık havada alışkın oldukları sigaraları büyük bir keyifle içiyorlar...

             Bu görüntü hiç kimseyi ilgilendirmez

              Ancak...

             Toplumun örnek  Bayan öğretmenlerine gelince sigaralarını  ilkokul öğrencilerinin önünde okulunun duvar diplerinde hoş olmayan bir görüntü sergileyerek içmemeleri gerekir diye düşünüyorum.

              Sadece 19 Eylül İlköğretim önünde mi ..!

               Tabi ki hayır..

              Küçük  Öğrencilere Kıymayın efendiler...

            Sigara öldürür..

           Sigara sağlığa zararlıdır..

 

 


DUYARLI OLMAK..!

 

          25 Kasım 2010 tarihli “Ordu Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanemiz” başlıklı yazımda Ordu halkı olarak yıllarca özlemini duyduğumuz Ordu Üniversitemiz ve yapım aşamasındaki Tıp Fakültesi hastanemiz ile ilgili olarak görüş ve duygularımı dile getirmiştim. 

          Yeni ve Modern Tıp Fak. hastanemizin  Ordu Sivas karayolu üzerindeki atıl vaziyette bulunan  ORSAN arazisinde gerçekleşmesinin doğru karar olabileceğinden bahsetmiştim.

          Ordu Üniversitemizin kuruluş aşamasından bu güne kadar geçirdiği evreleri yakından takip edip  kamuoyu ile paylaşmaya çalışmış bir gazeteci olarak düşüncem buydu.

            İlk önceleri  Göğüs Hastanesi, 1980 sonradan geçici olarak Sıkı Yönetim Komutanlığı olarak kullanılan bina SSK Hastanesi olarak hizmet verdi.

            Boztepe Devlet Hastanesi  olarak da tabelası değişen sağlık kurumumuz şimdilerde Ordu’ Tıp Fakültesi hastanesi olarak   Ordululara hizmet veriyor. Prof Dr ve Doç Dr kadroları ile hizmet veren  hastanemize Ordulular  büyük ilgi gösteriyor memnuniyetlerini ifade ediyorlar.

             Bu büyük  sağlık kuruluşumuzu Ordumuza ve Üniversitemize ,Ordululara yakışır yerde, yeni ve modern binalarında çok daha iyi koşullarda  hizmet vermesi de en büyük düşüncelerimizden birisidir kuşkusuz.

           Yüzde 92. Ordu Üniversitesine hissedarları tarafından bağışlan Atıl vaziyette bekleyen ORSAN arazisinde müstakil bir alanda ODÜ Tıp Fakültesi Hastanemizin yükselmesi Ordu Halkı tarafından destek bulacaktır diye düşüncelerimi yazıya dökmüştüm.

                        DUYARLI İNSAN

                          ÖMER AYDIN 

         Ordu Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanemiz” başlıklı yazım yayınlandıktan bir gün sonra  Sanayici İşadamlı Ordu Rotary Kulüp Başkanı Ömer Aydın Telefonla arayarak yazımı okuduğunu ancak Hastanenin yeri konusunda Fakülte bir yerde hastanesi başka yerde olmaz diyerek yanlış düşündüğümü söyleyip  benimle görüşmek istedi..

         Bir araya geldiğimizde elinde Ordu Belediyesinden almış olduğu Orsan arazisini gösteren bir İmar Durumu vardı. Kağıt üzerinde Orsan arazisini bölen üç adet parsel yolu olduğunu ve çevrenin tamamının parsellenmiş mahalleler ve blok evler  oluştuğunu gösteriyordu.

         Aydın Tıp Fakültesi hastanesinin  Üniversite arazisi üzerindeki yapımı devam eden Tıp Fakültesinin bulunduğu yerde olması gerektiğini söyledi. Tıp Fakültesi bir yerde 2o Kilometre uzakta da Tıp Fakültesi Hastanesinin olmasının sakıncalarını  anlattı.

          İmar krokisi ile  Ömer Aydın arabasının direksiyonuna geçti önce Üniversite’nin ve arazisinin bulunduğu Turnasuyu’na gittik. Üniversite alanı içerisindeki Yapılmakta olan Tıp Fakültesinin sıvanmış,beyaza boyanmış büyük binasını gösterdi ODÜ Tıp Fakültesi Hastanesi buraya yakışır..burada olmalı diye üzerine basa basa hastanenin ayrı  yerde olmasının sakıncalarını anlattı.  Yazdığın gibi Üniversite  arazisinde yağışlardan sonra büyük problemler oluyorsa onu da bir şekilde Üniversite yönetimi hallederler halletmeli de dedi..

        Bu konuşmalar sonrası ORSAN arazisine gittik gezdik . Araziyi paralel  bölen yarı açılmış yolları gezdik etrafındaki yükselen onlarca binayı gördük .

         Sanayici işadamı Ömer Aydın’ın CHP-REFAH-ANAP Koalisyon Hükümetinde Ordu Milletvekilleri ile Ordu Heyeti olarak birlikte  Başbakan Tansu Çiller’e Ordu Üniversitesinin kurulması çalışmalarında  Fahri Rektörlük cübbesini giydirdiği zamandan bu güne kadar Ordu Üniversitesi Yaptırma ve yaşatma derneği gönüllüsü olarak Mehmet Aksoy’la birlikte verdiği uğraşları biliyorum.

             Ak Parti Hükümeti zamanında gerçekleşen  Ordu Üniversite,Tıp Fakültesi ve Hastanesi konusundaki hassasiyetini de bildiğimden Ömer Aydın’ın ne demek istediğini de çok iyi anlıyordum.

           Sonuç olarak ben iyi niyet çerçevesinde  bir yazı yazdım ve Tıp Fakültesi hastanesi için bir  görüş beyan ettim en müsait yer ORSAN arazisi dedim... Sonuçta siyasilerimiz ve ODÜ yönetiminin karar vereceği bir gerçek var ortada...

           Duyarlı insan  işadamı  Ömer Aydın’da görüşlerini bildirdi ısrarla Orsan arazisinde Ordu Üniversitenin başka birimlerinin olabileceğini ancak Tıp Fakültesi ve Hastanesinin Üniversite alanında  yan yana olmasına ısrarla dikkat çekti.

       Ordu Üniversitemiz konusundaki her türlü olumlu  görüşe saygılıyız da Keşke diyorum herkes işadamı  Ömer Aydın  gibi açık açık   görüşünü ortaya koyabilse diye düşünüyorum.

         Yoksa yanlış mı düşünüyorum...

       

 

 

 

          HALK EĞİTİM

                      SALONUNDAN

                      ORDU KÜLTÜR

                      SANAT MERKEZİNE...

           Ordu’da yıllarca  Sosyal ve Kültür  Sanat  etkinliklerinde, evlenen çiftlerin Nikah ve düğünlerinde, 10 Kasım Atatürk’ü Anma günlerinde , yılbaşı ve   29 ekim Cumhuriyet Balolarında okulların özel gösterimlerinde ,Tiyatro ve Konser etkinliklerinde  yıllarca Ordu’lulara hizmet vermiş kurumların başında gelirdi Halk Eğitim Salonu...

        1950 önceleri siyah beyaz filmlerin de oynatıldığı Halk Eğitim Merkezi, Lale Sineması olarak ta  Ordu’lulara hizmet verirken  bu salondaki  Lale  sinemanın  makine dairesinde çıkan bir yangın  yaşlı büyüklerimizin anılarında vardır mutlaka..

