MEMLEKETE HOŞ GELDİNİZ

   
  Ordu Değişim Gazetesi
  Tuncer Engin ( Yeni)
 







  


Gördüklerimiz
Duyduklarımız!..
TUNCER ENGİN

 Eski Çay Bahçeleri

 

 Bundan yaklaşık 50 sene öncesinde  yani 60 lı yıllarda  Ordu’  iline iki adet çay bahçesi hizmet veriyordu iskele Cay bahçesi ve Öğretmen evinin bitişiğindeki Belediye parkı çay bahçesi Yaz akşamları  bu iki parkta sohbet etmenin farkı bir başkaydı.  Ordu eski Valisi Mustafa Karaer  Gazeteci Rıza Şimşek  çoğu zaman avukat Orhan Kulaçoğlu ile birlikte bu  çay bahçesinin tahta masalarında  oturur çay kahve içer   sohbet ederlerdi. Biz çocuklarda şimdiki öğretmen evinin önündeki çocuk parkındaki salıncaklar boşalsa da bizde sallansak diye bekler dururduk..

      Rahmetli Haluk ve Faruk Uzman  kardeşlerinde  de en büyük zevkleri Rıhtımın parmaklıklarından  denize atlar  oradan Küçük iskeleye kadar  deniz aslanları edasıyla yüzerek gider  sonra aynı stille geri dönerlerdi. Bunu haftanın en az beş günü yaparlardı.Sahilde   yürüyüş yapanlar bu uzun mesafe yüzücülerini konuşurdu.
       Geceleri bu iki bahçe tıklım tıklım olur gece geç saatlerde insanlar evlerine dönerken Münir Denizci  Ustanın lezzetli dondurmasının tadına da mutlaka bakarlardı..

        Eski Tahta masa ve sandalyelerin üzerinde içtiğimiz nefis  çayları unutmamız mümkün değil.1970 li yıllarda Özelliklede Endüstri Meslek Lisesine  Valilikçe iskele çay parkının ortasına yaptırılan Işıklı Atatürk Panosu  İskele Çay Bahçesinde geceleri yandığında bir başka  güzellik ve de özellik taşıyordu.

    Şimdi   Bu iki çay bahçesi de Yenilendi işletmecileri tarafından  modern hale getirildi Yeni şekli ile Ordu’lulara hizmet verecek Yıllarca iskele çay bahçesindeki  yerde duran Işıklı Atatürk’ün   geceleri ışık saçan Atatürk rölyefini de eski yerine koyarlarsa da bundan mutluluk duyarız ...     .

        İki dönem Belediye Meclis üyeliği İmar komisyonu üyeliği kısa bir dönem de olsa  Belediye Başkan vekilliği yaptığım dönemler oldu. Belediye Başkanı Fazıl Sözer’den günümüze Belediye Başkanlarının çalışmalarını az çok takip eden kırk yıllık bir gazeteci olarak şunu söyleyebilirim 

       Bir sürü garipliklerle şehir hayatımız devam ediyor da  bir tekerleme vardır

       Deveye sormuşlar boynun nede  eğri diye..  Nerem doğru demiş..

 

                                        ORHAN YILMAZ

 

          Bir buçuk ay önce kısmi felç geçirdim. Yoğun bakımda 6 gün  yattım tedavi oldum sol elimde bir duyu kaybı  var. Allaha Şükürler olsun ki beterin beter var Baston değneği ile yavaş yavaş yürüyorum. Bilgisayarda yazı yazarken de  zorlanıyorum. Pazar günü  çok eskilerin Uyanış gazetesinin  sahibi sevgili  Orhan Yılmaz  ağabeyin  Cenazesini ancak pazartesi günü öğrenebildim. Allah Rahmet eylesin toprağı bol olsun

         Ailesine ve yakınlarına başsağlığı dilerim. Ruhu şad olsun.

       

 

           YENİ ORGANİZE SANAYİ...

            1991 senesinde ORDU  Organize sanayi Karapınar mahallesi yolu üzerinde istimlak edilen yaklaşık 600 dönüm arsa üzerine yapılırken arsa sahipleri mağdur edildi Arsa sahipleri paralarını uzun bir süre alamadılar arsayı alanlar arazi zengini oldular arsaları ellerinden çay kahve parasına alınan vatandaşlar perişan oldular... Çay kahve parasına istimlak edilen parselleri alanlar arsa zengini oldular arsaları elinden alınan vatandaşlar perişan oldular paralarını almakta güçlük çektiler. Organize sanayi yönetim kurulu  parselleri satarken  yaptıkları sözleşmede  çoğu arsa sahipleri yerine getirmek zorunda olan şartlara uymadılar taahhütlerini yerine getirmediler. İki arsa alan birsine fındık değirmeni yaptılar diğerine bir şey yapmadılar boş tuttular arsaya  depo yaptılar Fabrikaları deposu ile birlikte geçtiğimiz yıllarda TMO’ya kiraya verdiler Organize sanayi DEPO sanayi oldu. Vali Kemal Yazıcığıoğlu zamanında Organize Sanayimi Depo sanayimi diye bir yazı yazmıştım şimdi yine yazıyorum.

            Organize bölgesinde gerçek  istihdam yaratan sanayi  bölgesi şartlarına uygun iş yapan bir kaç sanayicilerimiz var onlar da olmasa Organize sanayimiz içler acısı. Bunları neden yazıyorum..

Yeni yapılacak olan OBS de gerçek sanayicilere yer tahsisi yapılsın Rantçılara arsa tahsisi yapılmasın  Başbakan yardımcısı  Bakanımız Numan Kurtulmuş’a ve Valimiz İrfan Balkanlıoğlu’na  Boztepedeki Radison Blue Oteldeki toplantıda da söyledim Yeni yapılacak OSB de Arsa Rantçılarına dikkat edilmesi gerektiğini söyledim aynı olayı Büyükşehir Belediye Başkanı Enver Yılmaz’a da Belediyedeki basın toplantısında  anlattım. Başkana gazeteci Erol Karaer Düz mahallede bulanık sarı renkte su akıyor deyince Başkan içme sularının günlük numunelerinin alındığını sularda mikrobik bulgulara rastlanmadığını Düz mahallenin su borularının çok eski  pik döküm olduğunu en kısa zamanda boruların değişeceğini söyledi  , surlarımız temiz dedi..

              Gazeteci Atilla Şimşek’de Düzmahallede ki işyerinin musluğundan bulanık su ile birlikte saman parçaları  geldiğini söyledi...

              Arka sırada oturan bir gazeteci arkadaşımız söz aldı sorusunu soruyordu ki Başkan ince bir giydirme yaptı  Önce kendini tanıt sen kimsin deyince solonda bir suskunluk oldu. Gazeteci arkadaş  Ordu’da 10 yıldır gazetecilik yaptığını hatırlattı Başkanım sokakta gördüğünde abi diyorsun burada tanımıyorsun adım Mehmet Ziya Odabaş beni istemiyorsanız gidebilirim  deyince ortam  biraz yumuşadı.Başkanla söyleşi devam etti.

            Mahalle aralarında apartman altlarındaki içkili yerlerden çok şikayetler geldiğini söyleyen başkan yaptığımız tetkiklerde bu iş yerlerinin yasal eksikliklerinin olduğunu içkili yer açmışlar yangın çıkışları yok  önümüzdeki günlerde Başkan eksiklerini tamamlayamayan   40 işyerinin kapatılacağını söyledi. Gazeteci Erol Karaer Ordu’da  Turizmden bahsediyorsunuz İçkisiz turizm mi düşünüyorsunuz  Ordu’ya gelen  Misafirlerimizi götürebileceğimiz düzgün bir yer yok dedi.Başkan Enver Yılmaz İçki polemiğine girmek istemedi Benim zamanımda kimseye içki  ruhsatı verilmedi Mıdı restoranda ise işletmeciler arasında anlaşmazlık sorunu var anlaşamıyorlar dedi. Gazeteci Atilla Şimşek Başkanım Turizm çağrısı yapıyorsunuz Turisti çağırdığınız yerde Tuvalet yok deyince Çok haklısın bunlar planlanmalı dedi başkan. Daha sonraları karşılıklı sohbetle toplantı son buldu.                                          

SERGİYE GİTTİK

 FIRÇA YEDİK...

 

Sergiye gittik  Fırça Yedik  dersem bu da nereden çıktı diyebilirsiniz ? Ordu Büyükşehir Belediye binasının Giriş Katındaki Büyükşehir Belediyesinin  Sanat Galerisinde Değerli gencimiz ressam Emin  Öztürk ‘ün Organize ettiği  Ünlü Grafikerimiz Alametifarikanın yaratıcısı Uğurcan Ataoğlu ve Spor dalında  kitaplar yazan  Sevecen Tunç’un birlikte düzenledikleri Ordu Gol Gol Futbol ve Kent Kültürü  sergisi 13 Ocak’ta   Sanatsever Orduluların katılımları  ile  açıldı İnsanlar açılış öncesinden birbirinden güzel eski fotoğrafları değerlendirmesini kendi aralarında konuşurken Serginin açılışını yapmak üzere Başkan Enver Yılmaz salona girdi sanatsever Ordululara tek tek tokalaştı  ellerini sıktı hoş geldiniz  dedi .

            Bu sıcak  selamlaşmadan sonra sunucu Sanatçılar hemşerimiz  Uğurcan Ataoğlu ile Sevecen Tunç’a konuşmalarını yapmak üzere mikrofon uzattı Onlarda Başkan Enver Yılmaz’a sergi salonunu tahsis ettiği için teşekkür edip kısa konuşmalar yaptılar.

 

                                 BAŞKAN YILMAZDAN FIRÇA YEDİK..!

            Büyükşehir Belediye Başkanı Enver Yılmaz sergide konuşurken salonun Akustiği olmadığı için salonda uğultu oluştu Başkan ben konuşurken yükselen uğultu için benim konuşmamdan kaynaklandığını sandım.  Benden önceki konuşmacıların  konuşmasında da aynı şeyler olmuştu.  Bu tip salonlarda nasıl konuşulacağını bilmeniz lazım.Kendi aranızda   Konuşmak istiyorsanız dışarıya çıkar istediğiniz kadar konuşursunuz şeklindeki sitem konuşmasını sürdürdü sanatçılara emeği geçenlere teşekkür etti. Salondaki misafirler Başkandan  Adabımuhaşeret fırçasını sesi yerinde yedikten sonra sus pus kesildik. Ben dahil Sergideki ince fırçanın  üstüne  ikram edilen kokteyl masasındaki  serin suyu içmeğe başladık...Gazeteci Atilla Şimşek’e Bu fırçada bize uzun zaman yeter. Dedim.

        Salondaki Sportif faaliyetlerde çekilmiş birbirinden güzel nostaljik eski yeni  Fotoğrafları zevkle izledik.Başkan bu serginin daha da zenginleşmesi için insanların ellerinde bulunan eski fotoğrafları serginin daha da zengin koleksiyonu için geri verilmek üzere  emanete istedi.

      Ümit ederim sporsever insanlar ellerindeki eski fotoğrafları paylaşırlar.

       Uğurcan Ataoğlu Orduspor’un efsane futbolcusu PELE EROL için bir Kitap hazırlıyor.Biz biliyoruz ki Uğurcan Ataoğlu yaptı mı en iyisini en güzelini yapar. Bu kitap çalışmasını hasretle bekliyoruz.

       Bu nostalji dolu Ordu Gol Gol  adlı  sergiye emeği geçen herkese teşekkürler...

        Elinize yüreğinize sağlık..                  

        “OCAK AYINDAYIZ

                         KENDİNE İYİ BAK”

             Büroya giderken Sırrı Paşa caddesinde Gazeteci Metin Akyürek arkadaşla karşılaştım Selamlaştıktan sonra Nasılsın iyi misin dileğinde bulunduktan sonra da  Başsağlığı dileğinde bulundu Allah razı olsun dedim teşekkür ettim. Sen nasılsın diye sordum Ocak ayındayız kendine iyi bak temennisinde bulundu..ve ayrıldık.

             Gazeteci arkadaşlar içir Ocak ayının önemi vardır. Çünkü ocak ayında bir çok Gazeteci arkadaşımızı ağabeylerimiz  tesadüf bu ya..hayatlarını Ocak ayında kaybetti onun içindir ki gazeteci arkadaşlarımız  Ocak ayı geldi mi bu temenniyi kendi aralarında  şaka yollu yaparlar.  

       Ocak ayında hayatını kaybeden gazeteci arkadaşlarımıza ağabeylerimize Allahtan rahmet diliyorum mekanları cennet olsun

           10 Ocak Çalışan Gazeteciler günü dolayısıyla Ordu Valisi İrfan Balkanlıoğlu ve Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Enver Yılmaz Anemon Otelde Gazetecilere verdikleri  sabah kahvaltısında bir araya geldiler Gazetecilerin gününü kutladılar. Çok sayıda gazetecinin katıldığı toplantıda ilk  konuşmayı yapın Büyükşehir Belediye başkanı  Enver Yılmaz Basın mensuplarıyla çok eskilere dayanan dostluklarımız oldu. Beni sevenlerde var sevmeyenlerde.. Bu işin tabiatında var . Bu vesile ile aramızın kötü olduğu gazeteci dostlarımız varsa bu günü bir Milat olarak kabul edelim ve barışalım dedi.  Başkan Yılmaz konuşmasını yaparken elektrik kesintisi oldu. Başkan Bu bizden kaynaklanmıyor esprisini yaptı.

             Mikrofona dav et edilen Vali Balkanlıoğlu10 Ocak Çalışan Gazeteciler gününüz kutlu olsun Basının eleştiri yönü olacak Basın Demokrasinin temelidir . En son 15 Temmuz kalkışması  Basın sayesinde atlatıldı . Basının eleştiri yönü de olacak halktan gelen dilek isek ve şikayetleri sayfalarına yansıtacak bizler göreceğiz  bizimde halktan olan istek ve dileğimiz  sizlerin aracılığı ile  halkımıza ulaşacak basın köprüsüdür.. Sizlerin sayesinde dünyanın dört bir yayından haberdar oluyoruz  Sivaş muhabirlerimiz var . Çatışmaların arasında kalan şehit olan  rehin alınan kaçırılan öldürülen gazetecilerimiz var . Bizlere haberleri ulaştırmak için zor şartlar altında fedakarca çalışıyorlar  sizleri kutluyorum diyen Vali Balkanlıoğlu 10 Ocak Gününün  aynı zamanda İdareciler Günü olarak da kutlandığını hatırlattı.

          Bu konuşmalar sonrası Gazeteci arkadaşlardan  Atilla Şimşek  Temel Aşar Osman  Şahin  .......

Erol Karaer birer konuşma yaptılar da hiçbirinin aklına Ocak ayında hayatlarını kaybeden ölen        Gazeteci arkadaşlarımız  gelmedi .

            Konuşmalar sonrası Büyükşehir Belediyesinin hediye poşetleri alamayan  gazeteciler Toplu fotoğraf çekilmesi için havuz başına davet edildi.Bu arada Anemon otelin soğumuş kahvaltı menüsünü de Otele yakışmadığını da burada  yazmadan geçmeyeceğim..

      Gazeteci arkadaşlar  Ocak ayında kendinize iyi bakın Sağlıcakla kalın...

                          BİR GARİP ŞEHİR OLDUK..!

 

        

            Büyük Şehir Belediye Başkanımız Enver Yılmaz seçildikten bir müddet sonra yaptığı bir basın toplantısında Kaldırımlar yaya vatandaşların diye  konuşmuştu da  sevinmiştik . Daha sonraları kaldırımlarda bisikletler Lahmacun dönerci motorları ve bisikletleri kaldırımda yürümeye çalışan  insanların aralarında cirit atmaya başladılar yaya  insanları rahatsız ettiler   . Kaldırım işgalleri bununla da kalmadı özellikle Öğretmen evinin bulunduğu kaldırıma zaman zaman park edilmiş araçlar oluyor engelli araçların park yerleri gerçek engelliler tarafından işgal ediliyor. Bizim gördüklerimiz bu gariplikleri    trafik zabıtası görmüyor mu ?..

           Gariplikler derken Garipler inşaatını Belediye  Parkının bir köşesinde  8. katı Demir konstrüksiyon la tamamlamak üzere yeşil alanlara parklara duyarlı mahalle halkının itirazlarına rağmen çıkmaz sokağın köşesinde  emsal binalardan  daha yüksek olarak  mahallenin ortasında  yükseltiyor..Projesinde 85 yataklı başlatılan otel inşaatı 125 yataklı olarak yapılıyormuş. Böyle bir otelin araç parkını yandaki belediye otoparkı ile düşünürseniz otopark  sorunu da kendiliğinden hal olmuş. Sermaye kendi işini bir şekilde halleder de.Bu şanslı Garip otelin sahipleri Ordu sinemasının bulunduğu yeri de satın aldılar binayı yıktılar yerine  sorunsuz itirazsız olarak  tarihi hamamın  önüne Sinema Oteli yaptılar fakat şehrin ortasında bulunan nostalji Parkın bitişiğinde halkın  yaz aylarında  ailece gidip dinlendikleri çay kahve içtikleri sohbet ettikleri nostalji   parkın köşesindeki Belediyeye ait Parseli de satın alan Garipler  önce bu parselde bulunan Kırk elli yıllık  Büyük sağlam  çam ağaçlarını bir gece operasyonu ile kestiler, öğretmen evi de bir zamanlar aynı şeyi yaptı mahalle sakinleri parkın bütünlüğünün bozulmaması adına  yanı başına Parkın yanına  yapılacak inşaata karşı çıkmalarına rağmen Polis Zabıta korumasında ağaçlar yok edildi ve temel inşaatı  Beton katlarla birlikte yükselmeğe başladı. Bitişikteki  6 katlı inşaatlara inat 8. kat demir konstrüksiyon olarak yapılıyor. Sahil şeridi üzerinde bazı inşaatlar mühendislik dehası olarak sahil yolundan 5 kat arka yoldan 4 kat ruhsat  alarak 9 katlı olarak yasal zemine oturtturulmuş bu garip zeka ürünü 9 katlı binalar mimarlık harikası  !...  olarak  konuşulmaktadır.

         Yine bir basın toplantısında Başkan Yılmaza Bazı işyerleri kaldırımları dükkanın içine alıyorlar işyerlerini büyütüyorlar  diye sorduk Başkan da nerede almışlar diye sordu Belediyenin arka penceresinden bakarsanız görürsünüz  demiştim de Başkan hala  arka pencereden bakacak diye bekliyorum. Demek ki Yapanın yanına kalıyormuş..

    Garipler İnşaatın sahiplerinin Turizm Otelcilik  sektörüne kattığı  Sinema Otelinin konumu  hiç konuşulmayacak ama parkın bitişiğine Gariplerin  yaptıkları yeni 8 katlı  Garip otel inşaatı ise hiç unutulmayacaktır. Gariplikler şehri olduk. Eskilerde bazı  Bayındırlık müdürlüğü ve Belediye imar müdürlüğünün  elemanlarınca  rıhtım başındaki  Yeşil alana yaptıkları Martı  apartmanı,  eski Belediye imar müdürünün sit alanına yeşil alana yaptığı 3 katlı ev inşaatı, Rıhtım başına kıyı kenar çizgisi üzerine yapılan  O tel inşaatı    yine  Eski plaj mevkiine  kıyı kenar çizgisi üzerine kumun üzerine yapılan lokanta  şehirdeki  imar garipliklerin bazıları... Yine  İş Bankasının önündeki bir Garip kaldırım bunlar  say say bitmeyecek Şehirdeki  Garipliklikler dizisinden bazıları..  Bunlar bildiklerimizin gördüklerimizin bazları... Bir zaman içerisinde Martı apartmanın yanındaki arsaya da bina yapmak için müracaat ettiler . Zamanın belediyesi bu arsanın   yeşil alan içinde  olduğu gerekçesiyle inşaat izni vermedi. Belediye isterse bu gibi yeşil alanlara çivi dahi çaktırmazmış tabii isterse  bunu da öğrenmiş olduk da  gönlümüzden geçen bu gibi Şehir  Garipliklerin bundan sonra olmamasıdır.

 

            Rahmetli Alaettin Benal ağabimizin bir sözü vardı  “yaz yaz oku” derdi ,Şehirdeki gördüğümüz Şehir  garipliklerini  biz yazıyoruz biz okuyoruz yaptığımız sadece bu... Turnasuyu Melet arasındaki  kumsalda  Kıyı kenar Çizgisi uygulaması oluyormuş.Bakalım kimlere piyango çıkacak. Bekleyip göreceğiz ... 

                     7 ARALIK 1947

                     BUGÜN BENİM DOĞUM GÜNÜM.

             Bu gün benim  Doğum Günüm.. Doğum günümün dışında Babam  rahmetli Dr İsmail Engin’in Eski çok sayfalı Nüfus Cüzdanımın boş  bir sayfasına benim için yazdığı yazı benim için çok önemli ve anlamlı bir doğum günü hediyesi.

              Sevgili babacığımın bana kendi el yazısı ile yazdığın yazıyı dostlarımla arkadaşlarımla paylaşmak istiyorum. Kişisel bir yazı olacak ama bağışlayın...

                             

                                    Ankara

       Tuncer..!

       Sen hakikatte 7 Aralık 1947 Pazar günü sabahı Ankara’da  Gülhane askeri Tıp akademisi doğum kliniğinde dünyaya geldin.23 gün sonra 1948 senesi başlayacaktı. Eğer senin hakiki doğum tarihini yazdırsa  idim sen yaşından bir yaş büyük  olacaktın .Şimdi ise yaşından  tam bir ay büyüksün.

       9 Mart 1948

       Baban

        Dr. İsmail Engin

 

         Şu anki resmi doğum tarihim nüfus kağıdımda 7 ocak 1948 olarak yazılı yani 69 yaşıma girmiş oluyorum.

         Babam rahmetli  Dr. İsmail Engin Gülhane Tıp Akademisinden  1937 senesinde Askeri  Teğmen  rütbesi ile mezun olmuş sırasıyla  İstanbul Van Erciş Adapazarı Kütahya Ankara ve son olarak Trabzon Asker hastanesinde iken kd Binbaşı rütbesiyle emekliğini istemiş ve Anneme Saniye gezdiğimiz görev yaptığım yerler yeter Artık Ordulu hemşerilerime hizmet etmek istiyorum demiş ve Ordu Devlet Hastanesine Başhekim ve Genel Cerrahi uzmanı olarak tayini çıkmış. Ordu Devlet Hastanesinde görev yaparken 2 Şubat l958 tarihinde bir Pazar günü Şimdiki karayollarının önünde bir Jeep kazasında 47 yaşında mesleğinin en verimli çağında hayata gözlerini kapatmıştır.

       Sevgili babacığım Nüfus kağıdıma yazdığın yazı için sana binlerce teşekkürler. Allahın rahmeti üzerine olsun Işıklar içinde yat...  


              
OVİT VE…

                             GÜZEL ORDU PASTANESİ

               

             

Rize  Erzurum Karayolu üzerinde İkizdere Geçidine 2640 metre  Rakımda  OVİT dağında yapımı son aşamaya gelen Türkiye’nin en uzun Dünyanın çift geçitli 4. büyük  14.3 km uzunluğundaki OVİT tünelinde son aşamaya gelindi.Çok yakında  Tünelin diğer ucundaki ışık gözükecek.

             Böylelikle Türkiye’nin en uzun 15 ocak 2007 de açılan  3.778 kmlik Tüneli Ordu Nefise Akçelik Tüneli  sıfatı da elimizden alınacak. Zaten şehrimizde marka olacak neyimiz var ki diyebilirsiniz. ..

           Eski Merkez  Polis Karakolunun karşı köşesinde  Unlu mamuller üzerine Aile işletmeciliği yapan     Güzel Ordu isimli temiz güzel  bir pastanemiz var. Bu Pastanemizin en büyük özelliklerinden biri senelerdir çocukluğumuzdan bu yana  Ordu’da tek Amonyaklı simit dediğimiz çok özel bol susamlı  bir çıtır simit yapması. Çocukluğumuzda Millet sinemasında 2 simit bir gazoz alır gazoz çabuk bitmesin diye de gazozun kapağını açtırmaz  çivi ile deler gazozu simitle  öyle içer siyah beyaz filmleri seyrederdik. . Bu yazdıklarımı 50 sene önce yapardık neydi o güzelim günler... Biz halen  arada bir bu  Amonyaklı gazlı simitten alır Atilla Şimşek  Can Acar  ve ben  büroda Gazozla içer eskileri konuşuruz..O eski yıllarda   Ordu’nun sosyal hayatına renk katardı Millet Sineması, halen o günler gelir aklıma .. Tiyatroları Konserleri Millet Sinemasında izlerdik. Ahmet Tarık Tekçe’yi Öztürk Serengil’ Yıldıray Çınarı Özcan Tekgül’ü daha nice sanatçıların konserleri bu sinema salonunda izler onları yakından görme imkanımız da bu şekilde olurdu....

        Hepsi iyi güzel de Bu OVİT yazısı nereden çıktı ne alaka diyebilirsiniz.

Güzel Ordu Pastanemizin Özel ürünlerinden  Enfes güzel, Kepekli Sade, enfes Galetalarını ve diğer mamullerini koyduğu ambalaj naylonların üzerinde OVİT yazısını görünce dikkatimi çekti Nereden akıllarına geldi diye düşündüm.araştırdım Pastanenin sahibi olan aile o bölgeden  önce Rize’ye sonradan Ordu’ya gelmişler..

        Uzun yıllar öncesi Ovit bölgesinden Rizey’e oradan İkizdere ilçesi Cimil köyünden  Ordu’ya  göç eden aile . Zaman içerisinde  Güzel Ordu Pastanesi adı altında bir zamanlar Rize’ye de ambalajlı ürünler satıyorlarmış Rize’ deki tanıdıkları esnaflar  Güzel Ordu adı altında mal satıyorsunuz köyünüzün eteğinde bulunduğu Ovit  adını yazın ambalajın bir kenarına deyince  OVİT ismini de ürün ambalajında kullanmaya başlamışlar..

         İyi ki de öyle yapmışlar..

Türkiye’nin  Ordu’dan sonra en uzun OVİT Tüneli açıldığında

        OVİT Tüneli Dünyada  OVİT dağının ve Tünelinin yanı köyleri  Cimil de öyle anılacak

         Ovit Tünelinin yanındaki Cimil  köyü bizim köy diyecekler. Köy bu arkadaşlarımızın olsun bizlerde onların yaptığı kalitesi tescillenmiş beğenilen  nefis Ünlü Amonyaklı simidimizi  Kepekli galetalarımızı.  çıtır üzümlü peksimetlerimizi ve diğer ürünleri afiyetle yiyelim.

       OVİT Dağındaki Dünyanın  tüplü çifT geçitli   4. en uzun  tüneli 14.3 kmle  OVİT Tüneli açıldığında Dünya haritalarında da yerini almış olacak.

        Elinize sağlık...              

 


                 GECİKMİŞ BİR YAZI    

Ani rahatsızlığım  dolayısıyla  Umut Hastanemizde yattığım günlerde yazı yazma şansım olmadığı için Bilgisayarımın başına da geçemedim Teyzemin torunu yeğenim Umut Hastanesinin Röntgen uzmanı Dr Çetin Yener ile Umut hastanesinin birinci katında yaklaşık 15 gün  4 odalık mesafede birlikte yattık ama görüşemedik konuşamadık arada bir odasının kapısına kadar gittiysem de görüşmemiz  konuşmamız nasip olmadı Sevgili eşi Rabia ile  görüşmemizde  Çetin kardeşimin durumunu ondan öğrenebiliyordum ancak. Gazeteci Atilla Şimşek  arkadaşım ile hastaneye yatmadan epey bir zaman önce  Çetin kardeşimin Efirlideki evinde ziyaretine gitmiş orada görüşmüş sohbet etmiştik şimdi iyi ki gitmişiz diyorum.

          Aynı hastanede yattığımız bir gece yarısı bir tanıdığımız odaya geldi Eşim Ayhan’a  Ayhan abla Çetin Ağabeyi kaybettik dedi. Allah Rahmet eylesin diyebildim Eşim Ayhan’la birlikte  Çetin in olduğu odaya doğru gittik Sevgili eşi Rabia’ya Başsağlığı dileklerinde bulunduk.

        Umut Hastanesi değerli bir Uzman Doktorunun Ordu saygın Değerli  bir evladını  kaybetti dedim eşim Ayhan’a  Ertesi Pazar günü Umut Hastanesinin Acil girişinin önünde düzenlenen bir veda töreni sonrası Merkez orta Caminde kınlan öğlen namazı sonrası aile kabristanlığında ebedi istirahatgahında sevenlerinin duaları ve göz yaşlarıyla toprağa verildi. Dedi Atilla arkadaşım

              Sevgili kardeşim mekanın cennet olsun  ışıklar içinde yat  Benim  hastanedeki tedavim devam ettiği için maalesef Çetin kardeşime olan son görevimi  hastanede olduğum içindir ki yerine getiremedim Hastanenin penceresinden kolumda serum torbası ile  ancak dua edebildim. gerçekten üzgünüm. Sevgili eşi Rabia hanımefendiye Allah’tan sabır kederli ailesine Başsağlığı dilerim.

             Bu arada Umut Hastanesinde Tedavimle yakından ilgilenen Hastanemizin Göğüs Hastalıklarının saygın ve değerli  Uzman doktorumuz

             Sayın  SERKAN AKBAY’a

        Özelliklede 20 gün hastane de yattığım süre içerisinde hasta  kaprislerimi  ve huysuzluğumu çeken Sevgili eşim   Ayhan Engin’e  gösterdiği inanılmaz sabır için  Teşekkür ederim.

         Ayrıca Umut Hastanemizin  Göğüs Hastalıkları servisinin şefkatli saygın çalışkan  Hemşirelerine  ve servis çalışanlarına  en samimi duygularımla Teşekkür ederim.

        İyi ki varsınız.

                   ANA TANRIÇA KİBELA

                                   ve BEYAZ ADAM

         Ordu Kurul kayalıklarının olduğu yerde Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın talimatı ile başlatılan Kurul kalesi   Kazı çalışmalarında Gazi Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji bölüm başkanı Prof Dr Süleyman Yücel Şenyurt ve ekibi tarafından yapılan çalışmalar da 2300 yıllık tarihin ortaya çıkarılması neticesinde Helenistik döneme ait olduğu sanılan 1 metre 10 santim yüksekliğinde beyaz mermerden yapılmış Ana tanrıça Kibelelin heykelinin bulunması Ordu’da sevinç ve heyecan yarattı.

       3-4 gün içerisinde kurul kalesini yaklaşık  binlerce kişinin Heykeli yerinde görebilmek için ziyaret ettiği söyleniyor.

        Bu tarihi heykelin ortaya çıkarılmasında emeği geçen herkese teşekkürler de bence en büyük teşekkürün Beyaz adam Enis Ayar’a yapılması gerekir diye düşünüyorum.

          Neden Enis Ayar..!

           Ordu eski Valisi Sami Seçkin zamanında gündeme gelen Kurul Kayası ve   mağarasının  bulunduğu yerde Çamurlarla kaplı balçık merdivenle inilebilen Kurul mağarası yıllarca  kaçak definecilerin de uğrak yeri olmuş. Bayadı köyü hudutları içerisinde bulunan Kurul kayalıklarına ve mağarasına Vali Sami seçkin başkanlığında  gazeteci arkadaşlarla ve Enis Ayar’ın rehberliğinde bir minibüsle  kurul için yola koyulduk . Kurul mahallesine geldik çizmeler ayağımızda fındık bahçesinin yamacına doğru fındık dallarını tutarak kayalıklara zirveye  doğru çıkıyoruz Valimiz Sami Seçkin çamurda  biraz zorlanınca Enis Ayar’ın getirdiği uzun bir ipi Vali Sami seçkin’in beline bağlayıp yukarıdan tepeye doğru çekmeğe başladık. Büyük bir çamur savasından sonra Kurul tepesine nefes nefese çıkmayı başardık. Oradan Ordu manzarası harika gözüküyordu. Kurul Mağaranın kapısında ve çevresinde incelemeler yaptık . Zirvede eski kiremit parçaları birde özel kazılmış bir su sarnıcı ve bir merdivenle inilebilen karanlık   mağara vardı. Kurul mağarası ve Kurul kayalıkları bu şekilde basında gündeme geldi. Bizler yeni gelmiştik ama mağaranın çok meraklısı varmış. Bazı gazeteci arkadaşlar çamurlarla kaplı aşağıya doğru  karanlık merdivenlerden inmeğe başladılar bense 20. basamaktan sonra geriye döndüm.Arkadaşlar da bir müddet sonra dilleri dışarıda nefes nefese  geldiler. Fındık bahçesinin içinden bir zaman sonra   Aşağıya inişimiz daha kolay oldu

       Vali Kemal Yazıcıoğlu zamanında ise Valinin talimatı ile Kurul mahallesinden zirveye Beton merdivenler   yapıldığında Vali Yazıcıoğlu ile gazeteciler bu kez zorlanmadan merdivenlerden  zirveye çıktık. Kurulda Yazıcıoğlu incelemeler yaptı Çevre düzenlemesini yaptırdı... Çamurlu . Merdivenler Melet ırmağına kadar temizlendi aşağıda çamur ve kayalarla doldurulmuş  bazı mağara  odalarına rastlandı 2010 yılında da Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın talimatı ile  Vali Orhan Düzgün ‘ün titizlikle takip ettiği Arkeolojik kazı çalışmaları başlatıldı.. Enis Ayar Kurul’un tanıtımı için elinden gelen her şeyi yaptı sonucunda Kurul’un tanıtımı  yüzünden Başına gelenler pişmiş tavuğun başına gelmedi..!  Ordu Kültür Müdürlüğünce Kurul’un tanıtımına katkıda bulunan İsmet Baş Baki Musabaşoğlu Av Cemal Sarıyer Rüştü Baş ve Enis Ayarı Kurulda tahribat yaptıkları gerekçesi ile  mahkemeye verildi. Bu Ordu aşığı  fedakar  özverili insanlar Ağır Cezada yargılandılar...

            Mitridas’ın kalelerinden birisi olarak 2100 sene önce yaptırılan Kurul kalesi Kazı çalışmalarında Ana Tanrıça KİBELE’nin mermer heykelini Gazi Üniversitesi Ed Fak Arkeoloji  ekibi Böl Başkanı Prof Dr.Süleyman Yücel Şenyurt  ve ekibinin titiz çalışmaları sonucu toprak altından çıkararak yetkililere teslim etti.Bir arkeloğun kazmasının önüne çıkan Bu tarihi eser’in mutluluğu ise Müthiş bir olaydır sanırım..Gerekli incelemeler ve çalışmalar yapıldıktan sonra Ordu Arkeoloji  Müzemizde teşhir edilecek Tanrıça Kibele Ziyaretçilerine Hoş geldiniz diyecek .2 100 yılının Toprak altındaki paha biçilmez  eserini Ordu’muza kazandıran her kese teşekkürler  elinize yüreğinize sağlık...Kurulun ,Yason’un Ordu Turizmine kazandırılmasında büyük payı olan Ordu sevdalısı Beyaz Adam Enis Ayar’a ise sonsuz teşekkürler .

          Düşünebiliyor musunuz  tarihi Kurul kalesinde arkeolojik çalışmalar yapılıyor 2100 yılına ait tanrıça Kibele’nin heykeli bulunuyor Kurul kalesinin arka yüzünde taş alabilmek için bir tarihin kalıntıları tahrip ediliyor dinamit patlatılıyor..2300 yıllık tarihi katlediyorlar.

         Kurul kayalıkları S.O.S veriyor....

 

   VALİ Balkanlılıoğlu KURUL’DA

            Ordu Valisi İrfan Balkanlıoğlu  tanrıça Kibele heykelinin bulunduğu Kuruldaki kazı çalışmalarını yerinde inceledi.

Prf Dr Süleyman Yücel başkanlığın6da 25 Arkeolog tarafından  yürütülen kazı çalışmalarını yerinde inceleyen Vali Balkanlıoğlu yetkililerden bilgi aldı.2100 yıllık olduğu tahmin edilen 110cm yüksekliğindeki  tahtta oturan Ana Tanrıça Kibele heykelinin Türkiye’de yerinde bulunan ilk mermer heykel  olduğu ve dünyada eşine  ender rastlanan bir tür olduğunu söyleyen Vali Balkanlıoğlu  Ordu adına ve Ülkemiz adına çok güzel bir eseri Ordu’da bulup Türkiye Arkeolojisine kazandırmak bizleri mutlu etti.

                Bu heykel bize ayrıca Kurul Kalesinin çok önemli bir yerleşim olduğunu da göstermiş oldu” dedi..

İyi ki varsın beyaz adam...iyi ki varsın..

 

 

BAKALIM NE OLACAK ?..

           Vali  İrfan Balkanlıoğlu Ordu’da    FTÖ operasyonlarında 1273 kişinin soruşturmaları titizlikle devam ediyor dedi.

                    Ordu Valisi İrfan Balkanlıoğlu makamında Basın Mensuplarına 15 Temmuz’da Vatandaşların Cumhurbaşkanının talimatı üzerine sokağa, meydanlara çıkıp bazı  Asker kılığındaki teröristlerin yaptığı  kanlı Darbe girişimini canları pahasına Tankların önüne yatarak helikopterlerin gecenin karanlığında ki hain   ateşine göğüslerini siper ederek hayatları pahasına Fetocu teröristlerin  kanlı Darbe girişimine  göğüs gerdiler  ve destan yarattılar...

            Demokrasiye sahip çıktılar Şehit oldular Gazi oldular Hain Darbe girişimini önlediler. Vatandaşlar  Demokrasiye sahip çıktılar  çapulcuların Adi Darbe  emellerine    müsaade etmediler.

         15 Temmuz Darbe girişimi  Sonrası Bütün Türkiye’de olduğu gibi Ordu  genelinde toplam 1273kişi FTÖ sorgulamasından geçirildi .

         Vali Balkanlıoğlu Yaptığı açıklamada 1273 kişinin soruşturma geçirdiğini 697 kamu görevlisinden 142 sinin tutuklandığını 14 kişinin gözaltında olduğunu 79 memurunda adli kontrol altında olduğunu  aranan 12 kişinin de firarda olduğunu söyledi.

         Belediyelerden 19 kişinin uzaklaştırıldığını da söyleyen Balkanlıoğlu Bu ara haber ve iddialar havada uçuşuyor.Her türlü iddiaların ispata ihtiyacı var herkes iddiasını ispat etmekle yükümlü diyerek sözlerine devam etti.

          Vali Balkanlıoğlu’nun açıklamaları sonrası söz alan Tribün Gazetesi sahibi Atilla Şimşek Ordu Üniversitesinde üç Öğretim Görevlisi Profesörün FTÖ ile ilgili açıklamaları oldu deyince  Vali elinizde belge varsa bunu Cumhuriyet Savcılığına verin deyince Gazeteci Atilla Şimşek Öğretim üyeleri hocaların  Tv konuşmalarını bir CD de toplayıp  Cumhurbaşkanımız sayın Recep Tayyip Erdoğan’a iadeli taahhütlü olarak gönderdim bekliyorum dedi...ve Valimiz  İrfan Balkanlıoğlu’nun  Ordu’daki Terör Operasyonu bilgilendirme  toplantısı  böylelikle son buldu. ODÜ deki Fetö sempaticilerini deşifre eden 3 Öğretim üyesinden Prof Dr İ.D ‘la bir yerde karşılaştık Valimiz İrfan Balkanlıoğlu’nun Terörle ilgili  Basın açıklamasından Gazeteci Atilla Şimşek’in Şikayet dilekçesinden konuştuk.Ben de bekliyorum sözlerimin arkasındayım dedi. Önümüzdeki günlerde ODÜ’de kazan kaynayacak gibi gözüküyor..

            Bekleyip göreceğiz...

 

                      RİO OLİMPİYATLARI

                       TURİSTİK GEZİSİ..!

    Rio olimpiyatlarına katılan sporcularımızın bazılarının Altın madalya hayalleri hüsran oluyor. Şimdilik 2 Gümüş madalya ile  avunuyoruz. Mücadeleci Bayan Basketbol takımımızın son saniyedeki 2 farkla  yenilgisi bizleri üzdü. Ordu’lu hemşerimiz Cevat Karagöl’den madalya bekliyoruz.2008 Pekin 2012 Londra Paralimpik  olimpiyatlarında beklenilen başarıyı gerçekleştiremeyen Milli atıcımız  Karagöl Rio olimpiyatları için “Öncilikli hedef en iyi 8” demiş şimdiden havlu atmış. Biz bunu talihsiz  dil sürçmesi olarak kabul ediyoruz.Sen istersen yaparsın Senden madalya bekliyoruz. Tabii Rio’daki Milli Sporcularımızdan da..Yoksa bunun adı 2016 Brezilya  Rio Turistik Gezisi olur .

        1992 Barselona Olimpiyatlarında Ordulu bayan Sporcumuz Hülya Şenyurt’un Judo dalında  aldığı Bronz Madalyanın gururunu hala taşıyoruz ve Ordu’muza getirilen  Barselona  olimpiyat madalyasının ne kadar önemli olduğunu anlıyoruz.

        Eline yüreğine sağlık  Hülya Arkadaş.. 

 

               

                  KENAN ÇEBİ ve

            GENÇ MÜZİSYENLER...

 

            Avukat Kenan Çebi Sosyal Yönleri fazla olan  kişiliğe sahip bir arkadaşımız.Lise yıllarında Beden öğretmenimiz Osman Tabak zamanında Ordu lisesinin Jimnastik  ELİT gurubunda 19 Mayıs Bayramı gösterilerinde takım arkadaşlığımız  zamanlarında birlikte görev yaptığımız  zamanlardan günümüze tanıdığım yıllarca yaptığı   Avukatlık mesleğinde başarılı  değerli bir arkadaşımızdır. Birlikte eski Ordu  Belediye Başkanımız Kazım Türkmen zamanında Ordu Belediye Meclisinde de bir dönem birlikte   görev yapmıştık.

    Kenan Çebi Avukatlığının yanında  İyi bir  müzik dinleyicisi, Gitar çalan aynı zamanda  değerli   bir Plak albümü  sahibidir. İstanbul’a gelen Dünyaca Ünlü  Müzik guruplarının konserlerini kaçırmaz  biletlerini temin  eder bu konserleri mutlaka izlemeye gider. Geçtiğimiz günlerde bir tanıdığımızın cenazesinde karşılaştığımızdaki sohbetimizde İngiltere’de Londrada dünyaca ünlü BONJOVİ ve Joebonassa ve Whitesnake nin konserine gitmiş  Tek kelime ile Müthişti diyordu ve seyrettiği  ünlü  konserlerin etkisindeydi. Av Kenan Çebi Ordu’ya konserler vermek için gelen  Ünlü gitaristimiz   Cihat Örter’inde  kankası çok yakın arkadaşıdır. 

              Müzikten Gitardan bahsetmişken Ordumuzda meslek sahibi Doktor, Eczacı  öğretmen bildiğimiz  gençliğinden buyana   Müzikten kopmamış  yıllarca elektro gitar çalan çok değerli arkadaşlarımız var. Bu Müzisyenlerin  en başın da da  Dr Ahmet Recep Katırcıoğlunu Ergin  Altınel’i  Ecz Ömer          Çoruh’u, Ersin Erdoğan’ı sayabiliriz. Dr Ahmet Recep Katırcıoğlu Oğulları Dr Mehmet , Eczacı Doğa’da babası gibi müthiş Gitar ve  Org çalıyor beste yapıyorlar boş zamanlarında müzikle uğraşıyorlar. Ahmet Recep Katırcıoğlu arkadaşları ile kurduğu Ordu Sinemasındaki  Köprü konserinde yeğeni Dragon Ali’nin  sahnede Amcasının hemen önünde Elinde küçük gitarı ile Pleybek gösterisi  yapması gecenin sürprizi olmuştu . Dragon Ali şimdi büyüdü kuzenleri gibi  delikanlı oldu Davul ve Org çalıyor beste yapıyor  kuzenlerine eşlik ediyor Babası Eczacı Ferit Katırcıoğlu, amcası Dr. A.Recep Katırcıoğlu gibi Müzisyen bir ailenin genlerini taşıyor.

              Bu değerli müzisyen gençlerimizi sahnelerde Konser ortamında görmek istiyoruz. Çook eskilerde 60 lı yıllarda Ordumuza tek manyetikli  İlk kasalı Elektro gitarı getiren Muzaffer Altınelin yeğeni İrfan Altınel’dir. Bu  Liseli genç arkadaşımızla tanıştıktan sonra Üç gitar bir davulla kurduğumuz İlk Show gurubumuza Muzaffer Altınel’in adını koyduğu Karıncalar sonrası Frekans’lar Orkestramız la Liseli dört lisanla  günün ünlü  Hit Parçalarını   okuyan  Bayan Solistimiz Ayşegül Felek’le ve İrfan Altınel’le  Halk Eğitim salonunda  verdiğimiz  ’ Batı müziği konserlerimizle O yıllarda  gençlerimize  hafif batı müziği alanında  öncülük ettiğimizi de rahatlıkla  söyleyebilirim.

              Yeni yetişen  Müzisyen gençlerimize gelince onlar tek kelime ile harika.. bizimki ise anılarda kalan bir nostalji.

         

BURUK  BAYRAMLAŞMA
                         Ramazan  bayramı kutlamaları  Büyükşehir belediyesinin organize ettiği Protokol bayramlaşması Bu sene Büyükşehir Belediye binasının önündeki geniş  açık alanda gerçekleşti. Sunucu tarafından  Program açıklamasında  Ak Parti Büyükşehir Belediye Başkanı Enver Yılmaz, Devletin Gülen Yüzü  olarak takdim edilen  Ordu Valisi İrfan Balkanlıoğlu Ak Parti  Ordu Milletvekilleri Oktay Çanak Metin Gündoğdu Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı Ordu Milletvekili Seyit Torun’u ve  Devlet Protokolun sayın  üyelerini takdim etti . Sırasıyla Büyükşehir Belediye başkanı Enver yılmaz Ordu Milletvekilleri Metin Gündoğdu Seyit Torun ve Ordu Valisi İrfan Balkanlıoğlu’nu konuşmalarını yapmak üzere kürsüye davet etti. Bayram sabahı erken saatlerde  Ordu Fatsa ve 5 ilçemizde yağan aşırı yağmur heyelanlara sebep olmuş bazı  Köprüleri yıkmış 2 ölü ve çok sayıda hayvan telef olmuş  evler yıkılmış , kayıplar vermişti. Vali Balkanlıoğlu konuşmasında  Nuh Tufanı gibi aşırı yağan yağmuru sanki itfaiye hortumla su sıkıyor benzetmesi yaparak ölümlere neden olan  yağmuru böyle tarif ediyordu. Selden ve yağıştan zarar görenlerin bir an önce hasar  tespitlerinin yapılarak Devletin gereken yardımları yapacağı nı  söylüyordu..

          Başbakan yardımcısı Ordu Milletvekili  Bakan Numan Kurtulmuş’un  katılamadığı  ve Diğer Bayram kutlamalarına göre az sayıda vatandaşların  katıldığı bayram kutlaması için sıraya giren vatandaşlar Vali Balkanlıoğlu’nun ve  Protokolün bayramını kutlayabilmek   için güvenlik şeridi ile belirlenmiş  daracık bir yoldan itişe kakışa geçmek zorunda kaldılar.  

    Ramazan ayı içerisinde Büyükşehir Belediyesinin verdiği toplu  iftar yemeğine katılan  yaklaşık 7.500 kişiden çok az sayıda vatandaşın katıldığı   Ramazan  bayramı kutlamaları için  Kokteyl masalarında Pasta meşrubat ve dondurma ikramının yapıldığı Büyükşehirin ve  Protokolün Ramazan   bayramı kutlamasına gördüğüm kadarıyla bu yıl sel felaketleri sonrasında  fazla ilgi göstermedi. Ordu ve Fatsa ve Perşembe’de  Gece yağan   yağmur  sel  felaketi Samsun  Ordu Giresun karayolu üzerindeki  Efirli Akçaova  köprüsünün bir kısmının  yıkılmasına ölümlere ve  heyelanlara   sebep olan  Aşırı yağmur Bayram   sabahının erken  saatlerinde Ordu’da  hızını kesmişti.

      Gece sabaha kadar yağan yağmur dinmiş ve Ordu’nun üzerinde bayram sabahı   bulutlu güneşli bir hava vardı ve Saat 1.30 da  açık havada Protokolün vatandaşla  Ramazan  bayramlaşmasına müsaade etmişti. Başkan Enver Yılmaz ve Milletvekilleri selden hayatlarını kaybeden vatandaşlara Allah’tan rahmet ve başsağlığı dileklerinde bulundular  vatandaşla bayramlaştılar.

    Altı ilçemizde Aşırı yağışların oluştuğu köprülerin yıkıldığı son yılların en büyük   Sel felaketinde heyelanlar ve Ölümlerin olduğu  Ramazan  bayramı   bu sene buruk bir kutlama ile son buldu.Hayatlarını sel felaketinde kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet  yakınlarına başsağlığı dileriz..

 

 

             İFTAR YEMEĞİ

           YENİ FİDANGÖRDEYMİŞ..!

 

 

  Altınordu Belediyesi 25 Haziranda Yeni Mahalle İsmetpaşa caddesinde vereciği iftar yemeği için SMS ile telefonlara çağrı yaparak iftar yemeğine vatandaşları  YENİ Fidangöre..!! davet ediyor. Davet etmesine ediyor da İsmetpaşa caddesi diye verdiği adresin yanına parantez içnde ( Yeni Fidangör diyede özel bir not d üşüyor.Resmiyette böyle bir cadde olmamasına karşılık gençler kendi aralarındaki konuşmalarında Ne hikmetse Trafiğe kapalı olan Sırrı Paşa caddesine eski Fidangör, Yine araç trafiğe kapalı olan İsmet Paşa caddesine Yeni Fidangör diye adlandırıyorlar. İyi güzel de

İsmet Paşanın ve Sırrı Paşa’nın  adlarının verildiği İki güzel  caddemizin adlarını yok sayanlara bir hatırlatma yapalım..   Fidangör denilen yer neresi diye soracak olursanız daha önceleri de yazdığım gibi   bildiğim kadarıyla öğrendiğimi size aktarayım..Panaguitis Fytanidis Fidangöris 1923 1925 tarihlerinde Ordu’da Eski millet Sineması Denizciler Dondurma salonu  Aktaşlar fırınının  olduğu yerde Fırıncılık yapan Bir Rum vatandaşmış O yıllarda bu fırında çok güzel ekmek yapılırmış nar gibi kızarmış iyi pişmiş  ekmekleri gören vatandaşlar Ekmeği nereden aldınız sorusuna Fırıncı  Fidangör’den aldık cevabını verirlermiş .

       Sadece  fırının olduğu O semt için kullanılan bu isim şimdilerde resmieyette olmamasına karşın ne hikmetse Sırrıpaşa caddesine Eski Fidangör, İsmetpaşa caddesine Yeni Fidangör  olarak vatandaşlar özellikle gençler arasında kullanılıyor.. Gariptir ki Altınordu Belediyesinin düzenlemiş olduğu   İftar yemeğinin duyurusunda SMS inde  İftar  Yemeğinin verileceği caddeyi parantez içerisinde İsmetpaşa caddesini   ( Yeni Fidangör) diye tarif ediyorlar  .

         İşte buna hayret edilir..Belediyenin cadde levhası  kayıtlarında Eski Fidangör-Yeni Fidangör diye levhalı cadde varsa bende özür dilerim . Fakat böyle iki paşanın adlarının verildiği caddelerin yerlerini tarif ederken daha dikkatli olmalarını dilerim. 

        1925 lerde Ordu’da yaşamış  Rum fırıncı Panagıutis  Fytainidis  Fidangöris daha sonraki mübadele yıllarda ailesi ile birlikte Yunanistan’a Atina’ya  giderek Orada da ekmek pasta  fırını açıyor onun çocukları da  Atina ya  yerleşiyorlar.

         Büyükşehir ve Altınordu Belediyemiz Ramazan ayı boyunca vatandaşlara  geleneksel iftar sofraları açıyor binlerce insan oruçlarını bu merkezlerde hep birlikte e açıyorlar .  Afiyet olsun da  iki caddenin adresi konusunda tarif ederken parantez içinde Eski Fidangör Yeni Fidangör sözcüklerinde daha duyarlı gerçek adresi belirtsinler.hepsi bu hayali caddeyi gündeme getirmesinler... Hiç değilse Belediyemiz bunu yapmasın...

                     
        BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ                     

              SANAT GALERİSİ VE ORMEK

 

                       

Belçika’da  yaşayan Ordu’lu Dünyaca ünlü mimarımız Şefik Birkiye’nin ücret talep etmeden çizdiği Ordu’muza hediye ettiği mimarlık harikası anıt, akıllı   Belediye binasının giriş katındaki Büyükşehir Belediye Başkanı Enver Yılmaz tarafından  Sanat Galerisi olarak tahsis edilen yerdeki  salonda  tanzim edilen sanat etkinlikleri Sanat sever Ordu’luların beğenisini alıyor. İnsanlar bu güzel  salonda açılan sanat  etkinliklerini büyük bir zevkle geziyor takdir ediyorlar. Belediye binasının  geceleyin  LED ışıklandırması ise başka bir gece  güzellik katıyor Belediye meydanına .

                 Belediye meydanında ve Belediye sanat galerisindeki Haziran ayının ilk  etkinliği Büyükşehir belediyesi  Meslek ve sanat eğitimi kursları bünyesinde eğitim gören  ORMEK kursiyerlerinin el emeği göz nuru eserlerinin  sergilendiği yıl sonu etkinliği  Belediyenin önünde özel stantlarda Panayır havası güzelliğinde sunuldu. Gazeteci Atilla Şimşek ve Can Acarla birlikte bu  güzelim teşhir stantlarını gezerken siyah Manda   Boynuzundan yapılan Tarakları gördüğümüzde Gazeteci Can Fotoğraf makinesinin vizöründen  Bu güzelim  tezgahı ve üzerindeki el emeği Siyah BİT taraklarını fotoğraflamak için Makinesinin Denklaşörünü  çalıştırmaya başlamıştı bile... Ey gidi eski günler dedim . Şimdiki gençlerin çoğu bu özel sık dişli siyah boynuzdan yapılmış  tarakların ne işe yaradığını bilmezler  dedim...

               1955- 1960’lı yıllarda  evlerde bulunan bu taraklarla anneler kızlarının başında Okullardan geçtiği bilinen Biti almak için Kızlarını dizlerinin dibine oturtarak  tarağın sık dişlerinin bulunduğu tarafı ile tarayarak Bitten ayıklamaya çalışırlar ve uzun saçları ilaçlarlardı.. Erkek çocuklarının  saçlarını kısa kestirirler  okullardaki Bit illetinden korumaya çalışırlardı..  O yıllarda Tahtakurusu  ve sivrisinekten korunmak için Ordu’lular genellikle Çambaşı Yaylasına gider Okulların açılışında Ordu’ya dönerlerdi. Bu seyahatleri ablalarımız ağabilerimiz at sırtında bizim nesilde kamyonlarla Çambaşına çıkarlardık...

              İlk okul 3. sınıftayken   Benim saçlarımda Bit olmadı ama  okulda sıra arkadaşlarından bana başka bir illet Uyuz  geçmişti. Rahmetli annem beni Dr Necmettin Çavuşoğlu’na gösterdi ilaç aldık ..Annemin beni  kül suyu ile yıkar vücuduma  ilaç sürdüğü acılı sancılı  günleri hatırlarım. Çocukluğumuzda ilk okul yıllarında zaman zaman Bit salgınları anılarımız da karşılaştığımız içindir ki  ORMEK yıl sonu sergisinde Gördüğümüz  siyah manda boynuzundan yapılmış Bit  taraklarını tezgahta itina ile dizildiğini  gördüğümüzde nereden nerelere aklımızdan çıkmayan  anılarımız tazelendi. ORMEK yıl sonu sergisine emek veren gençlerimizi insanlarımızı kutlarım. En önemlisi bu etkinliği Belediyenin önünde sergilenmesine katkı sağlayan  Belediye sanat galerisini el emeği göz nuru yapıtlara açan    Belediye Binasının giriş katını Sanat Galerisi haline getiren Büyükşehir Belediye Başkanı Enver Yılmaz’ı kutlarım. 

         Perşembe günü Can Acar arkadaşım Manda boynuzundan yapılan  el yapımı tarakların bulunduğu standa gidip  röportaj yapmak istemiş ama  Tarak sanatçısı  Ustanın tezgahını toplamış ve gitmiş olduğunu öğrenmiş

 

                Bu arada açık havada güneşin altında ki   Sergi açılışını saat 11 olarak belirleyip 11.30 da sergi alanına geç gelen Protokole Açılış saatlerini de geciktirmemelerini öneririm.   

                               Prof Dr  CÜNEYT KORHAN

                          ORAL

                   Annesi sevgili Ülkü Oral ablamızın ölümü sonrasında Büyük oğlu Prof Dr Cüneyt Korhan Oral’ın annesinin Aziz Hatırasına  ithafen yazdığı “ Yalnız da bir Yalın da bir” adlı şiir kitabını sevgili babası Galip Oral’a imzalayıp verdiğinde Galip Oral kitabın ilk sayfasına el yazısı ile şu notu düşer :

 Oğul ;

          Annene kitap yazdın

           Benimkini unutma

                            Galip Oral..

                 12.12.2012 senesinde aramızdan ayrılarak ebediyete giden sevgili ”Çarşının yiğidi sevgili Galip Oral ağabeyimiz için Oğlu Cüneyt Korhan Oral  “ Aşk Akıldan Öte” ismini verdiği Şiir kitabını yayınlayarak  Babasına ithaf eder ve şöyle seslenir:

 

                     Babama

 

         Sen aşkı bilensin

        Aşk için ölüme gülüp geçensin

         Sevda uğruna dünyayı taşıyıp

         Yine de yoruldum demeyensin

 

          Seni mey sarhoş etmez

          Sen aşkın sarhoşluğunda pişensin

          Dostun ihaneti cehennem olsa da

           Canın sevgisini cennet belleyensin

 

            Almakla değil vermekle doyup

            Yunus sevdasıyla hakka gidensin

             Sevgiyle dokundun hasretiyle avundun

              Kıymet bilmeyene eksikliğinle öğretensin

 

               Prf Dr. Cüneyt Kor han Oral’ın annesine yazdığı  ilk şiir  kitabına yazdığı yorumdan sonra  rahmetli Babası için yazdığı “ Aşk akıldan öte”  kitabına  ünlü yazar  AYŞE KULİN

       Şunlar yazdı :

               “ bu kez yudumlayarak değil doya doya içiyoruz gönül ve irfan çeşmesinden... Ve şair öylesine coşku ki,mısralarda bir üçüncü fazın ayak seslerini duyar gibiyim .Ben kendi hesabıma  önce sularında kaybolup sonra özümü  bulacağım bir çağlayana ulaşacağımı umduğum bir sonraki kitabını ,beklemeye başladım bile

                                                                             AYŞE KULİN

 

              Bir başka ünlü yazar Sunay Akın da y rumunda :

           “ hekimlerin ve edebiyatçıların kültür DNA ları aynıdır.

İşte bu yüz den hekimlik sanatın sırlarına erişmş olan Cüneyt Korhan Oral’ın şiir sanatında da boy göstermesine şaşırmamamız gerekir.

Viktor Hugo’nun “ey şair.Bana yağmurdan bahsetme yağdır” sözünü anımsadım ,Cüneyt Korhan Oral’ın şiirlerini okurken

          Gelenekten beslenen bir Şiir bulutu  altında sırıl sıklam oldum...

Bir bilgenin ,tarihin en rüzgarlı vadilerinden gelen sesini duydum

Adının önündeki “Dr”ye” Şr” unvanı ekliyor .

O benim için artık öncelikle” Şr Cüneyt Korhan Oral dır”

                                                                     SUNAY AKIN

 

 Hemşerimiz sevgili kardeşimiz Cüneyt Korhan Oral’n rahmetli Babasına ithaf ettiği   “ Aşk Akıldan Öte” isimli şiir  kitabını dostlarının ve sevenlerinin katıldığı  İstanbul Swiss Otel’deki imza gününde Sevgi seli oluşmuş büyük ilgi görmüş insanlar ünlü doktorun şiir kitabını  imzalatabilmek için saatlerce kuyrukta beklemişler.

        Gönderdiğin kitabını zevkle okuyorum,eline yüreğine sağlık

         Teşekkür ederim kardeşim.

                  BÜYÜKŞEHİR SANAT GALERİSİ VE

                   SANATÇILARIMIZ

    Ordu Büyükşehir Belediyesi girişindeki büyük güzel  salonu tarz bir düzenleme ile Sanat galerisi olarak Ordu’luların hizmetine sunulması ve bu güzel duyguyu Sanatsever Ordu’lularla çeşitli etkinliklerle paylaşması  sanat adına alkışlanır. Bu güzel galerideki son sergi Çanakkale’yi yüzlerce Ordulu heyecanla gezdi Çarşamba günü Uluslar arası Ordu’lu Ünlü  Dört Grafiker ressamımız Gürbüz Doğan Ekşioğlu,Emin Öztürk,Sadık Karamustafa ve  Uğurcan Ataoğlu’nun eserlerinden oluşan tasarımlarının sergisi Sanatsever Ordu’luların beğenisini aldı. Serginin açışlında Büyükşehir Belediye Başkanı Enver Yılmaz  Resim İllüstrasyon ve Grafik Tasarım sergisine katılan Ordu’lu sanatçılarımıza ve katılımcı sanatsever Ordu’lulara teşekkür etti.

      Başkan Yılmaz  “ Bu eserlerin sahipleri Ordu’lu sanatçılarımızın  dünyaya geldikler  bu coğrafyanın manevi ikliminden nasıl ilham aldıklarını ,resim illüstrasyon ve grafik tasarım sergimizde siz değerli sanat severlere sunuyoruz diyerek serginin açılışını yaptı. Sergideki genç bayanlar Başkan Enver Yılmaz’la resim çektirebilmek için sıraya girdiler. Başkan gençlerin bu isteğini kırmadı.

      Sergide eserleri bulunan 

     Sanatçımız Gürbüz Doğan Ekşioğlu Mesudiye doğumlu Uluslar arası sanatçımızın bazı eserleri ünlü NewYorker ve Forbes dergilerine kapak oldu. Almanya Amerika,Belçika,Bulgaristan Çin,İtalya İran,İsviçre ,Japonya Kanada,Kosova Makedonya, Macaristan,Pakistan, Yunanistan’da sergiler açtı. Yeditepe Üniversitesi  Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Tasarım bölümünde yardımcı doçent olarak devam ediyor . Uluslar arası 12 ödül Sahibi.

        Sanatçımız  Emin Öztürk Ordu’da doğdu Lise eğitiminden sonra  İstanbul’da Güzel Sanatlar da eğitim aldı  Türkiye’nin bir çok şehrinde ve  Almanya, Köln,Belçika Genk  Fransa  Pariste,    Yunanistan’da  kişisel sergiler açtı. Ordu’da yaşıyor.Vali Kemal Yazıcıoğlu döneminde Atatürk Kültür merkezi nin iç restorasyonunu yaptı  eski (Halk eğitim salonu). Atatürk bulvarı üzerindeki  Fındık Figürlü anıt  tasarımı Emin Öztürk’ün yapıtı. Karayolu üzerinde  Yalı Cami önündeki  Led ışıklı Balık Figürlü  insanların önünde anı  Fotoğrafı çektirdikleri  tasarım da sanatçı Emin Öztürk ‘e aitti . Yıkıldı, Yıkılan eski Belediyenin önündeki Ordu Şehrinin kurucusu Belediye Başkanı Sü leyman Felek’in büstü ile  depoya kaldırıldı..

            Sanatçımız  Sadık Karamustafa Ordu Yalıköy’de doğdu  İstanbul’da Grafik  tasarım okudu  Fransa’da Grennoble  Pablo Neruda  Kütüphanesi  Japonya Osaka, Tokyo Ginza  Grafik galersi  Nagoya tasarım müzesinde kişisel sergiler düzenledi 1997 de AGI Uluslar arası  Grafik birliğine üye seçildi 2000 de  Kore Seul de  Asya Gırafik  Afiş Trienali Özel ödülü , Bulgaristan  Filibe’de  Fuar afişleri özel yarışmasında  Özel ödül kazandı   l989 dan bu yana  Öğretim üyesi olarak Çalıştığı Mimar Sinan Üniversitesinde  Profesör oldu.

 Sanatçımız Uğurcan Ataoğlu Ordu’da doğdu İstanbul’da Grafik tasarım okudu Profesyonel olarak  karikatür,illüstrasyon  ve çizgi filmler üretti. 2004 yılında Alametifarika  reklam ajansının kurcu ortağı Mimar Sinan Üniversitesi  Grafik Tasarım bölümünde  Öğretim üyesi  olarak görev yapıyor. İstanbul’da , Newyork reklam festivallerinde jüri üyeliği yaptı . Bu güne kadar “ Dedem Mehmet Rıfat ,Yüz soru yüz cevap ,Yirmibeş kuruşluk kitap ve How Are You Bob” adlı dört kitap yayınladı. Ordu Sergisinin fikir babasıdır..

        1994 yılındaki  Çevre yolumuzu istiyoruz , Sahilimize dokunmayın  Yürüyüşünde Çizdiği S.O.S ORDU Afişi ile binlerce Ordu’lunun  Türkiye’de ses getiren yürüyüşünün Afişlerinin tasarımcısı ve çizenidir.  Ve bu özel afiş Büyükşehir belediyesi Sanat Galerisindeki yerindedir.

         Teşekkürler sanatçı dostlarımız elinize yüreğinize sağlık

       Ordulu Sanatçılarımızın sergisini  mutlaka geziniz.

 

 

                                   ORDU SAHİL YOLU

                          DERT  YOLU..!                       

1960 Senesinde Rıhtım başındaki  Tercan’lara ait ev ve kayalık yerin İstimlak Edilerek  dinamitlerle parçalanması sonucu  Dev kamyonlarla taşınan kayalarla denizi doldurularak yapılan Sahil yolu Recai Beyden Ahmet Cemal beyin satın aldığı  meşhur Köşk binasının önünde küçük iskele tarafından gelen yolla birleştiğinde ben oradaydım. Bu yol sonucunda  Ordu koylundaki denize girdiğimiz kumsal yok olmuş buradan bir sahil  yolu geçmişti. Bu yoldan ilk geçen    araçta Perşembe hava  radarını  monte eden teknisyen  Yabancılardan birisine ait stroen marka küçük bir araçtı.

          Karayolları  sahil yolunda gerekli düzenlemeleri yapıp yolu trafiğe açtığında  yolun deniz dalgalarından korunması içinde önüne büyük kayalar döktü .Sahil yolunun geniş kaldırmı döşendi  insanların aynı zamanda gezi yolu oluştu. Gezi yolu ile trafik yolunun arasına çam ağaçları dikildi Ordulularn yıllarca kullandıkları Tabyabaşı  gezi yolu artık sahile inmişti İnsanlar sıcak yaz aylarında serinlemek  ve deniz havası almak için artık  bu yolu tercih etmeye başladı.

        1994 yılında Samsun Sarp arasındaki Karadeniz sahil yolu projesi içinde bu  yolu daha da genişletmek  çif şerit yol yapmak amacıyla taş dökerek uygulamak istedikleri projeye Ordu halkı basını televizyonları radyoları  sivil toplum örgütleri ile Siyas Partilerinde desteği alınarak ve  bir platformda birleşerek  Ordu Gazeteciler cemiyeti öncülüğünde  bir araya gelerek “ Sahilimizi bozdurmayız” Sloganı  ile    karşı çıktılar. Parti gözetmeksizin Belediye Başkanı  Fikret Türkyılmaz   Ordu Milletvekilleri  Ordu  Valisi Sami Seçkinin Belediye Başkanı Fikret Türkylmaz’ında de destek verdiği bu hareket e  Ünlü grafikerimiz Uğurcan Ataoğlunun özel tasarım  S.O.S ORDU Afişleri  ile desteklenince Sahilimize dokunma  sloganı Medyanında  büyük desteği ile  güneşli bir cumartesi günü binlerce  Ordu’lu aileleri ve çocuklarını da  yanına alarak dövizlerle afişlerle rıhtım başında bir araya gelerek yürüyüşe başladı Binlerce kişinin katıldığı  kalabalık insan topluluğu  karayolunun bir tarafını işgal ederek eylemlerini  Atatürk Parkına kadar  Sarı Vosvagen’den yükselen 10. yıl marşı ve Dağ Başını duman almış  marşları eşliğinde kortejin ön safında Gazeteci Mustafa Türkyılmaz ın Türk Bayrağına bürünmüş güzellikle yüründü. Atatürk Anıtının önünde topluca okunan İstiklal marşımız dan sonra yine  okunan bir Ortak  bildiri ile son buldu. Karayolları Bölge Müdürlüğü  Ordu Sahiline bu tepkiler sonucu dokunmamıştı  ama Piraziz Gülyalı Bulancak Giresun un Denizle ola n bağlantısın da sarp’a kadar Taş dökerek mevcut yolu yükselterek  sahildeki evlerin birinci katlarının önlerini taşlar dökerek   kapatmışlardı .

        Ordu insanının  1994 yılında ki bu tutarlı  birlikteliği sayesindedir ki  Ordumuzun güzelim koyunda insan lar gönül rahatlığı içersinde aileleri ile  gezebiliyorlar mevcut çay bahçelerinde sıcak çaylarını yudumlayıp rahat bir deniz havası alıyorlar, günün yorgunluğunu çıkarıyorlar..

         Geçtiğimiz sene içerisinde özellikle yaz aylarında 65 bin aracın geçtiği sahil yolumuzda yapımı devam eden   Çevre yolumuz tamamlandığında sahilden gecen araçların  havaya zehir saçan  Egzoz gazını da daha az soluyacağız.

         Sahilimizin  bozulmazsına doldurulmasına gönlü razı olmayan herkese teşekkür ederim saygılarımı sunarım. Ordu Gazeteciler Cemiyeti  başkanlığım döneminde öncülüğünü yaptığımız  bu sivil toplum hareketiyle     S.O.S lu afiş ve pankartlarımızla bayraklarımızla  sahil yolundan Atatürk parkına kadar yürümüşle sesimizi duyurmuş, Burada okunan İstiklal marşımız ve Okunan Ortak bildirimiz sonrası dağılmıştık..

      

      Bu hareketimiz sonrasında Karayolları Bölge Müdürlüğü aldığı kararla  Ordu sahiline dokunmayarak  Projesini  Sarpa kadar taş dökerek Koyları doldurarak  tamamladı. Sahil yolumuz güzel olmasına oldu da  bin yıllık tabiat harikası koylarımızda  kayalarla dolduruldu..

     Geçenlerde Büyükşehir Belediye Başkanımız Enver Yılmaz’ın Gazetecilerle yaptığı Başkanın deyimi ile İnteraktif basın toplantısında Otobüste bulunan Gazeteci  Atilla Şimşek’in  sorduğu Sahilde  denizin doldurularak yapılması  düşünülen Bisiklet yolu sorusuna  Başkan nereden çıkardınız denizi doldurmayacağız  hazırda bulunan mevcut kayalıkların üzeri doldurularak  ve düzeltilerek bisiklet ve gezi yolumuzu yapacağız  nereden çıkardınız cevabı üzerine Gazeteci Erol Karaer Başkan Belediyenin resmi internet sitesindeki  beyanatınızda  denizi  8 metre doldurulacağınız yazılı  dedi.  Başkan bu defa “Sizin bildiğiniz gibi değil,Var olan kayalıkların üzerini doldurup düzleyeceğiz  diyerek zaten tamamı değil bölge bölge doldurulacak cevabını verdi. Gazetecilerin soruları da bu şekilde son buldu

        Daha sonra ise Denizin 10 metre  doldurulması   ile başlatılan  deniz dolgusu yolu için Kent Platformu üyeleri  bu alanın, denizin  doldurulmaması için eylem başlattılar. Deniz dolgusu alanına çadırlar kurdular . Deniz dolgusunun durdurulması için mahkemeye müracaat ettilerse de  mahkeme Muhatabı Milli Emlak olarak kabul edip Kent Platformunun talebini red etti.

         Güzelim  Sahil yolu dert yolu oldu.

     

                    SAYIN VALİM

                    SAĞLIK  MÜDÜRÜ KOLOMAÇ

                      İPE UN SERİYOR..!

 

             

11 Ocak 2016  Pazartesi sabahı evimde rahatsızlandığımda 112 Acil Ambulansı evden arayarak 112 den  Ambulans istendi . İsmini sonradan öğrendiğim  Ambulans ın görevli   Dr İbrahim Şenel Yalçın ve bir hemşire ile birlikte eve geldiler. Tansiyon um ölçüldü Şekerime  bakıldı  tansiyonum 16.o9 Kan şekerim 190 Vücudumda  halsizlik var nefes almakta zorlanıyordum 4 sene önce Bay Pas ameliyatı olduğum doktora söylendi gece sabaha kadar öksürüğüm kesilmemişti. Pazartesi günü Hastaneye doktoruma gidecektim ani olarak rahatsızlığım artınca da ve fenalaştığımda   112 den acil ambulans İstemek zorunda kaldık.

            Ambulans doktoru olacak  Beyefendi Benim Kendi imkanlarımla hastaneye gidebileceğimin teşhisini koyup beni hasta yatağımda bırakarak Hastaneye götürmedi çekti gitti. Bu olay sonrası  Umut Hastanesinden Ambulans istemek zorunda kaldık . Tekerlekli sandalye ile asansöre  bindirilip aşağıya indik. 4 kişinin yardımı ile sedyeye konup ambulansla Umut hastanesine götürülmüşüm. Acilde gerekli muayene işlemlerim yapılıp Göğüs hastalıkları uzman doktoru Serkan beyin servisine yatırılmışım .Bir hafta bu serviste müşaade altında yatıp taburcu oldum. Uz Dr  Serkan Beye Gösterdiği yakın ilgi ve  tedavisi için teşekkür eder saygılarımı sunarım.

            Pratisyen 112Ambulans doktorunun hastaneye götürmeye lüzum görmediği ben götürüldüğüm hastanede bir haftada zor kendime gelebildim.

            Sayın Valimiz İrfan Balkanlıoğlu’na Valilik toplantı salonunda Sağlık müdürü İsmet Kolomaç’nda bulunduğu bir toplantıda söz alarak Başımdan geçen Olayı anlatarak Beni hasta yatağımda bırakıp “Kendi imkanlarımla  hastaneye gidebilirmişim” teşhisi koyan 112 Acil Ambulans doktorundan Şikayetçiyim dedim.

            Valimiz İrfan Balkanlıoğlu’ da anlattığım Ambulans  olayına hayret etti “Senin görevin Hastayı bir a n önce hastaneye götürmektir. Diyerek görüşünü  ve tepkisini  ifade etmiştir.

            Daha sonrasında Sağlık müdürlüğü Valimizin görüşü doğrultusunda  Kerhen Ambulans  doktoruna soruştura açmak zorunda kalmış yine kerhen  “ laf olsun”   soruşturma sonucu  “Özrü kabahatinden büyük” bir cevabi yazı ile laf cambazlığı yaparak  olayı geçiştirme yoluna gitmiştir.

            Bakar mısınız Sağlık Müdürünün imzaladığı  Soruşturma da ne faraziyeler gelişmiş “112 Acil Ambulansla hastanın götürülmesi halinde hastanede bekleneceği düşünülerek  naklin yapılmadığı belirtilmiş”

            Size ya da yakınınıza “biz sizi götürmeyeceğiz veya Götürmeyiz” şeklinde veya benzer cümle kullanmadıkları,hasta yakının özellikle bilgilendirme sonrasında hastaneye n akli konusunda bir istekte bulunmadığı, sizin veya yakınınızın nakil talebini geriye çevirme gibi bir durum olmadığı,112 ekibinin evinizden ayrılışının gerekli muayene ve bilgilendirmeler sonrası polikliniğe  gidebileceğinize dair olumlu cevap üzerine gerçekleştiği anlaşılmaktadır.

              Sağlık müdürü Kolomaç  Yazdıklarınıza siz inanıyor musunuz. ? Raporunuzdaki  Dede Korkut Masalına Kargalar bile güler.

             112 Acil Servisini Sabah Kahvesine mi mı çağırdık..!  

          Aniden Hastalandığım için yataktan kalkamadım 112 Ambulans hizmetini  istedik..Sabah saban rahatsız mı ettik acaba...!

      Hasta olan,  Ambulans Doktorunuzun Hastaneye  götürmediği hastanede   bir hafta yatarak tedavi gören benim.112 Ambulans doktorunuzun Hastaneye götürmediği “Kendi imkanlarımla hastaneye gidebilirmişim” teşhisi konan  hasta  benim.

   Sayın Valimiz  İrfan Balkanlıoğlunun Valilikteki toplantıda 112 Acil servisiniz için   söylediklerini başka şeyle ilgilendiğiniz  için  duymadınız  veya ciddiye almadınız  sanırım.

 Sayın Valim İl Sağlık Müdürünüz  İsmet Kolomaç “ İpe Un Seriyor”

         Ne diyelim.. Sağlık Olsun mu Diyeceğiz..!

           


                                                     GERCE

                            GRUP YOLU  TAMAM                      

                                  

                   

            Kayabaşı Gökömer Gerce Gurup yolundaki Büyükşehir Belediyesinin yapmış olduğu yol genişletme Sıcak asfalt çalışmalarını yerinde görmek ve bilgilendirme amacıyla Büyükşehir Belediye Başkanı Enver yılmaz Altınordu Belediye Başkanı Engin Tekintaş Ak Parti Ordu vekili  Metin Gündoğdu Ak Parti İl Başkanı Uğur Çelenk Bazı  Daire Müdürleri Gazeteciler Derneği Başkanı Recep Aydın ve Radyo  Televizyon Gazetecileri dernek Başkanı Birol Yılmaz  ve Gazetecilerle birlikte  Saat 12 .00 gibi Kervansaray lokantasının önünden Başkan  Yılmaz’ın deyimi ile İnteraktif Basın Turu için kayabaşI,Gökömer, Gerce Grup yolu Asfalt çalışmalarını yerinde görmek için  Gerce’ye doğru yola çıktık.

   Turnasuyu ‘nun yeşil vadisinden yolumuza devam ettik. Başkan Enver Yılma z Mikrofondan bu yo l güzergahında yapılan çalışmalar hakkında bilgi veriyordu Kayabaşından sonra yol çalışmalarını anlatırken Atların bile yan yana gidemediği eski yolda artık atlar bayram ediyor derken yöre insanın çektiği sıkıntıları anlattı. Yıllar önce   Gazeteci Nedim Kovan’ın Gerce yolu için yazdığı yazılar ve Çektiği Fotoğraflardan da bahsederek Nedim Kovana  anları için mikrofonu verdi. Gazeteci  Nedim kovan  Gerce köyü ne gidip gelirken ve 17 yılını verdiği gazetecilik anılarını anlatırken 26 Km’lik Gurup yolunun Bu ha le geleceğine ben bile inanamıyorum  çok güzel olmuş dedi.

           Gerçekten gurup yolu  genişliği ile alt yapı çalışmaları ile harika hazırlanmış  olmuş zaman zaman dar   kayalık olan yol güzergahı genişletilmiş Asfalt altı  Mıcır malzemesi serilmiş silindirlerle sıkıştırılmış geniş yol Sıcak asfaltını bekliyor. Başkan yılmaz en kısa zamanda  sıcak Asfaltımızı dökeceğiz dedi. Yanımda oturan gazeteci arkadaşım Atilla Şimşek’e Sanırım bu yoldan büyük Otobüsle ilk geçen biz oluyoruz dedim..Sanırım gerçekten de öyleydi.

            Otobüsümüz  Gerceye geldiğinde durdu aşağıya indik biraz yol yürüdükten sonra kurulmuş Pazar yerinden yürüdük köy halkı Cuma namazı için gelmişti. geçtikten sonra Gerce Caminin önüne geldiğimizde öğlen ezanı okundu Namaz için camiye girildi. Namaz sonrası köy meydanında hazırlanmış yemek masalarına  oturuldu. Gerce köyü muhtarı hoş geldiniz konuşması sonrası Belediye  Başkan Enver yılmaz, Belediye Başkanı Engin Tekintaş Milletvekili Metin Gündoğdu birer konuşma yaptılar.

 Büyükşehir Bel.Başkanı Enver yılmaz İlk Milletvekilliği döneminde 4 çekerli araçların bile zorlanarak geldiği dar yollardan söz etti İlk etapta 16 Kmyi asfaltlayacaklarını önümüzdeki senede  başladılar 26 Kmlik Gökömer Gerce Gurp yolunu en kısa zamanda bitireceklerin söyleyerek Yolda çalışan Belediye görevlilerine teşekkür etti. Bu yolların 30 yıl önceleri yapılması gerekirdi dedi Bütçemizin yüzde yetmişini yollara ayırıyoruz Altınordu’da yapımı devam eden üç tane gurup yolumuz var ve tamamında  asfalt çalışmalarımız devam ediyor Yol Medeniyettir diyerek yola çıktık. Bu yolların yapılamasıyla köylerimizden   göçü önleyebiliriz dedi.

        Altınordu Belediye Başkanı Engin Tekintaşda Gerce denilince Ulaşılmaz bir yer akla geliyordu. Bu gurup yolundaki çalışma  özellikle ana ulaşım gurup yollarındaki çalışmalarla sizler hak ettiğiniz  değerlere kavuştunuz  Yaptıklarımızın yetmeyeceğini biliyorum daha neler yapabileceğimizin planların yapıyoruz. Şimdi standartları yüksek olan bu yollar sayesinde herkes bu bölgeye rahatlıkla ulaşabilecektir. Gücümüzü sizlerden alıyoruz ve buna  layık olmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz Bize verdiğiniz desteği boşa çıkarmayacağız Siz varsanız bizde varız dedi.. ve ilave etti Bize verdiğiniz sorumluluk gereği sizin için gece gündüz çalışacağız dedi.

       Dönüş yolunda ise Başkan Enver Yılmaz Gazetecilerin sorularını tek tek cevapladı. Yapılan hizmetleri yerinde göstermek için interaktif basın toplantılarına da devam edeceğini söyledi...           

BAŞKAN YILMAZ’I

 İZLERKEN

 

               Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Enver yılmaz gazetecilere  Ordu’nun çehresini değiştirecek yatırımları yerinde göstermek ve bilgilendirmek amacı ile  düzenlediği basın toplantısı için  gazeteciler Büyükşehir Belediye binasının önünde buluştular biraz sohbetten sonra Başkan Yılmaz geldi gazetecilere hoş geldiniz dedikten sonra birlikte Belediyenin önünde bekleyen otobüse bindik. Otobüsün önünde Başkan Yılmaz mikrofonu eline aldı Profesyonel Tur rehberi gibi iki sene içerisinde Ordu’ya yapıllan kalıcı büyük hizmetlerin yerlerini basın mensuplarına göstererek arazi üzerinde bilgiler verdi yapılan çalışmaları anlattı..

              Yapılacak olan yeni otogarın Mayıs ayında ihale edileceğini söyleyen Başkan Yılmaz bu sayede şehir içi trafiğinin büyük ölçüde rahatlayacağına dikkat çekti. Yeni modern otogarın çatsını güneş enerjisi panelleri sayesinde otogar kendi enerjisini kendi üretecek Otogar çevre yolunun yanında hizmet verecek  Yeni Otogarımızı Mayıs ayında ihaleye çıkarıyor uz diye bilgiler verdi.  Akyazı  mahallesinde bulunan  Rus Pazarı ve kaldıracağız Rus Pazarını ve Pazar yerini  Civil deresi kenarında ki boş araziye yerleştireceğiz  bilgisini verdi..

 

             Başkan Enver yılmaz Otobüsün önünde  Ordunun sorunlarına en kısa zamanda kalıcı hizmetler getireceklerini anlatırken ve 2. Organize sanayi bölgesine gelindiğinde Çoğunluğu Organize sanayi esnafının da hazır vaziyette beklediği alana gelindi  Hazırlanan kürsüye çık arak Basın mensuplarına  ve sanayi esnafına Yapılan hizmetleri anlattı . Yerlere sigara izmariti atılmayan , yerlere tükürülmeyen Korna seslerinin olmadığı huzurlu bir Ordu için  çöp sorunu olmayan  Trafik sorunu olmayan kavgasız gürültüsüz  huzurlu  örnek bir şehir   için çalışmalarımızı sürdürüyoruz dedi. 2. Organize sanayi alandaki konuşmalar sonrası tekrar arabamıza binip geri dönerken başkana AVM sorusu yöneltildi Özel İdaresi alanına yapılması düşünülen AVM için Cevahir firması gelecekmiş sorusuna Başkan Yanlış bilgi dedi  yakın bir zamanda Basın toplantısı yapacağını ve AVM konusunda açıklama yapacağım dedi.geçen seneler içerisinde Adliye sarayının arkasında  AVM için alınan 22 trilyonluk 60 dönümlük  arsaya    Şehir içerisinde müsaade edilmeyecekmiş dedikoduları söylenirken Özel İdarenin Şehrin ortasındaki arsasına  düşünülen AVM söylentisi  Ordu esnafı arasında şaşkınlık yarattı..

      Şehrin insanları için Hizmete talip o lan Başkanlar yaptıkları kalıcı  güzel hizmetlerle anılırlar.Genelde Başkan adayları yarım kalan hizmetler için 2. dönem içinde adaylıklarını açıklarlar Şehirlerde yaşayan vatandaşlar da yapılan kalıcı hizmetlere oy verirler. Belediye Başkanı  Fazıl Sözer’den bu yana hep böyle olmuştur.

      Şimdi Ordu  Şehrine   hizmet sırası  Başkan Enver Yılmaz da Başkan Engin Tekintaş’da 

 

 

                                   BİR GARİP ANLAŞMA..!

           Geçmiş zamanların  ve  çocukluğumuzun Belediye parkından zamanımıza ne kaldı diye soran olursa kocaman bir  inşaat alanı diyebiliriz .

    Zaten Parktan  geriye ne kaldı ki..?

     Büyükşehir Belediye Meclisi aldığı bir karar sonucunda Parkın bitişiğini İhale ile satışına karar verdi. İhale 6.500 Tl 6.5 trilyon lira ile Garipler Firmasına kaldı Garipler firması Daha önceleri özel şahıslardan aldıkları Ordu Sineması binasının yerine de Sinema oteli yapmışlardı. Güzel olan bu   binanın yeri ve konumu tabi ki tartışılmaz. Ama

       Şehrin en güzel yerindeki  insanların yaz aylarında serinlemek için ailesi ile oturabileceği küçük  çocuklarının da  Mehmetçik Çocuk parkında oynayabileceği Düz mahallenin ve de insanların büyük bir kısmının  deniz rüzgarının serinliği yaz aylarında paylaştığı bu güzel açık alana “Garipler” Otel yapacakmış Otelin yan tarafında da Otelin misafirleri için Araçlarını koyabilecekleri Belediyenin  Oto parkı hazır. Otelin  Otopark sorunu da yok

      Bu yerin satışından sonra düz mahalle sakinleri Bu arazinin park alanı ile bütünleşmesi ve  açık park alanı  olarak kalması için  dava açmışlar mahkemeden  bilirkişi istemişler.. Mahkeme Bilirkişilerin verdikleri  olumlu raporları kabul etmemiş davayı şimdilik kaydıyla araziyi alan Şirketin  lehine sonuçlandırmış tır.

     Dosyası  Danıştaya gitmiş.

        Dava taraftarları  danıştayın sonuç  kararını beklerken geçtiğimiz günlerde sabahın erken saatlerinde  Polis ve  Zabıta eşliğinde İnşaat alanındaki yetişmiş çam ağaçlarını kesmek için  gelmişler  bunu gören çevre sakinleri de  ağaçların kesimini  Danıştay Kararı gelene kadar ertelemek için 15 gün müsaade etmelerini Avukatları Haluk Türkmen şirket çalışanından  rica  etmiş arazideki tek katlı binayı yıkabilirsiniz , karar olumlu gelirse kesilen yetişkin ağaçların telafisi olmaz demiştir. Polis yetkilisinin önündeki  bu  konuşmalardan sonra olay yerinden ayrılmışlardır.

    Sermayenin patronları böyle konuşmalara itibar etmeyerek iki gün sonra yine bir erken sabah çıkarması ile polisi de yanına alarak ağaçları kesmişler. Benim evimin yolu üzerinde olduğu için büroya giderken ağaçların kesilmiş olduğunu sözlü  anlaşmanın Garipliğini 40-50 yıldır parkta gölgelik yapan çam ağaçlarının parçalar halinde Çelik Testereye yenik düştüğünü yerlerde süründüğünü gördüm. Ertesi sabahta  erkenden kesilmiş  ağacın ölülerini kamyonlara yükleyin olay yerinden götürmüşler..Garip bir şekilde delilleri kaybetmişler..

     Bu  Garip manzaranın aynısını Öğretmen evi yapılırken de yaşamıştık yine yetişkin üç çam ağacını bu şekilde yok etmişlerdi.Bu ağacın kardeşleri halen Muhtar evinin önünde yaşamaktadır...,  Olayın da Fotoğraflarını çekip Karadeniz 52 gazetemizde de  yayınlamıştık arşivlerimizde de mevcuttur. Sermaye ağaç mağaç tanımaz Sermayenin  Beton sanayi ağaçları her zaman yok eder  katleder ..

       Çambaşı Turnalık Mevkiinde yapılan HES Barajı  için 5-10 bin yetişkin ladin ağacı kesildi de ne oldu..!

 

Dip Not : “ Ormanımdan bir ağaç kesenin başını keserim” 

 

                                                          Fatih Sultan Mehmet

          MERAKLA BEKLİYORUZ!!

      11 Ocak 2016  Sabahı Evimde rahatsızlandığım da yatağımdan kalkacak gücüm yoktu başım dönüyor fenalaşıyordum evden 112 Acil AMBULANS çağırmışlar eve geldiler Tansiyonumu ölçtüler gelen doktora Kalp ameliyatımı dört damarımın değiştiği ayrıca Şeker ve Tansiyon hastası olduğumu söylediler

        Gerekli muayenem sonrası

       112 acil Ambulans doktoru Teşhisini koymuş..

       Kendi imkanlarımla Hastaneye gidebilirmişim diyerek beni hasta yatağımda bırakarak evden ayrılmışlar. Evden bu şaşkınlıktan sonra Özel UMUT Hastanesinden Ambulans istemişler ve beni Hastaneye Ambulansla götürmüşler.  Acil doktorunun  ilk müdahalesi sonrası Göğüs hastalıkları servisine yatırılmışım. 15.1.2016 tarihine kadar 5 gün yataklı tedavi gördükten sonra taburcu oldum.

        Şu işe bakar mısınız 112Acil Gazetecilik  Ambulans doktorunun  aciliyet görmediği hasta 5 günde hastanede tedavi görüyor.

       Bu olay sonrası evde tekrar rahatsızlandım yine evden 112 Acil Ambulans istemişler  bu kez ambulans doktoru gerekli müdahaleyi yapıp beni Hastaneye yetiştirmiş . Nöroloji Uzman doktoru tarafından  yoğun bakım servisine yatırılmışım ve gereken tedavim .23. 1.2016 tarihine kadar  yapılmış . Tedavim sonrası sol kolumda bacakta güçsüzlük hareket kısıtlığı olduğu için yine Umut Hastanesinde bana  Fizik tedavi ve rehabilitasyon  uygulanmakta ,.Halen fizik tedavim devam etmektedir.

        Sonuçta 1977 senesinden  beridir  Ordu’da Sarı Basın Kartlı Gazetecilik yapmaktayım.11 Ocak sabahı rahatsızlık geçirdiğimde 112 Acil Servis doktoru beni  Hastaneye götürmemiş Kendi imkanlarımla hastaneye gidebileceğime karar vermiş beni hasta yatağımda ortada bırakmıştır.

Benim başıma gelen bu Gazetelik  garip olayın başka hastalara da uygulanmaması içindir ki  112 Acil Acillik Olmuş diyerek bir yazı yazarak İlgilileri uyarmak istedim. Eve gelen ilk 112 Acil doktorundan şikayetçi olduğumu söyledim.
          Gazetemize  Açıklama adı altında Bir e-mail geldi.  bu kez Sağlık Müdür Yardımcısı Dr. Seyhan CANBULUT Bana hastanede uygulanan tedaviyi anlatıyor da bana  ilk gelen  112 Acil Ambulans  Doktorunun beni Hastaneye neden götürmediğini yazmıyor..!

          Dr.Canbulut Açıklamasının sonunda  “Konu ile ilgili İstasyon Personeli hakkında inceleme/soruşturma başlatılmıştır yazılı.

    Sağlık Bakanı Sayın  Mehmet MÜEZZİNOĞLU’na iletmek üzere   Bu sonucu bende merakla bekliyorum.

SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜNDEN ‘ACİLLİK’ AÇIKLAMA !!!

 

         11 OCAK 2016 Pazartesi Günü  sabahleyin Zaferi Milli Mah Dr İsmail Engin caddesindeki evimde ani  rahatsızlığım sonucu112 Acil servisten Ambulans yardımı istenmiş. Eve gelen Ambulansın doktorunun muayenesi sonrası  Kalp ameliyatı olduğum 4 damarımın değiştiği ayrıca Şeker ve tansiyon  Hastası olduğum başımın döndüğü söylendiği halde benim kendi imkanlarımı ile hastaneye gidebileceğime karar vermiş ,beni yatağımda bırakarak evden ayrılmıştır.

       Ambulans Doktorunun Bu garip davranışı sonrası bu kez   UMUT hastanesinden ambulans istenmiş ve Acil olarak Umut Hastanesine sevkim yapılmıştır. 5 gün hastanede yatarak tedavi gördükten sonra evde tekrar rahatsızlandım yine Acil Ambulans istenmiş  ve hastaneye naklim yapılmıştır. Nöroloji yoğun bakımda 5 gün yattıktan sonra ancak kendim gelebildim. Evde bir müddet istirahat ettikten sonra 10 Şubat 2016 tarihli Tribün gazetesinde     İMDAAT 112 ACİLLİK olmuş başlıklı bir yaz yazı yazarak SAĞLIK Müdürü İsmet KOLOMUÇ’a 11 Ocakta Hasta olduğumu gördüğü halde Ambulansla beni hastaneye götürmeyen Ambulans doktorundan şikayetçi olduğumu belirtmiş tim. Gazetede ve internette yayınlanan bu yazı üzerine Sağlık müdürümüz KOLOMUÇ bu yazı üzerine  Sağlık Bakanlığı ve Ordu valiliğine bir bilgilendirme yazısı hazırlamış ve sunmuştur.

     Müdür beye konuya hassasiyetinden dolayı teşekkür ederim de Ne var ki  Devletin 112  Ambulans doktorunun Acil hasta olduğumu yataktan ayağa kalkacak halimun olmadığını gördüğü halde beni ambulansla  hastaneye götürmemiş ve Kendi imkanımla hastaneye gitmem i uygun gördüğü  ve bu  sebepten şikayetçi olduğumu hazırladığı cevabi yazıda belirtmemiştir.

           Yazdığım yazıda özellikle bunları  belirtmişim .Okumadanız sanırım .yoksa ben mi yanlış anlattım..?

             Sayın sağlık  Müdürüm biz yanlış yerden 112 Acil Ambulans mı istedik acaba.

     Belediyeyi  arayıp  Cenaze nakil arcı mı isteseydik..!                             

           İMDAAT..
           112 ACİLLİK OLMUŞ..!!

 

            Bu yazıyı yazabilmek için yaklaşık bir ay beklemek zorunda kaldım çünkü Umut hastanesinde yatarak tedavi görüyordum . 11 Ocak Pazartesi günü sabahı evde rahatsızlandım yataktan kalkamadım  halsizleştim başım dönMEYE başladı evden 112yi arayıp ambulans çağırmışlaR bir zaman sonra ambulans gelmiş  ambulans doktoru ile                         bir hemşire geldi yanıma  o sırada  iki kişi beni yatağın yanına  zor oturttular  başım dönü yordu 112 Ambulansın pratisyen  doktoru muayene etti  benim ambulansla taşınacak hasta olmadığıma karar vermiş bay doktor..

               Kendi imkanlarımla ben hastaneye gidebilirmişim.. Ona karar verdi ve  çekip gittiler .Ayakta durabilecek takatim yürüyebilecek halim olsa doktorun sözlü reçetesini  yerine getirebilirdim belki. 

                İşte bu teşhise bu hizmete şapka çıkartılır.Ev halkı bu kez  Umut hastanesinden Ambu1lans çağırmışlar ambulans geldi ve beni hastaneye götürmüşler İlk müdahalem Acilde yapılmış ve beni hastaneye yatırmışlar. Bir hafta tedavi gördükten sonra ancak  hastaneden çıkabildim.

              112 Acil doktorunun Ambulanslık hasta değil kendi imkanı ile hastaneye gidebilire kararı aldığı ben Hastanede bir haftada kendime zor gelebildim. Sokakta  yere düşmüş alkollü Vatandaşı hastaneye yetiştiren ve doğrusunu yapan112 ACİL amb1ulans BayPas olmuş dört damarı değişmiş Şeker hastası  hastayı evinde rahatsızlandığında hastaneye götürmüyor. Evinde hasta yatağında bırakabiliyor..

      Sayın İl sağlık müdürümüz İsmet KOLOMAÇ 11 Ocak sabahı Evimde rahatsızlandım evden Acil 112 Ambulansı aramışlar Evime gelen ve beni hastanaye götürmeyen 112 nin doktorundan şikayetçiyim. Gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim.

      Neden şikayet için bu  kadar geciktiniz derseniz 7 gün yatarak  tedavi gördüğüm Umut Hastanesinden çıktıktan sonra tekrar rahatsızlandım ve bu kez yine Umut hastanesinde  yoğun bakımda 6 gün yatarak  tedavi gördüm sonrası serviste yattım yeni yeni kendime geliyorum şu an ise  Fizik tedavisi görüyorum.. Şikayet için gecikme sebebim bundandır.

     10 OCAK Sabahı  rahatsızlandığımda 112 Acil Ambulans servisinin doktorunu  rahatsız ettiysek Özür dilerim.                                                           

    ATANUR’LA MÜZİK  NOSTALJİSİ…

 

                3 Ocak 2016 Pazar gecesi evde Televizyon seyrederken Telefonum çaldı. Telefonu açan  1965 lerin Ordu Gücü takımının  Panter lakaplı  efsane Kalecisi Atanur Güneysu idi ve Ankara’dan arıyordu  45 yıl önce o yıllarda  Ordu’da kurduğumuz  ve Hafif Batı Müziği dalında konserler verdiğimiz Frekans’lar orkestrasının 5 lisanda şarkı söyleyen Bayan solistimizin adını soruyordu. Halk Eğitim salonunda konserler verdiğimiz Orkestramızı gençliğinde hayranlıkla seyrettiğini ve halen Bayan solistimizin söylediği  İtalyanca Fransızca ve İngilizce O günlerin Hit parçalarını unutamadığını söylüyor ve Ne güzel günlerdi O günler derken beni de heyecanlandırıyor  gençlik yıllarımıza geri götürüyor Eskilere çook eskilere götürüyordu Sevgili Atanur Güneysu..

          Gurubumuzun  Frekanslar ın Bayan   Solistinin  adı Ayşegül Felek’ti Dincer Felek’in Kız kardeşi  Adil Felek’in kızı idi dedim... Uzun yıllar kendisinden haber alamadık Ayşegül’ün Üniversite tahsili için  ailece İstanbul’a taşınmışlardı gidiş o gidiş  diye söyledim.

           O günlerde Halk Eğitim salonunun sahnesinde Verdiğimiz konserlerde çekilmiş resimlerin büroda duvarda asılı olduğundan bahsettim. Atanur arkadaş izlediği konserleri ve gurubumuzun solisti Ayşegül’ün okuduğu Dünya listelerindeki özellikle de L Noiu e şarkısından  konuştuk.  Gurubumuzun Diğer solisti  Ritm Gitarist İrfan Altınel’in okuduğu  dünyaca ünlü  gurup Animals ların ünlü solisti  Erick Burtonun seslendirdiği parçası  The Haus of Rising Sun adlı müthiş parçadan söz ettik ne güzel günlerdi diye söylendik.

         O yıllarda Ordu’da üç elektro gitar vardı O gitarların sahibi de bizlerdik.Şimdilerde Ordu’da 10 larca Elektro gitar var ve gençler müzik yapıyor. Bizim zamanımıza göre gençler çok şanlı  Ordu’da çok güzel müzik enstrümanları satan mağazalar mevcut.

           Frekanslar  Gurubunun  Bas gitarı Sedat Erdoğan Solo gitarda Tuncer Engin, Ritm Gitarda İrfan Altınel Davulda Ahmet Yeşiltepe ve bayan solistimiz Ayşegül Felek’ten oluşan Frekanslar Orkestrası l965 li yıllarda Ordu’muzun sosyal hayatına güzel anılar bırakan gerçekten kaliteli bir guruptu.

          Frekanslar gurubu daha sonraları Bas gitarda Atilla Şimşek Org, Klavyede Suavi Usluca Gitarda Şevki Ustaoğlu Tuncer Engin ve Davulda Doğan Akdeniz ile  Müzik çalışmalarına uzun bir zaman  devam ettiler.

         Bizden sonra gitarda  A.Recep Katırcıoğlu Klevyede Ferit Katırcıoğlu, Bas gitarda Süleyman Ersoy ve Davulda Tayfun Usluca’dan oluşan Çağrışım  adlı müthiş bir gurup oluştu   verdikleri konserlerle gençleri coşturdular  sahnelerde  güzel müzik yeptılar.

         Sevgili Atanur arkadaş  Açtığın telefonla 45-50 yıl gerilere gidip eskileri andık , sayende bende güzel bir nostalji yaşadım.

          Teşekkürler.   

65 YAŞ ÜZERİ EMEKLİ VATANDAŞA     

  BANKALARIN KREDİ HİZMETİ..!

           Bankalar özellikle Bayramlarda Yılbaşlarında ki Tv ve Gazete ilanlarında Nüfus kağıdınızla bankamıza müracaat edin Krediniz hesabınızda  veya günde 10 milyon liraya 36 ay taksitli ihtiyaç krediniz.. 10 bin liranızı  Şimdi alın 2 ay sonra ödemeye başlayın    gibi özel ve güzel reklamlarla ihtiyaç sahiplerine güzellikler yapıyorlar ,belirli bir kesimin kredi ihtiyaçlarını  gideriyorlar da reklam ve ilanlarında Emekli olmuş 65 yaş üzerine her an ölebilir gözüyle baktıkları için bu vatandaşların müracaatlarında  nüfus cüzdanlarını alıp  sistem onay vermiyor  kabul etmiyor diyorlar. Kaldı ki Banka verdiği paranın içinde verdiği paranın  sigortasını da verdiği krediden tahsil ediyor.

 

      Hal böyleyken Banka kredi  ilanlarında 65 yaş üzeri emekli olmuş  canlı ölülerin  kredi müracaatları kabul görmez diye not düşseler 65 yaş üzeri   Canlı Ölüler bankalara müracaat etmezler kredi kullanmazlar ölecekleri günü , sıranın kendilerine gelmesini beklerler de kimin ne zaman öleceğini sadece Allah bilir. Bankadaki gişe memuru da 65 yaş üzeri canlı ölü  emekliden sistem kabul etmiyor onay vermiyor  diyerek  özür dilemek zorunda kalmaz..

       Kredi kartı vermek için 3-4 defa telefonla aradıkları vatandaşa kart verebilmek için kırk dereden kırk su getirirler 65 yaş üzeri emekli  vatandaş banka  ilanlarında gördüğü krediyi alabilmek için müracaat ettiğinde bizim kayıtlarımızda her an ölebilirsiniz onun içindir ki sistem müsaade etmiyor demeye getiriyorlar . Vatandaşı üzen de bu zaten..

      Bankalar güneşli havada şemsiye verirlermiş de  yağmurlu havada şemsiye  yok derlermiş. 65 yaş üzeri her an ölebilir  insanların bankalarda karşılaştıkları durumlar bunlardan ibaret.

        65 Yaş üzeri emekli  her an   ölebileceklere özellikle  duyurulur . Bankaların verdiği ilanlara inanmayın. 65 yaş üzeri iseniz  Siz siz olun  Kredi almak için  Bankalara müracaat etmeden iki defa düşünün..

 Dahası  düşünmeyin Bankaya da hiç gitmeyin .

      Ayrıca  Duyduk duymadık demeyin Bankaların  süslü  reklamlarına da inanmayın  65 yaş üzeri  Canlı ölülere dahası nefes alan  Zombilere bankaların sistemleri Onay vermiyormuş..!

       Özel Not:

     

      65 yaş üzeri insanlara ve Sarı Basın kartı sahiplerine  değer veren İstanbul Belediyesine Nüfus cüzdanınız veya Sarı Basın Kartınız  ve bir vesikalık fotoğraf  ile  müracaatınızda size anında  5 yıllığına İstanbul kart veriyorlar Belediye Otobüsü Tramvay şehir hat vapurları   ve Metrobüsler ücretsiz devamlı İstanbul’da iseniz Ücretsiz seyahat edebiliyorsunuz.Belediyenin bu hizmetlerinden faydalanıyorsunuz.

        Aklınızda bulunsun.. 

              İYİ Kİ ORDU’DA TİYATRO VARMIŞ..!

            İsmet  Küntay’ın yazdığı OBKT’nin eski sanat yönetmeni ve sanatçısı  Ali Kemal Tandoğan’ın  yönettiği ve  günümüze uyarladığı ,  

            MİM Tiyatro Kültür ve Sanat evi Oyuncuları’nın sahnelediği 403. Km. adlı oyunu Uzun yıllar önce tahta sandalyeler üzerinde O zamanki Halk Eğitim salonunda izlemiştim. Yıllar sonra bu kez Vali Kemal Yazıcıoğlu’nun  zamanında Hemşerimiz Emin  Öztürk’ün restorasyon çalışmalarını yaptığı bu günkü  Atatürk Kültür Merkezinde ikinci kez Gazeteci Atilla Şimşek ile izledim ve  alkışladım.

     Yıllar önce OBKT’nin  sanatçıları  Osman Çakmak,Hakan Altan ve Kenan  Gürsoy’un OBKT ile  sahne aldığı 403. Km ye hayat veren bu oyuncuların  yıllarını  verdikleri Ordu Belediyesi Karadeniz Tiyatrosu  OBKT’den vefasızlık örneği ile  bir eşya gibi kapıya konup OBKT’den sanata gönül koyan hayat veren  bazı arkadaşları ile  ayrılmaları sonrası MİM Tiyatro ve Sanat evi Oyuncuları ile sahneye çıktıkları ölene kadar  Sanata devam  dedikleri bu sahnede  sanatçı  arkadaşları ile  ayakta alkışlandılar.

        OBKT ‘nin ilk Sanat yönetmeni Ergün Köknar’ın  sahneye koyduğu ilk oyunu Hülleci oyununda sahneye çıkan ve  onlarca oyunu sahneye koyan oyun yazarı ve sanatçısı Rahmetli Aydın Üstüntaş ile yine OBKT’nin ve Keşanlı Ali’nin  unutulmaz oyuncusu Sanatçı Mustafa Gencer’e de aynı vefasızlığı gösteren ne acıdır ki yine OBK Tiyatrosudur,Sanatçıya değer vermeyen  Belediye yönetimidir..

        Tiyatroda Vefa yokmuş da Vefa İstanbul’da bir semtin adıymış onu öğrendik de iyi ki  Ordu’da tiyatro varmış . Ordu’da tiyatroya  gönül vermiş tanıdıklarımız sanatçı  arkadaşlarımız  dostlarımız varmış...

        OBKT’nin Genel Sanat Yönetmeni, oyun yazarı  ve Sanatçıları  Rahmetliler Aydın Üstüntaş ve OBKT’nin efsane oyuncusu Mustafa Gencer’e Belediye yönetimince gönderilen 5 satırlık veda yazıları da unutmak mümkün değil..!

    

         OBKT’nin emektar sanatçılarından dostlarımız var da onların sayesinde Yerel tiyatrolarımızda güzel oyunlar seyrediyoruz   sanatçılarımızla öğünüyor ve gururlanıyoruz. Onları seviyoruz  iyiki varsınız diyoruz ,onun içindir ki sanata ve sanatçılarımıza yapılan haksızlıklara da  söyleniyoruz.

        Sanatçı Osman Çakmak elinde bastonu ile yeni adıyla Atatürk Kültür Merkezi salonunda 403. Km sahnesinde gözüktüğünde sanatçıyı tanıyan  sanatsever seyirci ona alkışları ile sevgilerini gösterdiler.Sanatçı Osman Çakmak ayaklarında olan rahatsızlığı dolayısı ile sahnede bastonla gözükmek zorunda kalmıştı işte sanatçının kaderinde 40 yıl emek verdiği tiyatrodan kapıya konmakta vardı rahatsız olduğu halde sahneye bastonla çıkmakta ..

      Sahnelerini OBKT’nin Kazazede Sanatçılarıyla  Paylaşan  MİM Tiyatro Kültür ve Sanat Evi oyuncularına ve OBKT’nin unutulmayacak yönetmenlerinden ve sanatçıları Ali Kemal Tandoğan ile Osman Çakmak ,Hakan Altan,Mustafa Kırca ile Kenan Gürsoy’a ve MİM Tiyatro Kültür ve Sanat Evi sanatçılarına  Başarılarının devamı dileklerimle

       İyi ki varsınız, iyi ki Ordu’da tiyatro  diyorum..    


KÜÇÜK DEV ADAM..

                   Ordu Üniversitesi Gülyalı Velittin Küçük Turizm Otelcilik Yüksek okulunun Temel atma töreni Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş’un ile Ak Parti İstanbul Milletvekilleri Mehmet Metiner Tülay Kaynarca Ak Parti Ordu Milletvekili Oktay Çanak Ordu Valisi İrfan Balkanlıoğlu Ordu Büyükşehir Belediye başkanı Enver Yılmaz, Gülyalı Belediye Başkanı Talip Şen eski Milli Takım sporcumuz Ümit Karan ve İstanbul’dan çok sayıda özel davetlinin katıldığı bir törenle 12 Aralık cumartesi günü yapıldı.