       Sevgili ağabeyim Galip Oral’a Lale Sinemasını sorduğumda

    “O yıllarda askere gitmemiştim Lale Sinemasının makinistliğini Ayhan Öğe yapıyordu O yangında Orhan Ümit Felek’le beraber sinemadaydık. Pazar günü Sinemada filmin oynadığı sırada Yangın makine dairesinde aniden çıkınca bir anda üst kat alev ve duman içinde kaldı, salonda panik çıkınca da  kendimizi dışarıya zor attık, dışarı çıkınca da içerideki tanıdıklarımıza yardım edebilmek için tekrar salona girdik” dedi... 

       1960’larda Cumhurbaşkanlığı senfoni orkestrasının Ordu konserini, illüzyonist  Abra Kadabra’nın ilginç gösterilerini OBKT nin ilk Tiyatro oyunu HÜLLECİ’yi  kültür ve sanat etkinliklerini  bu salonda izledim. 45 sene önceleri gençliğimizde yine Halk Eğitim solonunda  Ordu’nun ilk şhow orkestrası Karıncalar  ile  verdiğimiz konserlerde Sedat Erdoğan Şevki Ustaoğlu, İrfan Altınel ve Bayan  Solistimiz Ayşegül Felek’in bulunduğu gurubumuzda  davul ve gitar çalıyordum.

         Halk Eğitim Salonunda yapılan düğünler ise Ordu gecelerinin başta gelen eğlence mekanı idi sanki..Gençler bu düğünlerde eğlenirler oynarlar,genelliklede  evleneceği genç kızları görür beğenirlerdi.

        Düğün merasimlerinin yanında her türlü kültür sanat etkinlikleri    bu salonda yapılırdı.. Çünkü başka salon yoktu..

          Halk eğitim salonu Ordu’nun sosyal etkinlik ve Kültür Sanat salonuydu ve uzun seneler böyle devam etti.

       

HALK EĞİTİM’DE

YAZICIOĞLU İMZASI...

         Yaklaşık sekiz sene Ordu Valiliği görevini yapan Kemal Yazıcıoğlu’nun son dönemlerinde Alman mimarisi tarzında sahnenin önünde orkestra çukuru bulanan Halk Eğitim Salonunda büyük tadilat oldu. Bir zamanlar  12 Eylülde gözaltına alınan Orduluların toplanıldığı Halk Eğitim merkezinde  daha modern bir salon yapılmasını isteyen Vali Yazıcıoğlu Salonun iç dekorasyonu  yapımını iç mimar Emin Öztürk’e verdi.

     Bütün bu gelişmeler sonrası  Ordu yeni güzel modern bir sosyal hizmet salonuna Atatürk Kültür Merkezi’ne kavuşmuştu  bu güzel salon 365 sandalyeli idi ve gelişip büyümekte olan Ordu’ya küçüktü...

        

            ORDU KÜLTÜR SANAT

                     MERKEZİ

 

      Kültür ve Turizm Bakanı hemşerimiz Ertuğrul Günay Ordu’muzun  ihtiyacı olan daha önceleri Ordu Belediyesince yeri Kültür Sarayı olarak  ayrılan ve uzun seneler  atıl vaziyette kalan Ahmet Cemal Mağden Caminin yanındaki yere Ordu Kültür Sanat Merkezi’nin yapılması için talimatını verdi.

       Kültür Bakanı Günay Ordu Kültür Sanat Merkezinin ihalesini  ve yer teslimi yaptırdı. İnşatla yakından ilgilendi inşaatı yapım halinde yerinde gezdi incelemelerde bulundu  ve en kısa zamanda bitirilmesini istedi.

        Ordu’lulara uzun yıllar hizmet edecek Kültür Sarayı yaklaşık Onbin M2 kapalı alan üzerine içinde 541 ve 169  koltuklu  2 Konser salonu, 3 sergi salonu, 2 fuaye salonu, resim atölyesi ve Cafesi, Mahalli sanatçıların el emeği eserlerinin teşhir salonu 15 ay gibi kısa bir süre içinde tamamlanmıştı.

          29 Ekim 2010 tarihinde hemşerimiz Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay Sanatsever Ordu’luların katıldığı bir törenle, Ordu Kültür Sanat Merkezi’nin  açılışı yaptı..

        Samsun Devlet Senfoni Orkestrasının Konseriyle güzel  bir gece yaşadı Ordu’lular..  .

           İyi güzelde bilinen bunları neden yazıyorum...?

 

                    ELİF GÜREŞÇİ’NİN

                   MUHTEŞEM KONSERİ

         Ordu Sanatevi Orsev’in özel daveti ile Ordulu hemşerilerine konser vermek için gelen TRT Sanatçısı  Elif Güreşçi’nin Ordu Kültür Sanat Merkezindeki müthiş konserini izleyen gazeteci ağabeyimiz O.Rüştü Baş’ın yazısındaki

     “ Tek kelimeyle Şahane unutulmayacak bir gece yaşadık.

      Hele hele Kültür Sanat Merkezi’nin o büyük salonunu dolduramayacağımız korkusunu yaşadım ve konsere gelenlerden bir kısmının yer bulamayıp geriye dönmesinden çok etkilendiğimi söyledim”..cümlesi dikkat çekiciydi.

         Ordu Kültür Sanat Merkezi Ordu’muza ve Sanatsever Ordu halkına  yakışır bir yerde Kültür Sanat dallarında  çok özel hizmetler verecektir kuşkusuz.

           Bunun içindir ki çalışkan ve başarılı  Kültür ve Turizm Bakanı  Ertuğrul Günay’a ne kadar teşekkür etsek azdır.

          Gazeteci Rüştü Baş’ın Kültür Merkezindeki  Elif Güreşçi’nin beğenilen konserinde Büyük Salonun doldurulamayacağı endişelerine gelince o Büyük dediğimiz salon  bir zaman sonra  Ordu Halkına küçük gelecek gözüken de bu...

 


ORDU ÜNİVERSİTESİ

   TIP FAKÜLTESİ HASTANEMİZ...

        Eski Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı hemşerimiz M.Hilmi Güler’in büyük gayretleri ve titiz  çalışmaları neticesinde 18 Ekim 2010 tarihinden bu yana Eski SSK -  Boztepe Devlet Hastanesinde Ordu’lulara Prof Dr. Doçent Dr ve Yardımcı Doçent Dr  kadroları ile   Ordu Üniversitesi (ODÜ) Tıp Fakültesi  Araştırma ve Uygulama hastanesi olarak başarılı hizmetler veriyor..

            Ordu Halkı yıllarca özlemini duyduğu Üniversitesinin ,Tıp Fakültesi hastanesinin hizmetlerinden mutluluk ve memnunluk duymakta Tıp Fakültesi Hastanesinin  Ordu’ya kazandırılmasında  başta Eski Bakanımız Dr M.Hilmi Güler’e ve emeği geçenlere teşekkür ettiğini düşünmekteyim...

              Geçici olarak Boztepe Hastanesinde Hizmetlerine devam eden ODÜ Tıp Fakültesi hastanemizin  daha büyük ve daha  uygun bir alanda Yeni ve Modern  binaları, Teknolojik iç donanımı ile yakın bir gelecekte Ordu’lulara hizmet vermeleri en önemli ve büyük beklentimizdir.

             Bilindiği gibi Ordu Üniversitesi kurulurken çalışmaları yürütmek üzere Ordu Üniversitesi yapma ve yaşatma derneği kuruldu ve bu dernek önemli faaliyetlerde bulundu . Daha sonraları derneğin sınırlı faaliyet alanlarını aşmak için bu derneğin bu derneğin yönetim kurulu üyelerinin gayretleri ve Ordu Valiliğinin yardımı ile Eğitim Kültür ve Sağlık Vakfı (EVSAV) kurularak özellikle üniversiteye kazandırılacak gayrimenkuller ve diğer varlıklar üzerinde harekete geçildi. Bunlardan biri de atıl vaziyette bulunan ORSAN A.Ş’nin hisselerinin  bu vakfa kazandırılarak mevcut ORSAN arazisi üzerinde bir yapılanmaya gidilmesi hedeflendi.

               Bu nedenle de şirketin  % 92’ye yakın hisseleri vakfa bağışlandı aktarıldı.

            ODÜ TIP FAKÜLTESİNE

                   UYGUN ALAN

                           (ORSAN)

            Bugün bu alan ORSAN özellikle Modern Tıp Fakültesi Hastanesinin yapılması için Üniversiteye verilmesi ve bir an önce Tıp Fakültesi Hastanesinin diğer hastaneler zinciri içinde yer almasına acilen ihtiyaç vardır.

         Bu düşünce Cumhuriyet Kampusu bitişiğinde yapılacak kamulaştırma bedelinin doğrudan bu alanda (ORSAN arazisinde) yapılandırılmasıyla Modern Tıp Fakültesi   hastanesinin bir an önce hayata geçirilmesini gerçekleştirecektir.

         Ordu Halkı Tıp Fakültesini ve Hastanesini üniversite ile eşleştirmiştir. Bu sağlık hizmetinin yıllarca özlemini duymuştur. Mevcut kampusun hastane için alt yapısının bir çok mahsurları vardır. (Hastane Park alanı, hasta yoğunluğu ve öğrencilere vereceği psikolojik etkilenmeler gibi) .

           Hastanenin ORSAN arazisinde yer alması ve  yapılacak Botanik parkımızın da karşısına gelmesi hastaların moral ve hasta yakınları açısından önemli bir kazançtır.Ayrıca Cumhuriyet Kampusuna yakın  geçen yüksek gerilim hattının yer altına alınması  teknik açıdan mümkün görülmemektedir. Bu işi teknik bilenlerine sorduğumuzda Bu hattın yarattığı elektro manyetik alan hastanenin Cumhuriyet Kampusu içinde yer alması durumunda bir çok tıbbi cihazı çalışamaz duruma getireceği yönündedir.

          Mevcut ORSAN alanı ulaşım ve genişleme anlamında bir hastane için en uygun alandır. Bu arazide uygulanan imar planı belediyemiz tarafından yeniden ele alınarak hastanemize uygun bir yapılandırmanın kısa zamanda sağlanması mümkün olabilir.

           Bu ve bunun gibi bir çok düşünceler bu alanın ilimizde yapılması düşünülen bazı birimlerin bu alan üzerinde yapılması yerine buranın başlangıçta ki düşünceler doğrultusunda Üniversitemize  kazandırılması ,Tıp Fakültesi hastanemizin bu alanda yükselmesi  konuya duyarlı Ordu halkı tarafından da önemli destek bulacaktır.

            Ordu’lu Siyasilerimizden , Valimiz Orhan Düzgün’den Belediye Başkanımız Seyit Torun’dan  Ordu Halkı adına dileğimiz özlemini duyduğumuz tam donanımlı ve daha gelişmiş modern Tıp Fakültesi Hastanemizin Orsan’ın hissedarları tarafından % 92’si Eğitim Kültür ve Sağlık Vakfı (EVSAK)’a bağışlanan ORSAN arazinde gerçekleşmesidir.

        

     OKTAY EKŞİ’YE

    TEŞEKKÜRLER...

 

         Ordu’nun evladı Mesudiye eşrafından Hürriyet Gazetesinin eski Başyazarı İstanbul Milletvekili Oktay Ekşi’nin   Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına 15 Ağustosta verdiği  Çevre ve Şehircilik Bakanı tarafından açıklanmasını istediği bir soru önergesine  Ordu’muzu çok yakından ilgilendiren sevindirici bir cevap gelmiş.

          Oktay Ekşi

          Sivas iline bağlı Koyulhisar ilçesi Orta Kent Beldesi Çandır köyü sınırları içerisinde 1980 yılından bu yana Kurşun,Bakır, Çinko madeni çıkartmakta olan ve yıkanmış partiküllü  maden sularını zaman zaman özellikle yağışlı havalarda Melet ırmağına bırakan MENKA isimli şirketin faaliyetlerini araştırılmasını yazılı cevapla istemiş.

            Milletvekili Oktay Ekşi’nin tespit ettiği ve  cevabını istediği soruları arasında ;

            MENKA isimli şirketin 27 Eylül 1996 tarihinde düzenlenen tutanağa göre işletmeye açılmasından 16  sene sonra dahi bu tesis için ÇED raporu almadığı,

           Tesisin drenajının bulunmadığı,

            Maden işletmesinin flotasyon tesisinden kontrolsüz şekilde çıkan atık suların arazi eğilimiyle Melet ırmağına karıştığını Melet ırmağı suyunun Mesudiye, Gölköy,,Gürgentepe, Ulubey ve Ordu Merkezinde içme ve kullanma suyu olarak kullanıldığı,

              “ Atık su miktarını ve zararlarını azaltmak için mevcut iptidai usuller dışında hiçbir tedbirin alınmadığı

               İşletmenin 1. sınıf Gayri Sıhhi Müessese olmasına rağmen bunun için gerekli ruhsatının alınmadığı doğru mudur.

                Tesisin Melet Irmağına boşalttığı zehirli atık yüzünden Mesudiye, Gölköy, Gürgentepe, Ulubey, ve Ordu Halkının şikayetlerine yol açacak şekilde çevreyi ve Melet Irmağını kirlettiği doğrumudur..? dedikten sonra

                  Çevri ve Şehircilik Bakanlığı yöre halkıyla alay edercesine 31 yıldır sürdürülen bu Çevre düşmanı uygulamayı durdurmak için ne yapabilir.? Soruları var..

             

                  ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞINDAN

                            GELEN CEVAP DA

 

                  13/09/2011 Tarihinde  Bakanlığımızca denetim gerçekleştirilmiştir.

                   Denetim sonucunda ,

                   İşletmenin, Atıklarının düzenli depolanmasına ilişkiN yönetmeliğin geçici 2’nci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen süre içerisinde ilgili lisans başvurusu yapmadığı, prosesten kaynaklanan atıkların depo sahasına dökmeye devam ettiği tespit edilmiş olup, söz konusu işletmeye 102.567,00   TL idari para cezası olarak uygulanmasına ve yeni atık barajı inşaatının tamamlanıp, atık kabulüne uygun hale getirilip , Bakanlığımızdan söz konusu atık sahasına ilişkin uygunluk kararı alana kadar işletmenin faaliyetinin tamamen süresiz olarak durdurulmasına karar verilmiştir.

                Ayrıca, işletmenin çevre görevlisi istihdam etmediği , bu konuda çevre  danışmanlık firmalarından hizmet satın almadığı veya çevre yönetim birimi kurmadığı için 5.696.00 TL, emisyon konulu çevre izni için resmi herhangi bir başvuru bulunmadığı için  de 34.189.00 TL para cezası uygulamasına karar verilmiştir.