 

             3 dönem İstanbul Gürpınar’ın eski Belediye Başkanlığını yapan Gülyalı lı hayırsever İş adamı Velittin Küçük Temel atma töreninde konuşma yapmak için kürsüye çağrıldığında gayet mütevazi bir şekilde “ bu güne kadar üç okul yaptığını söylediğinde davetlilerden büyük alkış aldı.. Gülyalı’da Velittin Küçük için herkes İstanbul’da Gürpınarda Belediye Başkanlığı yaptığı dönemlerde ve sonrasında Hayırsever Velittin Küçük insanlara kurumlara herkese daima yardımı olmuştur Allah Razı olsun diyorlar başka da bir şey söylemiyorlar. Velittin Küçük köyünde birde Cami yaptırmış bunları da duyduktan sonra hayırsever iş adamına bravo helal olsun dedim Gazeteci Atilla Şimşek’e. Atilla İstanbul Gürpınar’da Belediye Başkanlığı yaptığı ve sonraki dönemlerde Ordu’lu olup da Velittin Küçük’ün yardım etmediği insan kurum ve kuruluş yoktur ben yakından biliyorum dedi. Ben de Hayırsever iş adamı Velittin Küçük için Gazeteci arkadaşım Atilla Şimşek’e Gülyalı’ların gözünde O Şimdi Küçük Dev Adam , Gülyalı’da sokaktaki insandan,Belediye başkanına kadar herkes sevgiyle saygıyla bahsediyor dedim.. Havaalanından sonra Gülyalı’da eğitime büyük katkı ve iş imkanı sağlayacak olan Ordu Üniversitesi Gülyalı Velittin Küçük Turizm Otelcilik yüksek okulunun açıldığında 4 yıllık Fakülte olasılığı düşünüldüğünde bu büyük hizmet ayakta alkışlanır. Ordu Valisi İrfan Balkanlıoğlu açılış konuşmasında “ Çalışmış çabalamış kazanç elde etmiş .Kazancının bir bölümünü eğitim için harcıyor .Bu örnek olmalıdır . Öldükten sonra da yaşamak istiyorsanız geride bir eser bırakın . En güzel eserde insana yapılan eğitime yapılan yardımdır dedi. Başbakan yardımcısı hemşehrimiz Numan Kurtulmuş da Gülyalı ilçesinin Ordu’nun en şanslı ilçelerinden biridir,temeli atılan Velittin Küçük Turizm yüksek okulu ile ilçeye Üniversitenin geldiğini söyledi. Ordu’da güzel şeyler oluyor dedi. Eğitime yapılan Bu büyük eser Ordu’muza ve Gülyalı’mıza hayırlı uğurlu olsun.

SIRADIŞI  BİR SANATÇI

              ORHAN ZAFER

 

           Bir Resim  sanatçının yağlıboya camlı çerçeveli  eserlerini internetten tarif ettiği yerde ve saatte Belediyenin Çöp konteynerine bırakacağını yazdığında ne düşünürsünüz bilemem ama bu mesajı takip eden Dila ve Elif Sanatçının verdiği adresteki çöp konteynerine gittiklerinde Sanatçının 6. eseri olan Deniz Feneri tablosunu tarif edilen yerdeki  Çöpte bulur ve  alırlar . Dila evinin güzel bir köşesinde  sanatçının bu eserini muhafaza etmekte.

      Sanatçı Orhan Zafer 7. eserini de yine internette tarif ettiği Çöpe bıraktıktan sonra internette  bir açıklama ile bu hareketin nedenini kamuoyuna  şöyle  duyurur..

        ÇÖPTEKİ DENİZ FENERİ

         Sanat tarihinde Protesto ve Çöpte bir Orhan Zafer Çalışması adını verdiği açıklamasında özetle duygularını şöyle seslenir Sanatçı.

         Geçen ay sosyal medyada  paylaştığım üzere toplam yedi adet çalışmamı farklı tarih ve aralıklarla hemen atölyemin yanındaki çöp toplama noktasına yani çöpe attım . Bu bir çeşit protesto veya adını dışarıdan gözlemcilerin belirleyeceği herhangi bir isimle de anılabilir .Kendi irademle yaptığım ve deneyimlediğim bu eylem bir çeşit bilinç geliştirmeme katkı sağladı. Tamamen sezgisel olarak başlayan bu pretosto veya eylemle sanat ; yaşadığım kentteki gündelik yinelemeler , sanatın gündelik hayata müdahalesi ,katılımı, özgürleştirmesi , muhalifliği ve günlük hayatı özgürleştirmesi gibi bir çok soruyu süreç içinde sorgulama şansı buldum. Protesto sürecini çok iyi gözlemleyen bir çok sanat insanından olumlu sözler duymama rağmen yinede nedenlerini sık sık sorgulayan iletiler ve de  bu sürecin sanatı değersizleştirdiğine dair olumsuz eleştiriler de aldım yakın çevremden.

       Diyerek sürdürdüğü açıklamanın sonunda  Tüm bu çerçeveden bakıldığında giriştiğim eylemden çıkan sonuç sanat eseri genellikle verme , alma yada kabul etme ve karşılığında ve  bir şey verme şeklinde süre gelen döngüyü gösterir .  Bu sosyal alışveriş  veya etkileşimi  tetikleyen mekanizmanın , sanatçı / eser alıcısıyla arasındaki itibar duygusunu pekiştirmesi ve sanatın metalaştırılmasından uzak, ekonomik sorgulanmaların gölgesinden arındırılmış daha içsel ve samimi  diyaloglara vesile olduğunu söyleyebilirim.

            Çöpe atılan resimler üzerine notlar  Diyor Sıradışı sanatçı  1971 doğumlu  Orhan  Zafer .

            Trabzon doğumlu 19 Mayıs Üniversitesi Resim bölümü mezunu Sanatçı 3 kişisel 33 karma Resim Sergisi veya organizasyonuna katıldı. Resim dışında Karikatür ve Fotoğrafla ilgilenmekte . Sanatçının eserleri ulusal ve Uluslar arası albümlerde yer aldı.Uluslararası 8 ödülü bulunan sanatçı bir çok ulusal yarışmada jürilik yaptı. Ordu Güzel Sanatlar lisesinde Resim bölümü Başkanı olarak görevini sürdüren Sıra dışı sanatçı Orhan Zafer  Turku ART adlı sanat atölyesinde çalışmalarını devam ettirmektedir.

            Sanatçı Orhan Zafer Ordu Sanat evi ORSEV’in de Genel sanat yönetmenidir.

           Sanatçı  Orhan Zafer’in çöpe attığı eserlerini önceden haberimiz olsa ve toplayabilmiş olsak güzel bir eser koleksiyonu sahibi olmakta varmış ama kaçırmışız. Sağlık olsun ..

           Sıra dışı sanatçımıza başarılarının devamı  dileklerimizle eline ,yüreğine sağlık diyoruz.

  

 

 

 


             FINDIKTA MÜCADELEYE DEVAM

         Fındık Tanıtım gurubu 12-30 mayıs 2015  tarihleri arasında Ordu Giresun ve düzce  de fındık bahçelerinde   !Fındık Yeşil Kokarcası eğitim projesinde  yapılan Fındık arazileri çalışmaları sonucunda Fındık Yeşil Kokarcası  hastalığı yok seviyelerine düşürülmüş.

      Bu çalışmaların sonucu  Ordu Gıda Tarım  ve Hayvancılık Müdürlüğünce hazırlanan  Fındık Tanıtım Gurubu tarafından Finansmanı karşılanan Proje çalışmalarının sonucu Anemon Otelde Basın Mensuplarına  Fındık İhracatçılarına  Karadeniz İhracatçılar Birliği başkanı  Edip Yüksel Sevinç ve Yönetim kurulunca anlatıldı.

      Ordu Giresun ve Düzce’de 480 fındık üreticisine Bilimsel eğitim verildiğini açıklayan KİB başkanı Edip Yüksel Sevinç  Fındığa zarar veren   Fındık Yeşil Kokarcası ile Mücadelede büyük ölçüde başarıya ulaşıldığını açıkladı.

       Yılda iki ilaçlama ile hastalık yok oluyor dedi.

      Bu açıklamalar arasında Gazeteci Atilla Şimşek  söz alarak  Fındık bizim hayat kaynağımız Ekmeğimiz buna bağlı Ordu’da  Ziraat Fakültesi bulunan  Üniversitemizi de burada  yanınızda görmek isterdik .

        Üniversitemiz Nerede diye sordu..

     Daha sonra Osiyat yönetim Kurulu üyesi  Sanayici ,Fındık ihracatçısı Mustafa Poyraz söz alarak Fındıkta en önemli sorunun  Aflatoksin  olduğunu ısrarla vurguladı. Başkan Tübitak ve Tarım il müdürlüğünün önerileri dikkate alınıyor dedi..

      KİB Başkanı Edip Yüksel Sevinç’ten bu iki önemli soruya tatmin edici bir cevap alamadık.

       Fındık Yeşil Kokarcası  diye adlandırılan zararlı böcek Fındık meyvesini Kabuğunu delerek ve gelişmekte olan fındığın içini emerek zararlı oluyor Şekilsiz  lekeli UR iç oluşumuna neden  yaratıyormuş. Bu zararlı kokarcadan korunmak için tüm fındık üreticilerinin Mayıs ve Haziran Temmuz aylarında  İzin Ruhsatlı ilaçlarla yılda iki defa bahçe  ilaçlaması yapması oldukça önemliymiş. Bu açıklamayı da internetten öğrendik. Bu uygulamayı tüm fındık üreticileri yapar mı oda önemli bir konu..

         Karadeniz İhracatçılar Birliği KİB Başkanı Edip Yüksel  Sevinç Fındık üreticilerinin eğitilmesi fındığın bilimsel usullerle üretimi  ve sektörün en iyi noktaya getirilmesi için  Fındık Tanıtım Gurubu olarak  üzerimize düşen her şeyi yapmaya hazırız diyerek basın toplantısını bitirdi.

         Sonuçta yılda iki defa ilaçlama ile fındığa zarar veren Yeşil Kokarca hastalığından kurtulunuyormuş da Karadeniz Fındık ihracatçıları yönetim kurulu üyesi Fındık  İhracatçısı Mustafa Poyraz’ın Fındıkta en önemli tehlike dediği  AFLATOKSİN sorunu nasıl çözüm bulacak..!!

     Fındık ihracatçısının da en önemli sorunu  bu. Çünkü Aflatoksinli fındıklar Avrupa’dan geri geliyor. İhracatçıyı büyük zararlara sokuyor..

 

DOĞALGAZ ÇUKURLARINDA GÜVENLİK..!

             Düz mahallede Doğalgaz boru hattı döşemek için birkaç gündür Adam boyu çukurlar açılıyor vatandaş da Doğalgaz boru hattı döşenecek diye sarı boruların döşenip üzerlerinin bir an önce açılan yolun doldurulmasını yolun trafiğe açılmasını bekliyor.

             Açılan çukurların üzerlerinden çukurlara düşmeden atlayabilen şanslı yayalar yollarına devam ediyorlardı... Çarşamba günü öğlen saatlerinde yaşlı bir vatandaş antrenmanlı yaya olmadığı için Düz mahalledeki açılan Doğalgaz çukuruna baş üstü düşmüş çevre sakinleri Ambulans çağırdı vatandaş düştüğü çukurdan güçlükle çıkarıldı ambulansın içinde ilk müdahale yapılıyordu ki Gazeteci Atilla Şimşek’le birlikte olay yerinden geçiyorduk tesadüfen olayı öğrendik. Yaşlı vatandaş açılan ve etrafında hiçbir güvenlik işareti olmayan avcı boy çukuruna baş üstü düşünce akıllanan Doğalgaz çalışanları hemen naylondan güvenlik şeridi çekmişler yaşlı adamcağız ambulansta ilk yardım tedavisinde vatandaş dışarıda ambulansın yanında söyleniyor. Ambulansta İlk müdahale sonrası yaralıyı Devlet Hastanesine götürmüşler... Göstermelik güvenlik şeridi olay olduktan sonra Eşilen doğalgaz çukurunun üzerinde..Durum böyle olunca da insanlar haklı olarak konuşurlar...

             Çarşamba günkü Gazete haberinde Fatsa’ya verilen ilk Doğalğaz Töreni için Başbakan yardımcısı Numan Kurtulmuş ve Devlet erkanı ile Belediye başkanları,vatandaşlar Fatsa’daki Doğal Gaz töreninde bir araya gelmişler. Ümit ederim yıllar önce Ordudaki böyle bir törendeki gibi Fatsa’ya ilk doğalgaz Tüpgaz tüpünden verilmemiştir..! Şu anda Ordunun en eski mahallelerinden Zaferi milli mahallesine yaklaşık dört senedir beklediği Doğalgaz boruları Hacılar yokuşundan doğalgaz boruları döşenerek mahallenin üst kısımlarına doğru ilerliyor. Bir zaman sonrada bu ana borulardan mahalle sakinlerinin evlerine apartmanlarına doğalgazın tahliye boruları döşenecek. Şahincili mahallesindeki Fındık bahçelerinin içindeki binalara yıllar önce verilen Doğalgaz nihayet şehrin ortasına mahalleye de verilecek.

              Kış geliyor havalar soğumaya başladı apartmanlarda yaşlılar, çocuklar var. Doğalgaz gelecek diye insanlar evlerine Kömürlerini bile almadılar. Büyükşehir Belediye Başkanı Enver Yılmaz’ın “Bu sene sonuna kadar Ordu’da Doğalgaz çalışmalarını bitirecekler veya Ordu’dan gidecekler” sözüne inanıyor mahalle sakinleri Başkan Enver Yılmaz’a güveniyorlar.. Başkan Enver Yılmaz’ın bu sözüne güvenenlerden ve Dogal Gazı üç senedir bekleyenlerden biriside benim. Çünkü apartmanımızın Dr İsmail Engin caddesinde 25 metre altında 25 metre üzerindeki aynı yol üzerinde Doğalgazlı şanslı binalar var Bizim apartmanda yıllardır Doğal Gaz yok.Cezada mıyız neyiz Halen beklemedeyiz.. Kazım Karabekir caddesinde yan yana son iki apartmandan birisinde gaz var diğerinde yok. Temel fıkrası gibi gaz geliyor diye kat kalorifer kazanını da söktürmüşler saygın insanlar Klimalarla ısınmağa çalışıyorlar, apartmanca bekleyip duruyorlar..! Nasıl bir Gaz dağıtım programı ise . Ordu’da Böyle yüzlerce binayı örnek gösterilebiliriz. Dilerim Fatsa’nın Doğal Gaz işi bizimkine benzemez..        

BELEDİYE PARKI
                                                   1960 ların Belediye Parkını Bilenler hatırlayanlar Şimdiki durumunu gördüklerinde O Güzelim Belediye Parkının güzelliklerini çocukluğunda,gençliğinde  yaşayanlar Parkın ne hale getirildiğini gördüklerinde üzülmemeleri mümkün değil. Zaman içerisinde O güzelim Belediye Parkı kıyısından köşesinden Belediyelerce  küçültülerek bu hale getirilmiştir. İnsanların   istifade edecekleri yazın sıcağında ağaçların gölgesinde dinlenecekleri sohbet edecekleri bir mekan olmaktan uzaklaştırılmıştır.

          Bu parkın bir köşesine  Hakimlerin, Savcıların. Avukatları ,Doktorların  Vali yardımcıları daire müdürlerinin mesai saatlerinin dışında oturup sohbet edecekleri vakit geçirecekleri nezih bir yer  olarak Tek kat üzerine Belediyenin yaptırdığı ve adına Yelken Kulüp denilen yarı açık vatandaşlarında oturabileceği   nezih bir  mekan yaptırılmıştı. O yıllarda Üst  düzey bürokratların tercih ettiği Yelken kulüp bu amaçla nezih bir işletme olarak hizmet etmeğe devam ediyor ilgi görüyordu.. Bir zaman sonra Ordu sineması açılınca birinci katına açılan Şehir Kulübü Bürokratların gözden uzak  tercih ettiği yer olmuştu.

         Bu tercih sonrası Parkın bitişiğinde ki Yelken kulüp değişik işletmelerin çalıştırdığı mekanlardan birisi olmuş Son olarak Ordu Sanat evi ORSEV’ve verilen ve Kültür ve Sanat dallarında Tiyatro ve sanat etkinliklerinin sergilendiği bu mekan en son Belediye Zabıtasına tahsis edildi binanın arka kısmında ise Nikah Memurluğu hizmet binası faaliyetleri devam ederken Belediye Başkanlığı Belediye Parkının bu köşesini önce Meclis kararı ile Ticari alan yaptı sonrada açık arttırma ile Garipler inşaata 6 milyon 600 bin liraya Otel yapmaları için sattı.

           Mahalle sakinleri Avukatları Haluk Türkmen vasıtası ile Ordu İdare Mahkemesine dava açarak Parkın bütünlüğünü bozacak olan Otel  düşüncesi için  Yürütmeyi Durdurma kararı verdi.

          1960 larda Ordu insanının tek Belediye  parkında yazları  İnsanlar dinleniyor günlük sohbetlerini yapıyor. Zamanın Ordu Valisi Mustafa Karaer’inde tercih ettiği Bu parkta çekilmiş Tribün Gazetesinde yayınlanan resimdeki çay sohbeti masasında kimler yok ki..

          Eski Ordu Valisi Mustafa Karaer,Rüstem Çelebi,Rahmi Odabaş Gazeteci Rıza Şimşek yan masada Sıtkı Çebi  ve Ordu insanı aileleri ile  tıklım tıklım Düz Mahallede Ordu  Belediye parkında dinleniyorlar, çaylarını yudumluyor kahvelerini içiyorlar...

         Şimdiki Bu yerde Çocuk Parkının dışındaki Oto Park, Parkın içindeki Kapalı mekan  Elektrik Trafosu Önündeki Tekel bayii, Nikah Memurluğu,Belediye Zabıta Müdürlüğü , Vakıflar Bankasının Bankamatiği  ve Belediye Parkının eski bütünlüğünü bozan her kütle  yanlış. Parktaki bu yanlışlıkların düzeltilmesini Parkın eski  bütünlüğünün korunmasını beklerken Parkın yan tarafına Otel için izin verilmesi çok daha büyük bir yanlışlık. Parkı yaşayan  Mahalle sakinlerinin yakarışlarına Cumartesi günü şahit olduk .

       Bölge İdare Mahkemesi Mahalle sakinlerinin açtığı davada  Yürütmeyi durdurma kararı verdi. 

      Mahalle  sakinlerinin ve insanların    istemediği tasvip etmediği  bir yanlışlıktan dönmek ise erdemliktir. 

                      

               OBKT’DE VEFA’NIN ADI YOKMUŞ..!

              Ordu’muzun Simgelerinden birisi olmuş Ordu’nun gözbebeği Kültür ve Sanatta Türkiye’de marka olmuş Ordu Belediyesi Karadeniz Tiyatromuz OBKT için geçtiğimiz günlerde bir yazı yazmış son zamanda OBKT de Sanata ve Sanatçıya verilen değerler için “Yazık Çok Yazık” demiştim.

           OBKT’de İstifa etmek zorunda bırakılan OBKT’nin son Sanat yönetmeni İstanbul Büyük Şehir Belediyesi Şehir Tiyatroları sanatçısı ve OBKT’nin eski Sanatçısı ve OBKT’nin sanat yönetmenliğine getirilen Erhan Özçelik ile 30-40 yıllık OBKT’nin ayakta alkışlanan gözbebeği sanatçıları OBKT’den bilinmeyen bir sebepten atılmışlar kendilerine bir satır yazı ile teşekkür dahi edilmeden kapı dışarı edilmişler. OBKT Sanatçıların kaderinden midir , OBKT’nin vefasızlığından mıdır nedir aynı saygısızlık OBKT’ye hayatlarını vermiş Sanatçı Mustafa Gencer ile OBKT’de efsane olmuş Genel Sanat Yönetmeni ve unutulmaz oyunların sanatçısı,yazarı Aydın Üstüntaş da böyle bir oyunun kurbanı olmuşlardı. Keşanlı ALİ Mustafa Gencer’i,Aydın Üstüntaş’ı unutmamız mümkün mü..? Demek ki OBKT’de sanata ve sanatçıya Vefa yokmuş OBKT’de Vefasızlığın da son örneğini böylece öğrenmiş bulunuyoruz.

           İstanbul’da yayınlanan Tiyatro Gazetesinin 3. sayfasında Gazeteci Nurhan Uslu’nun “ OBKT’de Bir Dönem Kapandı” başlıklı yazısında Memur zihniyetiyle OBKT’nin istifa etmek zorunda bırakılan, eşinin de doğumu arifesinde OBKT’deki Sanat Yönetmenliğinden istifa etmek zorunda bırakılarak eşinin belediyedeki işine son verilen OBKT’nin Son Genel Sanat Yönetmeni Sanatçı Erhan Özçelik röportajının sonunda şunlar yazılı.. “... Sürecine dahil edilmem engellenen bir durum ortada Bana sabah imzası, akşam imzası attırılmak istendi. Anlattım Ama bildikleri bir çalışma şekli olmadığı için kabul etmediler. Benim çalışmamı kontrol etmek için böyle olması gerektiği söylendi,35 yılı bulan sanat hayatımda ilk kez böyle bir uygulama ile karşılaştım. Böyle tiyatro mu yapılır Allah aşkına ? Bir sürü başka olumsuzluklar da oldu tabii ama giderek sen bizim elemanımızsın yaptığınız iş umurumuzda değil. Biz otur diyelim otur ,kalk diyelim kalk , bizim dediğimizden çıkmaya varan ve yasal iznim olan yıllık iznimi keyfi bir uygulamayla vermiyorum izin diye engelleyen bir anlaşışla yol bile yürünmez..Nitekim benim istifamdan sonra bir yetkili gel konuşalım ne oluyor diye sormadı . Benden 10 gün sonrada doğumua 3 hafta kalmış karımı işten çıkardılar . Bu vahşi ve acımasız bir uygulamaydı . Biz aldık biz atarız dediler belli ki.. Nurhan Uslu’nun bundan sonra ne yapmayı düşünüyorsunuz sorusuna sanatçı Erhan Özçelik : “ Karanlıkla mücadele edeceğim elbet. Tiyatro yaparak;şiir yazarak müzik yaparak . demiş Erhan Hoca OBKT’de sana yapılan baskıya zulme dayanamayarak kendi isteğinle Genel Sanat Yönetmenliğinden istifa etmişsin... Ya Tiyatroya OBKT’ye can veren hayat veren emek veren OBKT’yi 30-40 senedir güçlü oyunlarıyla yücelten Türkiye’de OBKT’yi marka olmasında katkısı olan 40 yıllık sanata gönül vermiş sadece tiyatro için var olan emektar Sanatçıları İsa Küçük, Osman Çakmak, Hakan Altan, Ali Kemal Tandoğdu,Mustafa Kırca,Onur Çelikkol,Kenan Gürsoy,Murat Sağlam Soner Şensoy

            Ve diğer sanatçıların hizmet yıllarına teşekkür dahi etmeden kedi yavrusu gibi topluca kapı dışarı eden zihniyete ne demeli...! Lafonten’in Kuzu Kurt hikayesini bilenler hatırlasın.. Derenin üst kısmındaki Kurt Derenin altındaki kuzuyu yemek için türlü bahaneler üretir durur. Aklına koymuştur Yavru Küçük kuzuyu yiyecektir.. Kuzunun yalvarmaları sonunda Kurt Suyumu bulandırıyorsun diye dil şapırdatır... Lafonten hikayeye son noktayı koyar “ Onu bunu bilmem dedi canavar. Suyu bulatıyorsun işte o kadar” der küçük kuzuyu ham yapar.... OBTK’nin onlarca oyununa gönül veren Hayat veren ayakta alkışlanan vede sonunda işten atılan ,kapı dışarı edilen OBKT Tiyatrosunun vefakar ,yiğit sanatçılarına Sevgiyle,Saygıyla. Onlar bunu Hak etmiyordu...!

 

  OBKT’DE NELER OLUYOR ?..
             İstanbul’da talebe iken Yaz tatilinde Ordu’ya gelmekte olan ve cebindeki son parası ile Eminönünde bir kitapçının vitrininde gördüğü “Harputta bir Amerikalı” Tiyatro  oyununun kitabını alarak Ordu’ya gelen Sanatçı  Oyun yazarı  rahmetli Aydın Üstüntaş Ordu’daki arkadaşları ile oyunu sahneye koyarlar. Harputta Bir Amerikalı oyununun muhasebeci rolününün  başarılı  Sanatçı sı  Kadir Pekbaş oynamaktadır.

     Fırtınalı bir kış günü sahilde Şemsiyesinin altına aldığı arkadaşı  gazeteci Uğur Gürsoy’a Valimiz Mustafa Karaer’le konuş Tiyatromuzu kurumsallaştırsın yoksa ben yokum, artık sahneye çıkmayacağım” der. Uğur Gürsoy’da Kurumsallaşmadan , bu fikirden yanadır. Tiyatronun durumunu Vali Karaer’e anlatır. İstanbul Şehir Tiyatroları kurucusu ve Genel Müdürü Muhsin Ertuğrul’dan bir yakın tanıdığı, Ordu’da Perşembe Beyli köyünde  Yedek Subay öğretmenlik yapan Ali Dilber vasıtası ile randevu alırlar ve Uğur Gürsoy İstanbul’a gider. Ordudaki var olan Tiyatrodan ve “ Harputta bir Amerikalı oyununu sahneye koyan  Kirazlimanı Gençlik Tiyatrosunun durumunu anlatır Muhsin Ertuğrul’u Vali adına  Ordu’ya davet eder. Orduya gelen Muhsin Ertuğrul gerekli incelemeleri yaptıktan Sonra Devlet Tiyatroları sanatçısı Ergün Köknar ve Suna Pekuysal’ı Orduya Tiyatro Çalışmaları yapmak üzere görevlendirir.

            OBKT’nin ilk oyunu Reşat Nuri Güntekin’in yazdığı HÜLLECİ 4 ocak 1964 senesinde Halk eğitim salonunda Sanatsever Ordu seyircisi ile buluşur.

            OBKT  Seyircinin ayakta dakikalarca alkışladığı Hülleci Oyununda Ergün Köknar,Suna Pekuysal, Uğur Gürsoy Aydın Üstüntaş, Gülçin Üstüntaş ,Mustafa Gencer, Fatma Demirkan  Fatma Aksoy ,Orhan Gürses görev almışlar başarı ile oynamışlardır. Ordu Belediyesi Karadeniz Tiyatrosu OBKT  l964 ten günümüze perdelerini seyircisine  kapatmadan Onlarca oyunu başarı ile oynamış Sanatsever Ordu’luların beğenisini kazanmış Türkiye’de şehir Tiyatrolarında  marka olmuştur...

        Bu zaman diliminde OBKT bünyesinde başarılı sanatçılar ve yönetmenlerle sanat dünyamızda takdirle alkışlanmışlardır. Geçtiğimiz günlerde Bu başarılı kurumun Ordu Belediyesi Karadeniz Tiyatrosunun  başarılı Genel Sanat Yönetmeni ve sanatçısı  Ali Kemal Tandoğdu görevinden alınmış ayrıca Hayatlarını Tiyatroya adamış OBKT’nin  başarılı sanatçıları Osman Çakmak, Kenan Gürsoy, İsa Küçük,Hakan Altan, Mustafa Kırca, Onur  Çelikkol,  Murat Sağlam Soner Şensoy’ında görevlerine son verilmiş. Sanat  camiasında üzüntü ile karşılanan bu toplu  kıyımın bir açıklaması olmalı diye düşünüyorum.

      OBKT nin ilk oyunu Hülleci’yi Halk eğitim salonunun tahta sandalyelerinde seyretmiş ve OBKT’nin  günümüze kadar sahneye koyduğu tiyatro eserlerini yakından takip eden bir izleyicisi  olarak  üzüldüğümü  söyleyebilirim.

       OBKT’nin 40 yıllık Sanata gönül vermiş, OBKT için sahnesinde görev almış başarılı   sanatçılarına karşı yapılan böylesi  garip bir  davranışı hiç hak etmediklerini düşünüyorum.

       Yazımın başlığında OBKT’de neler oluyor diye yazmıştım ama maalesef  Olanlar olmuş.

        Sanata, sanatçıya verdiğimiz değer bu.

        Çok yazık..!

     


 SEVGİDE HASTANESİNDE  İLGİ VAR

          SEVGİ VAR...
                                         İnsan rahatsızlandığında Hastaneye gider ilgili doktoruna derdini anlatır Onun tedavisinde Şifa bulmaya tekrar eski  sağlığına kavuşmak için çabalar durur..

     Benimde sol  ayağımda ki bir rahatsızlığımdan dolayı Babam Op.Dr İsmail Engin’in de bir zamanlar Beş doktorla Başhekimliğini yaptığı Ordu  Devlet Hastanesine gidip Kalp damar cerrahisinde ki doktoruma gözüktüm derdimi anlattım Ultrason çektirmemi söyledi randevu günü aldım sıram geldiğinde Soyundum benden önce bir bayan doktora gözükmüş onun çıkmasını bekledim Hasta çıkınca Ultrason muayene  masasına  uzandım 3 numaradaki sinirli Bayan doktora Burası Askeri hastane olmuş  içeride bayan hasta var beni don gömlek bekletiyorsunuz dedim. Doktor hanım kızmış olmalı ki  sizin doktor seçme hakkınız varsa benimde hasta seçme hakkım var” diyerek Hipokrat yeminini unuttu . Masadan kalkar mısın muayene etmiyorum dedi. Güvenlik çağırın dedi. Bende  çağırın gelsinler dedim. Tekrar  Burası asker hastanesi olmuş diye söylendim. Giyindim Başhekim yardımcısına  gittim durumu anlattım muayenemi yapmayan 3 numaralı doktordan şikayetçiyim dedim.

          Başhekim yardımcısı çay söyledi beni aynı katta bulunan başka bir doktora  telefon etti   yönlendirdi.  

            Başhekim yardımcısı ile olayı  konuşurken İstanbul da Doktorluk yapan ve izine gelen  Doktor bir tanıdığım geldi beni görünce Tuncer ağabi hayırdır dedi durumu ona da anlattım hep  Birlikte  Başhekim İsfendiyar Karamustafa’ in odasına gittik Kendimi tanıttım başıma gelen acayipliği ve  şikayetimi ona da anlattım. Anladım ki 3 numaradaki Ultrason  doktorundan tek şikayetçi olan ben değilmişim.

       Biraz sohbetten ve çay ikramından sonra  Başhekimlikten ayrıldım Başhekim yardımcısının yönlendirdiği Ultrason odasına çıktım. Doktor hanıma Doktorumun verdiği İstek kağıdını verdim. Soyundum beş dakika ultrasonda kaldım Doktor hanım  elime iki satırlık bir Radyoloji raporu verdi.

         

            SEVGİ HASTANESİ FARKI

 

 Ertesi gün bir tanıdığım vasıtası ile Sevgi Hastanesi Radyoloji  Uzman Dr. Naile Dölek’ten randevu aldım ve Sevgi Hastanesine gittim aradaki farkı ve ilgiyi Sevgi hastanesinde gördüm. Doktor hanım yarım saat cihazla istenen  kontrolümü  yaptı çok detaylı ve açıklayıcı Radyoloji Raporumu yazmış ertesi gün Devlet Hastanesindeki Doktoruma Radyoloji Raporlarımı gösterdiğimde Sevgi Hastanesinin bir sayfalık açıklamalı  raporu için İşte rapor böyle yazılır her şey burada en ince detayına kadar belirlenmiş Diyerek Raporu yazan doktor hanımın ismini aldı raporu çok beğendiğini söyledi. Bende sizin Hastanenin  doktor hanımın raporu da iki satır bakar mısınız diye sitemde bulundum.

         Sevgi Hastanemizde Doktorun hastasına  Sevgi ile yaklaşımı ve yoğun ilgisi diğer tarafta Devlet Hastanemizde başıma gelenler...

         SEVGİ  Hastanemizin Radyoloji Uzm.Dr Naile Dölek Hanımefendiye hastasına yakın ilgi ve alakasından  dolayı Çok teşekkürlerimi  ve saygılarımı sunuyorum.

          Eline sağlık diyorum..

             .........

 

          Sağlıklı Mutlu ve huzurlu Bayramlar diliyorum...

ŞEHİR KİMLİĞİ  VE

       ÜNLÜ MARKALARI

       Büyümekte ve gelişmekte olan yerleşim birimlerinde şehre marka olan yatırımlar o şehrin kimlik portveyini geliştirir. Örnek verirsek Üniversite Havaalanı Liman gibi büyük yatırımları gösterebiliriz. Bunlara ilaveten Sportif yatırımlarda Büyük Stadyumlar Kapalı Spor salonları Kapalı Yüzme havuzları açık kapalı Tenis Kortlarını da saymak mümkün. Bu yazdıklarımı Ordu’muz için değerlendirdiğimizde Turistik Otel zincirlerinden Anemon Otel ve Hampton Hilton gibi yıldızlı Turistik  oteller ve diğerleri gelişmekte olan şehrin kimlik markalarını oluştururlar .

      Hafta sonlarında onlarca ailenin  gezmek için  Trabzon’a Forum alışveriş Merkezine gittiğini biliyoruz.

      Gelişmekte olan Ordu’muz için beklentilerimiz olan  Büyük AVM alış veriş ve eğlence merkezleri 4-5 Yıldızlı Migroslar büyük Koçtaş, Carfour iş  merkezleri Gros market zincirleri ve diğer büyük Forum5 M Yıldızlı Turistik oteller gibi yatırımlar her gün büyümekte olan Ordu’muz için Havaalanı yolu üzerinde   düşünebildiğimiz beklenilen  büyük yatırımlar  arasında dır..

       Eski Belediye başkanı Seyit Torun zamanında Boztepeye yapılan Teleferik yatırımı Boztepeyi bir cazibe merkezi haline getirmiştir.Ramazan bayramında üç günde yerli yabancı 27.500 kişi Teleferikle Boztepeye çıkmıştır.Yamaç paraşütçülerinin Boztepe uçuşları ise ayrı bir güzellik katmaktadır.

       Migros alışveriş  merkezi   karşısında  Türkiye’nin  büyük markalarından TEPE HOME 6 katlı güzel bir teşhir ve satış  mağazası  açmıştı geçtiğimiz ay içerisinde bu mağazasını boşalttı. Acıldığında sevinmiştik gittiğinde ise Ordu’dan bir ünlü marka gittiği için  üzüldük...

       Ordu Giresun Havaalanı açıldıktan sonra Turnasuyu Gülyalı arasında bulunan yol güzergahında işyeri açmak için arazi almak isteyen yatırımcı teşebbüsler  zaman zaman harekete geçiyorlar. Bir zaman içerisinde Trabzon Akçabaat misali bu yerler iş merkezleri ile  birleşir durum şimdiden Ordu’da da bunu gösteriyor...

       Ordu şehrimiz Ordu Giresun Havaalanı yönünde gün gün  büyüyor ve daha da gelişecek. Beklentimiz ise ünlü işyeri  markaların gelişmekte olan Ordu’muza zaman içerisinde  gelmeleri yatırım yapmaları. Belki bu sayede Samsun Trabzon arasında kalmaktan kurtulur gerçek Büyük şehir kimliğine kavuşuruz.

                       DENETİMSİZ

                  ÇAMBAŞI YAYLASI..!

         Yaylalarımızın çirkin yapılaşmalarına betonlaşmasına , bir garip yapılaşmasına yetkililer müsaade etmemeli Örnek verirsek Çambaşı yaylamız yayla etiğinden uzaklaşmış yayla kimliğini terk etmiş durumda. İnsanlar ekonomik gücüne göre yaptıkları yapılarla görüntü kirliliği yapan Çambaşı  yaylamıza yakışmayan garip yapılarla yayla görüntüsünü bozan inşaatlarda ısrar ediyor sözde bir şeyler yapıyorlar. Yaylamızda yerli yabancı  Turiste cazip gelecek bir yayla görüntüsü bence  yok. Yayla çarşısı içerisindeki Afyon mermerinden yapılmış bir meydan çeşmesi var ki evlere şenlik. Tam bir görüntü faciası bunlara çarşı içerisindeki fayanslı, Ünye taşlı Valilik Misafirhanesi yapıları da tam bir içler acısı görüntü. Ayrıcı Yayla etiğine uymayan ne isterseniz bu çarşıda bulursunuz.

       Yetkililerin  Çambaşı yaylamıza sahip çıkılması, gelişigüzel yapılan yayla etiğine uymayan hiçbir şeye  müsaade etmemeli diye 60 yıllık bir yaylacı olarak düşünüyorum.

       Çambaşı yoluna gelince acil bir an önce bitirilmeli diyorum. Esnaf kan ağlıyor..

 

         Acaba yanlış mı düşünüyorum...   

DOĞAL GAZ SANCISI

DOĞALGAZ İŞKENCESİ..!

 

Enerji ve Tabi Kaynaklar eski  Bakanı Ordu’ya getirilen Ordu’da  Doğalgaz’ın mimarı Hemşerimiz Hilmi Güler zamanında Sivas üzerinden Çambaşı yaylası tarafından 900 tır yükü doğalgaz borusu ile Getirilen Doğalgazın haberi Sevinçle karşılanmış Şanslı  Mahallelere doğalgaz boruları döşendiğinde de insanlar Şehrin üzerine karabasan gibi çöken Kışın Kömürün dumanından ve pisliğinden bir zaman içinde kısmen  kurtulmuştu.

         Program gereği  Evlerine apartmanlarına doğalgaz çekilen mutlu insanların yanında Vali ve hatırı sayılır insanların ricasıyla Pazar günü evlerine  özel doğalgaz boru hattı çekilen bazı ev sahibi  insanlar çok daha mutlu olmuşlardı çünkü kömürün isinden pisinden kurtulmuşlardı ve çok daha uygun fiyata evleri ısınıyor böylece de Tüpgaz ve Şofben derdinden de  kurtulmuşlardı.

        Şahincili mahallesinde fındık bahçelerinin içindeki evlerine Doğalgaz çekilen yerlerin dışında Şehrin Ortasındaki bazı mahallelere, Bazı sokaklara  halen Doğalgaz hattının döşenmemesi Mahalleliyi tedirgin ve rahatsız ediyor. Saray ve Zaferi Milli mahallesinde Kazım Karabekir Caddesinin sonundaki bazı mahallelere ve  evlere Apartmanlara  özel  Fındıkgaz  işkencesi uygulanıyor sanki...

        Doğalgazcılara Belediye Başkanlarının da sözü de ricası da  geçmiyor ama Vali ricasını da geri çevirmiyorlar. Ordu Eski valisi Orhan Düzgün’u örnek olarak gösterebiliriz.. Zaferi Milli mahallesi sakini olarak apartmanımızın 25 metre altında 25 Metre üzerindeki evlere DoğalGaz verildiği halde aynı yol üzerindeki  Apartmanımıza nedendir bilinmez Doğalgaz bir türlü gelemedi Kazım Karabekir Caddesinde oturan bir Doktor ağabeyimizin evinin bitişiğinde apartmanda  olan Doğalgaz üç senedir apartmanlarına verilmiyor muş.Bunlar bildiğimiz örnekler . Mahallelerdeki bu garip sancılı doğalgaz sıkıntılarından vatandaş bıktı usandı. Bu sancılı ve sıkıntılı Gaz  bekleyişini  Büyükşehir Belediye Başkanı Enver Yılmaz’a şikayet olarak söylediğimizde Özel Kalem Müdürüne talimat vermişti “Bu sene sonuna kadar Ordu merkezdeki gaz döşeme işini ya bitirecekler Ya da Ordu’dan gidecekler dediğinde mahalleli olarak sevinmiş umutlanmıştık.

           

           Şimdi Başkan Enver Yılmaz’a komşu olmak varmış diyorum. Çünkü onun evlerinin olduğu Cumhuriyet mahallesi ve Taşbaşı mahallesindeki evlerinin olduğu sokaklarda yollar yeniden döşeniyor evlerine  Doğalgaz bağlantıları yapılıyormuş. Başkanın şanslı  Mahalle komşuları öyle söylüyor. Ne şanslı mahallelermiş  demekten de kendimi alamıyorum. Kış geliyor dört-beş  ay sonra havalar soğuyacak kaloriferler yanmağa başlar. Belediye Başkanı Enver Yılmaz’ın bazı mahallelere bir türlü döşenmeyen Doğalgaz  sözünün ne kadar geçerli olup olmadığını bekleyip göreceğiz... Üç senedir mahallemize doğalgaz gelecek diye saf saf  bekliyoruz o kadar kendimizi kaptırmışız inanmışız ki Apartmanın doğal Gaz borularını bile bina içinden  döşetmişiz . Kazım Karabekir Caddesinde ki Doktor ağabeyimiz Apartmanında  aynı hatayı yapmış  Gaz gelecek diye evdeki kat kaloriferinin kazanını söktürmüş kışın elektrikle ısınıyormuş. Onlar da  bizden dertli apartmanca bekliyorlar. 

             Laf aramızda Ordu Eski Belediye Başkanı Kazım Türkmen’i gelde arama şimdi..! şehrin ortasında vatandaşlarını bu kadar mağdur ettirmez gereğini yapardı diye düşünüyorum. Fındıkgaz şirketine gelince Başkanların sözü onlara geçmeyince  onlar Belediyeler üzeri bir yapıdalar mı.. Fındıkgaz Bayrakları Belediyenin önünde sallanıp duruyor. Bu yapılanlar

            Ordu halkına Doğalgaz  işkencesi olmalı. Şehir içerisinde bir çok insan aynı  Gaz sıkıntının içerisinde  umutsuz beklemededir  kuşkusuz

             İyi güzelde Doğalgaz mağduru 

         vatandaş derdini kime anlatacak ..! 

          Mahallemizin Doğalgaz işkencesi ne zaman bitecek.

                  

BANKA KARTLARI

          NE KADAR GÜVENLİ.

                                               Geçen ki yazımda Tanıdığımız bildiğim iki kişinin Banka  Kredi ve maaş kartlarından istemleri dışı paraların çekildiğini ve Dolandırıldıklarını Birisinin Halk Bankası kartından almadığı tanımadığı bir  Sağlık hizmeti karşılığı 352 Tl Londra’dan Çekilmiş Bir diğeri tanıdığımızın Ziraat Bankasından 3 aylık maaşını almağa gittiğinde 3.5 Milyon tl  paranın yine yurt dışından çekildiğini tespit etmiş. Ve ikisi de bankalarına  ve Genel Müdürlüklerine şikayet etmişler.

       Bunlar sadece tesadüfen sohbetlerde öğrendiklerimiz  Bunun gibi yüzlerce binlerce  Banka Kartı kullanan vatandaşın  başına kim bilir neler gelmiştir de bilmiyoruz. Bizde yarın Bu banka kartı dolandırıcılarının tezgahına gelebiliriz. Son günlerde sık rastlanan Banka kartı dolandırıcılarına karşı Cebinizdeki Banka Kartlarının  ne kadar güvenli olup olmadığını, bir şekilde İnternetten dolandırıldığınızı da öğrenmeden önce mutlaka aşağıdaki önlemi alınız..

 

                                  MAİL ORDER

 

       Biraz araştırdık Kart sahibi bankasına müracaat edip İnternet Üzerinden Kartsız işlem ( Mail Order) yapılmaması için müracaat etmesi gerekiyormuş. Bu yapıldığında cebinizdeki Banka Kartlarınız daha güvenli oluyormuş.

        Bankacılar bunu biliyorlar da Kart verdiği vatandaşını bilgilendirmemeleri biraz garip değimidir. Kaldı ki vatandaşın şikayetinde bu kredi kartından dolandırıcılarca hortumlanan  parayı da ödemek zorundalar ve de ödüyorlar..

        Siz siz olun Bankanıza gidin bu önemli   işlemi mutlaka yaptırın en azından  rahat uyuyun. Yoksa uyanık Kart dolandırıcılarının  ağına düşer sızlanırsınız Hele hele bankadan aldığınız üç aylık emekli maaşınız çarpılırsa hesaptan uçarsa Allah size kolaylık versin.

        Bankanıza müracaat edip hemen MAİL ORDER işleminizi mutlaka yaptırın. Bizden hatırlatması ..

 

                           Duyda inanma..

                          GİRESUN FINDIĞIN

                          BAŞKENTİYMİŞ..!

 

           Reklamın kötüsü olmazmış  Giresunlular da bunu en iyi yapanlar. TRT 1 de Türkü  sohbet programında Giresun’da vatandaşın birisi fındık toplatırken bahçesinden katıldığı canlı  programda biliyorsunuz  burası fındığın Başkenti diyerek Reklamlara girdi. TRT 1 Radyo spikeri bunları, bu inceliği bilmez  .

            Giresun’da 117.720 hektarda fındık hasatı yapılır Ordu’da 226.945 Hektarda fındık toplanır.15 Haziran 2015 itibarı ile Tescil edilen fındık yaklaşık 110 milyon Kilo Ordu’da 230 Milyon  kilo.

               2015 tahmini rekoltede  Ordu’da 214.837 ton

                                                       Giresun  91.533 ton

                                                       Trabzon 54.445 ton

Fındık bekleniyor.

           Şimdi konuşurken  Giresun Fındığın Başkenti oluyor.Buna kargalar bile güler. Giresun’da bahçesinde fındık  Toplarken TRT’nin canlı yayın  programına canlı ve heyecanlı katılan Giresunlu vatandaş da En çok Fındığın Türkiye’de Ordu’da yetiştiğini bildiği halde Fındığın Başkenti Giresun diyebiliyor.

               Ağzı olan konuşuyor da duyun inanmayın.

               Fındığın Başkenti Türkiye’de en çok fındık yetiştiren ORDU’dur da Reklamını yapamıyor.

              Giresun Yağlı fındığı Çerezlikte lezzetli Fakat Çikolata Sanayinde ve diğer fındık mamulü sanayinde kullanılmıyor.Fındık geçen sene Don afetine çarptı yeteri kadar fındık olmayınca da fındık fiyatları uçtu tavan yaptı. 5.500  liraya fındık sattık sene ortasında bir dostuma üç kilo kabuklu fındık aldım gönderdim  60 milyon lira ödedim.

                

                Türkiye’de iç piyasada vatandaş  zaten yeteri kadar fındık yemiyor kullanmıyor. Fındık fiyatları yükselince de Çerezlikte fındık el yakıyor.

                Devamlı reklamını yaptıkları  Kirazın Anavatanı Giresun’a evet de Fındığın Başkentine Hayır .Bu yazdıklarıma inanmayan Giresunlu vatandaşlarımız İnternetten Gogol’dan araştırabilirler...

                 Türkiye’de en çok fındık nerede yetişirmiş. FINDIĞIN BAŞKENTİ  neresiymiş..

                    Sahil Karayolu üzerinde   Yalı Caminin önündeki Yabancı, yerli turistlerin önünde Hatıra fotoğrafı çektirdikleri Mimar Emin Öztürk’ün eseri Ordunun simgesi led ışıklı güzelim Fındık Totemini söküp atarsanız  Ordu’nun Fındık şehri olduğu imajını da yavaş yavaş kaybederiz...

 

           İMDAATT

           SOYGUN VAAARRR..!!!

 Uyanık İnternet dolandırıcıları  son günlerde özellikle Emekli vatandaşlarımızın emekli maaşlarına kredi kartlarına gözü dikmiş Bankamatik hesaplarından Para çalıyorlar özel tahsilat yapıyorlar. Emekli bazı vatandaşların Emekli maaşlarını banka hesaplarından internet aracılığı ile  boşaltıyorlar. Boşaltıyorlar da emekli vatandaşın Banka bilgilerine nasıl ulaşıyorlar. Bu banka özel kimlik  bilgileri nasıl temin ediyorlar bence araştırılması gereken bütün mesele bu...!

      Dolandırıcılık dünya var olduğu sürece bir şekilde devam edecektir. Bizim kuşağın bildiği 50 sene geriye gittiğimizde  dinlediği  Sülün Osman tiplemesi ve  dolandırıcılığı Temel Fıkraları gibi kulaktan kulağa söylenmiş akıllarda kalmıştır. Sülün Osman’ın zamanında bilgisayar denen teknoloji olsa kim bilir neler olurdu neler..!

      Anavatan Partisi döneminin başbakanı Tansu Çiller zamanında hatırlayacağınız Selçuk Parsadan 1995 yılında Dönemin Başbakanı Tansu çileri telefonla  arayarak Emekli Orgeneral Necdet Öztorun’un sesini taklit ederek Kemalistler  Derneği için Beşbuçuk  milyar lira para istediği Bir Parsadan dolandırıcılığına imza atmıştı.  Bir şekilde Başbakan Çillerle yaptığı bir  taklit  telefon görüşmesi sonrası Başbakanlık örtülü ödeneğinden hatırı sayılır bir miktar parayı hesabına geçirmiş ti.Bu model dolandırıcılık Türkiye’nin gündemini işgal etmişti..

      Günümüzdeki İnternet Dolandırıcıları ise becerileri ile  Yurt dışından banka hesaplarını boşaltıyorlar..

        Belki şekil değişikliği var ama Telefonla tehdit edilerek dolandırılan onlarca insan arasında bildiğimiz Prof Dr. Canan Karatay dolandırıcılığı olayı  var ki olacak iş değil di  ama oldu.

         Emniyet Müdürlüğü yetkililerinin Tv lerden  devamlı uyarılarına rağmen Canan hoca bir tehdit telefonu sonrası Bankadan çektiği milyarlarca lirayı Bir siyah poşete koyup kendi eli ile telefondaki dolandırıcının  tarif ettiği  bir çöp kutusuna bıraktı. Bu garip telefonla tehdit ve dolandırıcılığı olayı bir korkulu  akıl tutulması olmalı diye de düşünüyor insan..

        Bizim tesadüfen bire bir sohbetlerde  duyduğumuz iki olayda  İki tanıdığımız emekli vatandaşın başına gelmiş. Bir Tanesi Halkbankası kredi kartından sağlık hizmeti diye Londra menşeli bir 350 lira para çekilmiş Kart sahibi emekli vatandaş telefonla rahatsız edilince  Halk Bankasına gidip böyle bir sağlık hizmeti almadığını beyan ederek ekstredeki çekilen paranın  araştırılmasını istiyor. Ayrıca Halk Bankası Genel Müdürlüğüne de bir şikayet dilekçesi yazarak özel banka kimlik bilgilerinin dolandırıcıların eline nasıl geçtiğinin araştırılmasını istiyor. Bir müddet sonra Genel Müdürlükten Kazazede Kart sahibi  Emekli Vatandaşı arıyorlar ve Hesabından dolandırılarak  çekilen paranın genel müdürlükçe ödeneceğini söylüyorlar. Eski kartı iptal edip güvenli yeni kart verileceğini bildiriyorlar ..

       Başka bir sohbetimizde duyduğumuz ikinci Olay Ziraat Bankasından emekli maaşını alan bir vatandaşın 3.bin 500 tl  aylığını almak için Ziraat  Bankasına  gittiğinde Emekli maaşının yine yurt dışından çekildiğini öğrenince bankaya müracaat ederek bilgisi dışında  uğradığı Emekli maaş kartından yapılan dolandırıcılığının araştırılmasını isteyerek şikayette bulunuyor, maaşını istiyor..

       Bu arkadaşlarımızdan duyduğumuz İnternet dolandırıcılığı bütün emekli vatandaşın başına gelebilecek bir hadise . Türkiye’de yaklaşık olarak 10 milyon kişinin emekli olduğunu düşünürsek  hepimizin başına her an böyle internet kazası gelebilir. Önemli olan Bankaların internet dolandırıcıları ile nasıl bir yöntemle baş edeceğidir nasıl engellenecektir..

         Yoksa daha çook emekli veya banka müşterisi  İnternet banka dolandırıcılığının ağına düşer.

          Bizim tesadüfen duyduğumuz bildiğimiz iki arkadaşımızın bir ay içerisinde iki ayrı  Banka internetinden dolandırıldığıdır. İki emekli  arkadaşımızın başına gelen internet  dolandırıcılığı  hepimizin başına her an  gelebilir.

          İMDAAATTTT.. Hırsız Varr.. Duyduk duymadık demeyin

          Banka kartlarına soygun varr..!   

 

      

KARACA’DAN

      “DEVRİMCİ ŞEREF” ÖVGÜSÜ

       Basın İlan Kurumu  Genel Müdürlüğü görevine atanan Ordu’lu Hemşerimiz Yakup Karaca Genel Müdür Yardımcıları ile birlikte geldiği Ordu’da Basın mensuplarına    Sabah Kahvaltısı verdiği Sinema Otel’in Teras katındaki salonda bir araya geldiler, Mesleki sorunların dışında  Sohbet ettiler. Ordu’ya tekrar geleceklerini ve Gazetecilerin sorunlarıyla ilgili özel toplantı yapacaklarını bu defa mesleki  fazla soru sorulmamasını istemediği Kahvaltıdan sonra Vali Beyle randevusu olduğunu Vali beyi makamında ziyaret edeceğini söyleyince de gazeteciler Çaylı kahvaltılarına kendi aralarındaki sohbetleri ile devam ettiler. İlerleyen zaman içerisinde  Söz alan Ordu Gazeteciler Derneği Başkanı Recep Aydın Sayın Genel Müdürüm Bir dahaki gelişinizde Sorularımızı sorarız, sorunlarımızı anlatırız  diyerek Ordu’lu  gazetecilerin sormak istedikleri soruların da önüne geçmiş oldu...Soru almak istemeyen genel müdür de rahatladı..        

         İlçe gazetecilerinin de yoğun   katıldığı Kahvaltıda kısa bir hoş geldiniz ve  teşekkür konuşması   yapan BİK Genel Müdürü Yakup Karaca Ordu’lu Gazeteci Hemşerilerini selamlamak ve tanışmak  için  Genel Müdür Yardımcısı arkadaşları ile Ordu’ya gelmekten mutluluk duyduğunu ve Ordu’yu çok sevdiğini Aslen Kumru’lu olduğunu Ordu’da  Hamdullah Suphi Ortaokulunda okuduğunu daha sonra Ordu İmam Hatip lisesinden Mezun olduğunu yüksek tahsili için Ordu’dan ayrıldığını yaklaşık 10 yıldır bu kurumda çalıştığını son olarak Genel Müdür görevine atandığını söyleyip Sorunlarınızın çözümü için varız derken   Kendisinden  de biraz olsun  bahsetmiş oldu..

         Ordu  İmam Hatip lisesinde okuduğu O yıllarda hafta sonlarında şimdiki Sinema Otel binasının Altındaki eski Ordu  sinemanın alt köşesinde ki Ünlü Buket pastanesinde Komilik yaptığını özellikle de hafta sonlarında  Pastanenin Sahibinin oğlu Şeref ağabisinin akşamları arkadaşlarıyla yaptığı Devrimci sohbetlerinden dakikalarca  bahsetti. Talebelik yıllarında   Ordu’nun sosyal yaşantısında çok önemli bir yeri olan Buket Pastanesinde Komilik yaptığı yılları unutamamış olmalı ki Basın İlan Kurumunun yeni  Genel Müdürü  hemşerimiz Yakup Karaca Ordu’da  Basınla yaptığı kahvaltılı tanışma,  sohbet toplantısında Komilik yaptığı gençlik yıllarını ve sohbetleri   unutamamış olmalı ki  Gazetecilerin karşısında ki sohbetinin büyük bir bölümünde sık sık   Devrimci   Şeref ağabi dedi başka bir şey demedi.

         Sinema Otel’de  Kahvaltılı basın toplantısında BİK Genel Müdürü Yakup Karaca  Uzun bir sure Ordu  anılarında  bahsettiği Şeref ağabisini Ordu’ya gelmişken  ümit ederiz işyerinde  ziyaret edip bir çayını içmiştir diye düşünüyorum...