                 Söz konusu idari yaptırım kararları ilgilisine tebliğ edilme aşamasındadır.

                 Denilmektedir....

                 

                              

                     ELİNE  YÜREĞİNE SAĞLIK

 

                 Sivas Koyulhisar’dan başlayan ve Melet Irmağı ile Ordu sahillerine kadar gelen, insan sağlığını yakından ilgilendiren bu Çevre ve Doğa kirliliğini Karadeniz 52 Gazetemizde defalarca yazmıştık..

                  

                 O zamanlar sevgili  Mürsel Engin başkanlığında  Bir gurup arkadaşımızla yaptığımız bir gezide bu tehlikeli  maden çamurunun ve atık suyun depolandığı büyük tehlikeyi, Koyulhisar’daki  yerinde  gördük.

                  Madenle gelen bu tehlikeyi ısrarla yazdık..

                  Ordu Çevre derneği yaptığı açıklamalarla yetkilileri uyardı

                  Ve Yıllar sonra İstanbul Milletvekili Oktay Ekşi’nin TBMM başkanlığına verdiği bir dilekçe ile Menka ile ilgili sorularının yazılı olarak yanıtlanmasını istedi.  

                 31 yıldır zaman zaman Ordu Valiliğinin de uyarılarına yazışmalarına  rağmen faaliyetine devam eden Maden işletmecisi MENKA nın bu kez Faaliyetinin durdurulmasına,

                  Bu tesise ayrıca 142.452.00 TL para cezası uygulanmasına karar verilmiş.

                  Bu kararın alınmasına haklı olarak gönül koyan  İstanbul Milletvekilimiz , hemşerimiz Oktay Ekşi’ye ne kadar teşekkür etsek azdır.

                   Elinize ,yüreğinize sağlık

                   

                Not:    Çambaşı yolu üzerinde Kabadüz Akgüney köyü içerisindeki yine Melet ırmağı yatağı yakınındaki  Zamantı Maden tesislerinde bulunan Kurşun madeni çökertme havuzunun geçtiğimiz aylardaki selde duvarının çöktüğü ve Kurşun  maden çamurunun Melet ırmağına karıştığını da hatırlatmakta fayda var diye düşünüyoruz..!

 


 

OTSO ve...

ADALETİN TERAZİSİ..

               Tuncer Engin

                2.2.2009 tarihinde   “Gördüklerimiz..Duyduklarımız köşesinde  OTSO MECLİSİNE  ADAY BİR GARİP ÜYE..! başlıklı bir yazı yazmıştım , yazının özeti şöyleydi...

1991 senesinde Ordu Ticaret ve Sanayi Odasının Resmi T.C li mührünün üzerine atılmış sahte imzalı ATR.3 A No 53921 numaralı Dolaşım Belgesi olayı  geldi aklıma... 

           “Bu nasıl iş arkadaşlar şimdi bu sahte imzalı belgeyi bir Cumartesi tatil günü Ordu Ticaret ve Sanayi Odasından odacıyla yaptırıp  Resmi T.C mühürlü çıkartan    şimdi Ticaret Odası Meclis üyeliğine mi aday diye söylenmeye başladım.

          Çok yakında da Başkan olursa hiç şaşırmayın diye söylendim....

O yıllarda elimize geçen ve sahte imzalı düzenlenmiş meşhur A.TR. 3 dolaşım belgesi imza ve evrak  sahteciliğini  OTSO seçimleri öncesi gazetede gündeme getirip yazmıştım.”

                     Uyarımıza rağmen OTSO’dan ses çıkmadı ne hikmetse bir açıklama da gelmedi..!

             

                     19 KASIM 1991 TARİHLİ

                      OTSO KARAR DEFTERİNDEN....

 

             Oysa ki.. 19 Kasım 1991 Salı saat:15 Karar No: 166 sayı ile OTSO yönetim kurulunca gündemin 852. maddesi ile Odanın karar  deftere şöyle geçmişti..

             

          “ Odamızca tanzim edilen A.TR.3 A belgesi Ersan Ltd. Oda mührünün üzerindeki Sahte imzanın görüşülmesi..”

          Kayıt altına alınmış ..26 Kasım l991 günlü 167 Karar ile OTSO Oda Karar defterine yazılı sahtecilik olayı  özette şöyleydi ve Ersan Ltd şirketinin sahibi Süleyman Ersoy’un ise şu ifadesi dikkat çekiciydi...

            “ Şirketten alınan ATR Belgesinin Cumartesi olması nedeniyle Acele Odada temizlik yapmakta olan A.Boztepe’ye Hazırlatarak mühürlettiklerini Oda yetkilisi bulunmadığı için  imzalatamadıklarını ancak ihracatın aksaması durumunda her gün için 500 Mark ceza vermelerinin gerektiği için  bu nedenle Oda Mührü üzerine kendisinin imzaladığını, ortada bir suç varsa firmasıyla kendisinin suçlanması gerektiğini . Odada evrakları takip eden Mehmet Albayrak’ın Firmasının üretim Müdürü olduğunu nitekim suçlanacak olanın Mehmet Albayrak değil firması ve kendisi olduğunu ancak sorunun  Cumartesi Pazar günleri yapacağı ihracatın odanın kapalı olması nedeniyle evrakın imzalanmamasından ve yapacağı ihracatından gecikmesinden kaynaklandığını ifade ederek gereği neyse yönetim kurulu bana göre ifa etsin” dedi...

              

              SONRA NE OLDU..?

           

             4.6 2009 tarihinde Mehmet Albayrak’ın Avukat kardeşi Şeref Albayrak’la hakkımda 5.000 Tl lik Manevi tazminat davası açtı dava dilekçesinin bir yerinde

       ....buna rağmen müvekkilim seçimlerde Meclise girmeyi başarmıştır.

            Diye yazdı...

             Mehmet Albayrak’ın   Avukatı  Şeref Albayrak ile tarafıma   açtığı 5000Tl lik manevi tazminat davamız 28.9.2011 tarihinde Yargıtay Kararı ile son buldu..

              

               Yorumsuz olarak yayınlıyorum...

                               

                                     T.C

                           YARGITAY

                         3. Hukuk Dairesi

 

  Esas NO        : 2010/ 14208

  KARAR NO : 16812

 

                 

                         YARGITAY KARARI

 

            Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonara dosyadan bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.

             Dava, basın yoluyla kişilik hakkına saldırı nedeniyle tazminat istemine ilişkin olup,mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.

              Basın özgürlüğü,Anayasa’nın 28.maddesinde ve 5187 sayılı Basın yasası’nın 1,ve 3.maddesinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemede basın özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir.Basına sağlanan güvencenin nedeni ;toplumun sağlıklı ,mutlu ve güven içinde yaşayabilmesi içindir. Bunun için de kişinin, dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması gerekmektedir. Basın olayları izleme, araştırma,değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma, yönlendirme yetki ve sorumluluğuna sahiptir. Bu nedenle basının yayın yaparken, yaptığı yayından dolayı hukuka aykırılık teşkil edecek olan eylemi, genel olaylardaki hukuka aykırı olan eylemlerden farklılıklar taşır. Yapılan yayının hukuka ayrılık veya uygunluluğu bu farklılıklar gözetilerek belirlenmelidir. Bu nedenle basının ayrı bir konumu bulunmaktadır.

        Basının bu ayrıcalık taşıyan konumu ve özgürlülüğü, tüm özgürlüklerde olduğu gibi sınırsız değildir. Bundan dolayıdır ki, haklarına saygı gösterilmesi gerek Anayasa’nın Temel Hak ve Özgürlükler bölümlerinde yer alan gerekse MK.nun 24 ve 25.maddelerinde ve özel yasalarda güvence altına alınmış bulunan bu iki değerden birinin diğerine  üstün tutulması gerekecektir. Açıklanan bu yasal düzenlemelerden ve yargısal uygulamalardan da anlaşılacağı gibi, basının özgürlüğü ile kişilerin, kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda somut olaydaki olgular itibariyle koruma altına alınmış bulunan bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerekecektir.

         Bunun için temel ölçüt, kamu yararıdır. Yayın, salt toplumun yararını gözeterek yapılmış oymalıdır. Toplumun çıkarı dışında hiçbir kişisel çıkar, gerçeklerin yanlış olarak sunulmasına neden olmalıdır. Gerek yazılı gerekse görsel basının bu işlevini yerine getirirken , özellikle yayının gerçek olmasını , yayında kamu yararı bulunmasını , toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli ve haber verirken özle biçim arasındaki denge de korunmalıdır. Bu ilke ve kurallar gözetilmeden yapılan yayın hukuka aykırılığı oluşturur ve böylece kişilik hakları saldırıya uğramış olur. Anılan ilke ve kurallara uyulması durumunda ise, yayının  Anayasa, Basın Yasası  ve basının genel işlevi karşısında hukuka uygun olduğu, kişilik değerlerine saldırı teşkil etmediği kabul edilmelidir.

          Yine basın,objektif sınıflar içinde kalmak suretiyle yayın yapmalıdır.Olay veya konu ile ilgili olan, görünen bilinen her şeyi araştırmalı, incelemeli ve olayları olduğu biçimi ile yayınlamalıdır.  Bu işlevi ile gerek yazılı ve gerekse görsel basın, somut gereği değil,o anda belirlenen var olan ve orta düzeydeki kişilerce de yayının  yapıldığı biçimi ile kabul edilen olguları yayınlamalıdır. O anda ve görünümünde var olup da sonradan, gerçek olmadığı anlaşılan olayların ve olguların yayınından basın sorumlu tutulmamalıdır.

            Dava konusu 02,02.2009 günü yerel gazetede yayımlanan “ OTSO Meclisine bir garip üye” başlıklı köşe yazısında, davacının Ticaret ve Sanayi Odası Meclisine aday olmasında bahsederek l991 yılında hafta sonu düzenlenen bir dolaşım belgesindeki imzanın sahteliği anlatılmaktadır. Davacı, sahtekarlık suçlamasının  seçilmesini engellemek ve karalamak amaçlı olduğunu ileri sürmüştür.Davalı ise belgelere dayalı  bir olayı gündeme taşıdığını savunmuştur. Mahkemece davacının aday olduğu dönemde 18 yıl önceki bir olayın gündeme taşınmasında kamu yararı ve güncellik bulunmadığı gerekçesiyle davalının sorumluluğuna karar vermiştir.

            Dosyadaki bilgi ve belgeler ile iddia ve savunma incelenip değerlendirildiğinde; haber dayanağı OTSO kararı itibariyle  hafta sonu düzenlenen dolaşım belgesindeki oda mührü üzerindeki imzanın sahte olması,imzayı firmanın üretim müdürü olan davacının değil firma sahibinin attığı konusundaki firma sahibinin beyanı doğrultusunda muhalif görüş de bulunarak idari karar verilmiş olması, imzanın kime ait olduğu konusunda beyanla yetinilip  imza incelemesi yaptırılmamış olması, olayın savcılığa intikal ettirilmemesi olguları itibarıyla  ismi bu sahtecilik olayına karışan davacının aynı kurumun meclisine aday olduğu dönemde böyle bir olayı belgelere dayanılarak kamuoyuna yansıtılmasında kamu yararı ve güncellik bulunduğu, yayının davacının kişilik hakkına saldırı oluşturulmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.

             Şu durum karşısında davanın reddedilmesi gerekirken mahkemece delillerin taktirinde yanılgıya düşülerek davanın sorumluluğuna karar vermesi bozma nedenidir.

              Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın  yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün

               HUMK.nun 428. maddesi gereği BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde  temyiz edene iadesine 18.10.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

               

 

                T.C

             YARGITAY

             3.Hukuk Dairesi

 

 

             ESAS NO      : 2011/ 13708

              KARAR  NO: 2011/14085

 

                                   YARGITAY KARARI

 

                          Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.

                           Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına ve delillerin taktirinde  bir isabetsizlik bulunmamasına göre, yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddi ile usule ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, 28.09.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

 

 

 

                    MOR MENEKŞELER

 

         Orduspor’un Birinci lige adım attığı  1967 senesinden günümüze Orduspor’umuzun  Ordudaki maçlarını izlemeye özen gösteririm. Bu arada  (Höllük) Mehmet’in Afyonspor’a attığı golü de unutamayanlardanım..!

      Mor Beyazlı Kardeş kulüp Afyonspor bu talihsiz  gol sonrası 1.ligden düşmüş ve lig’e de küsmüştü......

     Şehir  Stat’ının olmadığı zamanlarda Milletdüzü’nde Oynanan maçlarda Vilayetin önü deki bayırdan Ordulu bayanların amatör  maçları seyrettiğini eski tarihi Ordu Fotoğraflarından biliyoruz....

       1967’lerden günümüze   Orduspor maçlarına Bayanlar rağbet göstermiş maçları zaman zaman takip etmişti ama Futbol Federasyonun aldığı doğru  karar sonrasında  Orduspor Samsunspor –Orduspor Eskişehirspor maçlarında 500 kişilik Bayan  kontenjanlı  MOR MENEKŞE’lerin  yaptıkları inanılmaz güzel tezahüratların  Orduspor maçlarına farklı bir güzellik, farklı bir kalite ve görüntü getirdiğini söyleyebilirim.

         Türkiye Futbol Federasyonu TFF’nin son yıllarda Stadyumlarda oynanacak maçlar  için aldığı en güzel kararlarından birisi de  belirli kontenjandaki Bayan ve çocuk Taraftarın Tribünlerde ücretsiz olarak yerini almasıdır.

            Bayan ve 16 yaş gurubunun altındaki çocukların parasını yasa gereği yine Federasyon ödeyecektir  bu karar özellikle Anadolu’da statlara bir şenlik havası getirmiştir, onun içindir ki bu anlamlı kararını kutlarım..

          TFF Bu girişimin en güzel örneğini Seyirci cezalı Fenerbahçe seyircisinin  Fenerbahçe Samsunspor maçında kendi  Sahasında Fenerbahçeli 46 bin bayan ve çocuk taraftarın Kadıköy’deki Ünlü Şükrü Saraçoğlu stadında  tribünleri doldurması ve takımlarını 90 dakika desteklemesidir.

           Orduspor-Samsunspor  maçındaki bayan Mor Menekşelerin Mor Beyaz formaları ve  Mor Beyaz atkıları ile Ordu Stadında Maraton Tribününün sol köşesinde kendilerine ayrılan 500 kişilik yerde Başlarındaki 3 Bayan  AMİGO ile 90 dakika boyunca  yaptıkları inanılmaz tezahüratın güzelliğini bütün stad gördü..