           YEDAŞ’IN YANMAYAN

           SOKAK LAMBALARI..

Yedaş  Vatandaşa kestiği Elektrik faturalarının tahsilatında gösterdiği ilgiyi sorumluluğunda bulunan yanmayan Sokak aydınlatma lambalarında göstermiyor. Vatandaşı dere içinde  karanlıkta kabus sokağında bırakıyor .

      Zaferi Milli mahallesinde Polat sokakta 20 gündür yanmayan karanlıkta kalan yoldaki sokak lambası için müracaat edilmeyen yer kalmadığı halde nedendir bilinmez vatandaşın Karanlıkta kalan yolu ile  ilgilenen Yedaş görevlisi yok. Dere tarafındaki bu karanlık  yolda gecenin karanlığında adamı soysalar ,adamı  kesseler sabahtan ölüsünü bulurlar.

        Vatandaş  Sonuçta buraya yeni bir direk dikin talebinde  bulunmuyor. 30 senedir var olan aydınlatma lambasının ampulü patlamış onun değiştirilmesini istiyorlar . Yedaşın sokaklardaki yanmayan ampulleri ile  hangi birim  ilgileniyorsa bir görev verin sayın Ümit Müdürüm belki sizi dinlerler de gecenin karanlığından aydınlığa çıkar bu yolu kullanan  insanlar.

İŞ BANKASI

 YENİLENİYOR DA..!

Garanti Bankasından sonra Türkiye İş Bankası Merkez Şubesi eski görüntüsünden bıkmış olmalıdır ki yenileniyor.İŞ Bankası Binanın içi sökülmeğe başladı.. İş Bankası  yenilenme süreci içerisinde bir Müddet geçici olarak  Atlıhan Otel’in  altında Kazım Karabekir caddesi üzerindeki yerinde bankasının  müşterilerine  hizmet verecek.

     Tadilatta olan İŞ Bankasının yenilenmiş hali mutlaka güzel olacaktır , müşterilerine en iyi hizmeti sunacaktır da binanın içerisinde güzelliklerle birlikte binanın girişinde ki kaldırımı işgal eden  merdivene de bir güzellik yapıp yoldan çekseler Şehircilik ve Belediyecilik  açısından ne kadar güzel ve yerinde bir hareket olur diye düşünüyorum.

       Çünkü İŞ Bankasının önündeki O garip kaldırıma tecavüzlü  merdivenden Ordu’da başka bir yerde, binada  emsali yok.Büyükşehir  Belediyesi özellikle Başkan Enver Yılmaz    böyle bir garip  merdivene müsaade etmez diye düşünüyorum.

         Yoksa yanlış mı düşünüyorum..!

        Eski Belediye Başkanı Seyit Torun’un zamanında  yapıldığı günlerde de basının eleştirdiği bu haksız kaldırım  işgali merdiven başka bir iş yerinin önünde olsa acaba Belediye buna göz yumar idare eder miydi onu da bilemiyorum..?

          Bildiğim bir şey varsa oda O da Şehrin ortasında  Ordu Merkez İŞ Bankasının önündeki Merdivenin  Yaya   yola tecavüzlü olduğudur. Ve bu merdivenin İŞ Bankasına yakışmadığıdır Yaya kaldırımını işgal  ettiğidir.

Bu giriş  merdiveni binanın içerisine alınmalıdır.

            Doğru olan da budur.
SAHİL YOLU GEZİ YOLU..

Ordu Şehrinin en güzel özelliklerinden birisi kuşkusuz Sahildeki vatandaşın  gezi parkurudur. Efirli sahilinden başlayıp Melet teki Soya fabrikasının önüne kadar olan bu sahil kaldırım  düzenlemesinde insanlar Trafiğe çıkmadan bu yol güzergahında gezi ve yürüyüş sporlarını rahatlıkla yapıyorlar.

         Bu gezi yolunda yanlış olan ise özellikle akşamları Bisiklet sürücülerinin yolda çocukları ile gezen insanların  arasında kontrolsüz bir şekilde hareket etmeleridir. Sahilde bisiklet sürücüleri için sarı şeritle ayrılmış bir güzergah var da Bisiklet sürücüleri kendilerine ayrılan bu yolda yoklar. Vatandaşların arasında Tehlikeli bir şekilde cambazlık hünerlerini göstermelerinin peşindeler.

          Bizim çocukluk yıllarımızda Zabıta veya görevli polisler bizi yaya yolunda durdurup bisikletimizin lastiğinin siboplarını alır bizi ikaz ederlerdi.Şimdilerde bazı gençler Bisiklete ters binip veya tek tekerleğin üzerinde  gösteri yapıyorlar sahilde  gezen insanları, aileleri Bisikletli sürücüler rahatsız ediyorlar. Bu yanlış hareketler için Bisikletçilere Ne dur diyen var Nede Yasak diyen...!

          Sahilde gezen aileler Bisikletçilere söz geçiremiyor Onlar bildiklerini okuyorlar. Dahası Sahil yolu Bisikletçilere yetmiyor...

           Siz siz olun dikkatli olun Bisikletçi ve kaza  geliyorum demez  sahilde deniz tarafından yürüyün . Yaya yolunun ortasından veya sarı şeridin tarafından yürümemeğe dikkat edin.




           

BOZTEPEYE    ÇIKMALI
                                             “Boztepe’ye Çıkmalı Şu Ordu’ya bakmalı” Türküsünün yazılıp söylendiği yıllarda Boztepe kıraç görünümlü gerçekten boz bir tepeymiş. Bunu eski Ordu resimlerinde görmek mümkün .Şimdilerin Boztepe’si ise gerçekten çıkıp Ordu’yu seyretmeğe değer konumda cazibe merkezi , Boztepe Ordu’muzun simge yerlerinden birisi olmuş.Güzel havalarda Çambaşı Karagöl tepesinin karlarla kaplı zirvesini  de Boztepe’den  gündüz gözü ile seyretmeniz mümkün..

            Boztepe’ye çıkmayı cazip hale getiren özellik ise Teleferik gerçeği. Geçtiğimiz günlerde İstanbul’dan gelen misafirlerimizi Akşam üzeri Teleferikle Boztepe’ye çıkartmak için sahil gezi yolundan yürüyerek Teleferiğin Çıkış noktasına geldik bilet için Kuyruğa girip sıramı bekledim. Uzun bir sıradan sonra sıra bana gelince elimdeki parayı gişe memuruna uzatırken Biri Basın Beş bilet istedim. Gişe memuru arkadaş İki ay önce Meclis kararı ile Basın’a indirimli  biletleri iptal edildi dedi. Biletlerimizi aldık ücretini de ödedim. Bu defa uzun bir Teleferik kuyruğuna girdik Boztepe’ye çıktık.

            Hava kararmıştı Ordu Boztepe’den inanılmaz güzel ışıl ışıl görünüyordu. Misafirlerimiz çok memnun oldular. Bu güzel görüntünün onün de bol bol resim ve Selfi çektirdiler Boztepe  Royal  tesislerinde Çayımızı içtik  nefis  Pastalarımızı yedik .          Bir zaman sonra  Aynı güzellikler içerisinde teleferik le geriye döndük.

            Havanın güzelliğinde  Boztepe cıvıl cıvıl hareketli ve güzeldi. Sahilde gezen insanlar kadar Boztepe’ye çıkanlar da vardı. Bu çok özel güzelliği ve hizmeti  Ordu’lulara getiren  Ordu  Eski Belediye Başkanı Yeni Milletvekilimiz  Seyit Torun’a ve zamanın Belediye   meclisine teşekkür ederiz. Bu güzel hizmetin  altında onların imzası var.. Ordu’muza farklı bir  kimlik kazandıran Bu güzel eserin cesur yürekli insanlarına teşekkürler.

           Boztepe’nin ayrıcalıklı diğer güzelliği ise Yamaç paraşütü sporunun buradan yapılması. Deneyimli donanımlı  Paraşütçüler 450 metre yükseklikteki Boztepe’den atlayıp hem spor yapıyor hem de Ordu’nun üzerinde kuşbakışı süzülerek sahildeki kumsala iniyorlar .

           Adrenalini yüksek bir güzelliği yaşıyorlar.

          Gazeteci Atilla arkadaşım bir  yerel televizyon haberinde duymuş Şeker bayramında 27.000 kişi teleferikle Boztepe’ye çıkmış. Gündüz başka, gece bir  başka güzel gözüken  Ordu’ya 450 metre yükseklikten Ordu Türkümüzdeki gibi  bakmışlar . Emeği geçen herkese sonsuz teşekkürler de şehir Terasında ki yapılaşmaya daha çok dikkat edilmesi gerekir diye de düşündüğümü belirtmek istiyorum.

                         SATILAN

          SULARIMIZ MI  ..?
                                    Karadeniz’de ki ırmaklar, dereler  üzerindeki sular Hidroelektrik santralleri ne satıldı. Hollandalı Gazeteci VİLCO nun Karavanı ile Tv  Programı yapmak üzere Ordu’ya geldiğinde Gazeteci Ömer Kulaçoğlu vasıtası ile tanışmıştık. Paşaoğlu Konağında Boztepe’de Gazeteci Ömer’in rahmetli annesi Emine Kulaçoğlu’nun özel yaptığı  Dibek taşı ekmeği çekimlerinde  , Bayadı köyünde Kayadibi mahallesinde  Klarnet ustası rahmetli Ahmet Özdemir’in Klarnet atölyesinde, Hoynat adasındaki Türkiye’deki tek tür Tepeli Karabataklar  ve Melet ırmağının üzerindeki HES’lerle ilgili  İZ  TV de yayınlanan çekimlerin yaptığında birlikteydik.

        HES lerin su tuttuğu  Kirazlık Darıca arasında 7,5 kilometrede Meletin  Dere yatağında tutulan sular yüzünden  Melet ırmağının akmadığını hayretle  görmüş, fotoğraflamıştım Dereleri kiralayan  Hesçiler suyu tutmuşlar yasal bırakmaları gereken  Can suyu nu bile bırakmıyorlardı. Ta ki Hes’in şantiye mühendisi ile münakaşa edene kadar..Yanımızda telsizle konuştu bir hışımla Siyah  Mitsubişi aracına bindi belli ki Tv çekimlerine  kızmıştı ve tozu toprağı kaldırarak yanımızdan uzaklaştı. Elk Mühendisi Coşkun Türkeli   birazdan Can suyunu bırakacaklar dedi. Ve dediği gibi oldu. Bir zaman sonra da İnce bir su tabakası dere yatağında gözüktü...

           Gördüğümüz Melet ırmağının  yatağı kurumuş  taşlar güneşten ısınmış  kızmış ,dere yatağındaki  canlıların tümü telef olmuş kurumuştu. Karadeniz’de derelerin suyu Hes’çilere satılmış onlarda gereğini yapıyorlar dı..! Turnalıkta 60 metre gövde yüksekliğinde HES Baraj yapıyorlar geçenlerde Mesut Engin Gazeteci Atilla Şimşek’le birlikte bu çalışmayı yerinde görmek için gittik. Bu HES barajı suyu tuttuğunda olacakları düşünebiliyor musunuz.

         Turnalık İkidere mevkiinde Hes’çiler  açtıkları tünelle Suyu Melet ırmağına akıtıyorlar. Turnasuyu’nda su yok denecek kadar az akıyor . Hesçiler olanı da yakında para ile satarlar.

          Bir arkadaşımın yakını yukarılarda  melet ırmağı yanındaki bahçesinde kivi yapıyormuş. Dalgıç motorlarla melet ırmağından su çekip zaman zaman kivilerine su veriyorlarmış. Bir zaman sonra kara çantalı iki adam kivi bahçesine gelmiş bizim suyumuzu bizim iznimiz olmadan çekemezsiniz diye ihtarda bulunmuşlar. Üstelik Birde ceza kesmişler..!

          Bu         günlerde sorarsanız Turizm amaçlı  Karadenizin yaylalarını birbirilerine bağlamak için Yeşil yol projesi başlattılar. Bizim yaylalarımızda insanlarımızın göstermedikleri bir tepkiyi Doğu Karadeniz Yaylalarında özellikle Çamlıhemşin yayla yaşayanların nasıl tepki koyduklarını televizyonlarda gördük. Turnalık İkiderede Hes barajı için yaklaşık Orman arazisinden  10 bin Ladin ve çam ağacı kestiler hiç tepki olmadı ...Tepkisiz ve duyarsız bir Toplum ve şehir olduk.

Gazeteci Atilla Şimşek Gazetesinde Yeşil Yol Bahane  Madenler Şahane diye bir başlık attı ki gerçekten düşünülmeğe değerdi..! Tarihe yazılı  bir belge oldu bence. Özellikle doğu Karadeniz bölgesinde maden yataklarının bol olduğunu ve bizim yaylalarımızda özellikle çok değerli  BOR madeni tespit edildiğini Eski enerji Bakanımız Mehmet Hilmi Güler de bir zamanlar söylemişti. Büyük ihtimal Fatsa bölgesinde  dağlarda bulunan Altın madeninin yerini de Uydu aracılığı ile tesbit edilmiştir.

        Karadenizde Derelerden  akan sulara Hesçiler talip oldu şimdi Doğu Karadenizde Yaylalar arasında geniş yollar Yayla Turizmi için yapılıyormuş.

         Turizm master planı içerisindeki Turnasuyunda Aşkale Çimento ya Yeşil bir dağı Tras ocağı olarak Ced raporuna gerek duymadan tahsis etmişler. 200 Turnasuyu yaşayanı Muhtarla birlikte  Valiliğe dilekçe ile müracaat edip Tras  Ocağının  iptalini istemişler ayrıca Mahkemeye vermişler direniyorlar. Geçenlerde yeşil dağa keşif için hakim gitmiş. Yöre sakini ORSİAD Başkanı Kadir Engin”  Turnasuyunda Topraklarımız  Çimento için satılıyor Bu katliama seyirci kalmayız. Bu ocağa karşı  kellemizi  ortaya koyduk ,gövdemizi de  siper ederiz diye konuştu...

        Doğu Karadenizde yaylacı kadınlar eylem yapıyorlar ileride başlarına gelebilecekleri biliyor olmalılar kı  yaylalarda  Bizim yolumuz bize yetiyor Yol istemiyoruz diye tepkilerini koyuyorlar.

           Havva ana ağzına sağlık sen çok yaşa..

          Bir zamanlar yıllar önce   Çamlıhemşin Ayder’e gidiyorduk  Gürgen dibinde ellerinde makbuzlu görevliler yolumuzu kestiler Milli Park statüsünden   Para almışlardı bizden . Bu işler şimdilik böyle yürüyor olmalı...

 

           Daha sonraları Yeşil Yolda neler olacak, onu da yaşayanlar görecek... 

KENT KONSEYİ TOPLANTISINDAN NOTLAR...

            Cumartesi günü Ordu Çevre Derneği Başkanımız Sevgi Aydın Telefonla arayarak Bu gün saat 24.oo de Kent Konseyi’nin toplantısına Davet edildim şuanda köydeyim  gelemeyeceğim ÇEVRE  Derneğimizi temsilen iki kişi bu toplantıya katılır mısınız dedi. Orçevin  ikinci başkanı Metin Koç’la birlikte  Kent Konseyi’nin Taşbaşı Menekşe sokaktaki yerindeki  davetine katıldık.

    Başkan Atilla Tatar gelene kadar toplantıya gelen dostlarımızla bu güzel Tarihi mekanda sohbet ettik. Başkan Atilla Tatar geldi misafirleri hoşladı Toplantı salonuna geçtik.

    Başkan Atilla Tatar  kısa bir konuşma yaparak toplantıyı açtı. Konu Ordu idi Ordu Turizmine katkı idi ama  Belirli bir gündem yoktu. Enis Ayar’la birlikte Toplantıya davet edilen Ordu’lu uluslar arası mimar  hemşerimiz  Uğur Kayserilioğlu’na zamanının Ordu’sunu anlatmak ve değerlendirmek için görüşlerini almak istedi. Mimar Uğur Kayserilioğlu Çocukluğunda mahalle aralarında hasretini duyduğu , çotura oynadığı Orduyu anlatırken Eski Ordu evlerinin yanına yapılan yeni büyük binalarında olabileceğini Eski Ordu evlerini turizm açısından korumamız gerektiğini anlattı.Vosvos şenliklerinin yaratıcısı  Enis Ayar bu sene  geniş kapsamlı Vosvoş şenliğinin olmayacağını ancak  Vosvos derneği başkanı Şükrü Odabaşın Kişisel olarak Yeşilce de Vosvosçulara kamp yaptıracağını söyledi. Ayar  Turnalıkta müthiş güzel yeni bir Vosvos kampı yeri bulduklarını bundan sonra yeni kamp yerini belirlediklerini söyleyerek Kent konseyinden  Ordu Belediyesinden destek  yardım talebin de bulundu.

        Ayrıca Enis Ayar Sahilde Kıyı kenar çizgisi üzerine yola sıfır  yapılan Yağlıcı dükkanı için ileriye dönük zamanlarda kötü örnek teşkil edeceği için Avukatlarının dava açacaklarını söyleyerek Kent konseyinden Atilla Tatar’dan  destek istedi..

       Tahsilini Almanya’da yapmış Elektrik Mühendisi Hüsnü Yücel Almanya’da bir çok ilde bulunan Döner lokantalı Televizyon kulenin Boztepe’ye yapılabileceğinin görüntü ve Turizm açısından faydalı olabileceğini örneklerle anlatmaya çalıştı.

      Ordusporun yeni başkanı Yaşar Pamuk Durugöle yapılması planlanan Şehir stadının da bir zaman sonra şehrin Ortasında kalacağını fayda sağlamayacağını anlatmaya çalıştı. Daha büyük ve güzel bir yerde ısrar etti.. Mustafa Köksal özellikle semt toprak sahalarına yetişen gençliğin büyük ihtiyacı olduğunu vurguladı.Spor yapmak isteyen gençliği kaybediyoruz dedi..

       Söz sırası bana geldiğinde

       Ordu Turizm Şehri  diyoruz Yayla Turizmi diyoruz. Bizim yaylalarımızda söyler misiniz Turistin ilgisini çekecek ona  cazip gelecek ne var . Bu Boztepe’de de aynı Çambaşı yaylamızda da aynı. Çambaşı yaylamızda yayla evlerimizin yerine yapılan çok kötü yapılaşma var her kes kafasına gücüne göre beton tuğla  yayla etiğine uymayan  ev yaptırıyor. Çambaşında Turistin ilgisini çekecek hiçbir özellik yok fotoğraf çekecek hiçbir güzelliği de  yok. 50 sene öncesinin yayla hasretini çekenlerden birisiyim onun içindir ki üzülüyorum..

       Turist ne için gelir özelliği olan yerin fotoğrafını çeker yöresel yemeği varsa onu yerken eğlenirken  eşi ile dostu ile bir kadeh içkisini içer . Turisti, misafirinizi  Ordu’da Boztepeye çıkartıyorsunuz Akşamın o güzelim Ordu manzarasını 450 metre yükseklikten  ışıklar içerisinde seyrederken  Turist belki bir kadeh Rakısını Şarabını içecek Yasaklar yasaklar  . Yaylada da böyle Boztepe de de böyle . Ordu’da yasaklı Turizm bence hayal olur.Rağbet görmez,ilgide  görmez. Yaylalarımızda Turistik tesis yok eğlenecek yer yok. Bodrum,Marmaris de eğlence yerlerine içki yasağı koysunlar İstanbul’da Çiçek pasajına aynı yasağı getirsinler oralara hiçbir turist uğramaz..Turisti gezdireceksiniz ,yatıracak yedirecek içireceksiniz .Para harcamasını sağlayacaksınız.Turizmin geçerli  kuralı dünyada  bu.

    Bunları yapmak istemiyorsanız da Turizmden bahsetmeyeceksiniz.

   Ordumuzun göz bebeği sahil yolumuza yapılan renkli ve ışıklı babalar insanların gözünü yoruyor hiç güzel olmayan bu manzara sahil gezi yolumuza Ordumuza hiç mi hiç  yakışmayan bir manzara. Sahil gezi yolumuzu Yeşil örtü ile korumak varken bu renkli  garip alüminyum metal  korkuluklar niye..!

            Yalı caminin önünde insanların önünde hatıra  fotoğrafı çektirdikleri güzel bir simge fındık figürü ve sular arasında  Balık figürlü led ışıklı  su şelalesi vardı bu simge anıtı söktüler attılar. Eski Belediye binasının önünde Ordu Şehrinin ilk kurucu Belediye Başkanı Süleyman Felek’in büstü vardı O büst depodan çıkartılıp  yeni belediye binamızın bir köşesinde değerlendirilemez  mi diye düşünüyorum.

        Bu yazdıklarım son Kent Konseyi toplantısında söylenenlerin  özeti sayılır da ..Kent Konseyi Başkanı Atilla Tatar bu serzenişleri nasıl değerlendirir nasıl iletir bilemem ama bildiğim  yaşadığımız bu güzelim şehir hepimizin. 


AKSA DOĞALGAZ
                  Zaman  zaman Şehrimizin orta yerindeki  Aziziye ve Zaferi milli mahallemize  Doğalgaz teknolojisinden bir türlü gelemeyen ve yılan hikayesine dönen Doğalgaz dan bahsedip duruyoruz da Yetkililerin bir açıklamasını da görmüyoruz, bilmiyoruz . Çünkü doğalgaz şirketlerine Belediye başkanlarının ricaları da geçmiyor. Bunu eski Belediye başkanı  zamanında bizzat gördüm ve yaşadım. Arada bir de olsa  Valilerimizin ricasını geri çevirmeyen Pazar tatilinde ve özel torpil yapılan binaları biliyoruz da Gaz şirketleri kendi  bildiklerini okuyorlar bizimde bilmediğimizi sanıyorlar..

       Son olarak Büyükşehir belediye başkanımız Enver Yılmaz’a gidip mahallemizin ve apartmanımızın bir türlü döşenemeyen Doğal   Gaz şikayetini söyledik.  Şahincili mahallesinde tepenin başında  Fındık bahçelerindeki tek katlı binalara dahi verilen Doğalgaz nedendir  bilinmez Şehrin ortasındaki Aziziye ve  Zaferi Milli mahallemize verilmiyor diye söyledik Başkan Enver Yılmaz’a dert yanınca   Başkan Yılmaz Özel Kalem Müdürünü çağırarak “ Doğalgaz   Çalışmalarını bu sene ya bitirecekler veya Ordu’dan gidecekler” talimatını vermişti. Biz böyle ağlayıp sızlanırken Yeni Belediye binamızın önünde Göndere çekilmiş AKSA   Doğalgaz şirketinin bayrağını geçte olsa direkte gördük.. Öğrendim ki Belediyenin Ortak kuruluşuymuş AKSA Doğalgaz şirketi.  Kimi kime şikayet etmişiz diye de söylenir oldum...!

         Kazım Karabekir caddesinde oturan bir  Op.Dr  ağabeyimizin apartmanının 5 metre yanında  var olan doğalgaz hattından apartmanlarına  üç senedir doğalgaz gelecek diye beklediklerini duyunca da hep ümitsizliğe düştüm. Demek ki dedim tek cezalı apartman bizimki değilmiş diye düşündüm. Bunlar sadece duyduklarımız gördüklerimiz. Doğalgaz   şirketinin Ne yetkisi varmış ki adamların her şey iki dudaklarının arasında istedikleri mahalleye gaz borusu döşüyorlar istemediklerine pas geçiyorlar Vali ricalarını geri çevirmiyorlar. Sınıf arkadaşım Eski Enerji eski  Bakanımız Ordumuz için Doğalgaz hizmetinin mimarı  Mehmet Hilmi Güler’e  ilk karşılaşmamızda Ordu’muzun başına bir kabus gibi gelen Mahalle  insanlarını sıkıntıya sokan bu Doğal  gazcıları çok mu aradınız diye söyleneceğim  geç oldu ama sözün geçerse  Mahallemize bir torpil de senden gelsin diye ricada bulunacağım..

           21 Hazirandan sonra Yavaş yavaş kış mevsimine dönmeye başladık dakika dakika günler kısalıyor denizin üzerinde doğan güneş dağlara doğru, soya fabrikasının üzerine doğru  hareket halinde .

            Sayılı günler çabuk geçermiş öyle söylerler..!

                          ÇEVRE YOLU BİLMECESİ
                  Çevre yolu bilmecesi 2012 yılında Karapınar mahallesinde temelinin atıldığı günden bu güne projesi çizilen Çevre Yolu  güzergahı Nasrettin Hocanın komşusu fıkrası gibi yolun projesi nereden geçecek Turnasuyu tarafında nereden çıkacak derken durmadan değişikliklere uğruyor.

       Çevre Yolu  Üniversite sahasının  ortasından geçiyor denildi, daha sonra Üniversite dışına çıkarıldı derken bir zaman sonra  Ordu Valisi İrfan Balkanlıoğlu yaptığı  açıklamada Ordu Çevre Yolunun çeşitli sebeplerden dolayı Projesinde değişikliğe gidildiğini belirterek 600 Milyon liralık yol değişiklikle birlikte yaklaşık 1 Milyar liraya mal olacak” dedi..

          Ordu Çevre Yolu Projesi geçtiği yerin değerini bir şekilde arttırdığı için arazi sahipleri bu nimetten faydalanmak isteye bilirler.

       Proje değişiklikleri de onlara yarar. Onun içinde 600 milyar liralık yol 1 milyar liralık olabilir..Ordu Şehrinin iç trafiğini büyük ölçüde rahatlatacak olan 19 Kilometrelik çevre yolu Ordu Üniversite arazisinin  içinden geçmemesi için yapılan proje tadilatı ile 23 kilometreye çıkınca maliyeti de doğal olarak  artmış oldu. Anlaşılan da bu..

        Ordu Şehri trafiğinin şehir geçişi özellikle yaz aylarında içler acısı  rıhtım girişinden itibaren Melet ırmağına kadar olan yolda inanılmaz trafik karmaşası iftar vakitlerine doğru çok daha sıkışık hale geliyor. Ünye Çevre yolunu bitirdi Ordu’nunki projede devamlı yol güzergah değişiklikleri ile uğraşıyor maliyet artırıyor Temel fıkrası gibi ilerliyor.

         Bu Çevre yolu bilmecesi  bir an önce bitse de Şehir içi trafiği de rahatlasa diye söylenir ve düşünür olduk.

             DOĞALGAZ  İŞKENCESİ ..
                       Bir zamanlar Kış  aylarında Ordu Şehrinin üzerine Karabasan  gibi çöken Kömür dumanı ve SSK Hastanesi tarafından gelen Kireç ocağının koyu sarı dumanı ile  birleştiğinde insanlar nefes almakta zorluk çekiyor partikül soluyorlardı. Kireç ocağının Dumanının yerinde inceleyen Eski Ordu Valisi Mustafa Malay zamanında Kireç ocağından çıkan dumana yasak getirince Ordu kış aylarındaki Taş kömürü  dumanı ile karşı karşıya kaldı. Özelliklede devletin parasız dağıttığı kalitesiz kömür dumanına çare bulunamıyordu ki Ordu şehrinin imdadına Enerji ve tabii kaynaklar Bakanı hemşerimiz Mehmet Hilmi Güler’in özel gayretleri ile Sivas üzerinden Çambaşı yaylası tarafından   900 tır yükü özel Doğalgaz borusuyla döşenen ve  Ordu’ya getirtilen Doğalgaz sayesinde Ordu insanı büyük ölçüde bu  Gaz nimetinden  faydalandı. 

           Mahallelerine doğalgaz gelen insanlar evlerine apartmanlarına Doğal gaz alan şanslı insanlar Kömürün pis kokusundan ,  tozundan toprağından kurtuldular.  Kurtuldular diyorum çünkü Bu garip doğalgaz  dağılımının azizliğine uğrayan bir o kadar da Doğalgaz mağduru  evler apartmanlar insanlar var.  Eski Valimizin telefon  talimatıyla Doğalgazı Pazar günü çekilen  torpilli insanlar,Apartmanlar var ki   onlara özel servis..!

       Geçen gün Doğalgazın dağıtım  adaletsizliğinden benim gibi şikayetçi Doktor bir ağabeyimizle sohbet ederken Kazım Karabekir caddesinde 5 metre yanımızda Doğalgaz var beş senedir bekliyoruz doğalgaz gelecek diye kat kaloriferimizde söktürdük elektrikle ısınıyoruz Doğalgaz mağduru olduk dedi.

        Senin durumun bizimkinden de kötüymüş ağbi dedim.

       Zaferi milli mahallesinde  Bizim apartmana 25 metre yaklaştı 25 metre geçti Gaz var bizim apartman sanırım cezalı ..Komşuda gaz var bize Cısss.. 5 senedir Bekliyoruz bunlar Çin işkencesi yapıyorlar.

        Tek güvencemiz Büyük Şehir  Belediye Başkanımız  Enver Yılmaz “ Bu sene Doğalgazı ya bitirecekler ya da Ordu’dan  gidecekler” demişti..

         Başkanın sözü ne kadar geçerli bekleyip göreceğiz..

        

 

      ŞİMDİ EVELEK ZAMANI..!

             Gençliğimizin yayla anılarında Çambaşı yaylamızın ve diğer yaylaların en güzel zamanları Havaların çise yağışlı zamanlarında tepelerde Çobanların SAĞRAK dedikleri bizlerin EVELEK olarak bildiğimiz inanılmaz lezzetli beyaz mantarlarının olduğu zamanlardı. Kolumuzda sepetlerimiz yayla tepelerinde Evelek avcılığı yaptığımız günler yayla yaşantılarımızın olmazsa olmazlarıydı.

         Bu sene yaylalarımızda Obalarımızda Çok bol evelek varmış. Bunun haberini aldığımızda Yaylacı Mesut Engin Pazartesi günü yaylaya gidelim Pazartesi pazarına Evelek mutlaka getirirler aramaya gerek yok  diye söylenirken gözlerinin içi gülüyordu.

         Şimdi Evelek zamanıydı, ve tam zamanıydı..

         Yine yaylacı Yavuz Kalyoncu yayladan dört torba Evelekle dönmüş Mesut ağbi onu heyecanla anlatıyordu telefonda.. Yaylada bu güzellikleri tatmayanlara bu yazdıklarını anlatmanız zor olurda Yaylada evelek güzelliğini yaşayan yaylacılara buradan selam olsun.

        Erol Karaer İnternette Sörf yaparken İnternet arkadaşı Halil Öziş hocayı bir evelek tarlasının ortasında çektirdiği resimlerle görünce Tuncer ağabi az buraya bakar mısın dedi. Halil Hocayı Eveleklerin arasındaki keyifli resmini  görünce eski yayla  günlerimiz geldi aklıma Yayla doğumlu yayla aşığı Ziver Engin’le yayla tepelerinde topladığımız Evelekleri unutmamız mümkün mü..?  Gabalak göletinin arkasındaki çamlık tepeye çıkardım  Ziver’de karşı tepede yürürdü Dürbünle karşı tepede Evelekleri gördüğümde Ziver’e bağırarak yön verir Sarı aguların arasında eveleklerin olduğu yere çıkartırdım. Evelek olduğunda bir iki poşet evelekle dönerdi ziver. Böyle bir Pazar günü Eczacı  Mustafa Çavuşoğlu Yaylaya çıkarken beni tepenin üzerinde bağırırken görmüş arabadan inip ne yaptığımı merak etmişti. Zaman zaman halen onu konuşuruz.

           Erol Kardeşim internette Halil Hocaya evelek siparişi vermiş oda yayladan dönerken Erol’a bir poşet evelek getirmiş.Erol  elinde poşetle gazeteye gelince heyecanlandık.

           Eskilerde Vosvos yayla şenliklerinde Ünlü Moğolların konseri için Turnalık yaylası İkidere kamp merkezine giderken yolun kenarında Evelek satan çocuklardan bir sepet evelek aldım. BALIK Çifliğindeki lokantada Tereyağında Babut biberle bir tencere biberli  Evelek Sote yaptım. Moğolların müthiş yayla konseri sonrasında dere kenarındaki çadırımızda özel bir gece sofrası düzenledik. Bir tencere Tereyağında tasarlanmış  evelek soteyi Masanın ortasına koydum. Enis Ayar Emin Öztürk gecenin yarısında masaya koydukları rakıyı bardakla servis yaptılar. Moğolların ünlü davulcusu rahmetli  Engin Yörükoğlu, Cahit Berkay ve Basgitar Taner  Bu ne muhteşem bir şey ne yiyoruz biz diye sordular . Köz tutmuş çoban  ateşi üzerindeki eveleklerden tattırdım bunlar

Ceylan etli zehirli Evelek  mantar  sote dedim.

         O zaman zehirlenelim dediler.Gecenin geç saatlerinde  Hep birlikte şırıl şırıl akan yayla  deresinin kenarında  zehirlendik..!

          Bunları yazarken Moğolların O müthiş Vosvos  konser gecesini ve Evelek sotenin nostalji güzelliğini  tekrar yaşadım, Yayla evlekçileri ile  paylaşmak istedim..        

                   

 MUHTEŞEM BELEDİYE

              HİZMET BİNASI

 

    Eski Belediye Başkanı Seyit Torun zamanında Projesi Belçika’da yaşayan Dünyaca ünlü mimarlarımızdan hemşerimiz  Şefik Birkiye’nin proje tasarımını Ücretsiz olarak  yaptığı Ordu  Belediye Hizmet Binasında geçtiğimiz günlerde Büyük Şehir Belediye başkanı Enver Yılmaz bir Halk günü düzenledi. Haberdar olabilen bazı vatandaşların sorunlarını dinledi.

      Gazeteci arkadaşlarım  Erol Karaer. Atilla Şimşek Altınordu Belediyesi meclis üyesi Mesut Engin’le birlikte ve de ben Tuncer Engin bu muhteşem akıllı binayı yakından görebilmek ve vatandaşların sorunlarını dinleyebilmek için birlikte yeni Belediye binasına  gittik.

        Bir proje harikası bina girişinden itibaren gerçekten muhteşem tasarlanmış. Her yerinde birinci sınıf malzeme kullanılmış olağanüstü bir tasarımla  Ordu’muzun simgesi  bir Belediye  binası olmuş.

         Ordu Belediyesi eski  belediye başkanı Seyit Torun zamanında eski belediye binasının yerinde  yapımına  başlanan binada görev yapmak Büyük Şehir Belediye Başkanı Enver Yılmaz’a nasipmiş hayırlı uğurlu olsun. Bu güzel örnek binanın yapımında emeği geçen başta hemşerimiz Dünyaca ünlü mimarımız  Şefik Birkiye olmaz üzere emeği geçen katkısı olan  herkese teşekkür ederiz. Ön giriş salonunun ortasında bir masa üzerindeki yetkili görevli  bayan kimle görüşmek istediğimizi ne görüşeceğimizi  isimlerimizi sordu.

          Gazeteci olduğumuzu vatandaşın sorunlarını dinlemek için geldiğimizi söyledik. Başkan Enver Yılmaz Salondaki başkanlık  protokol merdiveninden  halk gününe katılan insanlarla gazeteciler diğer arka  merdivenlerden bir üst kata çıktık.

          

         Bilindiği gibi Ankara’da Beştepe Atatürk Orman Çiftliğinin bulunduğu yerde ki  Cumhurbaşkanlığı sarayının  mimarı da Ordu’lu  hemşerimiz  ünlü  Şefik Birkiye’dir.

        Binanın birinci katında  Çok güzel tasarlanmış bir odada  büyük bir U masanın etrafında Başkan Enver Yılmaz’la görüşmek isteyen vatandaşlarda guruplar halinde salona alındılar. Görüşme yapan insanlar çoğunlukla Başkan’dan kızları için oğulları için iş talebinde bulundular. Başkan Yılmaz vatandaşın çoğunlukla belediyeden  iş istemelerinden sıkılmış olmalı ki Belediyede fazlalık çalışan yaklaşık 500 kişiyi havuza gönderdiğini söyleyerek kendisinden yeni iş isteyen  vatandaşları da İş Kur’a havale etti. Bir Vatandaş Ramazan dolayısıyla yiyecek erzak talebinde bulundu. Bazı vatandaşlar ise Fidangör mevkiinde Coşkun Köksal’a ait binanın önünde yapılar  ve yolu kapatan  beton Taksi Dudağından şikayetçi oldu.

          Yurt dışında çalışmış bir vatandaş da başkan Enver Yılmaz’a vatandaşa daha yakın olması ,halkın içinde gezmesin esnafın sorunlarını yerinde dinlemesi konusunda tavsiyelerde bulundu. Bazı vatandaşlarda özel görüşme talebinde bulundular .  Teke tek görüşme isteyen vatandaşların sorunlarını da yan odada görüşmek üzere toplantı sona erdi.

            Gazeteci Atilla Şimşek Vali Kemal Yazıcıoğlu’nun da halk günleri yaptığını vatandaşın sorunlarını dinlediğini ayrıca Gazetecilerle de belirli zamanlarda değerlendirme toplantısı yaptığını belirterek Başkan Yılmaz’a bir hatırlatma yaptı. Belediye binası tam olarak bitmemiş ti ama bina içerisinde görebildiklerimiz kadarı ile Hemşerimiz ünlü mimarımız Şefik Birkiye Ordu’da muhteşem bir Belediye binasına imzasını atmıştı...da Belediye binasını tamamlayan çok güzel bir Saat kulesi vardı mimarımızın projesinde  Onu da gözlerimiz aradı.. Ne oldu da  gösterişli saat kulesi  projeden çıkarıldı.

            Eline yüreğine sağlık hemşerimiz  sayın Şefik Birkiye  bu güzel projeyi tasarladığın için. Bu güzel eser senin Ordu’muza ya en güzel  armağanın.

           Yeni Büyük Şehir Belediye binamız Ordu’muza  Hayırlı uğurlu olsun ve Başta Eski başkan Seyit Torun olmak üzere  emeği geçen herkese teşekkürler.

               

DEVEYE SORMUŞLAR ..!

 

        Zaferi Milli mahallesinde Dr.İsmail Engin caddesi üzerinde Torpilli Doğalgaz çekilen şanslı binalar arasında kalan ve bacalarından Kara kömür dumanları yükselen Doğalgaz’ın ne hikmetse bir türlü gelmediği  sansız binalar la bir kış dönemini geride bıraktık. Şahincili mahallesinde Fındık bahçelerinin ortasındaki binalara Doğalgaz hizmeti giderken Ordu’nun orta yerindeki Saray ve Zaferi Milli mahallelerindeki evler apartmanlar  Fındıkgaz şirketi tarafından adeta cezalandırılıyor.

              Büyükşehir Belediye Başkanı Enver Yılmaz Doğalgaz çalışmalarını busene sonuna kadar bitirecekler Ordu’dan çıkacaklar sözüne güveniyoruz. Artık yapacak bir şey yok Başkanın sözünün üzerine öneriyecek , yapılacak bir şey de yok artık. Başkanın bu sözü ne kadar geçerli onuda bekleyip göreceğiz.

             Zaferi milli mahallemizde Doğalgaz çalışmalarını hasretle  beklerken Evimizin önünden başlayıp Saatçı Hüseyin   Altınel’lerin   Ordu Belediyesine bağışladıkları  tarihi,  tesçilli binasının önüne kadar gürültülü ve hummalı bir sabah çalışma vardı. Acaba dedim acaba doğalgaz çalışmaları mı başladı diye ev halkı olarak heyecanlandık. Bir zaman sonra evden çıktım çalışan işçilerin yanına kadar gidip kolay gelsin dedikten sonra Burada ne çalışmaları yapılıyor diye sordum.

                Sarı evin önüne kadar  yol bozukmuş yol çalışması yapıyoruz deyince Ordunun yarısının yolu bundan buradan daha  beter bozuk buraya sıra bile gelmez diyerek söylendim tepki gösterdim...

                 Tribün gazetesinden çıkıp sola döndüğümüzde Osman Paşa caddesinde ki yolda yürümeğe çalışın. Sanki buradan deprem fay hattı geçmiş yolun ortası yükselmiş yanlar çukur içinde kalmış . Osmanpaşa caddesinde yürürken  Bir yükseliyorsunuz bir alçalıyorsunuz. Duranoğlu İş Hanı,Genç Turizm ve Işık fotoğraf Stüdyosunun önünden geçen  Bu kaderine terk edilmiş yol daki garip bozukluk Altınordu Belediyesinin önüne  kadar devam ediyor.Bunun gibi Ordu’nun çeşitli yerlerinde onlarca bozuk yollar  sayılabilirken Zaferi Milli mahallesinde  Altınellerin belediyeye verdikleri tarihi Sarı evin   önüne çıkan  50 metrelik özel yolu belediyeye yaptırtan gücü ayakta alkışlamak gerekir. Şehrin ortasında Osmanpaşa caddesindeki bozuk yolu görmeyenlere bu yolda yürümeyi bu yolu görmeyi öneririm.

                  Ne yazmak istediğimi o zaman daha iyi anlarlar.. Mahalle aralarındaki Ana yollarda doğru dürüst yürüyemiyorsunuz Şehrin yolları bozuk bazı ana girişlere asfalt yamanmış özel torpilli yerlere özel yol yaması yapıyorsunuz.

                 Bir söz vardır Deveye  Boynun niye eğri diye sormuşlar. “Nerem doğru ki” demiş . Efirlideki Polisin ve Jandarmanın tesislerini Kıyı kenar çizgisi içerisindeki  Kumsal Bar’ı mahkeme kararına göre yıkan ve takdir toplayan  belediye Eski Plaj mevkiinde Kıyı kener çizgisi üzerine birilerineYağlıcı dükkanı  yapmasına müsaade ediyor. Bu ne perhiz ,bu ne lahana turşusu diye adama sorarlar.Yasal olmayan ve şehirde  Halkın istemediği şeyler için ısrar etmenin de  bir mantığı yok.

                  Ya yıktırmayacaksın..Ve ya yaptırmayacaksın.

    

       Şehir oldukta bir türlü  Büyük Şehir olamıyoruz,Şehrin  Bazı hassas  konularında  büyük düşünemiyoruz.Ayrıca Gazeteci Atilla Şimşek’in Arabesk Şehir Ordu yazısına katılmamak da mümkün değil.

      Sahil düzenlemesinde  Mahkeme kararı ile yıktırılan  Kumsal Barın olduğu yere Mescit yaptırılacakmış söylentileri var ki inanmak ta zorlanıyor insan . Kaldıki 200 metre uzaklıkta Tarihi güzel  bir Camimiz var..Sahil yoluna döşenen renkli mavi Nikelajlı yol babaları na gelince görüntü kirliliğinden başka bir şey değil. Yine şehrin ortasında bazı Taş döşeli Çöküntülü yollarda insanlar yürümekte güçlük çekiyor,ilgilenen yok. Gazeteci Rahmetli Erol Ataşan’ın yeri geldiğinde  Gazetesinde  yazdığı bir halk  tekerleme vardı ki  Onu anımsatmakta fayda vardır diye düşünüyorum.

       “Hasan dağı arpalıktır

        Eğer  Saban sürerse..

         Her köylüden bir tavuk

         Eğer Köylü verirse

         İyi gidiş bu gidiş eğer sonu gelirse..”

                  

 

ÇAMBAŞINDA YAYLA TURİZMİ..!

Çambaşı Gabalak göletinin olduğu yerde yapımı devam eden Kış Kayak Merkezi dışında Çambaşı Yaylamızda Yayla Turizmi adına Turiste cazibe merkezi olabilecek Turistin ilgisini çekebilecek hiçbir özelliğe sahip yer olmadığını söylersem 50 senelik yaylacı bana kızan ,söylenen insanlar çıkabilir.

Havanın güneşli ve güzel olduğu zamanlarda 3095 metre yüksekliğindeki Karla kaplı Karagöl tepesinin mistik fotoğraf görüntüsü de olmasa Çambaşında bence kayda değer Turistin aklında kalabilecek fotoğraf makinesi ile görüntülebileceği bir kayıt yok. 50 sene öncesinin Otantik güzelliği, eski Çatısı hartamalı tek katlı kara pancar bağlaklı yayla evlerinin güzel görüntüsü gitmiş yerlerine Beton ve tuğlalı evlerinin çoğunlukta olduğu insanın gözünü yoran kütleler gelişmiş, özelliği olmayan karmaşık bir yerleşim yeri gelmiş..!

Çambaşına. Çambaşının en güzel zamanlarını çocukluğumuzda ve gençliğimizde yaşamışız evlerimizin yanında yaptığımız gıcırıklar,Çamur ve parça taşlardan yaptığımız yüksekliği 1 metreyi geçmeyen dışı çamur sıvalı patates fırınlarımız ile ağabeylerimizin yaptığı üç tekerlekli üçgen yayla yarış arabalarımız. Eski jandarma karakolunun önünde akşamüzeri ağabeylerimizin yaptığı iddialı Voleybol maçları Yine Karakolun arkasındaki tepenin düzlüğünde yapılan Futbol müsabakaları unutamadığımız anılarımız arasındadır. Bizim yaşıtlarımız haricinde Şimdiki gençler Yayla Gıcırıklarını tahta yayla arabalarını evlerin önündeki patates fırınlarını bilmezler, bilmedikleri içinde bu yazdıklarımın keyfini yaşamazlar.

Nerede O eski yaylalarımız , gençliğimizdeki yayla anılarımız diye halen söylenip duruyorum. Çambaşı boğazının olduğu yerde eskilerde Çam ağacı tomrukları istif edilirdi. Ellerimizde çakı Bıçaklarımız kütüklerden çam sakızı çıkartırdık. Tepelerden kekik toplar kurutur yayla dönüşümüzde Ordu’ya getirir dik. Bunlarla mutlu olurduk. Yaylada güneşten yanaklarımız kızarır burnumuzun üzeri ve dudaklarımız güneşten, soğuk sulardan çatlardı. Ceplerimizde çatlak kremi taşırdık yüzümüzdeki ve dudaklarımızdaki acıyı bu şekilde rahatlatırdık. Gelelim yine yayla turizmine.

Yıllar önce Çamlıhemşinin bazı yaylalarını Ordu’daki Hemşinli dostlarımız sayesinde gezip görme ve konaklama sansımız oldu.Fırtına deresinin yanındaki Doğa otelde ,Ayderdeki Tamamı Kestane ağacından yapılmış tarihi ahşap otelde yattık. Oralardaki yayla kültürü çok farklı gelişmiş. Kesme Taşlardan ve Kestane ağaçlarından yapılmış yüz yıllık muhteşem Yayla evleri gerçekten görülmeğe fotoğraflamaya değer. İnanılmaz güzel yapılarla dolu muhteşem görsellikleri fotoğraflamanın hazzını yaşıyorsunuz.

Her tarafta Her tepenin başında sırt çantaları fotoğraf makinalı Japon İsrail, Amerikalı ve dünya turistlerine rastlamanız mümkün. Elevit yaylasında Recai ve Cahit İncelerin Tarihi dede evlerinde Kavron yaylasında Baki Kamber’lerin Kavron’daki yayla evlerinde misafir olduk konakladık. Kavron’daki otantik Horon evinde sabahın erken saatlerine kadar insanlar geceleri tulumcuları ortada Turistlerle el ele horon çekiyorlar.Genci yaşlısı İnanılmaz güzellikler sergiliyorlar şarkılar söylüyor eğleniyorlar. Yerli yabancı turistlerin aradığı bütün güzellikler Çamlıhemşin yaylalarında mevcut da. Çambaşı yaylamızda ise eski yaşadığımız güzellikleri arar olduk. Bu yazdıklarıma benzer güzellikleriMesudiye ilçemizdeki Şenliklerde ve Yeşilce yaylasındaki Türkü Bar evinde yaşamanız ve eğlenmeniz mümkün. Çambaşı yaylasında bir şenlik yapıyorlar yemeğe ekmek bulabilenler şanslı oluyor. Bir karmaşadır gidiyor.

Bu yazdıklarımın haricinde Çambaşı yaylamız yerli varsa yabancı turistler için Cazip hale getirilmediği sürece Yayla Turizminden cok zor pay alırlar. Çambaşı yaylamızda Yayla Turizmi diye daha çook bekleriz,hayal kurarız , daha çook konuşuruz. Yayla yolumuza başladık da bir türlü bitiremiyoruz. Çambaşına bir Devlet misafirhanesi yaptık Onuda Ünye taşı ile kapladık . Çambaşında Çarşı esnafı kan ağlıyor. Yayla Turizmini gözden geçirmekte fayda var..!

                                       VAKIFBANK’DA

 

                        ATM KAZAZEDESİ

                           OLUYORDUK..!

21 Haziranda Ordu  Vakıfbank merkez bankamatiğinden Emekli Maaşımı almak için öğlen üzeri 13.00 sıralarında bankaya gittim. Bankamatik maaş kartımı Bankamatiğin ağzına yerleştirdim şifremi girdim işlem kağıdını almak için evet tuşuna bastım. Maaş rakamımı yazdım istediğim rakam için Kredi kullanmak istiyor musunuz yazısı geldi ekrana, evet dedim.

         İşleminiz Yetersiz dedi bay ATM  kartımı geri verdi. Bir daha denedim yine yetersiz yazınca kartımı geri  aldım. Biraz ATM nin önünde bekledim. Gazeteci arkadaşım Can Acar’ı telefonla aradım.Telefonumu açmayınca Bu defa Gazeteci Atilla Şimşek’i aradım. Bekle geliyorum dedi ve birkaç dakika sonra geldi. Bankamatiğin azizliğine uğradığımı söyledim. Birkaç dakika sonra iki genç geldi. ATM’ye kartını yerleştirdi makine işlem yapmıyordu. Söylenerek Bankanın arka tarafındaki ATM’ye gittik. Yine Yetersiz Bakiye işlem  yazısı çıktı. Kartı makineden aldım.

           Okullu Gazeteci  Kamil Çebi arabasıyla bizi Boztepeye Çıkarttı Paraşütçü arkadaşların hazırlanışlarını ve Boztepe’den Ordu’ya uçuşlarını bir müddet  zevkle seyrettik.Daha sonra  Kamil Çebi ve Atilla Şimşek arkadaşım ile Devlet Hastanesinin arkasındaki yeni yerleşim yerlerini ve yeni evleri  yeni siteleri  görmek için gezdik. Ulubey yolu üzerindeki Kalafatlar’ın büyük marketinin üst katında langırt top masasında oyun oynadık 50 sene öncesinin nostaljisini yaşadık. Kamil Çebi ustalığını gösterdi. Atilla ile ben’i perişan etti, yenildik...

            Emekli Maaşımı Vakıfbank Bankamatiğinden alamadığım için aklık hep ordaydı.  Pazartesi günü saat 8.30 da tekrar Bankaya gittim kapı açılmamıştı kuyruk vardı. Şansımı Bir kez daha Kullanmak için ATM ye gittim. Kartımı yerleştirdim şifremi ve istediğim parayı yazdım Yine netice alamadım . Makine kartımı geri verdi .  Vakıfbank ATM makinesinden ayrılıyordum merdivenin basamağından inip Nerede yanlış yaptığımı  Sormak için  Bankaya gidecektim. Bir genç beni Uyardı Ağabey Parayı Almadın. Dedi..Şaşırdım genç adam  Bende paramı almak için uğraşıyorum makine vermiyor Koruma görevlisine sordum makine hata veriyor dedi..

            Bir başka tanıdık Vakıfbank ATM  makineden para yatırmak için uğraştı beceremedi. Anladım ki ben de dahil İki gündür vatandaş ATM makinelerine teslim olmuş uğraşıp duruyordu.

             Ben iki gündür  ATM’den emekli maaşımı Yaptığım işlem sonrası kartımı geri veren yetersiz işlem gösteren   Vakıfbank’ın beyni sulanmış ATM’sinden komik olacak ama şikayetçiyim.

             Benim gibi bir çok emekli de Vakıfbank’ın Beyni karışmış  hata yapan makinelerinden şikayetçiydi. Yetersiz işlem yazıp daha sonra maaşımı veren eskimiş beyinli makinelerin  yenilerini istiyor  emekli veya makinede işlem yapan vatandaş..

             Ayrıca Yetersiz bakiye işlemi gösteren ve kartımı geri veren  makineden  kartımı alıp uzaklaşırken beni ikaz eden ismini bilmediğim vatandaşa da çok teşekkür ederim. 10 yıldır ilk defa başıma gelen  bu garip olay karşısında şaşkınlığım tavan yaptı. Yoksa Haziran ayı Emekli  maaşım üzerine bir bardak soğuk su içmem veya banka formaliteleri  ile ve  maaşımı ATM’den  alıp almadığım   üzerine yazışmalı  ve haklı olarak bankayla pardon ATM makinesiyle  uğraşmam gerekecek ti..

               Yetersiz işlem gösteren makine hem kartımı iade ediyor hem de parayı ve işlem makbuzunu  veriyor işte bunu anlamakta zorluk çekiyor insan.. Bence Vakıfbank eskimiş beyni sulanmış  ATM Makinelerini değiştirsin. Vatandaş arada birde olsa işlem yapmayan makinenin başında iyi şeyler söylemiyor,söylenip duruyor..!

       

YAYLA YOLCULARI..!

 

 

            Anne Babalarımızın Ablalarımız ağabeylerimizin At sırtında   iki günde Çambaşı yaylamıza çıktığı ve en az 5-6  ay yayla evlerimizde konakladığı zamanları onlardan  yayla anılarını dinlediğimiz günler olmuştu. Bizlerinde kamyon sırtında yayla denklerimizin üzerinde yokuş dibinde mola verdiğimiz ve tereyağında mısır unu ile kızartılmış ekmek arası yediğimiz enfes  kırmızı benekli alabalıklarını ve çocukluğumuzun okul tatillerinde ki en güzel yaylalı günlerimizi unutmamız mümkün değil.

           Çatıları hartama kaplı  ahşap, dedemiz Veliefendioğlu Ziver Engin’den kalma iki katlı  yayla evimiz deki  güzel  anılarımız halen aklımda önemli bir anı olarak kalır. Yaylada kaldığımız zamanlarda haftada iki defa Ordu’dan limon sandıkları içinde gönderilen mevsim sebzeleri karpuzlar etrafı tellerle çevrili bağlağımızın önüne kamyondan indirilip konduğunda ki coşkumuz görülmeğe değer bir geçmişti.

          Şimdi ise Çambaşı yaylasında ki dükkanlarda Muz kiraz Kayısı dahil olmayan mevsim meyvesi  ve sebzesi yok.Beğen beğen al.Pepsi Cocacola meyve suları pet şişede su ne istersen var. Bence Çambaşı Yaylamız hani derler ya Cıfıt Çarşısı olmuş böylede gider. Eskilerde ahşap kepenkli dükkanlar fırınlar vardı, bu fırınların en ünlülerinden birisi de Rahmetli Eyüp Ustanın ve Dıgı Mehmet’in ekmek ve yağlı yaptığı fırın dı. Eyüp Beyaz usta aynı zamanda ayakkabı tamirciliği de yapardı. Onun tezgahının en önemli aksesuarı  santrale bağlı olmayan kablosuz Manyetolu telefonu idi. Zaten Santral diye de bir yer yoktu.. Çünkü Çambaşında elektrik yoktu.

      O meşhur telefonu ile bazen Yokuşdibi Jandarması  sen aradan çık diye başlayan hayali konuşmaları ile dükkanının önüne onlarca obalı Yaylacıyı toplar esprili konuşmalarını onlara dinletirdi..

       Rahmetli  Eyüp usta Çambaşı yaylasının en sempatik güleç yüzlü  insanı , Çambaşının Gülü idi.