            Bayan Amigolar MOR MENENŞELERi ile yine Orduspor Eskişehirspor  Maçında da Takımları Orduspor’u  aynı güzellikte hakemin başlama ve bitiş düdüğü süresince desteklediler Ordu 19 Eylül Stadında çok özel görsel bir güzellik  havası estirdiler.

             Yaz Kış, Karda Yağmurda takımlarına destekleyen Fedakar Erkek taraftarlar ile  unutulmayacak bir uyumu sergilediler Maç SHOW yaptılar

 

                    Şöyle seslendiler ;

                   MOR BEYAZIM BENİM

                   BİRİCİK SEVGİLİM

                   SÖYLE SENDEN BAŞKA

                   KİMİM VAR BENİM...

                    *       *          *           *

               

                    ORDU GOL..GOL..GOL

                    ORDU GOL..GOL..GOL..

                    ŞAMPİYON ORDU...

                    ŞAMPİYON ORDU...

 

                   

           Bana sorarsanız  ve kim yapacaksa Orduspor’umuzu canla başla destekleyen “Stadın Mor Menekşeleri” Bu güçlü hanımlara çok özel çok güzel büyük bir  pankart  yazdırmalı  ve tribünlerinin altına asmalı..

            “MOR MENEKŞELER”

bu spotu hak ettiklerini düşünüyorum,

            Elinize yüreğinize, gönlünüze sağlık diyorum...     



 

TEŞEKKÜR

         Umut Hastanemizde safra kesesi ameliyatım öncesindeki  tetkiklerimde yakın ilgilerini ve alakalarını  gördüğüm Hastanemizin değerli Doktorları

      Dahiliye uzman Dr ALİ MEYDAN

      Kardiyoloji  Uzman Dr KADİR ŞAHNA

     Ultrason Uzman Dr  ALİ BEKİR

     Anestezi Uzman Dr  Nalan ŞEN ile

Ameliyatımı yaparak beni sağlığıma kavuşturan sevgili kardeşim

       Başhekim

       Operatör Doktor 

       KENAN URALKAN’a

      Ve Cerrahi ekibine

Servisinin  titiz ,şefkatli ve  güler yüzlü Hemşirelerine,

Telefonla arayan ve Hastaneye gelerek geçmiş olsun dileklerinde bulunan dostlarıma arkadaşlarıma, Hastaneye ve Evime Çiçek gönderme inceliğini gösteren dostlarıma  ,

          Belediye Başkanımız

           SEYİT TORUN’a

         Özellikle Sevgili Eşim

  N.Ayhan ENGİN’e aileme Dila GÖKALP’e

 Sevgili Kardeşlerim  Atilla ŞİMŞEK’e Erol KARAER’e 

           dostlarıma ve arkadaşlarım en samimi ve içten duygularımla  Teşekkür ederim.

                                   Tuncer ENGİN


 

      GEÇMİŞ OLSUN

            Gazetemiz  yazarı Gazeteci Tuncer Engin ameliyat oldu.

            Ordu Özel Umut Hastanesinde safra kesesinden bir operasyon geçiren Engin kısa sürede taburcu edilerek evinde istirahata çekildi,

            Gazeteci Tuncer Engin’e geçmiş olsun diyor acil şifalar temenni ediyoruz.,

             Ordu Değişim Gazetesi


 


O HASTA SİZLERE ÖMÜR...!           

                                                            

      Bir zamanlar  (Keçiköy) Güzelyalı mahallesindeki çok eskilerde 1958 senesinde Ordu Devlet Hastanesi olarak hizmet vermiş daha sonraları  Yetiştirme Yurdu, Ordu Ziraat Fakültesi ve   Diş Hekimliği fakültesi olarak hizmet veren ve günümüze kadar ayakta kalmış eski güzel  tarihi yapılardan bir tanesidir.

       O tarihlerde Ordu Devlet Hastanesi Keçiköy’ündeki bu tarihi güzel binasında Beş doktor Beş hemşire ile Ordu’lulara sağlık hizmeti götürüyordu...

      1958’de Ordu’da Devlet Hastanenin tek  ambulansının olduğu bu zamanlarda  ufak kamyonetten bozma  ambulansı ayrıca hastaneye erzak ve Personel taşıma servisi de oluyordu..

         Ambulansın bıkmadan usanmadan  gecesini  gündüzüne katarak   hizmet götüren  fedakar sürücüsü de rahmetli İsmail Aydın’dı..

        Manyetolu Santralli telefonların kullanıldığı 1958’lerde  Hastanı hastaneye taşıyacak Tek ambulans hizmeti buydu ve herkes görevini yapıyordu..!

        Günümüzde Ordu’da112 Acil Ambulans Doktorları ve sağlık ekibi 24 saat çok önemli bir sağlık hizmeti veriyor ve onlara ne kadar teşekkür etsek azdır.

         Özelliklede hastanelerdeki doktorlarımıza... Çünkü benimde iki defa gece yarısı bu çok özel sağlık Ambulans hizmetinden yararlanma imkanım oldu.

        

          İnsan sağlığının en hassas olduğu ve hastaneye Acil servise bir-iki  dakika önceden yetişebilmenin önemini sonradan anlıyor insan..

          Çünkü Acilde doktorun yaptığı ilk müdahaledeki teşhisi ve kararı çok önemli..          

         Onun içindir ki 112 Acil Ambulans’ın ve ekibinin  önemini çok iyi biliyoruz..

           Tabii bu arada Ambulansı kullanan  şoförünün de..!

            İyi güzelde bunları neden yazıyorum..?

 

                  ACİL DURUM...

            15 Eylül gecesi Ordu Devlet Hastanesinde gece 1.30 sularında Nefes borusu kanserli ve nefes darlığı çeken bir hastanın Hastanede gördüğü acil tedavi sonrası nefes almasındaki rahatsızlık giderildikten sonra evine ambulansla geldiği gibi götürülmesi gerekiyordu..

             Çünkü doktoru böyle uygun görmüştü...

            Hastane Acil  doktoru ve Hastanın yakınları 112 Acil Ambulans servisini arayarak Hastanın nakli için ambulans istiyor.Çağrıldığı halde Ambulans bir türlü gelmiyor hasta sahibi ısrarla ve  112 yi  defalarca arıyor sonunda telefondaki görevliye sizi Sağlık Bakanlığına şikayet edeceğim diyor ve Taksi çağırıyor...

       Bu son telefondan sonra 52 FZ 154 plakalı  ambulans hasta taksiye bindirilirken lütfen geliyor..Ambulansın şoförü ile hasta sahibi bu defa yine anlaşamıyor..

        Ambulansın şoförü “ Gelmek zorunda değilim  ..İstediğin yere şikayet et” diyor..

        Hasta sahibi ertesi gün Ambulans şoförünün bu tavsiyesini ve hatırlatmasını yerine getiriyor..  Sağlık Bakanı  Recep Akdağ’a bir  şikayet dilekçesi gönderiyor yaşadığı olayı anlatıyor.Daha sonra bu olay üzerine Gazetemizde çıkan “112 Acil Acillik Olmuş” yazısını okuyan İnsan ve Sağlık hizmetlerinde de çok duyarlı valimiz Orhan Düzgün bu garip sağlık Olayıyla ilgili soruşturma başlatma talimatı vermiş..

         Valimiz Orhan Düzgün’e bu duyarlılığından dolayı ayrıca teşekkür ediyoruz..