       Onun zamanının Çambaşı yaylası ile şimdinin  Betonlaşmış garip yayla etiğine hiç uymayan Çambaşı yaylası arasında uçurumlar var. Yayla Turizmi diyoruz  yerli yabancı turist bu Çambaşı  yaylamıza  gelince ona cazip gelecek hiçbir nesne Çambaşı yaylasında  yok. Turist gezdiği yerin fotoğrafını anı için  çekmek ister . Etrafında otantik ahşap yayla evleri görmek ister.  Bana söyler misiniz Turist Çambaşında  neyin resmini çeksin..

        Çarşının içi içler acısı, işyeri dükkanlarının bazıları garip taşlarla döşeli hiçbir yayla cazibesi yok.Yayla etiği yok. Çarşının içinde Afyon mermerinden yapılmış akmayan bir garip  çeçmesi var ki Temel Fıkrası gibi..!

        O çemenin yapılışında  Ordu eski Valisi Kamal Yazıcıoğlu’na Sayın Valim Bu Mermer kaplı  çeşme bu yayla  meydana yakışıyor mu diye sorduğumda.

         Bana “bittiğinde görürsün” demişti. Medyandaki  Mermer  Çeşmenin halini görüyoruz.  Bütün bu yayla olumsuzluklarına, garip betonlaşmasına  rağmen Yayladaki beton evlerin dış görünümleri ahşap la kaplanabilir. En azından bu yapılabilir diye düşünüyorum. Yapılmakta olan yayla yolunun da bir an önce bitirilmesinde fayda var. Yayla esnafı  kan ağlıyor. Yaylaya gelen giden yok diyorlar hele hele yağışlı havalarda yaylaya bir çıkan bi daha tövbe çıkmaz. Bu eziyetli yolculuğu insanlar çekmez.

           

 

         Bilindiği gibi yaylalar kekik otu ile beslenmiş kuzu koyun etleri ile Tereyağı, yayla peyniri ile  meşhurdur. Pazar günü  Eskilerin meşhur yaylacısı Mesut Engin Atilla Şimşek ve ben Yaylaya çıktık. Hava sisli ve ince çise yağışlı yollar Turnalıktan sonra   çamurlu hava soğukmu soğuk tu . Gazeteci Atilla’yı bir gün önce uyardığım halde kısa kollu tişörtlerle yayladayız. Çarşının girişindeki Keşkeen Uğur’un meşhur et lokantasına attık kendimizi.Izgara  Mangalın karşısında buz çözüyoruz.

          Geçen sene yediğimiz etin güzelliğini konuşuyoruz. Aynı güzellikte  ön kol dan yapılmış enfes kendi yağında buğulanmış güzel bir et daha  yedik birlikte. İşler nasıl diye sorduk bir sorduk bin ah dinledik. Yayla esnafı bu yapılmayan yol yüzünden  perişan bunu gördük.

            Lokantanın karşısındaki tarihi  mezarlıkta Dedemin mezarını ziyaret ettim dua ettim.Mezar taşını okşadım duygulandım.

           Sonuçta Yayla esnafı Çambaşında can çekiyor. Bu sese kulak verin. Hiç değilse yayla yolunu bir an önce bitirin.

 

           Dönüşte  İkidere vadisini mahfeden HES barajının 60 metrelik yürekler acısı  gövdesini gördük .O güzelim vadi perişan olmuş. Atilla arkadaşımızın da doğum günüymüş. Bir telefon konuşmasından tesadüf  öğrendik.

            Kutlarız..

           Sonrası  Yayla dönüşünde ne mi yaptık..

           Haziran ayının 14’ ünde Arabanın kaloriferine odun ata ata soğuk  ve  sisler arasında Ordu’ya döndük.!


İSPANYOL KONSOLOSUN

 

ATATÜRK SEVGİSİ

 

 

Başbakan yardımcısı Numan Kurtulmuş’un Anemon otelinde  seçimlere 5 gün kala düzenlediği 5 mega projenin tanıtım toplantısına katıldık. Sonrasında Altınordu Belediye Başkanı Engin Tekintaş ile  Ordu Turizmine katkısı olabilecek bir projeyi görüşmek üzere gazeteci Atilla Şimşek ile birlikte  Başkan Tekintaş’ın makam odasında buluştuk.

 

        Bu sohbetin başlarında Başkan Engin  Tekintaş’ı  makamında ziyarete gelen İspanya Valencia Fahri konsolosu  Adolfo Porcal Rodilla ile birlikte dört kişilik  bir heyet ve Ordu Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Servet Şahin ve ekibi birlikte geldiler.

         Türkçe konuşan bayan  İspanyol tercüman vasıtasıyla  Kısa bir tanışma sonrası sohbette İspanyol  Valancia Fahri Konsolosu  Adolfo sayın başkan Karadenize ilk kez geliyorum  yeşili ile mavisi ile  Ordu’yu çok beğendiğini söyleyerek Ordu’da  Kaç futbol takımınız var  diyerek söze başladı Bir ülkede bir Şehrin tanıtımında futbol takıkmının önemini bir kez daha görmüş olduk. Başkan Tekintaş anlattı Fahri Konsolos dinledi ayrıca  Ordu şehrini ve  sokaklarını çok  temiz olduğunu  beğendiğini de  böyledi. Başkan Tekintaş teşekkür etti..

          İspanya’daki babasının Atatürk hayranı olduğunu evlerinde Atatürk’ün resmi ile Türk bayrağı bulunduğunu kendisinin de babadan oğula Fahri Türkiye konsolosu ve Atatürk hayranı olduğunu söyledi..

          Belediye Başkanı Engin Tekintaş Ordu hakkında genel bilgileri bayan tercüman vasıtasıyla Valencia konsolosu na anlattı. Karşılıklı sonbetler devam ederken Siparisleri alınan Türk kanveleri misafirlere ikram edildi. Ordu Ticaret ve Sanayi odası Başkanı Servet Şahin’in  misafirleri olarak Ordu’ya gelen Valencia heyeti Başkan Servet Şahin Ticaret Odası Genel Sekreteri Hakkı Üçer ve Tic Odası Danışmanı Derya Şaşmaz la birlikte Bürokratik resmi kurumları birlikte ziyaret ediyorlar.

             Karşılıklı sohbetlerde Belediye Başkan yardımcısı Aydın Şaşmaz Belediye meclis üyesi Filiz Katırcıoğlu Belediye Başkan yardımcısı Fatih Evli de bulundular. Görüşmeler  sonrası Başkan Tekintaş İspanyol misafirlere Orduyu tanıtan kitaplar buroşürler ve hediyeler verdi. Günün anısına topluca hatıra fotoğrafı çektirildi.

            Altınordu Belediyesindeki bu ziyarette beni duygulandıran tek  şey ise İspanya’da Valencia Fahri konsolosu Adolfo Porcal Rodilla’nın 95 yaşındaki babasının Atatürk hayranı olması ve evlerinde Türk bayrağı bulundurmaları.

           Hoş geldiniz sayın konsolos,

           Hoş geldiniz..  

                                             DOĞA BELGESELİ

 

                                     VE

                   BOŞ KOKTEYL MASALARI

                                        

                                  Geçtiğimiz günlerde Ordu Kültür Sanat  merkezinde  Ordu Valilisi İrfan Balkanlıoğlu’nun  Organize ettiği  “Ordu’nun Dereleri Turizme akıyor projesi içerisindeki “Ordu Doğa Belgeselinin” tanıtım kokteyli yapıldı.!

                      Başbakan yardımcısı Numan Kurtulmuş Ordu Valisi İrfan Balkanlıoğlu Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Enver yılmaz Ordu ilçe kaymakamları ve Belediye başkanlarının da katıldığı Doğa Belgeseli üçer dakikalık Arapça ve İngilizce olarak tanıtımı sonrası Türkçe olarak davetlilerce izlendi.

                       Ordu’nun çeşitli yerlerindeki yaylaların  doğal güzelliklerinin tanıtım çekimlerinin yapıldığı belgesel bence daha kapsamlı daha güzel ,daha canlı  olabilirdi diye düşünüyorum.

Bu belgeseli Gazeteci Atilla Şimşekle birlikte seyrederken Kaleboynu Obasında Ablaktaşında ki puslu görüntüyü gördüğümde Aynı bölgede Ordu’lu hemşerimiz Belgesel yapımcısı Belma Baş’ın yönetmenliğini yaptığı Zefir belgesel filminin enfes  görüntüleri  geldi aklıma keşke.. dedim keşke bu güzelim Ordu  yaylalarımızın Doğa belgeselinin de görüntü yönetmenliğini Belma Baş hemşerimiz yapsaydı dedim veya bir bilene danışsalardı diye de düşündüm..

                      Aynı şeyleri yine söylüyorum.

                     Ayrıca 4 mevsimin güzelliğinin yaşandığı yaylalarımızda ki tanıtım  çekimlerin 8 güne sığdırılmaması gereken Ordu Doğa  belgeseli de  ancak bu kadar olur diye de düşünüyorum.Yüksek sesle konuşuyorum. Kaleboynu obasında geçilmezin üzerinde Ablaktaşın olduğu müthiş manzaralı  bölgede Harika bir yayla evinde  ve çevresinde Ödüllü yönetmen hemşerimiz  Belma Baş’ın yaptığı titiz ve olağanüstü muhteşem  güzel  çekimlerinin  görüntülendiği ZEFİR Filmini Kültür Sanat merkezimizde seyreden yüzlerce Ordu’lu izleyici de eğer Çambaşı yaylası Kaleboynu obasındaki O görüntüleri  seyrettilerse bu ayrıcalığı da mutlaka fark etmişlerdir.

                    Ordu Doğa Belgesel tanıtım filmi bittikten sonra Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Enver Yılmaz “ Turizm atağına büyük katkısı” olacak , Ordu Valisi İrfan Balkanlıoğlu’nun “Çoğunuz bu güzellikleri görmemişsinizdir,Başbakan yardımcısı Prof.Dr Numan Kurtulmuş’un “Keyifli bir belgesel diye tanımladıkları 8 günde çekimlerinin yapıldığı Ordu ve yaylalarımızın Doğa Belgeseli ümit ederim istenilen sonuca ulaşır Ordu’muzun tanıtımına ve Ordu Turizmine katkısı olur..!

                     Doğa Belgeselinin tanıtım galasında bence akıllarda kalan en güzel görüntü  Valimiz İrfan Balkanlıoğlu’nun espri dolu  konuşmaları ..ikincisi galanın bitiminde Sunucunun davet ettiği boş Kokteyl masaları..!

 

                             THY  SİS ENGELİ Mİ ?

 

                     Ordu Giresun hava alanımızın büyük bir kalabalık la  açılışını izledik bir tarihe tanıklık ettik.Havaalanımız konusunda hayallerimiz gerçek oldu. O gün hava açık ve güneşli idi. İstanbul’dan gelen THY larının  uçakları yolcuları , Cumhurbaşkanı Ve Başbakan’ın uçakları ile  birlikte sorunsuz olarak Piste iniş ve kalkış yaptılar. Açılışın sonraki günlerinde Tarifeli THY ları uçakları bazen piste sis yüzünden   inemediler THY yolcuları Trabzon havaalanlarına inmek zorunda kaldılar. Kulede şimdilik olmayan bir elektronik cihaz dan kaynaklandığı söyleniyor. En kısa zamanda o cihaz monte edilir insanlar Ordu yerine Trabzon havaalanına inmezler..

                    Geçen Cuma günüde İstanbul’dan gelen THY larının Ordu Giresun yolcuları Ordu  havaalanına inmeyerek Trabzon’a yönlendirilmiş. Yolcular perişan olmuşlar. Dolayısıyla Ordu ve Giresun’dan aynı uçakla İstanbul’a gidecek yolcular da büyük sıkıntı yaşamışlar. Kendi imkanları ile bu kez Trabzon’a gitmek zorunda kalmışlar.

                  Kulede mi yerde mi  Bir yerlerde bir sorun var bilemiyoruz ama bildiğimiz bir şey varsa bu gelişmeler hoş  değil.İnsanları sıkıntıya sokmanın gereği yok.Düşünebiliyor musunuz THY larının tarifeli seferleri için Ordu İstanbul bileti alıyorsunuz. İstanbul’dan gelen  Uçağınız piste inemiyor Trabzon’a iniyor.Dolayısı ile sizde Ordu’dan uçamıyorsunuz  ,valizinizle ortada kalıyorsunuz. Ankara’dan gelen İstanbul’dan gelen tanıdık yolcularımız Trabzon havaalanına inmek zorunda kaldılar.Sonuçta sıkıntı yaşadılar bu gerçekler ortada iken Sayın Valimizin bir gazetemizdeki açıklaması “ Balkanlıoğlu Uçuşlarda sıkıntı yaşandığı iddiasını yalanladı “Havaalanımızda hiçbir sıkıntı yoktur” “Çıkan haberlerin tamamı gerçek dışıdır” açıklamasını okuyoruz.

             Ümit ederiz ve dileriz..Arada birde olsa yoğun  sis yüzünden   bu sıkıntılı Pas geçme  uçuşlarından Ordu-Giresun  yolcularımız bir an önce kurtulurlar..

               Ordu yerine Trabzon havaalanına  inmezler..

                                         KADINLAR PLAJI

 

                      Kış mevsimini  geride bıraktık galiba, bazı günlerde  havanın sıcaklığında  özellikle akşamları   serinletiyorsa da havalar ısınmağa başladı. Yeşilin en güzel tonu doğada kendini gösteriyor, çiçekler açıyor  kuşlar cıvıldamaya başladı. Sabahları kuş sesleri ile uyanabilirsiniz. Tabii evinizin etrafında ağaçlar varsa. Martılar çatılarda eşlerini seçiyorlar yakında yumurtlayacak kuluçka dönemi başlayacak.Bunun gibi bütün doğada canlılar çoğalacak.

                         Havaların ısınmasıyla deniz mevsimi de başlayacak. Deniz kenarında havuz başlarında insanlar havlularını  serip güneşleyecek sonrada yavaş yavaş suyun serinliğine kendilerini alıştıracaklar. Bu yazdıklarımız Haziranın 15 ine kadar geçerlidir ondan sonra deniz suyu sıcaklığı güneşin etkisiyle istenilen kıvamına gelince Eylül ayının sonuna kadar denizin nimetlerinden istifade edebilirsiniz.

                         Bu yazdıklarım Karadeniz bölgesi  için geçerlidir. Ege’de Akdeniz’de bu deniz süreci çok farklıdır.Sahiller cıvıl cıvıl insanlarla dolar insanlar tatilin keyfini çıkartmanın, güneşten ve  denizlerden istifade etmenin  mutluluğunu yaşarlar .

                        Yaklaşık elli sene öncesi Ordu eski  Belediye Başkanı Veysel Akgün zamanında kumsal  sahilimizde civil ırmağından sonraki Akyazı mahallesi  Plaj mevkiinde Moteller soyunma kabinleri Açık plaj lokantası bulunan  güzel bir Halk plajı tesis ettiler. Kadınların ve erkeklerin  gençlerin ayırım yapmadan mayo ve bikinileri ile  denize girdikleri bu sosyal Plaj tesislerden bütün Ordu halkı senelerce  yaz boyunca   birlikte istifade etmekte, eğlenmekteydiler.

                       Belediye Halk Plajında 15 gün aralıklarla ailelere kiraya verilen motellere özellikle aileler yerleşir yaz boyunca Motellerinden ve denizden istifade ederlerdi. O yıllarda Ordu’da eğlence dünyasında müzik yapan Frekanslar  adlı Hafif batı müziği orkestrası  müzik yapıyor insanlar da eğleniyorlardı.

                        1970 li senelerde  Ordu Belediye başkanı rahmetli Veysel Akgün bu gurubun elemanlarından Tuncer Engin ve Atilla Şimşek’le makamında görüşüp Plaj tesisinin Lokanta ve Diskosunda insanların eğlenmeleri için Müzikli sosyal aktiviteler ,geceler yapılmasını istedi. Plaj tesisinin Disko ve lokantasını ücretsiz olarak Frekanslar orkestrasına verdi.

                      Çarşamba geceleri gençlere Disko Cumartesi geceleri Ordu’lulara Canlı müzik

İle aile geceleri yapar dans eden insanları  gecenin geç saatlerine kadar eğlendirirdik. Bu müzikli aile yaz  gecelerine çoğu zaman  Ordu Valisi Ali.Rıza Aydos, Ordu Belediye Başkanı Veysel Akgün Ordu’nun ileri gelen aileleri eşleri ile katılırlardı.

                    Ayrıca Ordu’lular  eşleri ve misafirleri ile gelir müzikli ve  yemekli gecelerin ilerleyen saatlerine kadar  eğlenirlerdi . Ordu Belediye Halk Plajı tesisleri yaz gecelerinin özel saygın  eğlence yerlerinden birisiydi. Çevre ilçelerden de aileler bu müzikli  gecelere katılırlardı.

                Gündüzleri ise Belediye  Halk Plajına gelen insanlar  Discokeyimiz rahmetli Nizamettin Çelebi’nin günün Hit plaklarından seçtiği Müzik yayını eşliğinde güneş altında insanlar  kumda ve  denizde eğlenmenin,denize girmenin  zevkini çıkartırlardı ... Yaklaşık 50 sene önceleri Belediye Halk plajında  Bay Bayan insanlar yazları  Denizin ve Güneşin zevkini ve birlikte eğlenmenin denizden istifade etmenin mutluluğunu yaşarlardı. Ordu Belediye halk Plajında rahatsızlık veren hiçbir kırıcı  olay olmamış insanlar birbirlerine daima saygılı olmuşlardı.

               50 sene sonra Büyükşehir Belediyesi Efirli mevkiinde Kadınlar Plajı yapıyor. Bu plajda Kadınlı erkekli denize girmek yasak gibi görülüyor. Karı koca ayrı ayrı yerlerde denize girebilecek evin erkeği karısını sabahtan Efirlide Kadınlar plajına a bırakacak akşam üzeri gidip eşini plajdan alacak.Sanırım erkek personelde bu plajda olmayacak..! Bizden söylemesi

                 Denizin şakası olmaz. Kadınlar Plajına  Kadın Cankurtaranlar gerekecek sanırım..!

                Ne diyelim yakında  Efirli mevkiinde açılacak olan Kadınlar Plajımız kadınlarımıza,kızlarımıza  hayırlı uğurlu olsun...

 

 

                                 HASRET BİTTİ

              UÇUŞA DEVAM

 

             Vali Mustafa Malay’la birlikte   Piraziz’in girişindeki taş ocağında Patlatılan 8 ton dinamitin ilk görüntüsünü çekmek için denizin çok  açıklarında Gazeteci Erol Karaer ile balıkçı teknelerindeydik  Gülyalı da Havaalanının ilk mendireğinin taşını dökmek için Ordu eski Valisi Mustafa Malay’ın Taş yüklü Damperli kamyonun üzerine çıkıp alkışlarla İlk kayaları denize döktüğünde bu mutlu anı da  görüntüledim ve alkışlamıştım.

            18 sene sonra Cumhurbaşkanı R.Tayyip Erdoğan ile Başbakan Ahmet Davutoğlu ve Bazı bakanlar ile Milletvekillerinin de hazır bulunduğu ayrıca  Üst düzey protokol bürokratların yer aldığı  Havaalanımızın resmi  açılışında bulunmak ve bu mutlu anı görüntülemek üzere bu kez gazeteci arkadaşlarım Atilla Şimşek , Can Acar ile  birlikte Havaalanına gittik .

              Çok özel güvenlik taramalarından sonra önce Havaalanı yolcu terminaline geçtik. Samsun terminal binasının en az 5 büyüklüğündeki güzel  salon da oturma gurupları şimdilik yoktu sadece misafirler için  kokteyl masaları mevcuttu. Hayatımda yediğim en berbat kesilmiş yağlı servisi ile tanıştık. Meşrubat içmek istesen bardak yok. Kağıt bardak arasan o da yok. Atilla arkadaşım ufak derin bir tabak buldu ona boşalttığı meyve suyunu tabaktan içmek zorunda kaldı lastik yağlılar rahatsızlık verdi tıkandı . Bu güzel salonda biraz gezdikten sonra bagaj reyonunda oturup bir müddet dinlendik.

            Oradan miting alanına geçerken Basın Kimlik kontrollerimizi ellerindeki listeden takip eden polisler güvenlik işlemlerimizi tamamladılar ve alana geçişe izini verdiler.Bu arada havaalanına THY’ larının tarifeli uçakları teker teker piste  inmeğe Aprona sırayla yanaşmaya başladılar. Üzerinde Türkiye Cumhuriyeti yazan Başbakan’ın  özel Jet uçağı Piste indi ve apronda yerini aldı.

              Gözler Cumhurbaşkanının uçağında idi . Yan tarafımızda Bu mitingin, açılışını Özel ses ve Görüntü Organizesini yapan Altus firmasının Büyük kamyonunun üzerindeki Dev ekrandan uçakların görüntüsünü takip edebiliyorduk. Cumhurbaşkanının uçağının da alana inişini  bu ekrandan takip ettik .

         Uçaktan itibaren  Cumhurbaşkanının yürüyeceği Yerlere Turkuaz renkli halılar serilmişti. Cumhurbaşkanı uçaktan eşi ile birlikte  indi. Ona eşlik eden  Başbakan ve  eşi ile beraber  büyük Protokol çadırına kadar yürüdüler.

          Basına ayrılan yerin yaklaşık on metre önünde özel protokol için hazırlanmış üzeri çadır  kaplı özel  platformun ön sırasında isimlerle ayrılı beyaz koltuklar da oturacaklar belliydi. Sadece dört beyaz koltukta isim yoktu. Oranında sahipleri Başbakan Davutoğlu ve eşi Cumhurbaşkanı Erdoğan ve eşleri idi.

              Basının bulunduğu yer ise tam bu platformun karşısında önünde demir korkuluklar bulunan ve çamurlu suyun içindeydi. Yani Atilla ben ve Haberci Gazetesinin sahibi Figen Çakmak ve diğer gazeteciler ayakkabılarının yarısına  kadar suyun ortasındaydılar.

               Ordu’muzda ilk defa Cumhurbaşkanı ve Başbakanımızı bu kadar yakından fotoğraflama imkanımız olacağı  için çamurlu suyun içinde yerlerimizi kaptırmadan  saatlerce bekledik. Tören konuşmaları protokol sırasına göre devam ederken elinde Bir resim çerçevesiyle Protokole getirilen yaşlı bir teyze Protokolün ilgi odağı oldu. Başbakan ve Bakanlar eşleriyle el öpme yarışına girdiler.  Yaşlı teyzeyi yanlarına oturttular resim çektirdiler. .Cumhurbaşkanı R.Tayyip Erdoğan’ın konuşmaları sonrası Hayırlı uğurlu olması dileğiyle Cumhurbaşkanı, Başbakan ve devlet Protokolü tarihi anın Ordu Giresun Havaalanının  kurdelesini alkışlarla kestiler. Havai fişekler ve Konfeti yağmuru başladı..

               Başbakan Davutoğlu Bolamana Hızlı Tren sözü verdiğinde iki kere mutlu olduk.....

              Tören sonrası Binlerce insan tören alanından aynı anda çıkmak için hareketlenince ve Polis Basının önündeki kapıyı açmayınca bir kargaşa meydana geldi insanlar basın kapısı önünde sıkıştılar bağırışmalar oldu.

              Bu arada gazeteci arkadaşım Atilla Şimşek çok sıkıldı fenalaştı bir polis memuru olayı fark edince bir şişe suyu Atilla arkadaşımıza verdi Atilla da ağzına cebindeki dil altı  Kalp ilacını alarak bir iki dakika içinde biraz rahatladı. Ve bu sıkışık yerden polis kapıyı açınca ezilmekten kurtulduk.

              Doğruyu söylemek gerekirse O  kalabalıkta ciddi  bir panik olsaydı Polisin açmadığı kapının yüzünden  orada insanlar ezilir belki de ölümler olabilirdi.Bana sorarsanız da ucuz atlattık . Havaalanımızın yapımında açılışında  Emeği geçen herkese sonsuz teşekkürler..

               Havaalanı hasretimiz bitti

               Şimdi Uçuş zamanı...

              Atilla arkadaşım sana da tekrar  geçmiş olsun..

  

           25 Haziran 1997 Çarşamba

                            KARADENİZ 52 GAZETESİ

                           HAVAALANI için 8 Ton Dinamit Patlatıldı

 

                        18 Sene önce 25 Haziran 1997 tarihli Karadeniz 52 Gazetesinde yayınlanan Haber deki Vali Mustafa Malay’ın Havaalanı Mendireği için denize döktüğü bir kamyon taşın sonrası Bu gün Dünyanın Deniz dolgusu ile yapılan en büyük dördüncü Havaalanının açılışının mutluluğunu yaşayacağız . Havaalanımıza ilk  inecek olan Cumhurbaşkanımızın ve Başbakanımızın Uçağını alkışlayacağız. Ordu   Havaalanımızın açılışında  Bir tarihi mutluluğu hep birlikte yaşayacağız.

                          Türkiye’mize ve Ordu’muza hayırlı uğurlu olsun.

                   Bu tarihi anın 18 sene öncesinin nostaljisi için Karadeniz 52 gazetemizin arşivinden bir alıntıyı O anı bizzat yaşayan gören Fotoğraflayan  bir gazeteci olarak  sizlerle paylaşmak ilk bir kamyon taşın ve düşüncenin Mimarı Ordu Eski Valimiz  Mustafa Malayı sevgiyle saygıyla anmak ve emeği geçen herkese teşekkür etmek  istiyorum.

                           Gazete haberinin metni şöyle :

 

                       “ Hafta sonu beraberinde bazı daire müdürleri ve basın mensuplarıyla birlikte karayoluyla Gülyalı’ya giden Ordu Valisi Mustafa Malay buradaki balıkçı barınağından motora binerek denizden havaalanının dolgusunda kullanılacak taşların elde edileceği Piraziz sınırında bulunan yere ulaştı. Beraberindekilerle birlikte denizden dağda  8 ton dinamitin patlatılarak ilk malzemenin elde edilmesini  izleyen Vali Mustafa Malay daha sonra karaya çıkarak alanda inceleme yaptı.  Bunun ardından Karayolu ile Gülyalı ilçesindeki Havaalanı mendireğini yapacak olan yüklenici firmanın şantiyesine gelen Vali Mustafa Malay Taş yüklü kamyona çıkarak alkışlar eşliğinde  ilk taşları denize döktü. Ardından basın mensuplarına bir açıklama yapan Vali Mustafa Malay her iki ilin ortak katkılarıyla başlatılan Havaalanı mendirek inşaatının kısa zamanda bitirileceğini belirterek bizlerin başlattığı çalışmaların ardından Havaalanımızın hükümet tarafından programa alınması bizi memnun etmiş ve şevkimizi arttırmıştır. Mendireğin yapımının ardından hemen temel atma törenini gerçekleştireceğiz. Bu törene Cumhurbaşkanımız Sayın Süleyman Demirel’i de davet etmek için Ankara’ya gideceğiz. Şimdiden Ordu ve Giresun’a hayırlı olmasını diliyorum” şeklinde konuştu.

              Havaalanı inşaatının deniz dolgusunda kullanılmak üzere malzeme alınacak dağın dinamitle uçurulması sırasında Ordu G iresun karayolu kısa süre trafiğe kapatıldı . Patlamada karayolunda hiçbir zarar meydana gelmedi karayolu kenarında bulunan bir büfe ile bazı evlerin camları kırıldı.”

 

                           VALİ  MENDİREĞİ

             BİLAL TARANOĞLUNATESLİM ETTİ

    

        Ordu Giresun ortak havaalanı mendireğinin yapımına Ordu Eski Milletvekili Bilal Taranoğlunun evinin tam önünde başlatıldı. Mendirek yapımı için denize ilk taşın Vali Mustafa Malay tarafından dökülmesi öncesi bizzat gidilerek Bilal Taranoğlu’da törene davet edildi. Vali Mustafa Malay Belediye Başkanı Fikret Türkyılmaz  Bilal Taranoğlunu evinden alarak beraberce tören alanına geldiler Vali ilk taşı dökerken Taranoğlu’da alkışla destek verdi. Vali Malay’da tören sonrası ayrılırken sayın Taranoğlu’na fahri bir görev verdi.

            “Mendirek inşaatımız size emanet” dedi..

 

 

                 RIHTIM İSKELESİ

                1950’li yıllarda yapımı tamamlanan Ordu iskelesi  günümüze kadar az da olsa Orduya gelen yolcu ve de yük gemilerini, büyük ahşap Pene yük teknelerinin yanaşıp halat bağladıkları yük boşalttıkları yük aldıkları bir iskele olarak görev yapmaktaydı.

               İskelenin olmadığı  Daha eski yıllarda Ordu’dan özellikle Almanya’ya Hamburg limanına fındık ihracatı yapan Tüccarlarımızın tonlarca  fındık yükleri Mıdı Balık Restoranının bulunduğu iskeleden ahşap mavnalarla açıkta demirli olan yük gemilerine küreklerle çekilerek götürülür oradan geminin vinçleri ile geminin ambarlarına yüklenir Fındık ihracatı bu şekilde yapılırdı. Fındık sezonunun ilk fındık yükü giderken renkli  kurdelelerle süslenmiş özel bir yarım çuvalda  ilk ürün hediye olarak merasimle gemiye çıkartılırdı.

                  Üniversiteye İstanbul’a gidecek  büyüklerimizin yolculukları da büyük iskeleden yolcu motorları ile başlayıp açıkta demirli yolcu gemilerinde  son bulurdu.

                         İskele yapıldığında bu ihraç  fındık  yükleri kamyonlarla iskeleye gelir yüklemeler iskelenin üzerinden gemilere  yine gemilerin vinçleriyle yapılırdı..

                  Şanslı yolcular da gemilerine iskeleden çıkarlardı.Yolcularımıza iskeleden el sallardık.

                    Gençliğimizde bizde iskeleden olta avcılığı yapmaya başladık. Yazları gençliğimizin en güzel günleri Rıhtım iskelesinde geçti diyebilirim. Denizde yüzer balık tutar midye çıkartır arkadaşlarla kayalarda pişirir yerdik. Su ihtiyacımızı büyük kayanın dibindeki kaynak  sudan giderirdik. Akşam üzeri iskelenin alt tarafında oltayla teke ve deniz solucanı ile Karagöz balıkları yakalardık. Ayrıca  İskelede Barbun, istavrit sarıkulak,Kefal ve kapaklı balıkları yakalar evin balık ihtiyacını buradan temin ederdik. Bizle beraber yüzlerce  insan aynı şeyi  olta avcılığı ile yapardı. İskeleden yaz aylarında  oltayla balık yakalamak büyük bir zevkti..

                 Laf aramızda o yıllarda  denizde balıkta  çok boldu..

                 18 yaşımda   İskeledeki  olta avcılığından sonra  Zıpkınla iskelenin altında balık vurmağa başladım. Ordu’da Zıpkınla su altında balık vuran ilk avcı  Ekrem Akdeniz ağabeyimizdir. Ekrem ağabi Perşembe radarında çalışırken  Othella adlı bir İtalyan teknisyenden sualtı avcılığını öğrenmiş . Othello da  Ordu’dan giderken Palet gözlük Şnorkeli’ni satın  almış . Daha sonra ağabeyim Yılmaz Engin kara avcılığından sonra  sualtı avcılığına merak salmış beraber avlanmışlar üçüncü olarakta ben çantacılıktan sonra uzun yıllar  Su altında balık avlamaya  başladım. Rıhtımdan Yason’a kadar nerede kaya dibinde balık yuvası var  bilirdim.  

                  Belde Otelin olduğu yerde eskilerde mezbahana vardı. Akşam üzeri güneş batarken  denize kesimde biriken kanlı suları ve işkembe atıklarını mezbahaneden bırakırlardı. İnanır mısınız hayatımın en büyük paçoz kefallerini orada vururdum. Rıhtımın iskelesinin  bükmesinde suyun altında direklerin arasında  büyük karagöz balıklarını vururdum akşamları  eve sahil yolundan  giderken tanıdıklara balık verir kalanını da dağıta dağıta  eve götürürdüm. Rahmetli annem kapıyı açınca “ Gene mi Balık” diye kızardı bana.. Çünkü buzdolabı ağzına kadar büyük  balıklarla dolardı..

                İskelenin en ünlü olta balıkçıları Belediye Nikah memuru Rahmetli Mehmet Acar ile Kuru Nihat ağabeydi. İskelede onlarca oltacı balık avlar temiz havada vakit geçirirler balık ihtiyaçlarını da giderirlerdi.. Askerlik  Şubesi eski başkanı Albay Faik Altan da İskelenin müdavim olta balıkçılarından dı. Onunla girişte  Parmaklıkların olduğu yerde Geceleri büyük Kofana Lüfer balıkları tutardık. Neydi o günler...

                Eskilerdeki bu olta avcılığı günümüze kadar devam ediyor insanlar Yaz akşamları Lükslerini yakıp bazen eşi ile çocuğu ile iskelenin üzerinden olta atıp  avlanırlardı. Taki iskele bir firmaya kiraya verilinceye ve  yasaklar başlayıncaya kadar... Firmanın ağır paletli vinçleri  iskelede büyük hasarlar yaptı iskelenin üzerini dağıttı. Olta avcılarını iskeleye sokmadılar. İskelenin müdavimi Yüzlerce Amatör  oltacıyı perişan ettiler.

             Yıllar sonra Beklenen   Müjdeli haberi Büyükşehir Belediye Başkanı Enver Yılmaz’ın ağzından  Tribün gazetesi verdi. “ İskeleden Ordu’lu amatör Balıkçıların en iyi şekilde  yararlanacağını söylemiş”  İşte bu güzel habere şapka çıkartılır..

              Teşekkürler Başkan yüzlerce yasaklı  Amatör Olta balıkçılarını sevindirdin mutlu

ettin.

GENÇLİĞİMİZİN

 

BELEDİYE  PARKI

 

               Düz mahallede  Mehmetçik Parkının  bulunduğu yerde çok  eskilerde  zamanın şartlarına göre düzenlenmiş  güzel bir Belediye parkı vardı. Tahta masaların ve tahta sandalyelerin bulunduğu bu park Ordunun içerisinde merkezde oturup çay kahve içebileceğiniz deniz havası alıp dinlenebileceğiniz  sayılı güzel yerlerden birisiydi. Şu anda elimde Tansel Eribol’un eski Ordu resimleri arşivinden bir güzel  resme bakarak bu yazıya devam etmek istiyorum.

              1964-1967 Tarihlerinde Ordu’da Valilik yapan Mustafa Karaer de zamanında var olan Belediye parkından istifade eden zaman zaman arkadaşları ile parka gidip çay kahve içip sohbetler eden halkın içinde olan  bir Vali olarak akıllarda kalır ,anılır.

             Yaşım gereği o günleri bildiğim içinde O güzel  parkla ilgili bir hatırlatma yapmak istiyorum. Düz mahallede  Rahmetli Dursun Uzman’ın iki katlı bahçeli evinin bulunduğu yerden Eski Gazi kütüphanesi ve Halkevi’nin bulunduğu yere kadar olan bu park alanında  Halk eğitim merkezinin önündeki Çocuk parkındaki salıncaklarda yer bulabilmek için bizden büyüklerimizle ne mücadeleler  verirdik.

             O zamanların aklımızda kalan güzel Belediye  parkında zaman içerisinde  şimdilerde neler oldu neler.Eski parkın tam ortalarında yuvarlak bir düzenleme içerisinde Belediyenin bahçıvanının özel  yaptığı renk renk Petunya çiçeklerinden oluşan güzel bir çiçek bahçesi olurdu. Etrafında oturma bankoları mevcuttu.Bahçıvan buradaki güzel  çiçeklere kimseyi yanaştırmaz  çocukları uzak tutar güzelim  çiçekleri kimseye elletmezdi ,koparttırmazdı...

               Özellikle yaz akşamları insanlar Parkın Gazino kısmında Yani Çay bahçesinde Denize karşı oturur günün yorgunluğunu giderirken günlük sohbetlerini de sıcak çaylarını yudumlayarak yaparlardı. Elimdeki  Böyle bir sohbet anının fotoğrafında ön masanın etrafında bakın kimler var .

                Ordu eski Valisi Mustafa Karaer yanında Avukat rahmetli Rüstem Çelebi yanında Rahmi Odabaş onun yanında Gazeteci rahmetli Rıza şimşek ve  hemen yan masada arkadaşları ile oturan Ticaret Sanayi odası eski sekreteri rahmetli Sıtkı Çebi arka masalarda Gölgelik şemsiye  tentelerin altında  ailelerle  hınca hınç dolu bir park.

                 Bu güzelim dinlenme yeri parkı zaman içerisinde ne hale getirdik. Tam ortasına bir otopark yerleştirdik. Yine parkın içerisine bir çocuk parkı koyduk ki burada yapılan en güzel işlerden birisidir ama  hemen yanına bir tekel büfesi ve bir trafo merkezi icat ettik.. Diğer  bir  tarafına parkın içerisine bir yelken kulübü yerleştirdik.Zamanla burası gazeteciler Cemiyeti sonrasında ön tarafında geçici olarak Ordu Sanat evi Orsev , Ordu Nikah dairesi ve Zabıta müdürlüğü oldu. Parkın  Diğer bir ucuna Bir muhtar evi onun önüne Çay bahçesinin çay ocağını, Parkın bir ucuna Vakıfbank’ın Para çekme diğer bir ucuna Algida dondurma kulübesi ile 50 senelik yazlık açık  parkın ortasına da kapalı bir mekan yerleştirerek Parkın kimyasını, doğallığını  bozduk. Doğrusunu söylemek gerekirse de Parkın özelliğini bozmayan bir Açıkhava Basın Müzesini de yine buraya koyarak Türkiye’de bir ilki gerçekleştirdik. İnsanlar bu Açıkhava Basın müzesini  geziyorlar Ordu’nun Basın tarihi ile ilgili Ordu’nun  eski gazetelerini okuyor. Banklarda oturan vatandaşlar  büyük kestane ağaçlarının gölgesinde yaz aylarında yine burada  dinleniyorlar.

               Bütün bunlar yetmiyormuş gibi Büyükşehir Belediyemiz aldığı bir kararla bu bölgede Park alanında imar düzenlemesi yapmış ve Belediye Zabıta müdürlüğünün olduğu parsele 6 katlı bir bina için imar değişikliliğine izin vermiş .... Belediye Park alanında  Her şey bir yana parkın içerisinde işte  bu olacak iş değil.Vatandaşın Park alanına  hançer sokmaktır bu..!

      Geçmiş olsun mu diyeceğiz..!

     Sahillerimize Yeşil alanlarımıza ,Parklarımıza kıymayın efendiler..

 

VALİ MUSTAFA MALAY

VE HAVAALANIMIZ

                                                                        

                          Fizibilite ve Projelendirme safhası Ordu Valisi Sami Seçkin zamanında gündeme gelen Ordu Giresun Havaalanı alt yapı çalışmaları yine Ordu eski Valisi  Mustafa Malay zamanında devam etmişti.

                         Mustafa Malay’ın Havaalanı ile ilgili Müjdeli haberini Gazeteci Uğur Gürsoy 25 Mart 1997 tarihli Tribün Gazetesinde  Vali “ inandık Başaracağız” dedi başlığı ile vermiş şöyle duyurmuştu.

        “ Havaalanının pist uzunluğu 3 bin metre ve Uluslar arası olacak.

            

            Or_Gi  Havaalanı DHL Genel Müdürlüğünün ilgi alanına girdi.4000 Metrelik Mendireğin hesapları yapılıyor. Önümüzdeki günlerde  ihaleye çıkarılacak Temeli nisan ayının ortasında atılacak.

           19 Şubat 1997 Sayılı Karadeniz 52 Gazetemizin  manşet haberinde

“ Cumhurbaşkanı Demirel “ Hiçbir gerekçeye  gerek yok buna inanıyorum Havaalanı şarttır” diyerek Ordu  Havaalanı için umutlarımızı yeşertiyor  ve  son noktayı koyuyordu.

            Vali Mustafa Malay  o günlerde “ Bu memleketin nimetlerinden istifade edeceksin , bu güzel hizmetin , bu taşın altına elini sürmeyeceksin katkın olmayacak” diye  Ordu’da sembolik bir yardım kampanyası   başlatıyor bu Kampanyaya Herkes Mutlaka ve mutlaka katkıda bulunacaktır diye yapılacak  Mendirek için Orduda işadamlarından ,esnaftan  Kapı kapı gezerek Ordu Halkının da para katkısını  sağlıyor.

            Vali Mustafa Malay “Top yekün Seferberlik ilan ediyoruz” diye  Havaalanı Vakfı Çalışmalarını başlatıyor. Dağı keseriz denizi doldururuz havaalanını yaparız diye de kararlılığını ifade ediyordu .

            Bu çalışmaların devam ettiği günlerde  Havaalanı için Tespit edilen Gülyalıdaki  mendirek için Pirazizin girişindeki taş ocağının dinamitle patlatılması meresimi için  Vali Mustafa Malay beraberinde bazı daire müdürleri ,Belediye Başkanı  Fikret  Türkyılmaz , İşadamı Ergin Karlıbel , OTSO başkanı Ömer Aydın işadamı sanayici İsmet Şenocak  Gülyalı Jandarma Komutanı, Ozan Baba  ve  Basın Mensupları arkadaşlar ile Gülyalı balıkçı barınağında Büyük balıkçı  teknelerine   bindik. Bir zaman sonra Pirazizin girişindeki Eski taş ocağının çok  açıklarında bir yerde denizde motorları durdurduk . Kara trafiğinde Jandarma ve Trafik yetkilileri durdurdu. Balıkçı Teknelerdeki Televizyoncular gazeteciler bu tarihi patlama anını  tespit etmek için Kameralarının ayarlarını dağa göre  yaptılar bir sessizlik sonrası büyük bir dinamit patlama sonrası sonrası dağın büyük bir bölümü ayrılarak kaydı o anı tespit ettik. Ama üzerimizden geçip 3-4 yüz metre açığımızda  denize düşen kocaman  kaya parçalarının tehlikesini de denizde atlattık.Gazeteci Erol Karaer’de patlama anını diğer tekneden tespit eden gazeteci arkadaşımızdı..

             O gün Piraziz’de Havaalanına taş alabilmek için dağda 8 ton  dinamit patlatılmıştı.

             Büyük patlama sonrası teknelerle geriye döndük karaya çıktık . Vali Malay ve beraberindekiler patlatılan  taş ocağında bir süre  inceleme yaptılar sonrasında  Önceden  belirlenen  Kaymakamlık binasının karşısındaki yere geldik bir zaman sonra Karayollarının sarı büyük damperli kamyonları Taş ocağından getirdikleri taşlarla deniz kenarına geldiler . Mendireğin başlangıç noktasında Denize ilk kamyon  taşı Mustafa Malay kamyona çıkarak ve aracın damperini kaldırıp  alkışlarla denize ilk bir kamyon taşı döktü. Zaman içerisinde diğer kamyonlarda yüklerini denize bıraktılar .

             Ordu Valisi Mustafa Malay’ın  Ordu halkına güvenerek yola çıkıp  Gülyalı bölgesinde

Denizin doldurularak Havaalanı yapım projesi ilk meyvesini vermiş ve Heyecandan Uykularım kaçıyor dediği Havaalanının ilk startını gerçekleştirmişti

             Ordu ve Giresun valilerinin ortak aldığı kararlarla ve Gülyalı’da denize dökülen ilk taşlar sonrası Türkiye’de denizin doldurulması ile yapılan Uluslar arası Hava alanı  22 Mayısta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan , Başbakan Ahmet Davutoğlu ve Milletvekillerinin katılacağı bir törenle resmen açılmış olacak. Havaalanına inecek ilk uçaktan Devlet erkanı inecek Kısmet olursa bu merasimi de izleyeceğim.

            Avrupa’da ve Türkiye’de tek Deniz dolgusu ile yapılan  Ordu Giresun  Havaalanı için Vali Mustafa Malay’ın denize  döktüğü ilk taştan doğan  Havaalanına inecek ilk uçağı sevinçle karşılayacağız.

              Umut ederim bu büyük projeye emek veren  Ordu eski  Valisi Mustafa Malay ile Giresun eski Valisi İbrahim Şahin’de bu merasime davet edilirler.

              Bir Ordu’lu olarak  Havaalanı projesine emeği geçen, katkısı olan  herkesi sevgiyle ve saygıyla anacağız.

             Teşekkürler sizleri unutmayacağız...

                Havaalanından sonra Çevre yolu Ordu’muzun çehresini değiştirecek daha da gelişmesinde büyümesinde  büyük katkılar sağlayacaktır. Yaşayanlar bu farklılığı Ordu’muzun daha da gelişmesiyle  göreceklerdir..

                Dünyada deniz dolgusu ile yapılan  3. büyük Havaalanımız 22 Mayıs 2015 te Cumhurbaşkanı  Recep Tayyip Erdoğan ve ve Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun Ordu’ya  ilk yolculuğu ile tarifeli uçuşlara  açılacaktır.

                 Havaalanımız

                Türkiye’mize , Ordu’muza Hayırlı olsun

 

 

 

BELEDİYE  ANONSÇUSU.!

                 2 Mayıs Cumartesi günü Perşembe Belediyesince Kent meydanının yeni düzenlemesinin  töreninde Perşembe Belediye meydanının  açılışı merasimi vardı.

                Belediyenin önündeki  Meydan düzenlemesi bayraklarla balonlarla Başbakan yardımcısı Ordu Milletvekili 1. sıra adayları  Numan Kurtulmuş, Oktay Çanak ve  Büyükşehir Belediye Başkanı Enver Yılmaz ın büyük Bez afişleri ile süslenmiş. Tören için gelen Vatandaşlar kendilerine ayrılan sandalyelere kadınlı erkekli oturmuşlar tören saatini bekliyorlar.

                Ordu Büyükşehir Belediyesinin Mehter takımı Çaldıkları Mehter marşları ile gelen misafirleri şenlendirmeye çalışıyorlar. Gençler misafirlere AK Partinin şapkalarından,bayraklarından  ve broşürlerinden dağıtıyorlar. Törenin başlama saatinde Partinin anonsçusu Büyükşehir Belediye Başkanı Enver Yılmaz’ın tören alanına geldiğini anons ediyor iki metre arkasında Aynı meydana gelen Altınordu Belediye Başkanı Engin Tekintaş’ın aynı tören alanına geldiğini anons etmiyor..!

                 Bu garip ikilemi anlamakta zorluk çekiyor insanlar yoksa protokol listesi böylemi icap ediyor onu da bilmiyorum ama bu anonsta  bir gariplik olduğu kesin çünkü devamlı böyle oluyor.Uzayan zaman içerisinde  Kafalarına taktıkları şapkaları ceplerine koyan bazı misafirler  törenin neden başlamadığını soruyorlar bende Başbakan yardımcısı Numan Kurtulmuş gelmeden tören merasimi  başlamaz diyorum yanımdakilere . Bir müddet sonra Anonsçu Başbakan yardımcımız Ordu 1. Sıra Milletvekili adayımız sayın Numan Kurtulmuş Ordu’dan çıkmış ilçemize hareket etmiş anonsunu yapıyor Kent meydanında bir hareketlilik oluyor. Bir zaman sonra da Belediyenin önünde bir hareketlilik oluyor Havai Fişekler patlıyor (Gündüz havai fişek neden atılır bilinmez ama !!!) Sis bombaları atılıyor ve dumanlar içerisinde  beklenen misafir Kurtulmuş ve Ordu Valisi Balkanlıoğlu  Kent meydanına alkışlarla geliyor Başbakan yardımcısı ve milletvekili adayı Numan Kurtulmuş misafirlerin  protokoldekilerin ellerini sıkıyor törene gelen vatandaşları selamlıyor eşi ile birlikte protokoldeki yerine oturuyor.

                  Yine bir anons sonrası Büyükşehir Mehteran takımı Fatih marşı ile töreni başlatıyor.. Gazeteci Atilla Şimşek ön taraflardan alması gereken fotoğrafları çekiyor benim olduğum yeri telefonla tespit ettikten sonra yanıma geliyor Numan  Kurtulmuşun konuşması sonrası yeniden düzenlenen Perşembe Kent Meydanından ayrılıp gazeteye geliyoruz.

                    Ertesi gün Tribün gazetesi fotoğraflı haberinde manşetten “  Perşembe Kazandı”  diye yazıyor. Benim aklımda ise tören alanında  Büyükşehir Belediye Başkanı Enver Yılmaz la birlikte Kent meydanındaki törene  gelen ve Büyükşehir Belediye Başkanı Enver Yılmaz’dan sonra  anons edilmeyen Altınordu Belediye Başkanı Engin Tekintaş kalıyor...

 

 

                SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI

    

             İlin veya ilçenin  sivil Toplum Kuruluşlarının Çevreye duyarlılığı bulunduğu bölgenin Sosyal yaşantısında çok önemli bir yeri vardır. Bunun en güzel örneğini 24 Eylül 1994 de Ordu Halkı olarak Sahil Yolumuzun bozulmaması konusunda bizzat yaşadık ve gördük.

             Samsun Sarp Karadeniz sahil  yolu üzerinde yapılan Karayollarının çift yol  genişletme çalışmalarında Ordu Sivil Toplum Kuruluşlarının  Ordu Sahil yolumuzun özellikle Rıhtım iskelesi ve Bülbül deresi arasındaki Kumsalımızın  ve sahil yolumuzun bozulmaması konusunda aldıkları müşterek tutarlı davranışları ve onurlu direnişleri sayesinde Şehrin en önemli Kordon boyumuzun bozulmamasına neden olmuştur.

          Piraziz  Bulancak Giresun yolundaki tahribat sonrası Sarp sınır kapısına kadar devam eden sahillerin büyük kayalarla  doldurularak yapılan yol  çalışmaları bir çok yerde yerleşim alanlarının yolun altında kalmasına sebep olmuş yerleşim yerlerinin  önünde kayalardan set duvar örülmüş Şehirlerin veya ilçelerin denizle ilişkileri kesilmiştir. Giresun’dan sonra binlerce  yıllık doğa harikası koylar kayalarla doldurtmuş doğanın güzelliği  teknolojiye yenik düşmüştür.

           Ordu Şehri Sahil yolunun bozulmamasını aldıkları ortak kararla  Sivil Toplum Kuruluşlarının onurlu direniş kararlarına ve Ordu Halkının duyarlılığına borçludur.

         Şimdilerde  Karadeniz’de  Samsun sarp sınır kapısı  arası yolculuk yapan insanlar bu manzarayı her zaman görebilirler. Ordu Halkı Cumhuriyet tarihinde  Rusumat Gemisi olayından sonra ikinci en büyük kararlı beraberliğini  Ordu  Sahil yolunun bozulmaması için yaptığı birlik yürüyüşünde  göstermiştir. Ordu Gazeteciler Derneğinin Televizyon ve Radyoların ve de Mahalli  Gazetelerin  Sivil Toplum Kuruluşlarının  Sahil yolumuzun bozulmaması yönünde aldığı müşterek kararlar Ortak harekette  çok önemli yer almıştır..

            İyi ki  de yürümüşüz ..!

            İyi güzelde bunları neden yazdım.

            Ordu Civil deresi ve  Melet ırmağı arasında Ordu Halkının gezi ve yürüyüş alanı için  yapılan Kıyı  sahil düzenlemesinde kıyı kenar çizgisi ürerinde yapılan ve  halkın tepki gösterdiği  bir özel Yağlıcı  İnşaat  çirkinliğine Sivil toplum kuruluşlarından Ordu Mimarlar Odası ve Ordu Çevre Derneğinden haklı tepkiler  geldi.

            Mimarlar Odası ve Ordu Çevre Derneği Başkanları Mehmet Özçelik ve Sevgi Aydın  Ordu Gazeteciler Cemiyetinde Yaptıkları Basın açıklamasında  Ordu Büyükşehir Belediyesinin bir tarafta Kıyı kenar çizgisini ihlal eden yapıları yıktırıp sahili halka açarken ve bu    kararla vatandaşlardan olumlu tepkiler alırken Yine kıyı kenar çizgisi üzerinde halkın tepkisini alan bir  yapıya  özel izin verdiklerini belirterek umut ediyoruz Büyükşehir Belediyemiz bu kararını yeniden gözden geçirir dediler..

          Şimdi  Kıyı düzenlemesi içerisindeki  Kıyı Kenar Çizgisi ihlaline Kent Konseyi Başkanının da aynı hassasiyeti göstermesini istesek çok şey mi istemiş oluruz diye de düşünmüyor değiliz. Burada yaşıyoruz Yaşadığımız şehre sahip çıkalım. Ordu’muza Yapılan güzellikleri her zaman alkışlarız yanlışlıklara da Belediyemizin,Sivil Toplum Kuruluşlarımızın da gerekli hassasiyeti göstermesini toplum olarak bekliyoruz.

           Turizm mastır planı içerisinde bir güzel mahallemiz Turnasuyu’n da Parsellerin ortasında Deniz kenarında Bir ticari kum dağı var ki Belediyeler üzeri bir güç. Çok yakında hizmete girecek 4-5 kilometre ilerisinde ki Havaalanımız dan Ordumuza gelecek Turistleri  Mısır Piramitlerini andıran Kum Dağını gösterip başka hiçbir yerde  göremeyeceğiniz harika özel Kum Tepelerimiz diyebileceğimiz bir gariplik varken, Aşkale Çimentoya tahsis edilen Turnasuyundaki  güzelim yeşil dağımızda  Boztepeden sonra eteğinden Turnasuyu deremizin aktığı, gururla takdim edebileceğimiz   Kel tepemiz diyerek tanıtımını yapacağız  sanırım.

           İleriki zamanlarda  Şehrin içerisinde seyir  terası olabilecek  Doğal güzelliklerimizi sahillerimizi koruyabilmemiz için Sivil Toplum kuruluşlarımıza çok ciddi ihtiyacımız var.

            Turnasuyu muhtarlığı ve halkı tepkisini gösterdi Yeşil  Dağına sahip çıktı  gerekli şikayetlerini yaptı ve olayı mahkemeye taşıdı.

           Bu Şehir  Bizim, Başka Ordu yok..!

 

 

                  GÜNAYDIN DERLER ..!

 

                 Anadolu’da Mahalli gazete çıkartmak gerçekten çok zor ve zahmetli  bir iş.  Mahalli gazeteler o ilin veya ilçenin gözü kulağı bir yerde arşivi konumunda olan belgeseli  niteliğindedir. Ordu’muzun basın tarihi ne baktığınızda veya araştırdığınızda Gazeteci büyüklerimizin çıkarttığı yayınladığı gazeteler sayesinde Ordumuz hakkında geçmişle ilgili  bilgi sahibi olursunuz Şehrin gelişmişliğini veya geri kalmışlığı hakkında , şehri yönetenler hakkında bilgi sahibi olursunuz. Gazetenizin arşivlerini muhafaza ettiğiniz sürece veya gazeteniz şehir kütüphanenizce veya Milli kütüphanede muhafaza edildiği sürece bu gazete  kağıdına  basılmış  belge ve bilgiler kaybolmaz .