           

               O HASTA SİZLERE ÖMÜR...!

 

       O geceki üzücü Olaydaki  adı geçen hasta  Feridun Nafiz  Saraç  bir hafta sonra bu kez kaldırıldığı hastanede hayatını kaybediyor..

        112 Acil hizmet Servisinin tamamını bu olaya katmamamız, suçlamamamız  gerekiyor.. Sadece o akşam bir ambulans  şoförünün  yarattığı kişisel bir rahatsızlık tı bu ve yanlış olan da buydu......

        Hastalarımız için Yapılan önemli bir sağlık hizmetinde hastane kapısında  hasta sahibi  insanları bu derecede kırmanın hiçbir değeri olmayacağı gibi yapılan hizmetinde bir anlamı kalmıyor.

          Ve ...

         O hasta sizlere ömür...!



 

                           YASAK BOYDA  AVLANAN  

                      YAVRU BALIKLAR...!

 

       Eylül ayı içerisinde , geçtiğimiz günlerde  Doğa Aktiviteler Derneğine gönderilmiş  Sayı 46 2011 tarihli “GREENPEACE”  isimli  dergi geçti elime. Sayfalarını karıştırdığımda ilginç güzel yazılarla birlikte orta sayfasında  iki değişik boyda yan yana koyulup çekilmiş  İstavrit balığı fotoğrafı dikkatimi çekti.

       Yazının başlığında;

“ Sorumuzun Cevabını Alana Kadar...”

       “Yavru Balıkların avlama boylarının bilimsel verilere göre düzenlenmesi,sürdürülebilir balıkçılık ve sürdürülebilir denizler için mücadeleye devam. Yavru balıkların kurtulması yakındır.” Yazılıydı

       Derginin orta sayfasında Fotoğraftaki İstavrit  balıkları bir cetvelle ölçtüğümde boyları 10 ve 30 santim olan  istavrit balığının küçüğünü görüyoruz satın alıp yiyoruz da büyükleri nerede bu balığın diye de sorası geliyor insanın..!.

        Balıkçı tezgahlarında satılan  küçük yavru istavrit balıklarını bir an düşündüm de... 

        Bunlar büyük  trol veya çevirme balık ağlarıyla  ve de  Büyük balıkçı teknelerinin radarları ile tespit edilip denizlerimizden adeta kazınarak toplanan sürüler halinde dolaşan büyümesine izin verilmeyen yavru istavrit balıkları idi, balıkçı tezgahlarında satılan.

         Ufak balıkçı kayıkları ile  amatör balıkçılarda rızıklarını evlerinin geçimlerini olta avcılığı ile ve sağlayanlardı..

         Büyük balıkçı ağları ile 100-200 kasa veya tonlarca yakaladıkları küçük istavritleri küçük kayıklarda olta avcılığı ile 3-5 kilo olarak yakalayabiliyorlardı sadece ...

        Sonra 40-45 sene önceleri mahalle aralarında iki balık satıcısının  taşıdığı çubuklara asılmış büyük istavrit balıkları geldi aklıma . İkisi iki buçuk liraya satılan büyük  istavrit balıkları...

         Ayrıca yine dizin dizin satılan büyük İstavrit balıkları...Şimdi nerede bu büyük İstavrit balıklarını  göreniniz var mı..?

          Ben görmeyeli çok..çok uzun seneler var.!

           Büyüklerimiz bilirler de size bir sır vereyim. Büyük istavritin ızgarası da inanılmaz lezzetli oluyordu laf aramızda ..!

           Tabii bulabilirseniz..

          Yeni nesil çocuklarımızın  bu bahsettiğim balıkları görme şansı yok..Ancak şu an benimde yıllar sonra GREENPEACA dergisinde gördüğümü ancak görebilirler..

         Acı ama gerçek bu..

        Yine çok eskilerde sahil yolunun geçmediği yıllarda  Küçük iskeleye yanaşmış büyük Hamsi balıkçı teknelerini evden gördüğümüzde ilistir dediğimiz kovalarla iskeleye gider taşıdığımız kovayı teknedeki balıkçıya uzattığımızda balıkçı ağzına kadar Hamsi  dolu teknedeki  taze  kalay gibi parlak hamsiye daldırır kovayı uzatırdı. Kovasını bir veya iki liraya alırdık. Bu yazdıklarımı Ordu’da benim yaşımda olan çoğu insan yaşamıştır bilir...

            Büyük 5-6 kiloluk Kalkan balıklarını balık tezgahlarında görmek ne mümkün..İnsanlar Böyle büyük balıkları alırken Ortasından kestirir ayıklatır bölüşürlerdi..tabi bir zamanlar

            Yine bir zamanlar...

           Denizlerimizde o kadar bereketli balık ve Hamsi avcılığı yapılırdı ki balık   avcısı da balık tüketicisi de bu deniz ürünleri bolluğundan nasibini alırdı.. Gençliğimizde rıhtım iskelesinde oltayla her türlü balığı avlardık.

           O yıllarda  Gece sabahlara kadar oltayla iskelede avlanan amatör  balıkçılar vardı..Genelde Yazın Rıhtımın başında veya yan tarafında Soya tarafında sabah güneşi denizden yükselirken  genelde deniz solucanı kullanılarak  avlanılan büyük kırmızı ( Memülünün gülü..) diye tabir edilen  Barbun balıklarını unutmam mümkün değil..

            Güneş batarken de  Rıhtım istelesinin girişindeki kayalıkların bulunduğu mevkide yakaladığımız Karagöz balıkları... Neydi o günler ve balık bolluğu...

           Büyük istavrit Lüfer,Kofana,Kefal,(Paçoz) Sarıkulak,Barbun,Mavraşgil (Ekşina) Dişli,(Karagöz) , Sargan,Kapaklı..Bu yazdığım balık türleri iskeleden avlanan balıklardı..

           Bu balıklar nerede şimdi..?

           Çevre kirliliği Karadeniz’e akan derelerin sürüklediği tarım ilaçları, Kimyevi  tarım gübresi suları, evlerden atılan Ozon,deterjan,çamaşır suları mutlaka kapalı bir deniz olan Karadeniz’in ekolojisini bozuyordur..

            En Önemlisi bilinçsiz yasak avlanma ve balık boy yasaklarına uyulmaması her şeye rağmen  küçük balıkların tezgahlarda satılması, denetimsizlik.Bütün bunları bir araya getirdiğinizde Balık yokluğundan şikayet etme gibi bir lüksümüz olamaz...

           Lahmacun büyüklüğündeki küçük Kalkan balıklarını Boy yasağına giren küçük parmak büyüklüğündeki Barbunya balıkları , Mezgit balıkları küçük yaprak dediğimiz Çinekop (Lüfer) balıkları ve bunlar gibi nicelerini balıkçı tezgahlarında gördüğümüz ve satın aldığımız müddetçe balık yokluğundan şikayet etmemiz de gerekmiyor.

               Karadeniz’in karşı kıyılarında,Romanya denizlerinde olan 7-8 kiloluk kalkan balıkları ve balık bolluğu neden bizim denizimizde yok.

                Çünkü Denizlerimizde çoğu kez yasaklara uyan yok..

                 Rize’de Su ürünlerinin ürettiği Kalkan Balıklarını küçük  yavru olarak fişleyip suya bırakıyorlar. 300-400 Gramlık Yavru Balıklar büyümeden yolda yakalanıyor tezgahlarda satılıyor..!