                 Ordu’muzda şu anda yayınlanmakta olan gazeteler arısında 49 senedir yayın hayatına Günlük olarak  devam eden gazetemiz Tribün geçtiğimiz günlerde 49. yaş gününü Okuyucularıyla  özel bir sayıda   kutladı. Bu gazete  yayın hayatına49 yıl önce  Ordu Sesi adıyla  başladığında Mürettiplerin El Kumpasına tek tek kavaletlerden  dizdiği harflerden oluşan satırları kumpaslardan alınıp  kalıp ustalarınca sayfalara yerleştirilir ilk baskıda tashih kontrolü yapıldıktan sonra Ordu Sesi gazetesinin  1910 tarihli Frankental baskı makinesine tek tek  elle verilen sayfalar basılır makinenin arkasında kurumaya bırakılır bir müddet sonra diğer tarafı basılırdı.

                 Bir zaman sonra gazeteler katlanır dağıtıcılar tarafından  bir ertesi gün abone ve okuyucusuna bırakılır her gün bu sistem365 gün Pazar günleri hariç  tekrar edilirdi.Zaman içerisinde elle dizilen elle basılan gazetelerin haberleri Entertaype makinelerde antimuanlı  kurşun satır dökümlü olarak sayfalarda yerini aldı. Otomatik baskı  makineler elle sallamalı makinelerin önüne geçti.Anadolu basını sistem değiştirmek zamana uymak zorunda kaldı, Ekonomiye dayalı Ofset makineler ve bilgisayar dizgisi ne geçmek zorunda kalan Anadolu basını ayakta kalabilmek için zor ekonomik  koşullarda teknolojik tercihle , Gazete matbaalarında Değişim yapmak zorunda kaldı.

              Böylece yıllar sonra Anadolu’da gazetelerde  Tipo devri bitti Ofset devri başladı. 20 Nisan 1962 senesinde Binbaşı Rütbesiyle emekli olan ve memleketi Ordu’ya yerleşen Rahmetli  Rıza Şimşek’in yazı işleri müdürlüğü ve Baş yazarlığını yaptığı Ordu Sesi Gazetesi ile Bu evreleri geçiren sonradan  Tribün gazetesi olarak yayın hayatına devam eden Oğul Atilla Şimşek’le bu zor  devreleri aşarak  günlük çıkan bu gazete öncü aşamalarından sonra  Renkli Ofset baskısıyla  49. yılına girdi .

                  Nice  Yıllara Atilla arkadaşım.

                  20 Nisan 2015 Pazartesi günü Gazetesi Tribünle 49. yılını dostlarının  ve Okuyucularının Tebrik telefonları ve çiçekleriyle kutlayan Atilla Şimşek’in Gazete bürosunda 5 gün sonra çaylarımızı yudumlayıp  sohbet edip otururken 25 Nisan da  bir genç itina ile tuttuğu bir güzel Çiçek buketini gazeteye getirdi. Bu güzel çiçeği gönderen Büyükşehir Belediye başkanı Enver Yılmaz’ın kartını görünce Arkadaşım meslektaşım Atilla Şimşek’e  Günaydın demekten kendimi alamadım.! Beş gün gecikmeli gelen Başkanın  çiçeği için bu ne hız dedim. 27 Nisan Pazartesi tekrar Atilla arkadaşın bürosuna uğradım Gazeteci Can Acar arkadaşım bu defa  postayla yeni  gelen Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Enver Yılmaz imzalı bir kutlama mesajını uzattı .   49.yayın hayatına  giren Tribün gazetesi için başkan Enver Yılmaz’ın  bir yıl sonrasını kutlayan   50.yıl ! için iyi  dilekleri şöyleydi.

             “ Gazetenizin 50. yayın hayatına girmesi dolayısıyla Şahsınızı  ve çalışanlarınızı kutlarım.”  Tribün gazetesinin 49 yıldır basın sektöründeki yenilikleri uygulayarak ve ileri teknolojiyi kullanarak okurlarına iyi bir gazete sunma yolundaki çaba ve gayretleri ise taktire şayandır.”

          Büyükşehir Belediyesinin  Basın Müdürünün dikkat etmesi gereken bu önemli tarih ayrıntılarını  Başkana imzalatıp 7 gün gecikmeli teslimini yaptığı işi ciddiye almadığının göstergesidir. Başkanın Basın Müdürü  arkadaşa Valilik Basın Müdürü Vedat Öz’den Protokol yazışma kurallarının zamanlaması  hakkında bilgi edinmesini  öneririm.

             Ayrıca Gazeteci arkadaşım Atilla Şimşek’e yanlış tarihler   üzerine yazışma hatası  yaptıran Enver  Yılmaz başkanın Basın müdürü kim diye sordum.

 

 

 

ODÜ’DE 

N’OLCAK ŞİMDİ ?.

 

            20 Nisan 2015 te yapılacak  ODÜ Ordu Üniversitesi Rektörlük seçimi için Üniversitemizin Öğretim üyeleri oylarını kullanacak, Adaylıklarını açıklayan Rektör adaylarından sandıktan çıkacak  ilk  6 isim YÖK’e bildirilecek YÖK bu 6 adayı 3 isime indirecek 3 Rektör adayının ismini Cumhurbaşkanına takdim edecek  Cumhurbaşkanı da bu 3 isimden birisini Rektör olarak atayacak.

         Bu şu anlama geliyor İstanbul Üniversitesindeki Rektör seçiminde Prof. Dr Raşit Tükel 1202 oy almasına rağmen 908 oy alan Prof Dr Mahmut Ak İstanbul  Üniversitesine Rektör atandı. Sandık kurup Yapılan seçimlerin de bir anlamı olmuyor.

                Gelelim bizi ilgilendiren  Ordu Üniversitemize .. 15 Nisan 2011 Cuma günü  Ordu Sağlık Yüksek okulunda ki seçimde  129 öğretim üyesinin oy kullandığı sandıktan Prof Dr Haluk Kefelioğlu 56. Prof Dr Tarık Yarılgaç 52  Prof Dr Hulusi Gürel 15 oy almışlar 52 Oy alan Tarık Yarılgaç’ı Eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül Ordu Üniversitesine Rektör olarak atamıştı.

                20 Nisan2015 Rektör  Seçimleri sonrası ODÜ’nün yeni rektörü kim olacak hep birlikte göreceğiz.

               Yaklaşık 310 Öğretim görevlisinin oy kullanacağı   20 Nisan ODÜ Rektörlük seçimlerine adaylıklarını koyan adaylardan Prof Dr.İsmail Doğan Prof Dr.Tayfun Aşkın, Prof Dr.Ali Ayyıldız .  Yaptıkları açıklamalarda Rektör Tarık yarılgaç ve ekibinin Üniversiteyi iyi yönetemediği görüşlerini  açık ve net bir biçimde ifade ediyorlar ..

                Bütün bunlar ve diğer unsurlar bir araya geldiğinde yeni Rektör adayları  Üniversitemizin  dört yılda birlikte kurulduğumuz  diğer üniversitelerden  çok geri kaldığını Şehirden tamamen koptuğunu ve Üniversitemizin  şehrimizin artık bir dört yıl  daha sayın Rektör Prof Dr. Tarık Yarılgaç ve yönetiminin uyguladıkları yönetim anlayışına tahammülü olmadığını söylemiştik  diyorlar..    Cesur Yürekli öğretim üyesi İsmail Doğan. Üniversitedeki Paralel yapının durumunu şöyle anlatıyor ve Ciddi bir ithamda bulunuyor.

         “Ordu Üniversitesinde kadrolaşmış olan bu yapının  yaklaşık 58 elemanı net olarak bilinmektedir. Ancak bu sayı 70’e kadar çıkabilir.Bu sayının % 60’ı akademik kadrodur.

          Açıkça deşifre olanlar (ki bunların bazılarının yakın akrabaları doğrudan Pensilvanya’da ikamet etmektedir) mümkün olduğunca gözden uzakta durmayı tercih etmektedirler.

          ODÜ Öğretim üyesi Cesur Yürekli  Prof Dr. İsmail Doğan hocamızın ve diğer Prof adayların açıklamalarını okudukça Üniversitemizin halinin içler acısı olduğunu düşünüyoruz.

           Prof Dr İsmail Doğan açıklamasının sonunda

Adaylar arasında birleşme çekilme söz konusu mu diye devam ediyor .

           Mevcut Rektör Prof Dr.Tarık Yarılgaç ve mevcut yönetimin Dekanları olan adaylar Prof Dr.Turan Karadenizin  ve üniversite dışından aday Prof Dr. Yavuz Ünal  zaten aynı zihniyetin adayıdır. Bu sayın adaylarla ne yönetim anlayışı ne de destek aldığımız düşüncelerin, yapıların ortak olması söz konusu değildir.

           Diğer adaylar sayın Prof Dr Tayfun Aşkın  ve sayın Prof Dr.Ali Ayyıldız ile merhabamız dostluklarımız ,ilkeler bazında ortaklıklarımız bulunmaktadır.

            En önemli ortak  noktamız Ordu Üniversitesine layıkıyla hizmet etme endişesidir.

             Zaman zaman birlikte yemek  ve çay içmelerimizde birbirimizle istişarelerde görüş alış verişinde de bulunmaktayız, yeter ki üniversitemiz kazansın demekteyiz.

            Ancak birimizin diğeri lehine adaylıktan çekilmesi söz konusu değildir.Ben Prof.Dr İsmail Doğan Prof Dr Tayfun Aşkın ve Prof Dr Ali Ayyıldız ayrı ayrı seçimlere girmekteyiz. Dostane ,aynı yolda hizmet anlayışı taşımaktayız.

             Bizim bu hoşgörü dostluk ,devlete hizmet anlayışımızın ilk önce üniversitemiz öğretim üyelerince  görülüp gönüllerinden geçen adayı sandık başına varınca destekleyeceklerini ve  teamülün de devlet büyüklerince taktir edileceğine inancım vardır.

               Durum öğretim üyelerine, kamuoyuna saygı ile duyurulur.

                                        Prof,Dr, İsmail Doğan

                  

                         AH TIP FAKÜLTEMİZ,

                         HASTENEMİZ AHHH ..!!!

 

                Üniversitelerin En önemli Fakültelerinin başında Kuşkusuz Tıp Fakültesi ve Hastaneleri gelmektedir. Üniversitemizin halen  Tıp Fakültesi Hastanesinin ne yeri ne binası mevcuttur. Bu konudaki Rektörlüğün açıklamaları ise temel fıkraları gibi olmaktadır. SSK Hastanesinden dönme Tıp Fakültesi Araştırma hastanesinin konumu ve kapasitesi ortadadır. Giresun Üniversitesi bu işi halletmişken biz nal toplar duruma gelmişiz.

     

              Ziraat Fakültesi nin Elemanları Tıp Fakültesi konusunda ne kadar donanımlıdır bilemeyiz ama bildiğimiz bir şey varsa Rektör adayları arasında Ordu Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim dalı Öğretim üyesi  Prof Dr. Ali Ayyıldız gibi Üniversitemizi her alanda  kucaklayacak sorunlarını çözebilecek Üniversitemizi yüceltecek değerli  saygın bir Prof Dr  öğretim üyesi Hocamız var.

                                    x..x..x..x..x

                                          

              Ayrıca üniversitemizin Rektör Adayı profesörlerin ODÜde ki Paralel Yapı  ile ilgili ciddi iddialarına gelince

           Yetkililerimiz ne düşünüyor onu da kamuoyu merak ediyor.

 

                          ORSEV’Lİ TİYATRO

                                GECELERİ

 

                         Ordu sanat Evi ORSEV  kuruluşu 1991 senesinden  günümüze Ordu’muzda OBKT’den sonra Kültür ve Sanat etkinliklerinde imzasını atmış kendisini sanat adına ispatlamış bir sivil toplum kuruluşudur.

                        Kuruluşundan bu güne kadar değerli Sanat yönetmenlerince sahneye konan  Ordumuza Sanat adına güzellikler getiren ORSEV’in  son oyunu Turgut Özakman’ın yazdığı Yönetmenliğini V.Yasin Akyüz’ün yaptığı Resimli Osmanlı Tarihi adlı Müzikal 2 Perdelik oyunu Atatürk Kültür Merkezi salonundaki Gala gecesiyle  Tiyatro sever Ordu’lularla buluştu alkışlarla ve beğeni ile izlendi.

                    ODÜ MSSF Tiyatro Bölümü ASD Başkanı Öğr görevlisi V.Yasin Akyüz’ün Yönettiği  Ordu Üniversitesi Tiyatro Bölümü öğrencilerinin Sahnelediği Müzikal Oyun’u Ordu Valisi İrfan Balkanlıoğlu  Altınordu Belediye Başkanı Engin Tekintaş Protokol üyeleri ve Tiyatro sever Ordulular zevkle izlediler. T.C Kültür Bakanlığının maddi katkılarıyla ve  ODÜ Tiyatro bölümü gençlerinin sahnelediği oyun  Resimli Osmanlı Tarihi Müzikali gerçekten görülmeğe değer.

                 Oyun bittiğinde alkışlarla sahneye gelen ÖDÜ’nün başarılı  sanat yönetmeni V.Yasin Akyüz ve ODÜ’lü genç öğrenciler  tiyatro severlerin  uzun alkışlarıyla Tiyatro severleri  ve Protokolü selamladılar .

                 Sahneye davet edilen Orsev’in güler yüzlü çalışkan   Başkanı Sevinç Özel  Sanatevi Orsev hakkında kısa bilgi verdi Orsev’i anlattı Protokole  ve Tiyatro severlere teşekkür etti.

                  Sanatçılara çiçek vermek ve tebrik etmek için sahneye çıkan Ordu Valisi İrfan Balkanlıoğlu Doğuda görev yaptığı zamanlarla ilgili Doğulu şivesi ile anlattığı bir anekdot la sanatçı yönünde gösterdi. Zaman zaman Valimizin esprili anlatımlarını  dinliyorduk. Tiyatro Sahnesinde  Samimi bir ortamda  Doğulu şivesi ile  güzel anlatımındaki ifadeleri alkışlanacak kadar espriliydi ve güzeldi..

                  Gecenin ilerleyen dakikalarında Turgut Özakman’ın yazdığı Orsev ve Ordu Üniversitesi işbirliği ile ODÜ  Tiyatro bölümü ASD Başkanı Öğretim görevlisi  V.Yasin Akyüz’ün Başarılı yönetiminde Sanatçı  öğrencilerinin de başarıyla  sahnelediği Resimli Osmanlı Tarihi Müzikli Komedi oyununu izleyen Tiyatro severler Atatürk Kültür Merkezinden güzel bir oyun seyretmenin mutluluğu ile ayrıldılar..

               Teşekkürle ORSEV

                Teşekkürler  Üniversitemizin Tiyatro bölümünün değerli  Yönetmeni ve  değerli gençleri . İyi ki varsınız.

                  Bu kez sanata

                 Alkışlarımız sizin için...

 

                 
DOĞALGAZ  İŞKENCESİ ..!

 

          Enerji eski Bakanımız Hemşerimiz M.Hilmi Güler’in büyük katkılarıyla Ordu için tasarlanan ve Bakanlığı döneminde  Sivas üzerinden ,Çambaşı yaylasından 950 Tır yükü Doğalgaz borusu  döşenerek Ordu’ya getiriler Doğalgaz hizmeti bazı mahalleler de insanların yüzünü güldürürken şehrin en eski mahallesi Aziziye ve Zaferi Milli Mahallelerinde adeta kabusu, işkencesi  oldu.

        Özellikle Kışın mahallelerde Kalorifer ve sobalardan yanan kömür dumanından  nefes almakta zorlanan insanlarımız  Kömür kokusu ve zararlı partiküller sayesinde  Ordu’nun üzerine çökerek nefes almayı bile güçleştiren   pis  havadan bazı mahallelerimiz kurtulurken Doğalgaz hizmeti bir türlü  gitmeyen mahalleler bu kışı da söylenerek  geçirmiş sayılır..!

         Şahincili mahallesinin yüksek kesimlerinde Fındık bahçelerinin içindeki binalara bile giden Doğalgaz hizmeti Nedendir bilinmez şehrin ortasındaki en eski mahallemiz  Zaferi milli mahallesinde ışımıyor .

           Gazeteci arkadaşım Atilla Şimşek’le birlikte randevu alarak Büyük şehir Belediye Başkanımız Enver Yılmaz’ı makamında ziyaret ettik. Bir müddet sohbet ettikten sonra Bir türlü Doğalgaz hizmetinin gelemediği  Zaferi Milli Mahallesinin akıbetini sorduk . Mahalleli olarak Apartmanımızın önündeki caddenin  25 Metre altımızda 30 metre üzerimizdeki binalarda  Doğalğaz olduğu halde mahalleye binamıza  doğalgaz gelecek diye saf saf bekliyoruz. Bu arada eski Valimiz’in telefon  torpilli ile  Düzmahallede ki iki  apartmana bir Pazar günü özel Doğalgaz hattının çekildiğini de biliyoruz. Başkan Enver Yılmaz da Gaz şirketinin köstebek yuvası gibi açıp bıraktıkları ve  eştikleri  çukurlardan şikayetçi ki 2015 ten sonra Ordu merkezden çıkacaklar deyip  OSKİ Genel Müdür Yardımcısı Suat Olgun’u çağırdı Zaferi Milli Mahallesinde Doğalgaz çalışmalarına  ne zaman başlayacaklar öğren bana bilgi ver diye talimat verdi. Suat Bey benimde telefon numaramı aldı. Doğalgaz firması ile Görüşme sonrası Beni de arayacak  Zaferi Milli Mahallesinin Doğalgaz konusundaki akıbetinin bilgisi için arayacaktı.

   Beklemedeyiz..!

 Başkanın talimatı böyleydi de ne arayan var nede soran..! Suat Olgun  bey çok meşgul olmalı sanırım.

           Bu arada  Şahincili Mahallesi Dr. Fahrettin Önsel Caddesi 563 Nolu sokakta ki Doğalgaz çalışması  için cadde üzerinde 5 ay önce açılan çukurun ne zaman kapanacağını da mahalle sakinleri  merakla bekliyor. Özellikle doğalgazın geçtiği yüksek kesimlerin hizmet  durumu bu. Zaferi Milli Mahallesi  Ordu’nun en eski  yerleşim yerlerinden birisi  ve bu bölgede iki katlı eski evler çoğunlukta. Buralardan fazla doğalgaz abonesi çıkmaz diye mi düşünülüyor acaba..

          Büyükşehir Belediye Başkanımız Enver Yılmaz’dan  Mahalleli olarak bir ricamız var

           Mahalledeki insanlarımız  bu sıkıntıyı hiç hak etmiyor..

          Zaferimilli  Mahallesine  çektirilen bu Doğalgaz işkencesi  bitsin artık.!.

           

 

 

 

                    KARADENİZ COŞTU…

       

         Ordu Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dekanı Prf.Dr Turan Karadeniz  “Üniversite ile Kentin Bütünleşmesi için Ordu Üniversitesi Rektörlüğüne aday olduğunu açıklamış..

        Turan Karadeniz 19 Yıldır bölgede Akademik Çalışma yaptığını da vurgulayarak destek istemiş.. Karadeniz açıklamasına söyle devam etmiş.

         Devletin işleyişine müdahale eden ve Paralel Devlet diye nitelendirilen ,Devletin bilinen işleyişini aksatmaya çalışan Milli iradenin seçtiği kişiler  dışında yetki kullanmaya kalkışan bu uğurda çaba sarf eden Paralel Yapıya kanun ve yönetmelikler dışında hareket eden hiçbir oluşuma asla izin verilmeyecektir.

                Paralel Yapının Üniversitemizde barınmasına ,kadrolaşmasına katiyen müsaade edilmeyecektir . diyerek de görüşlerini belirten

       Dekan Prof Dr Turan  Karadenizin yaptığı çalışmaların tamamını bilmemiz mümkün değil ama Gölköy ilçemizde Avrupa birliği fonundan uygulamadıkları bir proje için Gazeteciler Cemiyetine   maille gönderilen ve  Para aldıklarına dair bazı evrakları temin eden Başkan Recep Aydın’la birlikte Gazeteci Atilla Şimşek ve ben randevu alarak Ziraat Fakültesi Dekanı Turan Karadeniz’i makamında ziyaret ettik.

            Cemiyet Başkanımız Recep Aydın elindeki bazı evraklar da Prof Turan Karadeniz ve bazı arkadaşları Gölköy ilçemizde  bölge çiftçilerine  Çiftçi Eğitimi ile ilgili bir seminer yapmaları gerektiğini  ve bu toplantı gerçekleşmediği halde  yapılmış gibi gösterilip Avrupa Birliği Eğitim Fonu Projesinden para aldıklarına dair bu  evrakların doğru olup olmadıklarının bilgisini sorduk. Dekan Turan Karadeniz bu ziyaretten ve sorulan sorudan hiç memnun olmamıştı. Evrakları aldı geçmiş zaman oldu bir  inceleyeyim ben sizi ararım görüşürüz dedi.

           Aradan aylar  geçti Dekan Turan Karadeniz  başkan Recep Aydın’ı arayıp görüşecek diye bekliyoruz.

           Gazetecilerle Dekan Karadeniz’in Üniversitedeki Ofisinde yaptığımız  görüşmemizden  aylar geçti. Gazetemizde Turan Karadeniz in Nisan ayında yapılacak Rektörlük seçimlerinde Aday olacağını ve Projelerini okuduğumda bize verdiği ve yerine getirmediği veya getiremediği ODÜ Ziraat Fakültesi Dekan’ının “İNCELEME”  sözü geldi aklıma..

          Avrupa Birliği Projesinde Rektörün  Koordinatörlük yaptığı projede  Gölköy’de evrak düzenleyerek  Hak etmediğiniz ve Çiftçiye vermediğiniz seminer için  Çiftçi  Eğitimi Parasını  Avrupa Birliğinden  aldınız mı ..almadınız mı..!

            “ İşte Bütün Mesele Bu..!”

               Biz halen beklemedeyiz.

              Ayrıca Rektörlük için adaylık  açıklamanızda “ Üniversitemizin Şeffaf ve katılımcı bir yönetime kavuşması için çalışacağım” demişsiniz . İşte bu görüşünüze katılmamamız da mümkün değil.

               Cemiyet Başkanımız Recep Aydın’a ve sizi ziyarete gelen gazetecilere verdiğiniz “İnceleme” sözünüzü  yerine getiriniz Şeffaflık başlasın.

          

 

 

   

 

DEVLET HASTANEMİZDEN

                           RANDEVU

         Bu sıralar da Devlet Hastanemizde tabiri yerinde ise Mesai saatleri içerisinde hani derler ya İğne atsan yere düşmüyor. Aynen öyle...

         Hastanenin  Koridorları Pazartesinden  Cumaya  hınca hınç hasta dolu. Herkes hasta Doktoruna muayene olabilmek için sıra bekliyor . Acillere ise gün 24 saat gelenin gidenin hesabı belli değil...

         Bütün Polikliniklerin koridorları hasta  dolu herkes ayakta oturmaya yer bulabilenler şanslı hastalar. Yaşlısı genci Herkes hasta. Randevu almadan sıra alıp  Hastanede ilgili doktorunuza ulaşmak gerçekten çok zor. Bu hastane manzaralarını bildiğimiz için İnternetten bir gün önceden Randevu talebimiz oldu ve Perşembe günü Sabah 10.10 için Randevu alabildik . Ve ertesi gün  randevu saatimizden yarım saat kadar önce Hastaneye giderek 1 Nolu Göz polikliniğinin önünde bekleşmeye başladık. Üst Kat salonu ana baba günü gibi herkes doktorunun  kapının üzerindeki Hasta kabul Panosunu üzerinde ki  ışıklı elektronik  panoda  isminin yazılmasını yani sırasını bekliyor.

         İyi güzelde Randevu alarak gittiğimiz doktorumuzun kapısında “Heyet Günü” yazılı yani Perşembe günü Muayene yok. Doktorumuz Yok Muayene de yok. Randevu merkezinin yaptığı bir yanlışlık yüzünden Polikliniğin önünde saf saf bekliyorum.

         Randevu merkezini tekrar  internetten  arıyoruz bir yanlış anlaşılma olmuş bu kez  Cuma günü aynı saate yeniden Randevu alıyoruz. Ertesi gün aynı saatte yine Hastaneye geliyorum bu seferde  salon yine tıklım tıklım kalabalık. . Psikiyatri bölümünün de bulunduğu küçük salonda Değil oturmaya ayakta durmaya bile yer yok insanlar sıkıntılı  hastalar merdiven basamaklarında . Saat 9.55 kapıyı vurup odaya giriyorum sekreter hanıma Perşembe günkü yanlış verilen  Randevu olayını anlatıyorum. Doktor bey Heyet gününde idi deyip Randevu merkezini arıyor .Burada bir hastamız var Heyet gününde randevu vermişsiniz diyerek geçiştiriyor. Bu sefer odadan dışarıya çıkıp ikinci kez aldığım  Randevu saatimizi beklemeğe başlıyorum. Randevu  Saatim geldiğinde Işıklı Hasta kabul panosunda ismim yazdığında doktorumum huzuruna çıkıp derdimi anlatmağa çalışıyorum. 

           Somali’ler kadar hasta değerimiz yok.. Doktorlarımızı Onların ayaklarına kadar gönderiyorlar . Bize doğru dürüst Randevu vermeyi bile beceremiyorlar ..!

             Elimde Ordu  Devlet Hastanemizin bir kartı var. Üzerinde “Bizi tercih ettiğiniz için Teşekkür eder Sağlıklı günler dileriz” Yazılı

            Beterin beteri varmış . Sağlık olsun diyelim..

           Ordu Şehri her sene daha da büyüyor gelişiyor  üstelik Büyük Şehir de olduk. Hastanelerimiz yeteri kadar büyük ve rahat değil. Koşullar el verdiğince de Doktorlarımız ellerinden geldiğince vatandaşa hizmet verebilmek için çalışıyorlar.

            Ordu Devlet Hastanemizin 1960 larda  Keçiköyünde Diş Fakültesinin olduğu eski Devlet Hastane binasında   5 uzman doktor 6 hemşire ile çalıştığı zamanlar aklıma geldiğinde Nerelerden nereye gelmişiz diye de kendi kendime  söyleniyorum.

           Özel Hastanelerimiz  Üniversite Hastanemiz 550 Yataklı Devlet Hastanemiz Ordu insanına ve İlçe hastanelerimizle hizmet vermeğe çalışıyorlar. 650 Yataklı Ünye Devlet Hastanemiz hizmet verebilmek  için Kırmızı kurdelesinin kesilmesini bekliyor.

           Ordu Üniversitesi Yerleşkesinde yapımı planlanan Tıp Fakültesi Hastanemizin artık  hayal olmaktan çıkıp Temelinin atıldığını görmek istiyoruz Ordu insanı bunu hak ediyor sanırım.

          Devlet Hastanemizde göz polikliniğinde Heyet günü olduğu halde  Yanlış verilen  Randevu olayına gelince ilgililer biraz daha dikkatli olsun biraz daha ciddiyet.. Yaşlı  Hastaları sıkıntıya sokmayın, 65 yaş üzeri hastaları hiç üzmeyin .

          

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

AV MEHMET YILDIZ

 

  ‘ 7 Haziranda İktidara yürüyoruz .Bundan emin olabilirsiniz “ Diyen CHP Ordu Milletvekili Aday Adayı AV Mehmet Yıldız           İlk Orta ve Lise tahsilini Fatsa’da tamamladı   İstanbul Hukuk Fakültesini 1977 senesinde  Bitirdikten sonra Mesleğini İstanbul’da sürdürdü.  Askerliğini Hava Kuvvetlerinde Hukuk Müşaviri olarak tamamladıktan sonra İstanbul’a yerleşen Yıldız İstanbul’da ki Ordulular derneklerinin sorunları ile yakından ilgilenen onlara yardımcı olan Ordu sevdalısı bir hemşerimiz Siyasi Hayatına ,

             CHP üyeliğine 1975 yıllarında başlamış.

            1984 yılında Halkçı Parti Bakırköy İlçe sekreterliği

            1990 yılında DSP Eminönü İlçe Yöneticiliği

            1991 Yılında DSP Ordu Milletvekilliği Aday adaylığı

            1992 Yılında CHP Eminönü İlçe Yöneticiliği 

            1999 Yılında  Kadıköy CHP İlçe Seçim Kurulu Temsilciliği ,Kadıköy Hukuk Komisyonu Üyeliği.

           2002 Yılında CHP Ordu Milletvekili Adaylığı Görevlerini üstlenmiş  hemşerimizin 37 Yıllık Hukuk Tecrübesi 40 yıllık Siyasi birikimi var..

           2015 Yılında 7 Haziranda yapılacak Ordu  Milletvekilli Aday Adaylığı için Partili üyelerden CHP’li  dostlarından 29 Martta yapılacak Ön Seçim için Bir oy talebinde bulunmakta bunun içinde her zaman olduğu gibi Parti içi çalışmalarına devam etmekte  olan hemşerimiz  Avukat Yıldız

        “ Ön Seçimde vereceğiniz (5) oydan birine talibim . Desteklerinizi bekliyor , Hepinize sevgiler sunuyorum. Demekte.

           CHP’nin her kademesinde görev aldığını söyleyen  CHP Ordu Milletvekili Aday Adayı Avukat Mehmet Yıldız Ordumuzu ve  İlçelerimizi karış karış geziyorum CHP İlçe teşkilatlarımızı da çok iyi tanıyorum. Geçmiş yıllarda gerek Milletvekili adayı olduğum sürede ve gerekse aday olan arkadaşlarıma  ve Partime destek amacı ile çalışmalarımı sürdürdüm. Bundan sonrada da aynı doğrultuda  çalışacağım diyen Av. Mehmet Yıldız CHP’li üyelerinden gördüğü yakın ilgiden de çok memnun olduğunu belirtiyor.

       İstanbul’da  Şişli Hukukçular Derneği,Ordu’lular Derneği, Çamaşlılar Derneği Stajyer Avukatlar Derneği gibi derneklerde yöneticilik ve Başkanlık  görevlerinde bulunan Av. Mehmet Yıldız 24 Yıldır da Fatsa Güneş Gazetemizin Köşe yazarlığını  yapmaktadır.

 

 

            “ÇANAKKALE GEÇİLMEZ..!”

 

                    “ Çanakkale içinde aynalı çarşı,

                       Ana ben gidiyom düşmana karşı..”

                 

                    1915 Senesinde Osmanlı ile Savaşa giren Emperyalist orduları İstanbul’u işgal etmek için  Çanakkale’de Boğazlardan  ünlü Savaş gemileri ile taarruza geçerler. Osmanlı Ordusunda Anafartalar Gurup Komutanı  Mustafa Kemal komutasında  Düşman Donanmasına ve kara savaşlarında  çok büyük kayıplar verdirir Karadan topçu ateşi ile Denizden Nusret mayın gemisinin boğaza döşediği mayınlar sayesinde İngilizlerin ve Fransızların ünlü savaş gemileri binlerce askerleri ile  Boğazın derin sularında batarlar .

                 Düşman   Denizden boğazı geçemeyeceklerini anlayınca Arıburnu sahilinde karaya çıkarak

      Karadan Askeri harekata başlarlar . Arı burnunda , Conk bayırında süngü süngüye yapılan cephe  savaşlarında  Osmanlı Ordusu ve müttefik Orduları büyük kayıplar verirler.

       Bunlar tarih kitaplarından okuduklarımız   bildiklerimiz  .

        Benim asıl yazmak istediğin Avusturalya’lıların çektiği  “Galiboolu” filminden bazı  Özel sahneler..

      Film Avusturalya’da  ailelerin katıldığı bir Pazar günü  Piknik sahnesi ile başlar. Her kes eğlenmektedir gençler aralarında koşu yarışları düzenlemektedirler. Ertesi hafta İngilizler,Fransızlar  Osmanlıya Savaş ilan eder. Avustralya da İngiltere’nin sömürgesi  Yakın dostu olduğu için gönüllü asker istemektedir. Filmin Avustralyalı gönüllüleri

 Orduya yazılırlar. Nereye gideceklerini dahi  bilmezler. Bir zaman sonra Avusturalya’lılar( Anzak) İngiliz ve Fransız Savaş  gemileri ile Çanakkale’ye gelir denizden savaş gemilerinin  büyük Top atışları sırasında  Türk tabyalarını  mevzilerini devamlı denizden  bombalarlar. Türk topçusu da boğaz girişinde düşman Gemileri ateş hattında tutarlar. Denizden Top atışlarında karadaki Obüs Topçu bataryasının mermi kızakları hasar görünce  Seyit onbaşı 220 kiloluk top mermilerini sırtında taşıyarak bataryalara mermi yetiştirir. Bu mermilerden bir tanesi İngilizlerin   ünlü savaş gemisi BOUVET ‘ batırır ayrıca İngilizlerin kraliyet gemisi QEEN ELİZABET te aynı akıbete uğrar denizin dibini boylar. Türk topçusu yine bir çok savaş gemisini batırır.  Çanakkale boğazında Nusret Mayın gemisinin döşediği mayınlarla da büyük kayıplar veren Düşman kuvvetleri denizden başarılı olamayınca  Kara harekatı için Gelibolu sahillerine Ateş hattına karaya çıkarlar.

           Uzayan  cephe savaşları  sonrası  Türk Ordusu ile İngilizler,Fransız’lar  karşılıklı siperlerdedir. Filmin bir sahnesinde  Siperdeki  İngiliz subay birliğine hucum emri verecektir. Bir eli tabancasında gözü kolundaki saattedir. Taarruz zamanı geldiğinde İngiliz subay  ağzındaki düdüğü ile Hucum emrini  verir .

            Kum torbalarının arkasında siperlerde iki tarafında  bekleyişi vardır. Taarruz öncesi İki Avusturyalı arkadaştan bir tanesi belinden Kasaturasını çıkartır siperindeki Kum Torbasına sokar Boynundan künyesini  çıkartır kasaturasına asar ve arkadaşına şu sözleri söyler.

            “Biz Avustralya’dan buraya neden  geldik. Bizim burada ne işimiz var” der.

            İngiliz komutan Hücum emrini verir İngiliz  Anzak  Askerler siperlerden çıkıp Türk mevzilerine doğru koşarken Yoğun bir makineli tüfek ateşi vardır. Birkaç adım sonra Avusturalya’lı arkadaşlar vurulur ve düşerler. Bir metrekareye 5000 makineli tüfek mermi kovanının düştüğü cephe savaşları olmuştur. Savaş alanının her tarafı cesetlerle dolmuştur. Yabancı askerler konserve kutusunu açıp yemek yerken onlarca sinek askerin ağzına girmektedir. Cephede sineklerin taşıdığı hastalıktan binlerce  asker salgın  hastalıktan  ölmektedir. İngilizlerin Fransızların Konserve yiyecekler yediği Çanakkale’de 43.Alayın Yemek listesinde günlük Yağlı buğday çorbası Şekersiz üzüm hoşafı ve yarım Ekmek bulunmaktadır. Askere öğlen yemeği yoktur..

           Kahraman  57. Alayımızın   Şehit olduğu Çanakkale’de  Vatan topraklarımızda İnkilap ve Atatürkçülük adlı kitapta Türklerin 253 bin Şehidi, İngilizlerin 205 bin Fransızların 47 bin askeri  ölmüş .

           Çanakkale Savaşlarında  Kahraman Mehmetçiğin destanlar yazdığı Çanakkale Savaşının (1915-2015) 100’üncü yılını gururla  kutlayacağız .18 Mart 2015 Çarşamba günü Türkiye ve Yavru vatan Kıbrıs’ta Atamızın huzurunda Dünyaya Çanakkale Geçilmez dedirten Kahraman  Şehitlerimizi saygıyla anacağız.

            Çanakkale’de  Conk Bayırı. Arı Burnu  Anafartalar Cephesi ve  Seddülbahir Cephe savaşında Mustafa Kemal’in askerlerine :

              “Ben size Taarruzu değil Ölmenizi emrediyorum”  sözlerinin derin anlamını  asla unutmayacağız...

             Şehitlerimizin   kanlarıyla suladıkları, Kahraman askerlerimizin Dünyaya “Çanakkale Geçilmez” dedirttikleri  Vatan toprakların da Şehitlerimiz  Huzur içinde yatsınlar ...

             

            Çanakkale savaşlarının 100.yılında

              Tüm Şehitlerimizi  Saygıyla  anıyoruz ...

          Mekanları Cennet, Allahın Rahmeti üzerlerine olsun..

 

            Şairimiz Mehmet Akif Ersoy dizelerinde Çanakkale Savaşlarının  Kahramanlarına  bakın nasıl  sesleniyor:

 

            “ Vurulup tertemiz alnından uzanmış yatıyor.

             Bir hilal uğruna yarap ne güneşler batıyor !

             Ey bu topraklar için toprağa düşmüş asker.

              Gökten ecdat inerek öpse o pak alnı değer.

               Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın

               Gömelim gel seni tarihe desem sığmazsın...”

             


 

TURNASUYU’NUN  KADERİMİDİR BU..!?

                                             

              Bir zamanlar   Turizm master Planı içerisindeki Turnasuyu sahillerine Gesan A.Ş tarafından kurulan Turnagaz Dolum Tesisleri için burada 40-50 Turnasuyulu insan çalışacak  ekmek yiyerek diyerek ve Turnasuyu köylüsünü ikna ederek kurulan Birinci derecede parlayıcı patlayıcı ve yanıcı özelliğe sahip Turnagaz Dolum tesisleri ile başlayan Sıkıntılı ve sancılı günlerden  uzun bir zaman sonra LPG Gaz Tesisi buradan başka yere taşınmak zorunda kalmıştı.

               Tesisin sahipleri bu alanı Belediye meclisinden Turistik Tesis Alanı olarak onaylatınca

                Patlayıcı Gaz tehlikesinin taşınması hemen yanında bulunan Sahil  Kolejini de rahatlatmış oldu. İleriye dönük Turizm yatırımları yapılabilecek alanda böylelikle tescillenmiş oldu. Bir zaman sonra derenin karşı tarafında  sahilde bir Kum ocağı  işletmecisi satın aldığı arazi üzerinde Büyük bir Kum Ocağı  oluşturdu. Yıllarca bu işletme ticaretini sürdürürken Bu ocağın Ruhsatsız olduğunu ve Jandarma Çevre Timi tarafında 110 Milyar liralık cezanın kesildiğini de öğrenmiş bulunmaktayız. Turnasuyu deresi ile Divane deresi arasındaki bu turistik alana Ordu Üniversitesi tarafında büyük tavuk ve Büyük baş hayvan çiftliği projesi düşündüğünü öğrendiğimizde çok yanlış bir yer düşünmüşler diye de söylenir olduk.

              Turnasuyu’nun turistik sahilleri tehlike içerisinde diye haberler yaptık. Bu da yetmiyormuş gibi bu sefer yoldan üzerinde Aşkale Çimento  San. T.A.Ş tarafından “ Patlamasız Taş ocağı “ projesi ile ilgili bir arayış içerisinde olunduğunu öğrendiğimizde Bir Turnasuyu sakini olarak üzüntümüz bir kat daha arttı.

              Üstelik ORDU Çevre ve Şehircilik müdürlüğünün  İlan Metninde

(b) gurubu Patlamasız Tras ocağı Projesine Valiliğimizce “ Çevresel etki değerlendirmesi Gerekli Değildir” Kararı verilmiştir diyerek Turnasuyu Halkına duyurulur ilan metni yayınlanmış . Taş ocağı ile ilgili her şey kitabına uygun hale getirilmiş.

              Yeşil dağın yamacında  Böyle bir ocağın ileride yapacağı  Doğa ve Çevre tahribatını  görmek isteyenler Boztepe Orhaniye Köyü Uzlo deresinde bir taş ocağı firmasının Taş kırma makineleri ile yaptığı tahribatı yerinde gidip görebilirler . Şimdi bu gecikmiş  Doğa Tahribatının   durdurulması için Boztepe  Orhaniye Köyü Muhtarlığının ve halkının verdiği mücadeleyi gidip yerinde  görebilirler.

        Ordu  Valisi adına  Vali Yardımcısı Salih Keser imzalı Gülyalı Kaymakamlığına gönderdiği yazıda Yeşil vadinin tahribatı için Gülyalı Kaymakamlığına gönderilen yazıda  şöyle denilmektedir.

 

           ...ÇED yönötmeliğinin  17. maddesi gereği  Aşkale Çimento San.T.A.Ş tarafından işletilmesi planlanan “ER :3287620 Nolu l (b) “Gurubu Patlamasız Tras Ocağı” projesine  Valiliğimizce “ Çevresel etki değerlendirmesi Gerekli Değildir” kararı verilmiştir.

           Söz konusu kararın gerekli görülen yerlerde  askıda ilan edilmesi ayrıca yerel iletişim araçları ile  duyurulması ( tesisin yapılacağı bölgede  yöre halkının bilgilendirmesi amacıyla ilgili mahalle muhtarlıklarına bilgi verilmesi, hoparlörlerden duyurulması v.b.) ve duyuru yapıldığına dair tutanakların  Müdürlüğümüze gönderilmesi hususunda bilgi ve gereğini rica ederim.

             Valiliğin gönderdiği bu yazıdan anlaşılan Ordunun en güzel ve turistik özelliğe sahip Turnasuyu mahallesini ve sakinlerini kötü günler

 

bekliyor.  Turnasuyu mahallesi muhtarı İhtiyar heyeti  Ve Turnasuyu halkı Aşkale Çimento Sanayi A.Ş nin bu kararına tepki göstermekteler.

        

                                      VALİLİĞE

                              100 İMZALI DİLEKÇE

             Bu gelişen olaylar dahilinde Turnasuyu Köyü Muhtarlığı ve Aza Osman ÇİÇEK  Mahalleliyi gezerek mahallelerine gelecek Çevre Felaketinin durumu anlatıp şimdilik Turnasuyu Mahallesi Halkından 100 imzalı bir dilekçe ile Yeşilin ortasına Turnasuyu’nun böğrüne yapılması  planlanan Taş Ocağı projesine karşı çıkmaktalar . Turnasuyunun yeşil  Vadisinin bozulmaması için Şimdilik 100 imza toplayarak Ordu Valilik Makamına bir dilekçe ile müracaat etmişler. Mahalleli  halkımız söz konusu mevkiye Patlamasız Tras Ocağı açılmasını istememektedir . Bu konuda ilgili birim tarafından gerek muhtarlığımıza gerek mahalle halkına gerekli bilgilendirmenin yapılmasını tabep etmekteyiz

              Saygılarımızla gereğini arz ederiz. Demişlerdir.

 Yeşil doğanın ortasında   Turnasuyu mahallesinde Aşkale Çimento San T.A.Ş tarafından yapılması düşünülen TAŞ OCAĞI Çevre felaketine Ordudaki sivil toplum örgütlerinin Çevre derneklerinin tutumu ne olacak. Onu’da önümüzdeki günlerde göreceğiz.


HEKİMOĞLU ALMANYA’DA

 

Ordu Belediyesi Karadeniz Tiyatrosu OBKT Frankfurt Toplum Diyaloğu Deneği ve ve Yurtdışı Ordu’lular Derneğinin destekleriyle Davet edildiği Almanya Turnesinde Frankfurt Dortmont ve Longen’de Yönetmen ve oyunun ilkinin yazarı Aydın Üstüntaş’ın-Cıhan Öksüz’ün yazdığı ve Sahneye koyduğu Hekimoğlu oyunu ile Almanya’da gönüllere taht kurdu ayakta alkışlandı. Beğenilen oyunun sonunda salonda bulunan davetlilerle “Hepimiz Hekimoğlu’yuz nidaları salonda yankı yaptı.

Altınordu Belediye Başkanı Engin Tekintaş Belediye Başkan yardımcısı Aydın Şaşmaz OBKT’nin gurur gecesinde Hekimoğlu oyununu alkışlayanlan arasında Farankfurt’tan muavin Konsolos Özkan Durmaz Turizm ve Kültür ataşesi Osman Şahin Langen Belediye Başkan yardımcısı Stefan Löbig ve solonu dolduran seçkin davetli misafirlerle Ordu’luların Almanya’daki fahri temsilcisi öğretmen ve gazeteci hemşehrimiz Mehmet Şaşmaz vardı. Ordu Belediyesi Karadeniz Tiyatrosu Duesseldorf, Frangfurt ve Dortmunt da Düğün evi ve Hekimoğlu oyununu başarıyla oynadılar.İzleyenleri mutlu ittiler. OBKT Tiyatromuzun sanatçıları ayakta alkışlandılar...

Bütün bu bilgileri de Mehmet Şaşmaz kardeşimizin bize gönderdiği notlardan alıyoruz. Mehmet Şaşmaz Oyun sonrası Sahnede Hekimoğlu’nun bütün oyuncularını tek tek kutladı teşekkür etti hediyeler verdi. Almanya’da bu tür etkinliklerde yardımlarını esirgemeyen Gürsoy Tarımsal Ürünler A.Ş sahiplerinden İşadamı Dursun Gürsoy’a ve Atlaş Gurubu Yön Kur Başkanı Namık Altaş’a özellikle teşekkür etti. OBKT nin onlarca oyununun yönetmenliğini yapan sanatçı Aydın Üstüntaş’ın yazdığı yönettiği Hekimoğlu Oyununu Ordu’da OBKT’de sahneye koydu gala gecesinde bende izlemiştim . Oyunun sonlarına doğru Dağda Müfreze ile çatışmaya giren Hekimoğlu elindeki aynalı martin’i ile vurulur ölür. O sırada Narin hızla sahneye girer bir süre Hekimoğlu’nun ölüsü başında bekler elindeki kırmızı karanfılı ile Aynayı cesedin üzerine koyar ,yere çöker ve öylece kalır. Fonda Hekimoğlunun müziği yükselirken yavaş yavaş sahne ışıkları da sönerken Sanatçı Tuğrul Şan güzel ve gizemli sesi ile Hekimoğlu Türküsünü okumaya başlar salonda bu türküye birlikte eşlik etmişti.. Hekimoğlu derler benim aslıma Aynalı martin yaptırdım da Narinim Kendi neslime ... Konaklar yaptırdım mermer direkli Hekimoğlu geliyor da Narin’im Aslan yürekli.. OBKT’nin eski Genel Sanat Yönetmen sanatçı Aydın Üstüntaş’ın Yardımcısı Cıhan Öksüz’le kaleme aldığı Bu güzel Hekimoğlu oyunu Ordu’da Turneler’e başlayacakları dönemde Üstüntaş bir noter ihbarnamesi ile Hayatının Sok’unu yaşar . Yaptıkları bir sözleşmeye imza atan Üstüntaş oyunun bütün yasal haklarını Yardımcısına bırakmıştır. Bu yüzden Hekimoğlu turneye gidememiştir. Yıllarca da böyle kalmıştır. OBKT’nin sahnelediği Hekimoğlu oyunu yıllar sonra Yeni düzenlemesi ile Almanya’da sahne almış ve ayakta alkışlanmış büyük beğeni almıştır. Sevgili Sanat Yönetmenimiz Aydın Üstüntaş’ı saygıyla ve Rahmetle anıyoruz.

 


 

             

         ODÜ YENİ REKTÖR  KİM OLACAK?!.

 

 

                       Ordu Üniversitesi 3. dönem Rektörlük seçiminde Nisan ayı içerisinde Yeni Rektörünü belirleyecek. Seçimler yaklaştıkça Üniversite yönetimi içerisindeki bazı öğr üyesi Prof  adaylar da yaptığı basın toplantıları ile adaylıklarını açıklıyorlar.

                       ODÜ’nün İlk Rektör aday adayı  Fen Edebiyat Fakültesi  Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Bölümü Başkanı Prof Dr. İsmail DOĞAN  Gazeteciler Cemiyetinde ki Basın Toplantısında Kendisini tanıttı ve şöyle seslendi :

                     Ben de kanunlar çerçevesinde Ordu Üniversitesi Rektörlüğüne adayım.

                      Üniversitemizin son dört yılda Sayın Rektör Prof Dr. Tarık Yarılgaç  ve yönetim Kadrosu ile iyi yönetilmediği kanaatindeyim.  Öğrencileri ile kavgalı, işçisi ile mahkemelik, memuru ile davalık,Öğretim elemanları arasında benden-senden ayırımı yapan kötü bir dört yıl geçirdik.

                       Kadrolaşma ( Paralel yapı olarak da bilinen ) malum kimselerle işbirliği içerisinde çalışan ,son günlerde devletin bu yapıya karşı kesin tavrı sebebiyle güya karşıymış gibi tkavır alan mevcut yönetim maalesef Üniversitemizi iyi yönetememiştir. Birlikte kurulan diğer Üniversitelerle mukayese edildiğimizde bir çok konuda geride kaldığımız bir gerçektir. Bu da iyi yönetilmediğimizin önemli  göstergelerindendir.

                     Basında geriye dönüp baktığımızda  maalesef  Türk Bayrağı ile çimento torbalarının örtüldüğü  inşaatlarda kaçak işçi ölümlerinin olduğu  Öğrencilere baskı için soruşturmaların açıldığı ,basın mensuplarının tartaklandığı , öğretim üyeleri ve memurlarına mobbing uygulandığı iddiaları ile şikayet edilen bir üniversite olarak hafızalarda yer almıştır.

                     Şehirden soyutlanmış Ziraat bahçelerinde kendi güllerinin açtığı bir süreç artık bitecektir” dedi.

                    Üniversitemizde Bütün bu yürekli açıklamaları  kim dile getiriyor ?

                   Bunlar  gazetecilerin veya sokaktaki insanların anlattıkları iddialar değil.

                     Ordu Üniversite’sinin Mert yürekli kararlı  Öğr Üyesi Prof Dr u İsmail Doğan basın bültenindeki kaleme aldığı iddialarını Basın mensuplarıyla paylaşıyor.Ordu Üniversitesinin  kötü  yönetime dur demek isteyen sırada başka öğr üyeleri  Profesörler de olacak kuşkusuz ..

                     Ordu  Üniversitesi ile aynı yıllarda açılan  Giresun Üniversitesini karşılaştırdığımızda Ordu Üniversitemizin ne hallerde olduğunu görüyoruz. Yaklaşık 14 bin örgenci ODÜ yü tercih ederken 17 bin öğrenci Giresun üniversitesinde eğitim görüyor muş ayrıca 400 yabancı öğrencinin tercih ettiği Giresun Üniversitesi emin adımlarla yoluna devam ediyor. Giresun Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi  hizmetine  devam ederken Ordu Tıp Fakültesi hastanesinin  temelinin  ne zaman atılacağı da belli değil.

                       Üniversitemizde Paralel yapılanma iddiasına gelince Onu’da Cumhurbaşkanı’nın önüne gidecek üç Rektör adayının  isminden birini tercihinde var mıymış yok muymuş hep birlikte göreceğiz.

                     Yeni Rektör adayı Ordu Üniversitesi öğretim üyesi  Prf Dr İsmail Doğan’ın  basın toplantısının sonunda ki şu sözlerini de unutmayacağız. “ Cenabı Allaha Can borumuz

                              Milletimize hizmet borcumuz var”

                    Ağzına, yüreğine sağlık hocam.

         

 

SIRASI  GELMİŞKEN

 

 

          Eski Belediye Başkanı Kazım Türkmen döneminde  şehrin kanalizasyon atıkları  Melet kenarından denize döşenen borularla  1800 metre uzaklıkta  denizin altına  20-30 metre derinliğe döşenen özel  borularla  deniz deşarjı ile bırakılacak Ordu merkezde denizimiz temiz olacak sahillerimizde insanlar yazın rahat bir şekilde denizden istifade edecekti.

           Düşünce buydu ..

          Bu aşamada Marmaristeki gibi turistler sahildeki kumsaldan denize rahat bir şekilde girecekleri düşüncesi ile kumsala iki adet altında  soyunma kabinleri üstü açık  çay bahçesi  olabilecek korunmalı  iki adet yüksek olmayan tek katlı binalar Belediye tarafından kumsalda  yaptırıldı.

           Bu binalarının bitimindeki merasimde kalabalık bir davetli gurubuna Başkan Türkmen açılış konuşmasında bilgi verirken Sahillerin Turnasuyuna kadar olan kısmında yapılacak halka açık  sahil düzenlenmesinde yoldan altına bina için müsaade etmeyeceğini belirterek merasime katılan  Ordu Valisi Sami Seçkin’e hitaben “Sayın Valim Denginizi hazırlayın” esprisini yaptı..

           Vali Sami Seçkin de mikrofondan Devletin Valisine Vali konağı için müsait bir yer tahsis edin ben dengimi toplar hazırlarım deyince sahillerin korunması adına bir alkış tufanı kopmuştu.

            Bülbül deresinden sonra yolun altında olan Kız Meslek lisesi Valilik konağı ve Meteoroloji binaları için yıkılacaklar listesindeki  binalar da belirlenmiş oldu. Ve halka açık sahil düzenlenmesi çalışmaları başlatıldı.

            Gerçekten kalabalık bir turist gurubu bayan erkek güneşli bir yaz gününde  mayolarıyla sahilde denize girdiler güneşlendiler denizin tadını şehrin ortasında çıkardılar..

            Fakat Belediyenin sahilde kumsalda yaptırdığı beton binaları alan işletme sahipleri  binaların alt zeminlerini kapatınca düşüncenin  şekli değişti buralarda lokantalar sinema ve barlar yapıldı olaylar farklı boyutlara geldi. Eski Başkan Kazım Türkmen’den sonra Fikret Türkyılmaz ve Seyit Torun dönemlerinde de bu mekanlar Ay ışığı ve Kumsal olarak el değiştirdi. Özel idare bir zaman sonra Sahilde kıyı kenar çizgisini ihlal eden binalar için  yıkım kararları aldı Enis Ayar’ın işlettiği Ayışığı Özel idareye defterdarlığa ecri misil ve Belediyeye kira ödemediği gerekçesiyle Seyit Torun zamanında yıktırıldı.

             Aradan geçen zaman içerisinde Kumsal restoranın önüne yıkım kararı olduğu halde deniz dalgalarına karşı korumak amacıyla kayalar döktürüldü bina koruma altına alındı. Binanın yanında bulunan açık çay bahçesi de kapatılarak binaya dahil edilmişti..

Bu denetimsizlik devam ederken Yeni seçilen Büyük Şehir belediye başkanı Enver yılmaz sorun  haline gelmiş Yargıtay’ın yıkım kararını onamasına karşılık  bir türlü yıktırılmayan sahildeki bu binayı yasal uyarılarından sonra yıktırdı ve Ordu sahilini bu çirkin görüntü  mezbeleliğinden  kurtardı.

             İnsanlar yapımında sevdikleri bu iki beton kütlenin yıkımında daha da çok sevindiler. Ordu’nun en güzel sahilinde deniz kenarındaki  çirkin görüntüyü Büyükşehir belediye başkanı Enver Yılmaz ‘ın talimatı ile kaldırdılar şimdi sıra diğerlerinde...

              Başkan Enver Yılmaz Efirlideki sahilleri işgal eden resmi kurumların plaj tesislerini de yıktırarak sahilleri vatandaşın kullanım  hizmetine açtı. Başkan kararlı Bu yaz Ordu  farklı bir yaz dönemi geçirecek sahillerimizde insanlar istedikleri yerden Sahil düzenlemeleri ile deniz ihtiyaçlarını giderecek..Büyükşehir Belediye Başkanı Enver Yılmaz  yıkım kararı Yargıtay’ca onanmış tüm yerler için geçerli olan bir uygulamayı hayata geçiriyor. Bu davranıştan da sahillerimizden kumsallarımızdan istifade etmek isteyen vatandaşlarımız memnunluk duyuyor ve başkanı destekliyor..

            Büyükşehir Belediye Başkanı Enver Yılmaz kararlı .

            Sahillerimiz halkımızın  kullanımına açılacak...

                                            

 

 

 YEPAŞ’IN TAHSİLAT  MELEKLERİ...