              Bütün bunları zaman zaman Biz yazıp biz okuyoruz...

             Yasaklara uymadığımız müddetçe ve Denizlerimizin vede balıkçı tezgahlarının denetimleri olmadığı müddetçe istediğiniz balığı hayalinizde büyütebilirsiniz veya resimlerde görürsünüz..

               Valimiz Orhan Düzgün elinde metre tezgahlarda Avlanma yasağına uymayan balıkları mı denetleyecek..?!

                 Hangi balık büyük hangisi küçük..

                 Sonuçta Hamsi balığı fazla büyümüyor

                  İstavrit balığı büyüyor, diğerleri de..

                 Sonra ne mı olacak..?

                 Bakıp bakıp dururuz.


ORSEV GENEL KURULU ..     

                    VE       

ORSEVİN SANAT DOSTLARI

             
                                                                                                  

                 1991 Senesinde Kurulan Ordu Sanat Evi ORSEV’in  10.Genel Kurulu ORSEV’ salonunda 23 Eylül 20011 Cuma günü saat 17.00 de Sanat adamı Sanat dostu Tunca Gönül’ün Divan Başkanlığında ve Orsev gönüllülerinin katılımıyla  yapıldı.

                 Başkan Sevinç Özel’in Yeni listesi Oy birliği ile kabul gördü. Orsev Üç yıllığına yeni dönem için de  Ordu’da Sosyal faaliyetlerini Kültür Sanat etkinliklerini  Sevinç Özel’in başkanlığında ve yeni Yönetim Kurulu Üyeleri  Başkan Yardımcıları  Necmi  Oğuz, Gülseren Köksal (Yamak) Neşe Yüce, O.Rüştü Baş, Tuncer Engin, Orhan Zafer , Metin Koç ile birlikte sürdürecek hizmet için görev yapacaklar..

                Başkan Sevinç Özel seçimler öncesinde Ordu Sanat evinin 10. olağan genel kurul çalışma faaliyetleri raporlarını okudu ve üyelere  özetle şöyle seslendi.

                 “ Sayın Divan,değerli konuklar basınımızın değerli temsilcileri sizleri yönetim kurulum adına saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. 10. olağan genel kurulumuza hoş geldiniz.

                     Bu yönetim döneminde de büyük bir özveri ile Ordu’muzun Kültür Sanatına katkılarda bulunmaya çalıştık. Ve ilimize zengin bir altyapı kazandırmakta katkılarımız oldu . Ordu’nun sosyal yaşantısına renk kattık güzellikler getirdik, seçisi tutum ve duruşumuzla halkımızın beğeni ve sevgisini yükseklere taşımaya devam ettik.

                    Bu Üçüncü dönemimizde  de geçen dönemlerimiz gibi iyi şeyler yaptık…”

                                         Bence öyle Sevgili Başkanım gerçekten Orsev güzel şeyler yapıyor ve dile kolay ...10. dönem Ordu Sanat Evi Orsev’in Genel Kurulunda Ordu’da Sanata-Kültüre  gönül veren üye ve sanat dostlarımızla yine beraberdik.

                   Orsev’i bu çok özel gününde, yine bizleri yalnız bırakmadılar,bizlere yeniden 3 yıllığına görev verdiler.Sanat dostlarımıza bu vesile ile  saygılarımızı ve sevgilerimizi sunuyorum.

                Orsev’in kuruluşu olan 1991 senesinden bu güne geçen Sanat ve Kültür ağırlıklı,  dolu dolu  21 yılda  Ordu’da Başkanıyla ,yönetim kurulu üyeleriyle en önemlisi sanata ve kültüre katkı sağlayan destek veren  sanat dostu insanlarıyla,  Ordu’da gönüllü hizmet veren  saygın bir sivil toplum kuruluşudur  ORSEV.

               Kimler geldi, kimler geçti Orsev’in  Sanat ve Kültür kervanından ?

               Orsevin kuruluşundan  bu güne   Ordu’da Tiyatro,  Şiir ve Kitap imza ,söyleşi günlerinde ,Mahalli sanatçılarımızı anma gecelerinde fotoğraf ve Resim sergilerinde,  sanatsal söyleşilerde Türk Sanat ve Türk Halk müziği konserlerinin unutulmaz gecelerinde ,Türkiye Cumhuriyeti Kültür Bakanlığı ve Orsev’in işbirliği ile Kültür Bakanlığı sanatçıları Ordu’nun değerleri İrfan ve Cem Gürdal kardeşlerin Türk dünyası ve Anadolu müziği karşılaştırmaları nefis konserleri ve daha niceleri...

              Ordu’muzun  Tiyatro Sanatında  gözbebeği, gururumuz  Ordu Belediyesi Karadeniz Tiyatrosu OBKT’den  sonra Ordu Sanat evi ORSEV’imiz özellikle yaptığı  Tiyatro çalışmaları ve Sanata,  Kültüre yaptığı güzel katkıları ile   daima saygın yerini alacak alkışlanacak ve anılacaktır.

               Ordu Sanat Evi ORSEV’in yer konusunda ki en sıkıntılı anında da desteklerini esirgemeyen şu anki salonun Orsev’e tahsisini sağlayan  Kültür ve sanat gecelerinde Orsev’den ilgisini  esirgemeyen Belediye Başkanı Seyit Torun’a Orsev’in sanat dostları ne kadar teşekkür etse azdır diye düşünürken Orsev’in Başkanı Sevinç Özel’in genel kuruldaki şu sözlerini de yazmadan geçemeyeceğim;

          “Ordu’nun Kültür ve Sanatına bir nebze de olsa katkıda bulunan herkes kendini mutlu saymalıdır. Bu konuda bizim de payımızın olduğunu düşünüyoruz.

              Mutluyuz gururluyuz.

              Tüm bu faaliyetler ve gayretlerimiz Ordu’luları biraz daha sanatsal faaliyetlerin içine çekmek sanat adına potansiyel yaratıp sanatı sevdirmek yarınları, gençleri gelecek kuşaklar için bu günlerden daha güzel kılmaktır.

               Biz bu çalışmalarımızı sadece kendi öz faaliyetlerimizle değil sanatın her alanında çalışan sanatçıları destekleyip, ürünlerini kendi mekanımızda kitlelere ulaştırmada onlara yardımcı olarak ta sürdürdük.

                .......

                    Son olarak Kültür ve Sanat’a destek veren, Kültür ve Turizm Bakanımız sayın Ertuğrul Günay’a ,bizim için bir şans olduğunu düşündüğümüz Valimiz Sayın Orhan Düzgün’e, hep bizimle olarak bize güç veren değerli eşleri Gül hanımefendiye, Orsevde desteklerini her zaman gördüğümüz  Belediye Başkanımız sayın Seyit Torun’a  çok teşekkür ediyorum , Hepinize saygılar sevgiler sunuyorum..

 

                Bizde iyi ki varsın Orsev diyoruz..

                 İyi ki varsın Başkan Sevinç Özel

                 Ve ..

                İyi ki varsınız sanatın dostları...

 
 
  Sitemizi 68191 ziyaretçi (151016 klik) tıkladı copyriht 2009  
 
YOKSULLUĞA VE YOLSUZLUĞA KARŞI ÇEVRECİ HAFTALIK BAĞIMSIZ GAZETE Ulaşım adresi: Kazım Karabekir Cad. Orhan Turnalı iş merkezi No:18/1 ORDU