 

Çalık  Yeşilırmak Elektrik Perakende Satış A.Ş  Yepaş ‘ın son zamanlardaki gelen yüksek   faturaları abonelerinin hem elini hem cebini yakıyor  insanları rahatsız ediyor cinsten. Abone faturalarını Yedaşta ödemeye gelen insanlar giriş katından sıra numaralarını alıp elektronik panoda yanacak sıra numaralarını takip ediyorlar. Numaraları yandığın da gişeye yanaşıp Yepaş’ın  ilgili güleryüzlü kibar   bayan  tahsilat memuruyla   karşılandığında “size nasıl yardımcı olabilirim ödemelerinizi   kartla veya nakit olarak mı ödeyeceksiniz” sözcüğü ile  çoğu zaman yüksek gelen faturaya sinirlenmiş Elektrik Abonelerinin elektriğini alıp  sakinleştiriyor.

           Bu tip işletmelerde Halkla ilişkiler,insan kaynaklarındaki görevli memurların Vatandaşa  davranışları çok önemlidir.Bu her yerde böyledir. Yedaş’da bunu yapmış . Tahsilat gişelerindeki bayan elemanlarını çok iyi yetiştirmiş veya seçmiş Onlar da Abonesine  Görevlerini en iyi şekilde yapmaya çalışıyorlar ve de yapıyorlar.

           Zaman zaman Yedaş’ın yazısı yoldan okunsun diye Yol kenarındaki en az yirmi senelik onlarca yetişkin ağacı bir gecede yok eden, bazı binaların katlarında bulunan elektrik saatlerini binanın girişine indirtmeye zorlayan fakat yanı başındaki sitenin katlarında ki Elk.  saatlerini  görmezlikten gelen kurum yetkililerini de çoğu zaman   köşelerimizde yazdık bu kurumu eleştirdiğimiz zamanlar da olmuştur.

             Bazı vatandaşlara gelen şaşırtıcı  çok yüksek faturaları itiraz edildiğinde inceleyip varsa hatalarını düzeltiyorlar “Kusura bakmayın yanlış okuma olmuş” da diyebiliyorlar. Bunları da tespitlerimizle biliyoruz da bu arada Sayaç okuma elemanların Elektrik sayaçlarını  daha dikkatli okumalarını da diliyoruz.

             Hatalardan dönmek erdemliktir...

Ne var ki “Sezarın hakkını Sezar’a” vermek gerekirse Yepaş Tahsilat gişelerindeki vatandaşa  sorun yaratmayan abonesine  iyi davranan vatandaşın Gişe işlemini anında yapan, yardımcı olan  bayan personelleri konusunda iyi seçim  yapmışlar. Ümit ederim bütün birimlerinde personel seçimi konusunda  aynı hassasiyeti göstermişlerdir.

    Bu tespitlerimi her ay Kayıp Kaçak bedeli dahil..! 260 tl den aşağı gelmeyen Ev Elk. faturamı  ödemek  için   elimde sıra fişi ile bekleyen  bir Abone   olarak yaptığımı söyleyebilirim.

    Yepaş’ın  Güleryüzlü  bayan tahsilat memurlarına özellikle Özlem hanımefendiye teşekkürler çünkü onlar bunu fazlasıyla  hak ediyorlar..

 

                     DUATEPE’DEKİ ŞEHİTLERİMİZ

 

Göğüs göğüse,Süngü süngüye yapılan Sakarya meydan muharebesinde  Yunan Ordusu Ankara yakınlarına Polatlıya kadar geldiğinde Gazi Mustafa Kemal ve emrindeki Türk askerleri  Polatlı’da  Sakarya savaşının en önemli mevzilerinden  Duatepede Savaşında hayatlarını kaybeden Şehit düşen Vatan evlatlarının arasında 52 Ordulu Kahraman Şehidimiz var.

        Yıllar sonra Sakarya Polatlı  Duatepede Heykeltıraş Metin Yurdanur’un titiz çalışmaları sonucu  yapılan Şehitlik anıtının yan kitabelerinde 52 Ordulu Şehidimizin adları yazılı.

        Gazeteci Uğur Gürsoy’un Ressam  damadı Nihat Kahraman’  nın arkadaşı Ünlü heykeltıraş Metin Yurdanur’un bir sohbette  gündeme getirdiği Sakarya Savaşının Duatepedeki Ordu’lu Kahraman Şehitlerin  isimlerinin yazıldığı Şehitlik  anıtının Ordu’dan ilk   Ziyaretçileri Ordu’lu Gazeteciler Atilla Şimşek Uğur Gürsoy ve Kamil Çebi’dir. Atilla Şimşek’in gazetesinde Manşet Haber yaptığı BTV Televizyonundan Röportajlarının yapıldığı  Uğur Gürsoy’un sütununda makalesini yazdığı Ordu’lu  Kahraman Şehitlerimizi Ordu kamuoyunda ilk defa  Tribün Gazetesi ve Boztepe Televizyonun da  duyurmuşlar  dır. Gazeteci Atilla Şimşek’in bu girişimleri sonucu Ankara’daki Ordu’lular Vakfının da üstlendiği Duatepe şehitliğini ziyaret programına da Ordu’dan çok sayıda vatandaş ilgi göstermiş  ve katılımcı olmuştu..

         2005 yılının ilk Şehitlik ziyaretlerinde Ordu’dan da çok sayıda Gazeteci ve bürokratın katıldığı  Sakarya  Duatepedeki resmi törenler Ordulu şehitlerimize yakışır bir güzellikte ve kalabalıkla  gerçekleşmiştir.  İstanbul’dan Şişli Belediyesi Duatepedeki Şehitlik merasime  6 otobüs kaldırmış.Yoğun ilginin olduğu Tören programı gereği Saygı durusu ve İstiklal Marşımızın  Askeri bando eşliğinde okunması sonrası Bir yüzbaşı Sakarya savaşını ve Duatepe’yi anlatmıştı.  Duatepe deki Tören sonrası Misafirlerin yeme içme ikramlarını  Ordulu işadamı Çetinceviz işletmeleri sahibi  Onur Çetinceviz tarafından  karşılamıştır.

         Duatepe’deki  Devlet Töreni sonrası Polatlı’dan  Ankara’ya dönülmüş toplu halde  Anıtkabir ziyareti gerçekleştirilmiş Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e Gazi Binbaşı Yusuf Ziya Çol önderliğinde Aslanlı yoldan yürüyen  Ordu heyetince  saygı ziyaretinde bulunulmuştur Atanın mezarına saygı çiçekleri bırakılmıştır.

          Anıtkabirin altında bulunan Kurtuluş savaşı Müzesi gezildikten sonra Ordu’ya dönülmüştür. Görmeyenlere mutlaka Ankara’ya gittiklerinde özellikle Savaş müzelerini  izlemelerini tavsiye ederim.

         Duatepe ziyaretleri sonraki yıllarda da devam etmiş geleneksel hale getirilmiştir.

                  POLATLI BELEDİYESİNİN

                      ORDU ZİYARETLERİ

Şubat 2015 günü Polatlı Belediye Başkanı Mürsel Yıldızkaya başkanlığında bir heyetle Ordu’ya gelerek Duatepe  Şehitlerimizden şehit torunlarına  selam getirdiler. Ordu Valisi İrfan Bayraktaroğlu’nu   makamında topluca ziyaret ettiler, Başkan Mürsel Şehitlerimizin torunlarına minnetlerimizi ifade etmek istedik. Aramızdaki duygusal bağları daha güçlendirmek için Ordu’dayız dedi..                                   

     Büyükşehir Belediye Başkanı Enver Yılmaz’ ıda makamında ziyaret eden Heyet Gazeteciler Cemiyetlerinin ziyaretleri sonrası bir televizyon programına katıldılar. Ordu’da gördükleri misafirperverlikten son derece memnun olduklarını ifade ettiler.

22 gün 22 gece süren Sakarya meydan muharebesi Polatlı’da Duatepe’de  Gazi Mustafa Kemal Atatürk komutasındaki Türk Ordusunun zaferi ile sonuçlanmış Zafer Türk milletinin olmuştur.

               “ Sakarya’da Kahramanlık destanı yazan milletimizin Aziz Hatırasına”

                  Saygıyla...

 KEMERLERİNİZİ BAĞLAYIN               

 

“HAZİRAN’DA UÇUYORUZ..”

 

Ulaştırma ,Denizcilik  ve Haberleşme Bakanı Lütfü ELVAN  Cuma günü Havaalanı inşaatını yerinde görmek ve bilgi almak  için Ordu’daydı. Bakan Elvan’ın Orduya Uçakla akla geleceği Piste ineceği  haberi İhlas Haber Ajansı Ordu Muhabirince internetten bu şekilde duyurulunca Habercilerin ilgisi de Canlı yayın yapabilmek için Pist inşaatı bitmiş Gülyalı’daki Ordu Giresun Havaalanına yoğunlaştı. Hava güneşli ve güzel Rüzgar yok. Bende Gazeteci arkadaşlarım Atilla Şimşek ve Can Acar’la birlikte Havaalanı inşaatına gittik.

          İhlas Haber Ajansının Canlı yayın aracı Atlaş Tv nin Canlı yayın araçları ve diğer Tv’lerin kameraları Apronda  yerlerini almışlar düzenlerini kurmuşlar  Kameralar piste dönük vaziyette bekliyorlar.Gazetecilerle birlikte Samsun tarafından gelecek  Uçağı  gözlüyorlar. Gazeteciler zaman zaman Trabzon, Erzurum tarafından uçtuğu belirlenen  ve gökyüzünde arkasında gaz bulutu ile gözüken uçakları birden dokuza kadar keyifle  sayıyorlar . Bu arada Gazeteci Metin Akyürek’de‘e internete yazdığı Bakan Lütfü Elvan’ın Uçakla geleceği haber için takılıyorlar. Metin arkadaş savunmada Bana Genel müdürlükten öyle talimat geldi diyor.

         Ordu Valisi İrfan Balkanlıoğlu Büyük Şehir Belediye Başkanı Enver Yılmaz  ve Gazeteciler  Havaalanı Apron’u  üzerinde Bakan Lütfü Elvan’ın gelmesini Gazeteci ve Tv ordusuyla  bekliyoruz.

        Bir müddet sonra Bakan Elvan’ı Ordu’ya getirecek Helikopter Samsun tarafından  gözüküyor Kameralar Helikopteri takibe alıyor. Pist üzerinde bir turdan sonra Pilot Helikopteri Apron’un beton zemini üzerine ustalıkla indiriyor. Bakan Elvan ve yanındakiler Helikopterden inip araçlara biniyorlar. Ana Pist üzerinde bir çevre gezisi ile Pist başına kadar gidiyorlar. Dönüşte Havaalanı Şantiye binasında Havaalanının son durumu ile ilgili brifing alıyorlar. Ve Basın açıklaması için tekrar  Apronda  Gazetecilerin Tv’lerin karşısına geliyorlar.

         Bakan Elvan Ordu Giresun Havaalanının Hizmet binalarıyla tamamının  Mayıs ayında biteceğini ancak Tarifeli  uçuşlara  Senenin ilk yarısında Haziran ayı içerisinde başlanacağını ,Dünyada deniz üzerinde inşa edilen üçüncü Havalimanının Ordu Projesiyle gurur duyduklarını söylüyor.

         Gazetecilerin karşısında Apron üzerine konulmuş kürsüden  Kendi sesi ile mikrofonsuz Basın açıklaması yapan Bakan Lütfü Elvan için bir ses düzeninin kurulmaması haricinde eleştirilecek bir şey yok.

         Havaalanı Pisti Dünya standartlarına göre yapılmış ,Pistin gece ışıklandırılması tamamlanmış Sıra Kule ve Hizmet  Binaların tamamlanmasında, birkaç ay içinde bunlarda  bitmiş olacak.

       Artık  Mart ayı için gün saymanın zamanı değil son durum bunu gösteriyor.Gözüken de bu.. Mart ayına değil de Haziran ayında kısmet olursa Ordu Giresun yolcusu istediği yere tarifeli seferlerde  uçacak..

       Ulaştırma Bakanı Lütfü Elvan’da öyle söylüyor.

         Sonuçta Dünyanın Deniz üzerinde dolgu ile yapılan sayılı  havaalanlarından birisinin bitimine çok az bir zaman kaldı.

         Kemerlerinizi bağlayın..Haziranda uçuyoruz.

Havaalanı, Çevre Yolu, Karadenizi  Akdenize bağlayacak olan Dere Yolu   bittiğinde Ordu’nun çehresi çok farklı  değişecek . Şimdilik gözüken bu..

          Sıra Deniz  ve Tren yolculuğunda ... 

          Ordu’muza yapılan her güzel kalıcı hizmeti  kim yaparsa  alkışlarız...

         

DUALARIMIZ GAZETECİ

 

 DOSTLARIMIZ İÇİN…

                    Yıllardır   Ordu Gazeteciler Derneğinin  geleneksel hale getirdiği Ocak ayındaki Merhum gazeteci büyüklerimizin ,arkadaşlarımızın kabir ziyaretleri  bu yılda Ordu Gazeteciler Derneği Başkanı Recep Aydın’ın organizesinde  Altınordu Belediye Başkanımız Engin Tekintaş Ordu Valiliği Basın ve Halkla ilişkiler Müdürü Vedat Öz   Kültür ve Turizm müdürü Uğur Toparlak , Basın ilan kurumu Ordu Şube müdürü Çetin Oranlı ve Gazeteci dostlarının katıldığı törenle yine Ocak ayında  mezarları başlarında dualarla anıldılar.

                   Senelerce ihmal etmediğim bu sade törenlere çok istediğim halde  bu sene rahatsızlığım dolayısı ile katılamadım.Eski Gazetemiz Karadeniz 52 nin Eski Yazıişleri Müdürü Efsane Gazeteci Erol Ataşan ile Eski Baş yazarımız Rahmetli büyüğümüz Gazeteci Alaattin  Benal ağabeyimiz yine gazeteci büyüğümüz rahmetli Rıza Şimşek, Kazım Vardar Yusuf Ziya Özbucak    Olmak üzere hayatlarını kaybeden değerli gazeteci dostlarımıza ,arkadaşlarımıza Allahtan rahmet dilerken Aileleri ile yakın dostlarına başsağlığı diliyorum.

                  Gazeteci Turan Gül ve Gazeteci Aydın Ateş’in mezarları köylerinde olduğu için onlara ulaşmak gerçekten zor oluyor Ailelerin izni ile bu gazeteci dostlarımız kabirleri Belediyemizin öncülüğünde  Ordu Şehir mezarlığına nakli düşünülemez mi diye gazeteci dostlarının aklından geçiyor. Ocak ayı ziyaretlerimizde değerli Gazeteci dostlarını da  mezarları başında dualarla anmak istiyorlar.

                Her yıl Ocak ayı geldiğinde   Gazeteci arkadaşlarımızla devamlı şakalaştığımız Bir çok Gazeteci arkadaşımızın tesadüf de olsa  ölüm ayı olan  Ocak ayı ve sonrası  için  Kendinize çok iyi bakın temennimizi tekrar yazmak istiyorum.

                  Ciddi Rahatsızlığı halen devam eden duayen gazeteci büyüğümüz Uğur Gürsoy’a da Allahtan  acil şifalar diliyorum.

KAYIP KAÇAK BEDELİ

 

           Vatandaş Yıllardır  Elektrik Faturalarını öderken Kayıp Kaçak  bedeli diye bir bilmediğimiz fasılada ödüyor. Neyin kayıp  kaçağı neyin ödenmesi bilmiyoruz ama bir şekilde vatandaştan örtülü ödenek vergisi gibi vatandaşın elektrik faturasından tahsil ediliyor. Bir şekilde ödüyoruz benim ödediğim son  faturadan tahsil edilen Kayıp Kaçak bedeli 32.41 tl bunlar. Deli Dumrul misali ödediklerimiz. Milyonlarca elektrik faturasından tahsil edilen kayıp kaçak bedelini buyurun siz tahmin ediniz.

            Yasa gereği 10 Yıl geriye dönük olarak Elektrik kurumuna istem dışı  ödenen bu Kayıp Kaçak bedellerini Vatandaş  dilekçeli yazılı müracaatı olduğunda geriye alabilecek. Mağdur vatandaşlarımızın çoğu “ Üç maymunu oynamayı sevdiği için müracaat dahi etmeye bilir.

          Duyduk duymadık demeyin Ey Vatandaş  Yıllık Kredi kartı kesintileri,Banka kredilerinin dosya masrafları da 10 yıl geriye dönük ödeniyormuş..  Yasal Haklarınıza sahip çıkın müracaatlarınızı ilgili kurumlara yapın bu fırsatı kaçırmayın veya atlamayın.

            Elektrik Kurumunun elk saat okuma memurlarının kestikleri  zaman zaman yüksek rakamlara varan ödeme faturalarının bazılarına  itiraz la incelenip  araştırma yapıldığında gerekçeyi “ Yanlış Okuma” olmuş diye telafi ediyorlar hatalarını düzeltiyorlar. O zaman doğru okuyan elemanlara görev veriniz...

            Yanlış okumalı elk faturaların sahiplerine geçmiş olsun..Faturaları düzeltilenler de daha dikkatli olsun. Sonuçta Son zamanlarda Vatandaştan alınan  bir şeyler  vatandaşa geri ödeniyor da . Vatandaşa Şok yapmadan  kafaları karıştırmadan vatandaşın sinir sistemini bozmadan  Biraz daha dikkatli olunamaz mı..?

              10 daireli apartmanın elektrik faturası 9’una yazılıyor. Son bir daireninki yazılmıyor. Yazılamayan dairenin saat  faturasına  “ Endeksiniz okunamamış ancak sistemsel bir sorun sebebiyle faturanız basılamamıştır. Faturanız en kısa zamanda size tebliğ edilecektir” notu düşülüyor da bir zaman sonra abonenin saatinin elektriği ödeme yapılmadığı için bir saban kesiliyor. O gün kesim kağıdı elektrik panosunun  üzerine sıkıştırılmış olarak tesadüfen bulunuyor.

              Elektriği kesilen  Vatandaş Telaş içinde Yedaş ‘a gidiyor. Siz  3ay ödeme yapmamışsınız deniyor.

              Ödeme faturası kesilmeyince ödeme nasıl yapılır veya ne şekilde ödenir.  Elk saatiniz  okunamamış ancak sistemsel bir  sorun sebebiyle faturanız  basılamamıştır. Notu bırakıyorsunuz sonradan 22 lira açma kapama parası almak için  vatandaşın elektriğini kesiyorsunuz. Nasıl bir uygulama bu, İnsan  anlamakta  zorluk çekiyor da Halk arasında söylenen   Hasan Dağı tekerlemesini yeri gelmişken    de buradan tekrar  hatırlatmak  istiyorum.

              “Hasan Dağı arpalıktır eğer saban sürerse

               Her Köylüden bir Tavuk eğer köylü verirse,

               İyi gidiş bu gidiş eğer sonu gelirse...”

 

 

OCAK AYI

                      10 Ocak Çalışan  Gazetecilerin günü  . Ocak ayı aynı zamanda Ordu’da bulunan birçok gazeteci büyüğümüzün de Ölüm yıldönümü. Öteden beri biz gazeteciler aramızda şakalaşırken  Şu Ocak ayını bir atlatalım diye .

                       Yine Ocak ayı içerisindeyiz . Ne olur ne olmaz .!

                        9 Ocak’ta Büyükşehir Belediye Başkanımız Enver Yılmaz’ın Balıktaşı oteldeki Gazetecilere verdiği sabah kahvaltısına davet edildik . 10 ocak bayramımızı bir gün önceden kutladı. Belediyenin  çalışmalarından özetler verdi.

                        Ocak ayı hoş geldi de yine acılarımız tazelendi yüreğimiz yine dağlandı.

                         Ne acıdır ki  geçmiş senelerdeki Ocak aylarında Ordu Basını gazeteci evlatlarını can dostlarımızı ağabeylerimizi arkadaşlarımızı Ocak aylarında toprağa verdik. Ocak aylarında kalplerimizde yine hüzün var.

                        Karadeniz 52  Gazetemizin eski Yazı işleri müdürü  Erol Ataşan.O’nun deyimi ile “Gazete gibi gazetesinin Yazı işleri müdürü Efsane  Gazeteci sevecen, bir o kadarda yürekli sempatik insanlara yardımı seven Şişman  gazeteciydi . onu sevenlerinin yüreğinde. Ocak 1983 te.Ordu Basın tarihinde bir  yıldız kaydı.

Yine Gazetemizin Başyazarlarından Ordu aşağı  Alaaddin Benal ağabeyimizi de bu ayın içinde toprağa vermiştik.

                       8 Ocak 1986 tarihinde Tribün Gazetemiz in Haber müdürü Sarı Basın kartlı Gazeteci Osman Kurtuluş arkadaşımızı  toprağa verdik.Yüreğimiz dağlandı.

                       4 Ocak l998’de  Olay Gazetemizin Köşe yazarı  Eski Kadastro müdürü  Gazeteci ağabeyimiz  Kazım Vardal hayata gözlerini yumdu aramızdan ayrıldı yüreğimiz acılı.Hürses Gazetesi köşe yazarı Mehmet Tarı, Radyo  Net’in  Kurucusu ve sahibi Haldun Altınel Ocak ayları içerisinde aramızdan ayrılanlardı. Gazeteci arkadaşlarımıza büyüklerimize Allahtan rahmet diliyorum.

                        10 Ocak Çalışan Gazeteciler e Vali İrfan Balkanlıoğlu’nun Balıktaşı otelde verdiği saban kahvaltısına katıldık . Valimiz Balkanlıoğlu  Gazetecilerin bayramını kutladı. Dönüşte Gazeteci  Atilla arkadaşım Erol’la beni Büroya bıraktı Bu yazıyı yazarken Erol internette Cafer Koyun arkadaşımızın Annesi ile Babasının sobadan kömür zehirlenmesinden öldüklerini okumuş. Cenazeleri Orta Caminde imiş. Birlikte  Camiye gittik Cafer arkadaşımıza başsağlığı dileklerimizi ilettikten sonra Caminin avlusunda eski Belediye başkanımız Seyit Torun’la merhabalaşıp sohbet ederken Başkan Seyit Torun  Erol’la bana 20 gün kaldı Ocak ayının çıkmasına Kendinize dikkat edin esprisi yaptı.10 ocak günümüzü kutladı..

                      Başkan Torun Ocak ayının bilinen şakasını yaptı ama haklıydı da önümüzde sayılı günler var Ocak ayının çıkmasına.

                      Dayanın gazeteci arkadaşlar . Ha gayret ...! 

 

 

 

KUSURA BAKMAYIN

YANLIŞ OKUMAYMIŞ ..!

        Son günlerde vatandaşların Elektrik ve su faturalarına özellikle  dikkat etmeleri iyi takip etmeleri gerekiyor.   Zaten bu yüksek  rakamlarla gelen  faturaları gören vatandaşlar anlık ŞOK geçiriyorlar. Faturalar çok yüksek rakamlara çıkınca vatandaşlar bu ay bana yüksek geldi sizinki nasıl diye apartmanda  birbirlerine soruyorlar dert anlatıyorlar.

         Su faturaları iki aylık üç aylık yazılıyormuş durum böyle olunca da

10 ton dan sonrası için katlamalı tarife vatandaşları rahatsız ediyor, canını yakıyor. Durum böyle olunca da Şikayetçi olmayan yok gibi..

         Elektrik faturaları da Akyazı mahallesi sakinlerine bu günlerde  tavan yaptırmış. Bir  Vatandaşın evine  gelen 530 milyonluk faturaya vatandaş  Yedaş’a gidip itiraz edince 285 liraya inmiş . Gerekçe ise “Kusura bakmayın yanlış okuma” olmuş  demişler Yedaş’tan . Akyazı mahallesinde bunun gibi bir çok faturaya aynı gerekçe ile indirim  yapmışlar. Aylık ortalama 180 lira gelen bir tanıdığa bu sefer 589 liralık Bir Yedaş faturası gelmiş. Oda şaşkınlık içerisinde şikayetçi olmuş. Elektrik saatimi kontrol edin diyerek dilekçe vermiş. Dilekçesine cevap gelmeden Evin elektriğini kesmişler. Vatandaşın şikayetini dinleyen yok  bakalım sonuç ne olacak.

         Yüksek  gelen faturaya abone itiraz etmese parayı alacaklar ödenmediği taktirde de büyük ihtimal elektriği kesilecek. Zaten böyle de olmuş şimdi  kesme bağlama ücreti ödeyecek Vatandaş .

           Doğru okumamı yanlış okuma  mı onu da dilekçeye lütfen cevap gelirse onu da  öğreneceğiz.

          Siz siz olun Elektrik Su  faturalarınızı iyi takip edin. Bu ara nedense çok “Yanlış Okuma” şikayeti” var Ya okuma elemanlarının gözü görmüyor veya uzaktan kumandalı yazıyorlar.

          Su faturaları da bir alem geçenlerde böyle yüksek rakamlı bir fatura için bir yetkilinin yanına oturdum.Su saatinin yanına gitmeden üst üste yazmış olabilirler dedi. Önce parayı ödeyip sonradan itiraz edilebiliyormuş  onu da böylelikle öğrenmiş olduk. 10 Yıl geriye dönük olarak faturalarda alınan  Kaçak   kayıp elektrik bedellerini geriye  almak için vatandaş müracaatlarını yapmaya başladı . Bankalardan sonra Yedaş da bazı tahsilatları yasa gereği vatandaşa  geriye ödeyecek.

           Haydi hayırlısı ..

          

                               YEDAŞ  UYARMIŞ TI..!

                   Dolandırıcılık için dünyanın en eski mesleklerindendir diyebiliriz. Bu mesleğin sermayesi karşısındaki insanın bir anlık akıl tutulmasından şaşkınlığından istifade eden  insanların çene cambazlığı el çabukluğu şaşkınlık durumundan istifade ederek alabildiği kadar parayı çarpması  cebine indirmesi dir..

                   Bunun bir çok örneğini ni basından takip ediyoruz. Bir zamanlar  Dönemin Başbakanını  Tansu Çiller’i bile yanıltıp örtülü ödenekten para tahsilatı yapan Parsadan olayını bilmeyen yoktur. Yine Geçtiğimiz aylarda   ünlü Profesör Canan Karatay’a telefonla talimat vermişler hocayı  korkutmuşlar Prof  telefon talimatı ile bankadan çektiği parayı bir siyah poşete koyup adamın tarif ettiği çöp bidonunun yanına bırakmıştı.Emniyetin devamlı  uyarmalarına rağmen hala bir takım okumuş insanların iş adamlarının ,Emeklilerin banka  hesaplarından para çektirip poşetler içinde çöp tenekelerine parklarda ağaç diplerine milyarlarca lira paraları bırakanları da basından takip ediyoruz. Maalesef bu tip haberleri devamlı basında okuyoruz Tv lerde izliyoruz. Yine zaman zaman aynı şeyler oluyor vatandaş  bir şekilde dolandırılıyor...

                    Geçtiğimiz aylarda  Cumhuriyet mahallesinde ki bir eve gelen ve kendisini Yedaş  saat okuma memuruymuş  gibi tanıtıp elektrik saatini kontrol edip  Saatin mührü kırılmış kaçak elektrik kullanıyorsunuz diyerek korku ve panik  yaratan ve şu kadar para verirseniz sizi bu     sıkıntıdan kurtarırız diyerek elden para tahsilatı isteyen  dolandırıcılar türemiş ti.

                  Vatandaş bir zaman sonra yapılan bu garip  tahsilatın yasal olmadığını  dolandırıldığını anlamasına anlamış  Yedaş’a bildirmiş ama iş işten geçmiş.Yedaş yetkilileri bu olayların devam etmemesi için Vatandaşları gazete ilanları ile    uyarmıştı bizim görevli memurlarımız elden para tahsilatı yapmaz dikkatli olun bu oyunlara gelmeyin gibilerden   açıklama yapmıştı.  Bu gibi ilanları  zaman zaman   yapmalı  diye düşünüyorum.

                   Aksi taktirde Cumhuriyet mahallesindeki bu dolandırıcılık şekli her mahallede köylerde olabilir, ne ilk nede son olay  olur.

                                      Gördüğümüz şu ki , Sülün Osman’dan Bu güne memleketin safı da uyanığı da bitmezmiş..!     

                 Mutlu ve Huzurlu bir yeni yıl dileklerimle..

                  

 

 

ORGANİZE SANAYİİ

BÖLGESİ Mİ?

 

                  Toprak Mahsulleri Ofisi TMO Yıllar önce Ordu’da Fındık için uygun Güvenli  Depo yerlerini iyi fiyatlara kiralamaya başlayınca Organize Sanayi Bölgesindeki bir çok fındık fabrikasının sahipleri  çalıştırmadıkları Fabrikalarını DEPO olarak çok iyi fiyatlara kiraya vermeğe başlamıştı. O yıllarda “ Organize Sanayi mi ,Depo sanayi mi” diye bir yazı yazmıştım. Organize Sanayi Bölgesinde birileri arsa zengini oldu Sanayi yatırımı yapacağız diye arsaları taksitle ucuz fiyata zorla ellerinden  aldılar bazı arsalar a çivi dahi çakmadılar sadece tellerle arsalarını çevirdiler hepsi bu.

                 Ordu Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Servet Şahin’in Tribün  gazetemizde “ Sanayici olmayanlar bu bölgeden çıkarılmalı” diye bir açıklaması yayınlardı Şahin “ Ordu Organize Sanayi Bölgesi Depo Bölgesi Oldu diyerek buradakilerin çoğunun  Sanayici  olmadığını söylemiş.Doğru söylemiş de..

                 İşte bu açıklamaya “ Günaydın “ demek gerekir. Yıllar önce 2008 senesinde  yazdığımız yazı şimdilerde gündeme gelmiş.İyi ki gelmiş.  Arazi sahiplerinin elinden zorla çok ucuz fiyata  alınan bu yerlerin  yeni sahipleri şimdi arsa zengini oldular. TMO ya çalışmayan fındık fabrikalarını Depo olarak kiraya verenler aldıkları kiralardan köşe olmuşlardı da...

                Ticaret Sanayi Odası Başkanı Servet Şahin bence haklı. Sanayici olmayanlar Bu bölgeden çıkartılmalı. Organize Sanayindeki boş arsaların sahipleri de uyarılmalı ve Organize Sanayi Bölgesinin Tüzüğündeki şartlar yerine getirilmelidir.

               

                          OSB HUKUKA UYGUN DEĞİLSE

                                      GEREĞİ YAPILSIN ..

 

        Yine   Yılar önce 1908 senesinde  Ordu Değişim Gazetemizde yazdığım bir yazıdan alıntıları aktarmak istiyorum.

         “ Ordu ekonomisine büyük katkılar sağlayacak işsiz insanların çalışma umudu olacak denilerek Ordu Organize Sanayi Bölgesi  için arazileri ellerinden alınan vatandaşların arsaları üzerine çoğu halen ne olduğu belirlenmeyen binalar yükselmeye başladı.

            Sanayicilerimize arsa tahsisi yapılırken onlardan taahhütname alındı ,Sanayi arsalarına belirtilen zaman içerisinde inşaatlarının bitirilmesi ve üretime  geçmeleri konusunda bu işlemler yapıldı. Bu işletmelerle birlikte bazı binalar yükselirken bazı arsalarda da inekler otluyordu..!

            Yıllardır bu belirsizlikler sürerken ve yetkililer “ Burada neler oluyor demezken yeni atanan ve Organize sanayini inceleyen Vali Ali Kaban Valilik internetinden yaptığı açıklamasında ” Çoğu Hukuka uygun değil” dediği bu yerde  Organize Sanayi Bölgesi içinde Yasal olarak olmaması gereken Organize Sanayi ile alakası olmayan işyerleri türedi.

             Şimdi sormak gerekir..!

             Ordu Organize sanayi bölgesinde orada olmaması gereken bu işyerlerine kim müsaade etti, bilerek işletme ruhsatı  verdi . Özellikle “ Hülle “ yapıp oraya Gaz tesisi koyduranlar ve buna müsaade edenler kim..

            Şimdiye kadar hiçbir Valinin gündeme getirmediği bir Organize  Sanayi Bölgesi karmaşasını Çevreye duyarlı  Vali Ali Kaban gündeme getiriyor ve bu geçmiş dönemden gelen sıkıntı için “ Yüzde sekseni hukuka aykırı” diyebiliyor.

            Orada bir hukuksuzluk varsa ki ki varmış bunu en yetkili  Valilik makamı açıkladı. Hukuksuzluk böyle devam edecek  diye bir kavram olabilir mi :?

              İyi güzel de şimdi adama sormazlar mı ?

              Organize Sanayi Bölge Müdürlüğü ne iş yapar..?

              Çevreci ve Kararlı Vali Ali Kaban ‘ın Ordu sahillerinin ve ırmak yataklarının korunması adına aldığı kararlar üzerine şimdi de OBS için yaptığı açıklama mutlaka birilerinin işine gelmeyecektir . Bu birilerinin kulağına kar suyu kaçmıştır ve kesin Ankara yollarına düşmüşlerdir.

                  

                                      OSB YÖNETMELİĞİ KESİN

           Ordu Sanayi Bölgesi Yönetmeliğine göre kesin yasak olan iki imalat var ki Vali Ali Kaban açıklamasında bunlara değinerek şöyle dedi;

           “ Bakın kalkmışlar gaz dolum tesisi kurmuşlar, Organize Sanayide yasak . Diğeri kalkmış Beton Santrali kurmuş O da Organize Sanayi de yasak .Bunların yasak olduğu bilindiği halde geçmişte izin verilmiş. Biz de arkadaşlarımızla tartışıyoruz, yani çözüm arayışı arıyoruz.

           Yapılacak iki şey var,biri ceza yazıp işletmeyi kapatmak, diğeri başka yollar aramak. Ordu Organize Sanayi kapanın elinde kalmış.Burada çok düzgün bir elin parmakları kadar istihdam sağlayan gerçek sanayici var. Şimdi bunları sayarsak orada arsa kapatanlarla arsasını ve binasını rant için tutanlar olabilir.

            Uzun vadeli taksitle Organize Sanayi Bölgesi parseli almışlar. İmzaladıkları taahhüdü yerine getirmeyip boş arsanın üzerine Depo yayıp kiraya vermişler. Fabrika inşaatları yapmışlar zaman içerisinde onu da depo yapıp kiraya vermişler.

            Bu arada gerçek anlamda aldıkları parseller üzerine Sanayi tesisi kuran işçisini çalıştıran istihdam sağlayan ,vergisini sigortasını ödeyen iş adamlarımızı bu karmaşanın dışında tutuyoruz.

             Diğer taraftan baktığınızda burası Organize sanayi mi, Depo sanayimi anlaşılır gibi de değil. OS Bölgesi içerisinde yönetmelik hükümlerine göre burada olmaması gereken bir sürü işletme var. Tabi bir çoğunun adına Sanayi Tesisi denilebilirse.

             Organize Sanayi Bölgesini inceleyen mercek altına alan Ordu eski Valisi Ali Kaban İnternetteki açıklamasında boşuna mı şu an için Organize Sanayinde yüz işletme var ise bunların sekseni Hukuka uygun değil diyor.

             Dışarıdan gerçek bir sanayici OS Bölgesine gelmek istese yer yok. Sanayicilerimiz yerleri taahhüt karşılığı almışlar ama bir çoğu DEPO yapıp kirasını alıyorlar Kira sanayicisi olmuşlar.

              Buranın adını levhasından değiştirin hiç değilse hukuk kurtulsun.

               Depo Sanayi veya toptancılar sitesi yapın olsun bitsin.

                Bir işadamımız “ Sanayisi Olmayan tek Organize Sanayi Bölgesi Ordu’da demişti.

                 Haksızda değilmiş.  (Ne olacak Şimdi.

                  Organize Sanayi Bölgesinde bu haksızlıklar zinciri devam ederken

                   Ordu’nun çalışkan ve Çevreci zamanın Valisi Ali Kaban  gelir gelmez kendisinden önceki Valilerin yapmadıkları ve ya yapamadıkları iki konuyu ele aldı.

                    Eğer bir yerde Hukuksuzlukla işler yapılıyorsa bu devam eder gider alışkanlık haline gelir. Ondan sonra orada hukuk tanımazlar en önemlisi Hukuksuzluğu kendilerine bir hakmış gibi görürler.

                    Sonradan mahkeme kararını bile  uygulamazlar. Ta ki duyarlı ve hukuk kararlarına saygılı bir vali çıkana kadar.

 

 

                 ODÜ’DEN

           MODEL HAYVANCILIK !

 

                  Geçtiğimiz günlerde Gazetelerimizde Ordu Üniversitesi ile ilgili Güzel bir Haber okuduk.  ODÜ’lü akademisyenlerin “ Model Hayvancılık  Eğitim Merkezi Projesi “ Hayata geçiyor başlıklı yazıda  Ordu Ziraat Fakültesi Zooteknik bölümü tarafından hazırlanan ve  tüm Karadeniz Bölgesinde örnek teşkil edecek olan  Doğu Karadeniz Bölgesi hayvancılığını Geliştirmek  üzere Üniversite eğitim ,araştırma uygulama faaliyetleri ile Üreticilerin eğitimine yönelik Model Hayvancılık tesisleri ve eğitim merkezi kurulması adlı proje için çalışmalara hız vermek üzere  Ziraat fakültesi Başkanı Doç Dr İsmail Durmuş  ve Doç Dr.S ezai Alkan  geçtiğimiz ay  DOKAP Bölge Kalkınma idaresi Başkanlığı tarafından Bölge kalkınma planlarına uygun olarak kabul edilen ve 5 milyon Tl Bütçe ayrılan projenin hayata geçirilmesi amacıyla gerekli alt yapı çalışmalarının detaylarını  oluşturdu.

             Hayvancılık  Eğitim Tesisleri  Kurulacak.

            Hayvancılık tesisleri 11 adet üniteden oluşacak mış..  buraya kadar olan gelişmeleri takdir etmemek ne mümkün .

             Hepsi iyi güzel de Üniversitemizin hayata geçirmeyi düşündüğü  bu  kokulu  güzel tesis Turnasuyu mevkiinde Turizm Master Planı için ayrılan bölgede  kurulacakmış ..! Havaalanı yolu üzerinde ki  Bu bölgede bulunan Turizm Master Planı içerisinde  bir Kum dağı tesisinin buradan kaldırılması yönünde .girişimlerin başlatıldığı günlerde bu bölgeye düşünülen  Büyükbaş Hayvan ve Tavuk Çiftliklerinin Üniversitemizce bu turizm bölgesinde  düşünülür olması gerçekten garip .

          Belediye olarak Bu bölgede vatandaşa sormadan bu araziyi resen Parsel yapacaksın parsel tapusu keseceksin sonradan bu arazinin ortasına Hayvan ve Tavuk çiftliği kurulmasına müsaade edeceksiniz . Olacak şey mi bu .

         Nasıl bir Turizm master planı uygulaması insan anlamakta gerçekten zorlanıyor..!

Çorum’da tavuk Çiftliklerindeki tavuk pisliklerinin etrafa yaydığı pis kokuları yaz aylarında yoldan geçenler kilometrelerce uzaktan  çok iyi bilirler.

         Üniversitemizin Modern hayvancılık projesine EVET diyoruz

         Yer seçiminde Turizm Master Planı içindeki  Kolay hazırcılık yeri düşüncelerine çevre sakini olarak da  HAYIR diyoruz. Ordu Turizmine açık sahillerimizde  Büyükşehir ve Altınordu Belediye Başkanlarımızın da Üniversitemizin Modern ahır ve Tavuk çiftlikleri konusundaki Yer seçimi  yanlışlığına evet diyeceklerini de   sanmıyorum. Kaldı ki Üniversitemizin arka kısımlarında çok daha  müsait yerler mevcut. Etrafa pis kokular saçacak  Ahır ve Kümes yerleri seçiminde İyi düşünülmesi gerekir  diye de düşünüyorum..!

 

 

                    YASON-KARAGÖL ARASI

                                            

                 Bir zamanlar Beyaz adam Enis Ayar’ın Ordu Valisi Orhan Düzgün’ün ve Ordu Belediyesinin  desteğinde  organizesini yaptığı Kaplumbağa Vos-Vos Şenliklerine Ankara lı Vosvosçularda katılmışlar ,Şenlik programı Yason Burnunda gece konaklamasıyla başlamıştı.

                Yason’da başlayıp Çambaşı Karagöl ve dönüşte Mesudiye üzerinden Ordu’ya gelen vosvosçuların bir haftalık  seyahatlerini Nuh Kırca arkadaşımız Belgesel olarak  görüntülemişti. Ordu ve yaylalarımızın güzelim   belgesel görüntüleri zaman zaman TV 52 den yayınlanmaktadır. Geçtiğimiz Pazar günü 2011’in  bu güzel yayla VosVos  Şenlik  görüntülerini  Tv 52 den tekrar  seyrettim.

                Çambaşı Turnalık yaylası  İkidere mevkiindeki  Vosvos kampında Şenlik kapsamında  derenin kenarındaki doğal platformda ünlü  Moğollar Konseri daha sonraki senelerde yaz aylarında sessizce  akan bu  derenin üzerine Vali Kemal Yazıcıoğlu’nun yardım desteği ile  kurulan muhteşem   sahnede Hemşerimiz Sanatçı Nil Karaibrahimgil’in Muhteşem Konserini yakından izleyen şanslı izleyicilerden de birisiyim. Turnalık İkidere de VosVos kampının bulunduğu yerde defalarca çadırda sabahladığımız   gecelerin unutulmayacak onlarca tanıklarından da birisiyim ayrıca. Semen yaylası Yaprakbaşı obasında Rahmetli Mecit dayının Koyunlarını ve onun Kavalı ile gecenin sessizliğinde verdiği müzik ziyafetini sabahleyin bize ikramı Sıcak sütlü kahvaltısını  unutmamız ne mümkün..

                 Allah rahmet eylesin.

                Bu güzelim doğa harikası yerleri Semen yaylasını Karagö’ü Çambaşı yaylasını Tekmezar deresini  Geçilmezi,Ablaktaşını   Susuz yaylasının Yeşilce beldesinin  inanılmaz güzelliklerinin belgesel filmini tekrar ekranlarda seyretmenin  güzelliğini ev ortamında izlemek  ise bambaşka bir zevk. Bu belgesel  çekime emek veren Nuh Kırca arkadaşımı kutluyorum ve teşekkür ediyorum.

                 Güzel yaylalarımızın  belgesel’ini seyrederken de Son zamanlarda Turnalık  İkidere mevkiinde yapılan Hes çalışmalarında ki doğa katliamını yakından gören bir kişi olarak da çok üzüldüğümü burada tekrar belirtmek istiyorum. İkidere Vosvos kampı diye bir yer yok artık.Dev iş makinaları iki senedir  Bu güzelim vadide Hidroelektrik baraj çalışması yapılıyordu 60 metre gövde yüksekliği olacak olan HES Barajı için 4-5 bin yetişkin Ladin ve çam orman ağacını  zaman içerisinde kestiler .Turnasuyunun bir kolu olan İkiderenin suyunu uzun bir tünel açarak Güzelyurt , “Gotana”dan geçen Melet ırmağına bağlayacaklardı. Hes projesi böyleydi . Böyle de  yaptılar sanırım ..! Zira uzun zamandır buraları görmüyorum görmek te istemiyorum..

 

                          HES SANAYİİ ACIMASIZ..!

            Çambaşı  Turnalık yaylası çıkışında ki sapakta VosVos Kampı yazan tabelayı oradan alın Çünkü O güzelim yeşil  yer de artık Dozerler; Eskilavatörler Kepçeler Damperli kamyonlar çakıl yığınları Beton Santralleri var .

               VOSVOS Kamp Yeri güzelliği ile beraber sizlere ömür..!

             HES SANAYİSİ acımasız onlara verilen arazi üzerinde yeşil ne varsa kesip atıyorlar 40 -50 senelik orman ağaçları zamansız  tomruk oluyor. Kereste oluyor orman arazisi yok oluyor. Televizyonda izlediğimiz Soma Yırca’da Termik Santrali için  Yok edilen 6 bin zeytin ağacıda bu acımasız sistemin ,doğa katliamının bir parçası oluyor.

             Vosvos belgeselinde şimdi yerinde olmayan Bir İkidere Kampı güzelliğinin O güzelim belgeselden çıkarılması gerekiyor diye düşünüyorum. Ünlü Moğolların, Hemşerimiz Nil Karaibrahimgil’in konser verdiği Doğal yeşillik, yeşil  vadi yok artık. HES çiler VosVos’çulara  şirin gözükmek için katlettikleri bu güzelliğin yerine Turnalık Odun Deposunun arkasındaki yeşilliğin ortasına  150 milyar masraf edip Taş zeminli yeni bir Konser pisti yaptılar. Adanalı Vosvosçular bu olayı protesto ettiler Çadırlarını söküp bu alanı terk ettiler. Memleketlerine dönmüşlerdi..

               Yeşilin ortasında ki bu taş yığını zemindeki ilk konseri de Karadeniz türkülerinin ustalarından sanatçı  Fuat Saka vermişti.

            Yani HES’çiler  özellikle de Karadeniz’de de Yeşilin her türlüsünde Yeşil dokuya zarar veriyorlar, Ağaçları kesiyorlar Yeşili yok ediyorlar ..

             Yeşil Orman  katliamın Ordu’daki en büyük örneği Çambaşı Turnalık İkidere mevkiindeki   HES Baraj inşaatında yapılan Orman katliamıdır. Sadece Melet Irmağı üzerindeki yapılan onlarca HES Hidro elektrik santrali ni ise anlatmak yetmez görmek gerekir..! Hollandalı gazeteci Vilco’nun karavanı ile yaptığımız gezide gördüklerimiz anlayana yeter de artar sanırım... İZ TV de Gazeteci Vilco bu görüntüleri Tv izleyicileri ne ÇEVRECİ Elk Mühendisi Coşkun Türkeli röportajı ile göstermişlerdi.Mesudiye Topçam Barajına giderken Kirazlık Darıca arasında 7,5 kilometrede kurumuş ırmak yatağında su yoktu ve melet ırmağı akmıyordu. Suyu HES çiler tutmuşlardı Can Suyu bile bırakmıyorlardı kurumuş ırmak yatağına..

              Ve sonra 

              Rize Çamlıhemşinde Ünlü Fırtına deresinde Köylülerin Bölgeye hayat veren Fırtına Vadisine ve Fırtınalı  Sularına nasıl sahip çıktıkları geldi aklıma..!

              Sevindim , gelecek adına çocuklarımız adına ve doğayı sevenler adına  umutlandım.

                 

 

 

     

ÜNİVERSİTEMİZE

 ULAŞIM

                                                                 

 

                                   Ordu Üniversitemizin her yıl öğrenci sayısı artmaktadır. Türkiye’nin her tarafından tercihini Ordu Üniversitesi için kullanan binlerce öğrenci  Turnasuyu’ndaki Kampusunda  bulunan fakültelerine gidip gelebilmek için, Turnasuyu hattına çalışan  dolmuş durağında yer bulabilmek için zaman ayarlaması yapmak zorunda kalıyor.

                                  Geçenlerde Gülyalı ilçemiz sınırındaki  Ordu Giresun Havaalanındaki hizmet binaları çalışmaların son durumunu  görelim diye Gazeteci  Atilla Şimşek  arkadaşımla Gülyalı  ilçemize giderken ve Üniversitenin önünden geçerken Üniversite sahası içerisinde Üzerinde Ordu Üniversitesi yazan büyük beyaz Üç otobüs gördüğümde bunun devamının da olduğunu Öğrencileri taşıdığını düşündüm. Sonradan öğrendim ki bu otobüsler sadece Öğretim üyelerini şehre götürüp getiriyormuş. Yani servis saatinde çalışıyormuş sadece.Ve de  Sadece Üç tane imiş. Yani Üniversite öğrencisine ışımıyormuş bu ayrıcalıklı  nakil araçları. Üniversite yönetimi  öğretim üyesini Dolmuş minibüsü ile  Fakültelerine taşınmasına rıza göstermemişse Öğrencisini de hatırlar  diye düşünüyordum yanılmışım..

                                 Yağışlı hava koşullarında ara sokaklarda dolmuş bekleyen  Üniversite  öğrencisine naklinde şimdilik rahat yüzü yok öyle gözüküyor . Büyük şehir olduk ama hala Üniversite öğrencimizi küçük dolmuşlarla Üniversitemize taşımaya çalışıyoruz.

                           . Valiliğimiz Belediyemiz Üniversite Rektörlüğümüz Öğrencilerimizin üniversiteye daha rahat koşulda sadece öğrencisinin daha  rahat  gidip gelmelerini sağlamak için  büyük servis  Otobüsleri tercih etmeli diye düşünüyorum. Üniversitemize ve Öğrencilerimize  yakışan da budur sanırım. Efirli Turnasuyu hattında ki Ordu Üniversitesi daha rahat ulaşım  güzelliğini sağlayacak üzerlerinde Üniversitemizin  amblemi olan toplu  taşımacılık otobüslerini Ordu  Üniversitemiz in genç  öğrencileri  de bekliyor olmalı diye düşünüyorum.

                         Daha çok mu beklerler   onu da bilemiyorum..!

                         Şimdi  Durup dururken bu da nereden çıktı diyen soran  üniversite yönetimi olabilir.

                        Önce Minibüs durağında minibüs beklerken gördüğümüz Üniversite  öğrenciler i ve ayrıca  Duyarlı bazı  Orduluların serzenişi ne  duyarsız kalmadığımızı yetkililere duyurabilmek için  ve de Gazeteci büyüğümüz Ahmet Gürpınar’ın gazetesindeki köşesinde  Üniversite  öğrencilerimizin taşımacılık olayını gazetesine taşıdığı için, kamuoyunun düşüncelerini  aktarmak için yetkililere duyurabilmek için  diyebiliriz.

                       Üniversite öğrencilerimiz için gönlümüz  daima  daha iyiden daha güzelliklerden yana .

                      Ayrıca da Gazeteciyiz , İşimiz gereği 40   yıldır  yaptığımız bu.

 

 

 

DOĞALGAZLI OLMAK.

    VEYA OLMAMAK...!

                Aksu Ordu-Giresun Doğalgaz Dağıtım A.Ş Bölge Müdürü Doğan Gürler’in “En ucuz Doğalgaz Ordu’da diye yaptığı açıklamayı okuyunca Doğalgazı kullanan bazı  Ordu’nun şanslı mahallelerinin şanslı vatandaşları adına sevindim. Taşbaşı ve Kirazlimanı  Mahallelerinin de 2015 yılında doğalgazı kullanabileceklerinin müjdesini vermiş mahalleliyi de çocuklar gibi sevindirmiş. Zaferimilli mahallesi  sayın genel müdürün listesinde olmadığı için mahallemizin şimdilik sevinmesi de çok çok zor gözüküyor..

                          Çünkü Ordu’nun en eski mahallelerinden Aziziye ve Zaferi milli mahallesi Genel müdürlüğün programında da beyanat sözcüklerinde de yok. Bu mahalleler Cezalandırma listesinde varlar sanırım. Bu mahallelere doğalgaz geldi de biz mi bilmiyoruz.

                          Zaferimilli mahallesinde   Bizim apartmanın elli metre sağında yüz metre solunda doğalgazlı binalar var  onların bacasından çıkan beyaz dumanlara baka baka kışı  geçiriyor bizim mahallenin sakinleri Odun-Kömür mahkumu cezalısı olmuş .

                         Şahincili mahallesinin tepelerinde  fındık bahçesinin içindeki binalara doğalgaz götüren firma şehrin ortasındaki mahallelerdeki binalara bu hizmeti vermiyor. Nedenine gelince eski yerleşim yerlerinde ki binaların çoğu eski iki katlı, yeni yerleşim yerlerinde apartmanlar  siteler mantar gibi çoğalıyor. Abone olasılığı daha yüksek . Buralarda rant var ,doğalgaz paraya daha çabuk çevrilir.Burnumuzun dibine kadar doğalgaz gelince bizde saf saf binanın içinin  doğalgaz borularını radyatörlerini  döşettik hayal kurduk gaz gelecek diye Tıss sesini bekliyoruz.  Bu sene önümüzdeki sene derken  yaklaşık 6 sene geçti..Ordu- Giresun Doğalgaz bölge müdürü  Doğan Gürler’in açıkladığı 2015 yılı piyango listesinde de yokuz Bizim mahalle yokk.. Ey yetkili kişiler Ordu Merkezde hangi mahallede hangi sene Doğalgaz çalışmaları olacak hiç değilse onu açıklayın..Şahincili mahallesinin içi de köstebek yuvası gibi olmuş oraları da kim düzeltecekse düzeltsin. Vatandaş Belediyenin yol çalışması zannediyor. Özellikle Yağmurlu havalarda vatandaş ağzına geleni söylüyor.

            27.4.2008 de Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı hemşerimiz Hilmi Güler’in zamanında  doğalgazla ilgili ilk çalışmalar başlatılmıştı.  Ordu Giresun lisansını 30 yıllığına almışlar  bu hesaba göre çalışmaların tamamlanmasına  22 sene kalmış.

            Ölmeyen vatandaşlar hizmetin tamamını görür.

            Genel Müdürün açıkladığına göre Ordu’da 36.500 aboneye Doğalgaz hizmeti veriliyormuş. Özel torpilli binalara özel zamanlarda özel  çekilen gaz boruları da bu hizmetin bir parçası oldu ucuz tarifeden ısınıyorlar.

            Ordu’nun merkezinde ki  Zaferimilli  mahallesine  gelince ve Genel müdürün  hizmet gidecek mahalle listesinde olmadığımız içindir ki biz daha çook bekleriz çok.

             Doğalgazlı olmak veya olmamak işte bütün mesele bu..!

                      

 

 

 

                           HAKİM KARAHACIOĞLU

                      ŞAİR    KARAHACIOĞLU

 

                 Bir zamanlar  Ordu Tapulama Hakimliği  yaptıktan sonra 1973 yılında Yargıtay Hakimliğine atanan, çeşitli görevlerden sonra  1996 yılında 5. Yargıtay Hukuk Dairesi Başkanlığından emekli olan Hakim Ali Haydar Karahacıoğlu Yazdığı ve 2014 yılında yayınladığı    “Hizmet Ettiğim Ağalar Yaşamadı “ Taşlamalar-Karamizahlar  isimli Şiir Kitabını Ordu’daki dostlarına da  gönderdi.

                  Kitabında  Yakın dostu arkadaşı Ahmet Tufan Şentürk Hakim Ali Haydar Karahacıoğlu hakkında  duygularını  şöyle anlatıyor:

 

                        Çoluk derdi,çocuk derdi,el derdi

                         Bu nedenle koca bina bel verdi.

                         Öldüğümde yazın mezar taşına.

                          Buna rağmen insanları severdi.

                         İşte bu kara mizahın hiciv ustası Ali Haydar Karahacıoğlu .

                  O yalnız hassas bir şair değil. Öyle sanıyorum aynı zamanda adil bir yargıç.

                   Yalnız insanları değil ,hak ve adaleti de sever. “Deveciden dostu olanın kapısı büyük olurmuş” O bir Karadeniz uşağı . Hem de nasıl ? Güler yüzlü tatlı dilli eskilerin deyimiyle “dertlilere deva,borçlulara eda” olabilen birisi Her kes onun yardımına koşar mı,koşmaz mı bilmiyorum  ama o herkesin yardımına koşar.”..

  

                  Hakim-Şair   Karahacıoğlu  131 sayfalık şiir kitabının Arıyorum ismini verdiği en son şiirlerinin ilk dörtlüğünde    bakın duygularını  nasıl anlatıyor :

                                    ARIYORUM

                          Yıllarca dağıtmışım şimdi bulamıyorum,

                          Mülkün temeli olan adalet arıyorum,

                          Ondan ayrı kalalı mutlu olamıyorum,

                          Yurdumda herkes için saadet arıyorum.

 

                                   NANKÖRLÜK

                          Masraf yapmaya değmez ürün vermeyen boğa

                          Yılan sürünür çıkar tepesi yüksek dağa

                           İnsanda vefa olmaz , çiğ süt emmiştir çünkü ;

                           Nedense yaşamıyor hizmet ettiğim ağa.

         

                 Şair Hakim Karahacıoğlu’nun Şiir kitabının  biyografisinde ise  bakın neler  yazılı :

 

              1931 yılında Trabzon Vakfıkebir’de doğan Ali Haydar Karahacıoğlu’nun memleketi Görele’dir 1939 yılında İlkokula Ünye’de başlamış Tirebolu Dumlupınar ilkokulunda bitirmiş.

              Ortaokulu Ünye’de Liseyi Giresun’da okumuş.

               İstanbul Hukuk Fakültesini 1954 yılında bitiren Karahacıoğlu askerliğini Yedek Subay olarak Çorlu’da yapmıştır. 1956 yılında Ünye’de Hakimlik stajına başlamış daha sonra sırasıyla Tutak,Göle,Araklı Hakimlikleri , Ordu Tapulama Hakimliği görevlerinde bulunduktan sonra 1973 yılında Yargıtay Tetkik Hakimliğine atanmış 1974 Yılında Yargıtay Genel Sekreter yardımcısı olmuş 1977 yılında Yargıtay üyeliğine 1988 yılında 5. Hukuk Dairesi Başkanlığına seçilmiştir.1996 yılında emekli olup Yargıtay 5. Hukuk Dairesi Onursal Başkanıdır.Türk Basın Birliğinin  onur kurulu üyesidir. Ali Haydar Karahacıoğlu evli 4 çocuk babasıdır.

             Çeşitli dergilerde yayınlanmış şiir makale hikayeleri ile Çile Düşlerim, Damlalar ,Kuzey Rüzgarı Bakışların, Çağların Yorgun Adamı, Kuyruk, Dalkavuk,Tomurcuk Güller ve Dikenler, Sevgi Harmanı, Sonradan Görmeler, Süslü Ev Köpekleri ,Gönül Ocağı, Güz Gülleri,adlı  şiir Kitapları yayınlanmıştır.

           Hukuk ile ilgili 10’u aşkın kitabı bulunan şairin çeşitli derlemeleri yayınlanmış, mesleği ile ilgili makaleleri mevcuttur.

            Karadenizli hemşerimiz Hakim Şair Ali Haydar Karahacıoğlu’na bundan sonraki yaşamında sağlık ve mutluluklar dilerim.

 

                          ORSEV  AİLESİ

                        

                               Ordu Sanat evi ORSEV’in  11. olağan Genel Kurul toplantısında Orsev’in faaliyet raporunu okumak için kürsüye gelen Orsev Başkanı Sevinç özel  Sayın Divan Değerli konuklar diye başladığı konuşmasında salonda hazır bulunan Orsev’in saygın üyelerine özetle  söyle seslendi.

                            Hoş geldiniz sizleri saygıyla sevgiyle selamlıyorum. Bu yönetim döneminde de büyük bir özveri ile Ordu’muzun Kültür Sanat , turizmine ve tanıtımına önemli katkılarda  bulunmaya çalıştık ve ilimize zengin bir sosyal alt yapı kazandırmakta katkılarımızın olduğunu sanmaktayım. Her zaman olduğu gibi Ordu’nun sosyal yaşantısına renk kattık, güzellikler getirdik. Seçici tutum ve duruşumuzla beğeni  ve sevgisini yükseklere taşımaya devam ettik.

                            Ordu’muzda sanat evi  Orsev’in bir marka olduğuna inanıyorum.  4. dönemimizde de Kültür ve sanat adına  Bakanlığımızın da katkı destekleriyle  iyi işler yaptık  bundan da sevinçliyiz, gururluyuz. Teşekkür ederiz ” dedi.

                          1964 senesinde Kurulan ve Perdelerini 50 senedir kapatmayan  Ordumuzun gözbebeği Ordu Belediyesi Karadeniz Tiyatrosu OBKT’den sonra 1991 senesinde sanatçı Gülçin – Aydın Üstüntaş ve yakın dostlarının kuruluşunda katkı sağladığı ORSEV Ordu’muzun sosyal ve kültüren etkinliklerinde 33 senedir  saygınlığı ile var olan bir kültür, sanat  kuruluşumuzdur . Sayısız  kültür ve Sanat  etkinliklerinde öncülük yapan imzası olan ORSEV’in başkanlığına son yapılan 11.genel kurulda yeniden Sevinç Özel  getirilirken .   2. Başkanlığa  Nemci Oğuz  Sekreterliğe  Gülten Pazar, , Üyeliklere de  Tuncer Engin, Metin Koç  Nural Akgün, Hacer Topçuoğlu ,,Saime Sakarya, Firdevs Çakır seçildiler.

            Ordu Sanat evi  ORSEV  kuruluşundan günümüze kadar Başta tiyatro olmak üzere Şiir geceleri Konserler  Resim ve fotoğraf sergileri, paneller ebru ve resim  kursları  kitap imza günleri olmak üzere onlarca sanat kültür etkinliklerinde, özellikle Şiir gecelerinde Valilerimiz, Belediye Başkanlarımız  Jandarma alay komutanlarımız Emniyet Müdürlerimiz  Ordu Üniversitesin eski  Rektörü  Haluk Özkefeli ve Bürokrasimizin üst düzey yöneticileri Şair ve yazarlarımız okudukları şiirlerle ,anlattıkları fıkralarla  sanatsever Ordu lulara unutulmaz  Kültür sanat geceleri yaşatmışlar sanatsever Ordu’luları mutlu etmişlerdir.

           Orsev’in organize ettiği kültür sanat geceleri  her zaman takdir edilmiş gönülleri fethetmiştir. Ordu Sanat Evi ORSEV  Kültür Bakanlığının  da katkılarıyla   2014 ün son Tiyatro oyunu Tayfun Türkili’nin Yazdığı Ordu Üniversitesi Öğretim üyesi Yasin Akyüz’ün yönettiği  ve Ordu’muzun kadrolu  imamlarının başarıyla sahnelediği   “ Naşı muhteremler” adlı eseri   Ordu  eski Valimiz Orhan Düzgün’ün daveti üzerine  eylül ayı içinde  Kayseri’de sahne almış ve takdirle izlenilmiş ayakta  alkışlanmıştır . Ordu Sanat Evi ORSEV’in Sanatsever Ordu’lular için hazırladığı  sezonun yeni Tiyatro oyunu ise Turgut Özakman’ın yazdığı Resimli Osmanlı Tarihi adlı eseri yine Öğretim üyesi  Yasin  Akyüz Sahneye koymak için Orsev’in değerli Tiyatro sanatçılarıyla çalışmalarını sürdürmektedir.ORSEV Kültür ve Sanat dallarında yaptığı çalışmalar la Ordu’muzda marka olmuş , takdir edilen bir sivil toplum kuruluşumuzdur.

                Ordu’muza Sanat ve Kültür dalında hizmet vermekten başka programı olmayan  Orsev’e kurulduğundan bu güne kadar gönül ve destek veren herkese, Orsev’in değerli üyelerine  yöneticilerine  , hizmet  sorumluluğunu üstlenen  eski başkanlarına ve de son genel kurulunda yeniden göreve getirilen   Fedakar başkanı   Sevinç Özel’e saygıyla .

                 İyi ki varsınız Orsev ailesi  .

               Kültür ve Sanat adına yapılan  Her şey, yapılan bütün güzellikler  Ordu’muz  için derken de başarılarınızın  devamını diliyorum.. 

                


 

     FEDAKAR GAZETE DAĞITICILARI.

11 Ekim Dünya Gazete Dağıtıcıları günü Ordu Gazeteciler Cemiyeti’nin Ordu Tahıl Pazarı meydanında düzenlediği sade ve anlamlı bir törenle Kutlandı.

                 Amasya’daki Şehit Törenine katılan Ordu bürokrasisinin yöneticilerinin dışında  Gazete dağıtıcılarının ,basın mensuplarının ve bazı  vatandaşların hazır bulunduğu  törende  Gazeteciler Cemiyeti başkanı Recep Aydın ve Altınordu Belediye Başkanı Engin Tekintaş günün anlamı ile gazete dağıtıcılarının zor şartlar altında kapı kapı dolaşarak  özverili çalışmalarını anlatılar.

                Tören sonrası misafirlere yiyecek içecek ikramında bulunuldu.

                Tören öncesi sohbette Gazeteci Temel Aşar’ın Başkan Tekintaş’a  buradaki en eski gazete dağıtıcısı benim sözlerini Başkan Tekintaş Kürsüye taşıdı. Bende başkanla sohbetimizde  Başkan Tekintaş’a gazete dağıtıcılığından gelen, Gençliğinde  Babasının Esnafın Sesi gazetesini dağıtan yazarı çizeri olan arkadaşımız Necdet Uzun’un çeşitli gazetelerde yazı işleri müdürlüğü genel yayın yönetmenliği habercisi ve  köşe yazarlığından sonra Samsun’da  Anadolu Ajansı Bölge müdürlüğünden emekli olduklarını anlattım. Başka örnekler de verdim.

                  Gazeteci Necdet Uzun arkadaşımız şu an Samsun’da Günlük yayınlanan Haber gazetesinin Ortaklarından ve yöneticiliğini yapmaktadır. .

                 Gazeteci Atilla Şimşek’in de çocukluğunda Babası Rıza Şimşek’in görev  yaptığı Çatalca’da  gazete dağıtıcılığından Yıllar sonra Ordu’da Gazete Patronluğuna, Tribün gazetesinden söz ettim oradaki arkadaşlara. Tek kişilik gazetesin sahibi  Yeşil gazetenin  Cesur  Ordu gazetesinin sahibi  Berkant Doğan ve diğer zor şartlar altında gazetelerini çıkaran   fedakar gazetecilere, gazete sahiplerine Anadolu’nun fedakar Gazete dağıtım emekçilerine selam olsun.. Belediye  Başkanı Engin Tekintaş tören sonrası  gazete dağıtıcılarını tek tek kutladı öptü başarılar diledi..

                 El dizgisi ile mürettiplerin harf harf ,dizdiği  eski mahalli gazeteler geldi aklıma. 1977 senesinde el dizgisi ile  başlayan günümüzün Bilgisayar teknolojisi ve Ofset basılan mahalli gazetelerin den Karadeniz 52 Gazetemizin fedakar Dağıtıcısı Makinisti, emekçisi , emeklisi  Adem Demirbaş’a da özellikle buradan  teşekkür ederim.

                Gazetelerini baskı sonrası katlayan sabahın erken saatlerinde yaz kış yağmur çamur  kapı kapı okuyucusuyla buluşturan Fedakar Gazete  Dağıtıcılarımıza Sevgiyle..

                Gazete Dağıtıcıları Gününüz kutlu olsun.


 

                  BELEDİYE HİZMET BİNASI

 

               Eski Belediye Hizmet binasının Temel ayaklarında ortaya çıkan güvensizlik nedeniyle yıkımına karar verildikten sonra bu alanda yeni bir hizmet binası Yapımı  için proje aşamasında Belçika’da yaşayan Hemşerimiz Ordu’lu  Dünyaca ünlü mimarlardan Şefik Birkiye’nin çizdiği proje kabul gördü.  Mimar Şefik Birkiye’nin   projesi yapım aşamasından önce TESK otelde Basına mühendis ve mimarlara  Davetlilere  Özgeçmişi okunduktan sonra   Eski Belediye Başkanı Seyit Torunla birlikte projesini  tanıttı. Binanın yapımının bütün aşamalarını anlattı Ünlü Mimar  Davetlilerin ve basının sorularını tek tek yanıtladı. Eleştirilere cevap verdi.

          Yeni  Binanın  zaman içerisinde temeli açıldı deniz seviyesinin altında olduğu için gerekli  su tecridi yapıldı kazık beton temeller atıldı.Zemin sağlamlaştırıldı  .Birinci kat betonu ve diğer katların beton aksamları döküldü. Projenin güzel görüntüsü ve estetiğini tamamlayacak olan  ve binanın yanında yapımı tasarlanan projenin bütününü sağlayacak olan  Saat kulesi   iptal edildi.

           Şimdilerde  binanın dış pencereleri ve  çatısı tamamlandı Dış cephe görünümü ortaya çıktı. Yapıldıkça daha da güzelleşen Belediye binasının şu anda dış cephesinin mantolanma işlemleri yapılırken Gazetelerde bir haber ajansı muhabiri tarafından yandan  destekli garip benzetmeler ortaya atılarak Belediye binası neredeyse “Yunan Mimarisi ile benzerlik” suçlaması ile ajans tarafından gazetelere servis edildi.

            Neymiş de “Binanın ön cephesi antik Yunan tapınağı görünümü kazandıran teras ve dört sütuna oturan alınlık (fronton) ile taçlandırması dikkat çekiyor. muş.!  Binada sütün olmadan Bu destekli eleştiriyi okuduktan sonra Nasrettin hocanın Küp hikayesi geldi aklıma. Onu da yazıdan sonra soran olursa hatırlatırız..

           Eski Belediye Başkanı Torun’un zamanında yapılan marka hizmet projelerinden birisi olacak olan Dünyaca ünlü mimarımız Şefik Birkiye’nin Proje bedeli almadığını açıkladığı  bu projesini eleştirecek bilgi sahibi  ve de birikimim olmadığı için Sayın Birkiye’nin avukatlığını yapacak  konumda da  değilim.

     Bürütüs’de  

         Ama derler ya “ Sezarın hakkını da Sezar’a” vermek gerekir diye de  düşünüyorum kendimce ...

            Ünlü mimarımız Şefik Birkiye’nin  çizdiği bu Proje zamanında  Samsun Tabiat Varlıklarını  Koruma Kurulunda da görüşüldü Birkiye Projesini orada da anlattı çizdiği projesi onaylandı. Bu  kurulun üyelerinden birisi de Ordulu Mimarımız Haluk Karamanoğlu idi.

           Kurullardan da tasvip gören bu güzel projenin Mimarını bu şekilde garip ithamlarla ve benzetmelerle  eleştirmek haksızlık olacak diye de düşünüyorum..

           Yeni Belediye Hizmet  binası bittiğinde mutlaka Ordu’da alışagelmiş inşaat türlerinin dışında  marka olacak bir hizmet binası  olacak.  Belediye Hizmet Binası Projesi tamamlanmadan “Günah Keçisi” aramanın gereği de  yok diye düşünüyorum.

            Ordu’muza  marka  bir projeli  örnek ,bir mimari eser yerleştiriyorsun

            Eline yüreğine sağlık Hemşerim.

            Geçmişte Ankara’daki  Ak Parti Genel Merkez binasının ön cephesi içinde  bazı benzetmeler yazılıp çizildiğini de hatırlıyorum.

           Bilindiği gibi Ankara da Atatürk Orman Çiftliğinde yapılan Yeni Başbakanlık binasının  Proje  mimarı da Hemşerimiz  Şefik Birkiye dir.Ünlü mimarımızın  annesi ve babası Ordu’da ikamet etmektedir.

 


 

YOLLAR..YOLLAR..

 

        Altınordu Belediye Başkanımız Engin Tekintaş göreve geldikten bir müddet sonra ki bir açıklamasında Yollar arabaların kaldırımlar vatandaşların diye bir yorum yapmıştı. Özellikle kaldırımlarda yürümeğe çalışan vatandaşları rahatlatan bu sözcükler halen gündemini muhafaza ededursun vatandaşlar özellikle yayalar Başkan Tekintaş’ın bu açıklamasının son neticesini merak ediyorlar ve de bekliyorlar.

        Dondurma dolapları, meşrubat dolapları, su dolapları vs bir sürü dükkanların içerisinde bulunması gereken emtia vatandaşın yaya yolu üzerinde veya kaldırımlarda müşteri bekliyor.  Özellikle dondurma satmak için ille de dondurma dükkanı açmak gerekmiyor. Cola , Dondurma dolabını yolun ortasına koy gerisi önemli değil. Öyle kaldırımlar var ki iki kişi yan yana dolap sıkıntısından geçemiyor. Dondurma dolabı vatandaşı görünce ..!kaldırımdan yola inemeyeceğine göre vatandaş yaya kaldırımdan trafik yolana inmek zorunda kalıyor. Tabi bu yazmak istediklerim yeni belediye döneminde icat edilmiş bir ticaret şekli değil. Eski dönemlerin alışkanlıklarından günümüze devam eden kötü alışkanlıklar  bunlar.

          Aksini  söylersek de haksızlık yapmış oluruz. Ama sonuç olarak bu kötü alışkanlıklarımızdan vaz geçmemiz gerekiyor. Gazeteci arkadaşım Atilla Şimşek ile Son olarak bayram öncesi birlikte yürüdük bu iki caddemizde .Gerçekten Trafiğe kapalı iki caddemiz var buraların  disipline edilmesi gerekiyor. Caddelerimizin çoğu bu karmaşıklığın içerisinde . Kaldırımlara gelince sakat arabaları için yapılan meyilli kaldırımlar  düşünce olarak Avrupa normlarına göre  ama buraları en çok kullananlar lokanta ve lahmacuncuların pidecilerin motosikletleri ile  gençlerin bisikletleri kol geziyor.

            İnanır mısınız  bu  Kaldırımlarda bir sakat arabası görmedim varsa yoksa motosikletli bisikletli  kovboylar kaldırımlarda cirit atıyorlar. Ne dur diyen var ne yasak diyen görevliler var. İnanır mısınız Engelliler için ayrılmış özel oto park yerine bile araç park eden sağlamlar var.! Almanya’da yaşayan bir arkadaşım bir eczanenin önündeki  engelli araç yerine park eden bir sağlam sürücüyü görünce “Şu olay Almanya’da olsun sürücünün anasından emdiği sütü burnundan getirir görevli polis. Bir daha tövbeler olsun bu işi yapmaz yapamaz.”

           Vatandaşında arzusu Başkan Engin  Tekintaş’ın dediği gibi “Yollar arabaların kaldırımlar yayaların” olması bu düzeni de ilgili belediyenin ve trafiğin düzene sokması  gerekiyor.

           Belediyemiz yetkililerini görevlendirip bu karmaşaya  müdahale etmediği sürece vatandaş daha çok bekler. Yaz akşamları sahildeki gezi kaldırımındaki bir garip   bisiklet trafiğini de gördük.. Yolda  rahat ve emin  bir kaldırımda güvenli  bir şekilde çocuklarıyla  yürüyebilmeyi hangi yaya  arzu etmez ..!


TURİSTİK KUM DEPOSU!

Turizm Master Planı içerisinde, Turistik Turnasuyu sahilinde Belediye’nin resen imar parseli yaptığı sahil bandı içerisinde bulunan kum ocağı etrafında bulunan komşu parsellere konumu ile çevre kirliliği yaptığı, etrafına  zarar verdiği için bazı arazi sahipleri tarafından Belediye’ye Turistik(!) kum deposu için  şikayet dilekçesi ile müracaat edildiği halde cevap verme gereği de gösterilmiyor.

Turistik alanda parsel arazilerin ortasındaki kum dağı hangi amaca hizmet veriyor. Bu çok çok özel Turistik Kum Deposu (!) Ordu turizmine daha ne kadar hizmet verecek, katkı sağlayacak onu da Kültür Turizm Müdürlüğü’ne sormak gerekiyor! Görülmeğe değer turizm bölgelerimiz içerisinde turistik kum deposu olan ilk şehir Altınordu mu olacak?

Turistik sahillerimiz de Ürgüp, Göreme misali 5 katlı kum depoları da en çok Japon turistlerin dikkatini çeker sanırım...

Turnasuyu’unda Karayolunun deniz tarafında Belediyece parsellenmiş arazi sahibi Büyükşehir Belediye Başkanı Enver Yılmaz’ a verdiği kişiye özel dilekçesinde arazisinin mağduriyetini uydu fotoğrafları ile belgelemiş beş katlı apartman yüksekliğindeki  çirkin kum yığını Kumdağ görüntüsünün konumunu dilekçesinde bütün teferruatıyla Büyükşehir Belediye Başkanı  Enver Yılmaz’a belirterek mağdur arsa sahibi olarak ikinci defa şikayette bulunmuş,

Vatandaş ikinci şikayet dilekçesinin son bölümünde şöyle demiştir,

“ Ordu Belediyesi, havaalanı yolu üzerindeki  bu çirkin görüntüye daha ne kadar müsaade edecek.

Biz arsa sahiplerinin turizm mastar planı içerisindeki “imarlı arsalarımızı” gerçekten arsa olarak kullanabilmemize imkan verilmesini saygılarımla, takdirlerinize arz ve istirham ederim.”

Yüz, iki yüz yıllık dedelerinden kalma fındık bahçeleri resen arsa yapılan arazi sahipleri arazilerine bundan böyle arsa vergisi verecekler. Parsel olmuş arazilerini bu kum dağının çıvarındaki parsellerini ihtiyaçları olduğunda satamayacaklar, ihtiyaçlarını gideremeyecekler. Kum dağının eteklerindeki parsellerinin alıcısı olmayacak. Kum dağının sahibi turistik kumlarına her zaman alıcı bulacak.

Arsa sahiplerinin parsellerinin kaderi belli olmuştur.Turistik  kumların fendi parselleri yedi...! mi diyeceğiz?

 

BOMBA ÇUKURU 

GÖRÜNTÜLÜ KUM OCAĞI!

Daha önceleri yazdığım bir yazıdaki garip kum yığını için yukarıdaki başlığı seçmiş, Turnasuyu’nun turistik sahilindeki bu çirkin görüntüyü anlatmak için bu başlığı uygun görmüştüm.

Turnasuyu’nda turistik sahillerimizde beş katlı apartman yüksekliğindeki yeşil dokunun ve parsellerin ortasındaki kum ocakları uzaydan, karadan görünüyor da Belediye yetkilileri görmüyor mu? diyerek yazımı bitirmiştim. Ama gözüküyor ki Bu yapılan yanlışlıklar yapanın yanına kar kalıyor. Yapan duymuyor, Belediye görmüyor veya görmemezlikten geliyor. Turnasuyu’nda Turizm  Master Planı içerisinde bu garip kum deposu gelişmekte olan  Ordu turizmine katkı sağlayacaksa söylenecek başka bir şey kalmıyor. Gerisi biz yazıyoruz biz okuyoruz..

 


“YALNIZ VE CESUR”

  

                 Hopa’dan  kürekli kırmızı filika teknesiyle , deniz yolu ile yola çıkan Nükleer Karşıtı Yeşil düşünenin sahibi Hüseyin Ürkmez isimli denizci Teknesinin gövdesine yazdırdığı “Nükleersiz Türkiye için Kürekle Karadeniz” sloganı ile tek başına 1500 km yol yapacak.

                  Giresun’dan Ordu istikametine hareket ettiği andan itibaren Ordu Çevre Derneği Başkanı Sevgi Aydın’la telefon görüşmesi sonrası Çevre Derneği ikinci başkanı Em.Albay Metin Koç tarafından saat başı aranarak yol güzergahı için bilgilendirilmiş Ve Saatler sonra akşamüzeri Halk Bankasının karşısında ki sahilde karşılanmıştır. Gazeteci Coşkun Özbucak arkadaşımız Denizci Hüseyin Ürkmez’i Bulancaktan önceden  karşılamış gazetecilere de haber atlatması yapmıştır.

         Kırmızı filika teknesini sahilde demirleyen Ürkmez deniz kenarında bir basın açıklaması yaparak Karadeniz seyahati ile ilgili bilgiler vermiştir. yapmış Nükleersiz bir Türkiye için Tek başına Karadenizi bir baştan diğer başına kürekle geçerek, Türkiye’de Akkuyu’da ve  Sinopta yapılacak Nükleer enerji santralinin üç tarafı denizlerle çevrili ülkemizde  deniz canlılarını etkileyecek  bio çeşitliliği öldürecek . diyerek Nükleer santrallerin tehlikesine dikkat çekti.

        Yıllar önce Rusya’da bir kaza sonucu patlayan Çernobil Nükleer santralinin özellikle Karadeniz’de yaptığı Radyasyon tehlikesinin Kanser hastalığının ne düzeyde evlerimizde hissettiğimizi zaman içerisinde yaşıyoruz. Söylenen oldu Kanser hastalığı bir kabus gibi  evlerimize çöktü.

          Kanser hastalarımız var.

         Kırmızı filika teknesiyle Tek  yürek tek çift  kürek Hopa’dan denize açılan Nükleer karşıtı kahraman denizci Ordu sahil kumsalda yaptığı basın açıklamasının sonunda şöyle diyor:

        Ben Hüseyin Ürkmez Ülkemizde nükleer Santral kurulmasına insan gücüyle karşı çıkabileceğimiz düşüncenin temsilcisi olarak 1500 km kürek yolculuğuma Hopa’dan başlıyorum, sizler de Karabasan gibi  Karadeniz’in , Akdeniz’in üzerine çökmeye hazır radyasyon yüklü bulutları dağıtmak zorundasınız !

          Kahraman denizci Ordu Kumsalındaki  basın açıklaması sonrası sadece içme suyu istiyor.Gazeteci  Coşkun arkadaşımız büfeden içme suyu alarak  denizciye veriyor. Ürkmez filikasının demirini kumdan kaldırıyor. Kaptan teknesine havanın kararmasına yakın biniyor bir hatıra fotoğrafı çektiriyor. Küreklerine  asılıyor rıhtım istikametinde yoluna efirli sahilinde mola vermek üzere ve  siya kürek Sinop’a doğru  kürekle  devam edecek.Nükleer karşıtı 1500 Km lik  Karadeniz parkurunu tamamlayacak...

      Düşünce Yolun açık olsun “Yalnız ve Cesur” Denizci Hüseyin Ürkmez Küçük  Filika teknenle Kaptan şapkanla  Karadeniz’i geçersin, ne denizler görmüş yalnız kaptansın. Nükleer karşıtı büyük işler yapıyorsun. Seni destekleyen sponsorlarına, KESK Sinop Şubeler Platformuna selam.

        Eline, cesur yüreğine sağlık..

 

  
HAYVAN SEVGİSİ

 

Sırrıpaşa  caddesindeki Şans Bayi eski Orduspor’un kalecilerinden Arkadaşımız Osman Çolu bu günlerde eli alcıda boynundan asılı görenler geçmiş olsun dileklerini iletiyorlar.

       Osman arkadaşımız iş yerinde inanılmaz bir kaza sonucu sağ elini bileğinden ciddi şekilde kesmiş. Soranlara ise başından geçen olayı gülerek anlatıyor.

        Osman Çol işyerinde cam kavanoz içerisinde Kırmızı Japon balıkları besliyor. Zaman zaman akvaryuma atılan özel balık yemlerinden akvaryumun suyu bulanıyor:Osman üç günde bir bu suyu değiştiriyor akvaryum kavanozunu temizliyor. Yine böyle bir günde Salih Şan arkadaşımız Osman’a balıklar havasızlıktan olacak suyun rengi dönmüş havanları kurtar diye takılıyor.

         Osman arkadaşının bu isteğini gülerek karşılıyor ve oturduğu yerin arkasındaki yuvarlak kavanozu tek eliyle tutup masanın üzerine koyarken ÇAAT diye bir ses duyuyor. Kaleci  file bekçisi  Osman arkadaşımız bu sesi duyunca ani bir refleksle kavanozun altından tutmak isteyince Balıklı kavanoz birden dağılıyor Osman’ın elini bileğinden Ciddi bir şekilde kesiyor. Balıklar dağılan kavanozdan yere dökülüyor.

        Bilekteki atar damar kesiğinden her tarafa kan sıçrıyor. Osman hemen bileğini üzerinden sıkıca tutuyor ve Salih Şan’a arabasının anahtarlarını vererek Devlet Hastanesine gidelim diyor.

       İşyerini kapatıp hemen Devlet Hastanesine gidiyorlar. Devlet hastanesinde Mikro cerrahi uzmanı olmadığından Osman’ın damar ve sinir kesiği   eline müdahale edemiyorlar.

        Medical Park hastanesine Uzman Dr Hilal Hanıma gönderiyorlar. Kaptan Salih Direksiyonda Osman’ın eli bileğinde Osman’ı Hastaneye yetiştiren Salih Şan yaralıyı Hastaneye teslim ediyor. Hilal Hanım 2.5 saatlik bir ameliyat sonrası Osman’ın kesilen sağ el bileğini ameliyat ediyor Osman emin ellerde sağlığına kavuşuyor. Şimdi alçılı eli boynunda müşterilerine hizmet vermeğe çalışıyor.

          Geçtiğimiz ay içerisinde Uğur Engin 12 senedir  gözü gibi baktığı Kangal Cinsi köpeğini deniz kenarındaki evinden köpeğini denize götürürken boyun tasması çıkınca köpeğini tutup tasmasını takarken köpeği tarafından sağ eli ısırılıyor elinde  kırıklar var. Devlet Hastanesinden Samsuna 19 mayıs üniversite hastanesine gönderiliyor. Hayvan sevgisi olan iki tanıdığımızın kaderi aynı. Osman Japon balıklarının Uğur Engin köpeğinin hışmına uğruyor.İkisi de sağ elinden ciddi şekilde yaralı geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Hayvan sevgisi dedikleri bu olmalı...

          Ordu Devlet Hastanesinde her şey var Micro cerrahi uzmanı doktor yok. Kazazede arkadaşlarımızın kaderleri aynı sevdikleri hayvanlarının hışmına uğramışlar.

 

 

                             DOĞALGAZ

 

       Geçenlerde Doğalgaz Sancısı diye bir yazı yazdım Altınordu Belediye  Bşk  Engin Tekintaş ve Büyükşehir Belediye Başkanı Enver Yılmaz dan mahallelerine bir türlü Doğalgaz Hattının gelmemesinden rahatsız olan insanların mağduriyetlerinden bahsettim.

       Bir apartman mesafesinde komşu apartmanına kadar gelen doğal gaz  birilerine rahatlık güzellik getirirken diğer tarafa sıkıntılar getirmesine neden oldu. Soğuk kış günlerinde Komşu apartmanın bacasından beyaz dumanlar çıkarken bizim bacadan çıkan kömür ün kara dumanı için küfür yememek olası değil. Doğal Gazla tanışmak için özel yerlerde Özel torpilli Apartman Ya da  torpilli mahalle olacaksın..Doğalgaz’ın nimetinden istifade edeceksin..!

         Bunu düz mahallede geçtiğimiz sene yaşadık gördük Bir  Pazar günü Fındıkgaz’ın çalışkan elemanları Özel iki apartmana Benetton mağazasının önünden  özel Doğal Gaz hattı  çektiler. Şimdi Düz Mahalledeki şanslı  efendiler Torpilli  Gaz hattının  keyfini yaşıyorlar olayı yakinen gören bizlerde özel Doğalgaz hattının  dedikodusunu yapıyoruz. Bu özel hat için  Eski Valimiz Orhan Düzgün’ün telefonla Fındıkgaz’a  talimat verdiği veya rica ettiğini de  biliniyoruz.

           Zaferi Milli Mahallesinde çok eskilerde Çoğunlukta Ermeni Vatandaşlarımızın oturduğu nu  biliyoruz acaba diyorum bu mahallenin  sakinlerini mi cezalandırıyorlar diye de düşünesi geliyor insanın.

          Ordu’daki Doğalgaz’ın mimarı  2015 Milletvekilliği seçiminde  Enerji ve tabii kaynaklar eski Bakanımız Ordu’nun sevilen insanı M. Hilmi Güler’in yeniden Ordu’dan Milletvekilliği için adayı olacağını öğrendik bir hatırlatalım dedik.. Ordu’nun Doğalgazına adaletli dağıtımına bıraktığı yerden ancak Hilmi Güler  sahip çıkar diye de düşünüyoruz.

           Ayrıca  Belediyeler üzeri çalışan Fındıkgaz şirketi Ordu’da hangi mahalleye ne zaman girip çalışacak bunun bir program  açıklamasını yapsa da Doğalgaz beklentisi olan İnsanlar öğrense diye de sorası geliyor insanın.

            Kış geliyor kış...

            Şehrin ortasındaki Zaferi Milli Mahallesine Aziziye mahallesinin büyük bir kısmına  ne zaman Doğal Gaz  sırası gelecek bir bilen varsa söylesin de insanlar öğrense  “Çin İşkencesinden” kurtulsa diyede yüksek sesle düşünüyorum.

          Senelerce  Evlerimizde  Fındık Kabuğu Odun kömür yakarak ısınmağa çalıştık yıllarca. Ordu’muza Doğalgaz imkanı geldi ise de bazı  torpilli insanlar gibi bizlerde sade vatandaş olarak mahallelerimizde  bu imkandan bir an önce faydalanmak istiyoruz.

           Sorarsanız adımız Büyük Şehir ..derken Büyükşehir belediyesinde yaşayan insanlar olarak Büyükşehirin insani hizmetlerinden de yararlanmak istiyor insanlarımız.

          Belediye Başkanlarımız Engin Tekintaş dan Enver Yılmaz’dan Doğalgaz Mağduru mahalle sakinlerinin tek  isteği sadece bu.Şehrin bir çok mahallesinde ki yolları Köstebek yuvası gibi delik deşik eden doğalgaz şirketine Belediye başkanlarının sözü  de fazla geçmiyor açtıkları doğalgaz çukurlarını bile kapatmakta zorlanıyorlar dı.Mahalle sakinleri de Doğalgaz çalışmalarını Belediyeden biliyor.Eski başkan Seyit Torun zamanından bu olumsuz  sıkıntıları da biliyoruz.

         Son günlerde ikide bir  Doğalgaz derken de Büyük Şehirde yaşayan Doğalgaz mağduru  vatandaşlar  olarak  çok şey mi istiyoruz sorusu geliyor akıllara..

         

 

           

 

              DOĞALĞAZ SANCISI

 

 

Ordu’da Doğalgaz Projesinin Mimarı yaratıcısı Başarılı  Enerji ve Tabii Kaynaklar eski Bakanı hemşerimiz  Mehmet Hilmi Güler’dir  kuşkusuz. . Bu gün evlerinde Doğalgaz dan yararlanan binlerce aile Güler’in Hizmetini unutmayacaktır kuşkusuz.

 

Özellikle kış aylarında Ordu’nun üzerine kara bir kabus gibi çöken kara kömür dumanı ve  insanların ciğerlerine çöken kömür kokusu insanlara nefes aldırmazken Uygulanan Doğal Gaz projesi ile Ordu’da Doğalgazı alan  şanslı mahallelerdeki binaların bacalarından çıkan temiz beyaz dumanlar insanları ekonomik olarak da  rahatlattı .Evlerde ocaklarda tüp şofben de tüp  derdi sorun olmaktan çıktı  Ordu’nun yarısı yakıtta çağ  atladı diğer yarısı da doğalgaz şirketinin insafına kaldı. Şanslı mahallelerde .Kömürün isi pisi kalmadı..

Bu rahatlık bazı mahallelerde Doğalgaz  güzellikleri içerisinde devam ederken Şehrin orta yerinde Düz mahalle Aziziye  Zaferi milli mahallesinde Sıkıntı olmaya başladı. Torpille bir Pazar günü özel boru hattı ile gaz verilen ayrıcalıklı  binaların  yanında 20 metre yanına  gaz verilmeyen Apartman sakinlerinin sıkıntıları aylardır giderilmiyor .Yine düz mahallede 30 m2 işyerinin önüne konulan gaz şebekesinin yanı sıra  10- 12 dairelik apartmanlara gaz hattı çekilmemesiyle  Doğal Gaz garipliğinin Şokunu yaşatıyor .

Ordu merkezde Zaferi milli mahallesi sakinleri  senelerdir Evlerimize ne zaman Doğal gaz bağlantısı yapılacak diye beklerken Taşbaşı mahallesinin borusundan evlerine gaz alan Zaferi milli mahallesi sakinleri de var. “ Demokrasilerde çareler tükenmiyormuş” aynen öyle insanlar çasizlik içinde çare bekliyorlar...

          Geçtiğimiz günlerde bir gazetemiz Fatsa ilçemize  İlk Gaz 30 Kasımda verilecek müjdeli haberini yaptığında  Ordu Merkez’in bir kez daha sahipsizliği İnandım.Merkez Ordu’ya yarım yamalak Doğal Gaz hizmeti getiren insanları doğal gaz karamsarlığına iten  eden zihniyet Merkez Altın Ordu belediyesini hizmet dışı bırakabiliyorsa bu yarım hizmeti tamamlatmak da Büyük Şehir Belediye Başkanına düşer diye düşünüyorum.

Eski Belediye Başkanı döneminde açtıkları Doğalgaz hat çukurları doğru dürüst döşemeyen mahalleler arası  sorun yaratan Doğal Gazcıların zihniyetine Büyükşehir belediye başkanı Enver Yılmaz’ın da müsaade edeceğine inanmıyorum.

      Eski dönemde Doğal Gazın  faturasını da  Vatandaş Belediyeye kesti de...

      Şehrimizde doğalgaz alamayan mahalleli  şimdiden kömürünü odununu temin etsin bağlantılarını yapsın  sayılı günler çabuk geçermiş.

      Şehrin ortasında Doğal gaz bekleyen mahalleler bu zihniyetle daha çok Gaz sancısı çekecekler öyle görünüyor da bu Gaz sıkıntısını kış günlerinde şehri ve vatandaşlarını rahatlatmak adına Belediye başkanlarımız Enver Yılmaz ve Engin Tekintaş ilgilenirse çözer diye de düşünüyorum. Veya düşünmek istiyorum...

            Çünkü İnsanlarımız bun hizmeti hasretle bekliyorlar

 

 

                                             

              AH   RIHTIM  AH..!

 

          Rıhtım  İskelesi’nin 1960 senesinden günümüze kadar durumunu ve işlevini iyi bilenlerdenim. Gençliğimde yıllarca iskelede oltayla İskelenin altında zıpkınla balık avladım.  Geçmişte  İskeleye yük almak için yanaşan bacasında AB armalı İsveç yük gemileri ve başka büyük şilepler yanaşır Tonlarca Fındığı alır genellikle Almanya’ya ve yabancı ülkelere taşırlardı. Yan iskeleye sığmayan bu büyük gemiler in boyu iskeleden büyük olurdu. Arada birde İstanbul Trabzon arası sefer yapan  Yolcu gemileri bazen yanaşır İstanbul yolcusunu alırdı. Alırdı diyorum çünkü yıllardır  yolcu gemilerini görmüyoruz. İskele üzerinden yolcularımıza el sallamıyoruz.Karadeniz’de deniz taşımacılığını unutur olduk.

                Deniz Şehri olmamıza karşılık yıllardır İskelemize yolcu gemisi bağlanmadı. Çamsan’a Rusya’dan  tomruk taşıyan ve üç ay ara ile yine Çamsan’a Metanol taşıyan küçük gemiler   ile arada bir maden cevheri almaya gelen gemiler de  olmasa iskelemize gelen giden gemiler olmayacak..

                Eskiye gerilere döndüğümüzde Orduya İstanbul’dan Demir Çimento taşıyan Ahşap büyük Çektirme tekneleri Samsun Bafra dan kavun karpuz getiren tek direkli Çektirme tekneleri iskeleye yanaşıp yük boşalttığını  biliyoruz ve nostalji olarak anlatıyor konuşuyoruz..

                Bu zaman dilimi içerisinde bazen de olsa Askeri gemiler Karadeniz’e çıktığında  iskelemize bağlanıyor çoğu zaman da açıkta demirliyorlar.

 

                                           OLTA AVCILARI BEKLEMEDE...

                İskelemizin anılarımızda kalan en güzel tarafı ise Amatör balıkçıların iskele üzerinde Oltalarını denize atıp balık tutmaları temiz deniz havası alarak iskele üzerinde özellikle akşamları zaman geçirmeleridir. Yıllardır süre gelen Amatör balıkçıların balık tutma zevki ne gariptir ki bu günlerde İskelede Avlanmak yasak gerekçesiyle engellenmektedir..

                Ordu eski Valisi Nusret Budunç’un yine eski  Askerlik Şube başkanı Albay  Faik Altan’ın Bu iskelede bazı akşamları Yakın dostlarının yanında Denize olta atıp balık tuttuğunu biliyorum. Vali Kemal Yazıcıoğlu ve Vali Kenan Çiftçi de tekneyle açık denizde balık tutmayı severlerdi. Bandırmadan orduya gelen Albay Faik Altan’in Sinarit avcısı olduğunu ailece görüştüğümüz günlerde öğrenmiştim Oğlu da arkadaşımdı. Faik amcayla  İskelede kofana yakaladığımız günlerde İskelede Parmaklıkların olduğu Anemon otele bakan tarafta Faik Altan  albaya yer  ayırırdım  . Askerlik Şubesinden Mesai sonrası mutlaka gelir oltasını yemler denize atar beklerdi. Neydi o günler inanır mısınız  700 gramlık Bir kiloluk Lüferin büyüğü Kofana çekerdik özel oltalarımızla denizden . 

               Tabii başka olta avcılarda İskele üzerinden bu güzelliklerden nasibini alırdı.

               Bu yazdıklarımı yaşıtım olta avcıları çok iyi bilirler. Sabahın erken saatlerinde İskelenin uç kısmından oltalarımızı  bir gün önceden  Eski Hastanesinin önündeki kayalıklardan  çıkarttığımız deniz solucanı ve gedalla yakaladığımız Teke dediğimiz balık yemleri ile Rıhtım iskelesinden  Barbun ve sarıkulak yakalardık.

               Memülü lakaplı Mehmet Gül büyüğümüz çok usta bir olta  avcısıydı kırmızı  Barbun balıklarını ikişer üçer iskeleye çıkarttığında  bunlar Memülü’nün gülü diye bağırırdı rahmetli . Her defasında balık tenekesini yarım doldurmadan  da ayrılmazdı iskeleden. Biz onu hayranlıkla seyrederdik. 

               İskelenin en iyi balık avcıları  Rahmetli Memülü lakaplı Mehmet Gül,  Kanberin Ahmet, Nihat ,Nikah memuru Mehmet ağabeylerdi .   Ayrıca İskelenin özel bir yerinde devamlı olta atan Büyük kefal balığı yakalayan  ağabilerimizdi ve onlar  kefal balığı avcılarıydı istavrite olta atmazlardı.Yakaladıkları büyük Kefal balıklarını iskelenin üzerinde dakikalarca seyrederdik   Özel ekmek  hamuru ile kancalı ve  Çapalı oltalarla avlanırlardı.

         Bir zamanlar balığın bol olduğu yıllarda  İskelemizde Mevsiminde Kefal, Sarıkulak Mavraşgil ,Karagöz. Lüfer kofana  İstavrit ,Kapaklı balığı ,izmarit Sargan balığı bazen de denizin en renkli   Bey Balığını da   yakaladığız olurdu. Arada birde küçük  kalkan balığı bile yakalayan şanslı avcılar çıkardı.

          Bu yazdıkların eskilerde kaldı ne güzeldi o günler..Zamanla  Karadeniz’de bir çok  balık türleri yok oldu.Denizin bereketi kaçtı sanki. Tarım ilaçları gübreli sular Özellikle Romanya’dan Tuna nehri ile Karadeniz’e akıtılan ağır metalli atıklar. Kaçak olarak bidonlarla denize kaçak olarak  bırakılan gemiler yükü sanayi ve nükleer atıklar . Yanlış yasak avlanmalar sığ sularda çekilen Troller sahillerde kayalarda atılan dinamitle avlanmalar Karadeniz’deki bazı canlı çeşidini yok etti.

            Balık nesli tükendi sanki  Karadeniz’de özellikle sahillerimizde  gördüğümüz  Olta balıkçılarının ise en ufak bir katkısı yok bu işte..

          Sonuçta Olta balıkçılarına Rıhtım iskelemizi yasaklayan hiç bir  valimiz olmadı.

         Sayın Valimiz İrfan Balkanlıoğlu’ndan  Özel günler hariç İskelenin Olta balıkçılığına Yasaklanmaması ricamız var. Valimizle makamında konuştuk anlattık.Bu bir kurumun anlamadığım yasak diretmesi bizden gelen bir yasak yok Olayı inceleyeceğim dedi..

          Olta avcılarımız    müjdeli haberi hasretle  bekliyor.

 

               BAŞKAN ENVER YILMAZ

 

2011 senesinde Ordu  Belediye Başkanı Torun’un başlattığı  Çevre Bakanlığı ve Avrupa Birliği yatırımlar Daire Başkanlığının maddi  desteği ile  Karadeniz’in en büyük projelerinden Ordu Atıksu Arıtma tesisi Perşembe günü tesisin bulunduğu Melet kenarındaki yerinde törenle açıldı. Başkan Yılmaz Emeği geçen eski  Belediye Başkanına ve yönetimine teşekkür etti

 

              Devlette devamlılık esastır dedi. Tesisin Ordu’lulara hayırlı olmasını diledi. Bu tesisin açılışını yapmak bize nasip oldu diye konuştu.

 

              Başkan Enver Yılmaz Protokolde her zamanki gibi  Modern giyimi ve şıklığı ile dikkatleri çekiyordu.. 

             Ordu valisi  İrfan Balkanlıoğlu yaptığı konuşmasında  bu önemli tesisin yapılmasıyla Ordu’ dan Karadeniz’e artık pis su akmayacak denizin biyolojik hayatında kirlilik olmayacak dedi.Yakın bir zaman içerisinde tesisin arkasında kötü kokular yayan Çöplüğe de en kısa zamanda çözüm getirilmesini istedi.

         Ordu Büyük şehir Belediye başkanı Enver Yılmaz konuşmasının bir yerinde  “Avrupa Birliğinin yaklaşık 10 milyon Euro ve Çevre Bakanlığının 1.650 bin Euro katkılarıyla tamamlanan Büyük Proje Ordu  Pissu arıtma tesisi ile  Ordu inşallah daha iyi yaşanılabilir çevresiyle uyumlu  Türkiye’de Çevre sağlığı ve su arıtma anlamında gösterilen model Bir büyükşehir belediyesi olur demişti..

         Başkan Yılmaz’ın  Çevresiyle uyumlu ve Çevre sağlığı konularına duyarlılığı temennilerine katılmamak mümkün mü ?

        Konuşmalar sonrasında Ordu Valisi  İrfan Balkanlıoğlu, Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Enver Yılmaz, Altınordu Belediye Başkanı Engin Tekintaş  Avrupa birliği delegasyonu ve protokol ile birlikte açılış kordelasını hayırlı olsun dilekleriyle  ve davetlilerin alkışlarıyla kestiler .

       

 

                          İLK PİSSU ARITMAYI  1960 DA

                          MİLLET DÜZÜNDE GÖRDÜK..!

 

           Ordu insanı 1960 da Millet Düzünde kurulan Açıkhava Sahra Hastanesi çadırlarından oluşan bir ilk yardım gösterimi   içerisindeki yerde yine büyük branda yuvarlak iki havuzdan oluşan Askeriyenin mini Pis Su arıtma tesisini görmüştü.

           O zamanlar 19 Eylül ilk okulunda okuyordum. Her kes gibi Arkadaşlarla birlikte büyük çadırların kurulduğu Millet düzüne gittik.Her türlü tıbbi müdahalenin ,ameliyatların yapılabildiği Büyük yeşil sahra çadırların haricinde  ağır Askeri silahlar dahil unutamadığım görüntüler di.İlaçlı kavanozlar içerisinde çocuk ceninlerini ilk defa burada gördüm .Ayrıca diğer tarafta bulanık ve içinde bir sürü çöp artıkları toz toprak , çürümüş sebze meyve atıkları olan bulanık  bu pis  görünümlü su havuzu,  diğer taraftaki havuz çadırda bir takım işlemlerden geçtikten sonra berrak  temiz içilebilir su oluyordu.

         Asker Yetkililer bardakla havuzdan su alıyor içiyor içmek isteyenlere de bardak bardak ikram ediyorlardı.

          Bilindiği gibi 6 ay su yüzüne çıkmayan nükleer denizaltılar da denizin tuzlu suyunu arıtıyorlar ve tatlı su olarak denizaltıda her türlü ihtiyaçlarında  kullanıyorlar.

          Şimdi Avrupa standartlarında yapılan Ordu Pis su arıtma tesisi gelecekte 200-300 bin nüfusa hizmet verebilecek kapasitede çalışacak.  Tesislerde arıtılmış pis sular daha sonra Yine Durugölde bulunan derin deşarj borularıyla denizin 1,5 kilometre açığına  20 metre derinlikteki kumsal tabana Pisliklerden arınmış  temiz su olarak bırakılacak.

          

           Bundan böyle  Denizlerimiz sahillerimiz  daha temiz halkın denize girdiği kumsallarımız, plajlarımız temiz anlamına gelen  Mavi bayraklı olacak,

             Ordu Şehrinden Karadeniz’e pis su akmayacak.

            Bu Çevre için çok önemli  büyük dev  projeye emeği geçen herkesi kutlarız alkışlarız.

             

       

 

                      BOĞULMALAR

                     ÖNLENECEK MİŞ..!

 

Tribün gazetemizin Manşet haberinde Ordu Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri  Dr Mustafa Çöpoğlu’nun da katıldığı toplantıda yaptığı açıklamasında  Ordu ilinde Boğulma ve su kazalarında her yaz onlarca kişinin hayatına kaybettiğini hatırlatarak bizlerin amacı vatandaşı uyarmak boğulma riskini en asgaride tutmak demiş.

 

          Gazete de bu haberi Boğulmalar önlenecek başlığı ile vermiş. Bu temenniye ve uyarıya katılmamak mümkün değil. Temennimiz de bu yönde.

           Ancak ne var ki Sayın genel sekreter hiç boğulan bir insanı kurtarmak için suya atladınız mı  ve ya nasıl kurtarıldığını gördünüz mü..?

            Hazır tatbikat izlemeye benzemez boğulmakta olan insanı sudan çıkartıp kurtarmak...

           Yakın bir zaman içerisinde Durugölde ki yüzme havuzunda Cankurtaran olduğu halde bir anlık ihmal Havuzda bir gencin  ölmesi ile sonuçlanmasını hatırlattı bana.

           Eski Ordu Plajında bulunduğum zamanlarda  Onlarca insanı denizde boğulmaktan kurtarılmasına yardım etmiş  bir kişi olarak Boğulmalar önlenecek  haberini  gülümseyerek okudum. Denizde, gölde akarsudaki boğulmalar büyük ihtimal insanların yüzmeyi bilmemesinden kaynaklanmaktadır. Suda yapılan basit bir kurbağa hareketi paniğe kapılmadan yapıldığında  insan hayatını kurtarır çevreden yardım gelene kadar insanın suda batmasını önler.

           Boğulmakta olan bir insana yardım etmek için onu  kurtarmağa çalışan bir insanında boğulmasına neden olur çoğu zaman. İnsan boğulma anında yardıma gelen insanın boynuna sarılır kurtarıcısını da sıkıntıya sokar.

     Sonuçta yüzme bilmiyorsanız boyunuzu aşan derin suda boğulursunuz. 150 Km deniz kıyısı olan bir yerde Cankurtaran önlemi de  alamazsınız alırsanız da  nasıl alacaksınız.. Yazın sıcak günlerde İnsanların nerede ne zaman  suya gireceğini bilemezsiniz .

          Yine Eski Ordu plajında Ankara Beden eğitimi öğrencisini Orada olduğum için boğulmaktan kurtardım. Çünkü yardım isteyen kişiye benden başka yardıma giden olmadı.Yine eskilerde Plajda  güzel bir günde Toplum polisleri denize girebilmek için   Plaja gelmişler denizde şakalaşıyorlar . Kalaş denizi var solugan akıntı var . Solugan dalgalı akıntı olan suda Denizdeki Kumun üzerinde ayaklarınızı  kaldırdığınızda iki üç metre açığa akıntının yönüne doğru sürüklenirsiniz  o denizde.  Pilajda bir anda beşe  yakın insan imdat diyerek yardım istiyor. Şaka yapıyorlar sanırsınız . Aynı zamanda korkarsınız yardıma gitmeye.Plajdaki  O boğulma  olayının  canlı Tanığı  Ordusporun eski futbolcusu Pele Erol’dur. Sorarsanız anlatır size. Plajda Yüzme bilen insanlarında  yardım için giremediği denize Ben ve Pele Erol boğulmakta olan toplum polislerini sudan çıkartmak için yardımlarına koştuk.Su fazla derin değildi ama akıntıda panik yapmışlardı.

               Durumu kumsaldan gören Rahmetli Ömer Ertürk’te heyecandan deniz kıyısında  kalp spazmı  geçirmişti.Hastaneye zor yetiştirdiler.. O zamanlar böyle 112 acil servisi de yoktu anında olay yerine gelecek....

                Yüzme bilmiyorsan boyunu aşan suda suya , denize girmeyeceksin ,fazla açılmayacaksınız.  Denizde Hayatta kalmanın en önemli kuralı Suda boğulamamanın hayatta kalmanın birinci kuralı bu.

                  Ayrıca denizde şaka olmaz denizin şakası da  olmaz

Geçmiş zamanda  Çaka kumsalındaki denizde aynı anda  boğulmakta olan iki kız kardeşi kurtaran Murat Köksal  arkadaşımız kızları yardıma gelen kayığa çıkarttıktan sonra kayığın arkasında dinlenmek için tutunurken bir anda gözden kaybolup boğuldu . Böyle garip ama gerçek hadiseleri de biliyoruz. Bu vesile ile Kahraman Murat Köksal arkadaşımızı rahmetle anıyoruz..

               Ümit ederim bu yaz denizde  Ordu sahillerinde  boğulmalar olmaz.Boğulmalar da önlenir..

               150 km lik sahili kontrol etmek gerçekten çok zor. Can kurtarma Tedbirlerini de elden bırakmamak şart.Öncelikle insanların toplu olarak denize girdikleri Plajlarda eğitimli cankurtaran ve motoru gerekli . Özellikle de deniz kenarında  kumsalda oynayan küçük çocuklara  çok dikkat edilmesi   gerekir.

                 Her şey bir anlıktır..

               

                                                  

                  YEDAŞ-YEPAŞ

 

              Türkiye Elektrik Kurumu (TEK) amblemi ile Elektrik dağıtım hizmetini uzun yıllar devam ettirdikten sonra  Türkiye Elektrik Dağıtım Anonim Şirketi (TEDAŞ ) olarak hizmet zincirine devam etti . Daha sonraları  ihale ile hizmet  Çalık Gurubuna geçince 26 yıllığına Yeşilırmak Elektrik Dağıtım A.Ş  YEDAŞ olarak hizmet vermeğe başladı .

               Atatürk Bulvarı üzerindeki hizmet binalarında büyük  tadilat yaparak hizmete devam ederken binanın üzerindeki YEDAŞ yazısının ana yoldan daha iyi görünmesi için ve vatandaşa kolaylık olsun diye duvar kenarındaki yetişkin güzelim ağaçları bile bina gözükmüyor diye yok ettiler...

              YEDAŞ’ın Bu hizmet binasında Elektrik  Faturası Tahsilatı yapan YEPAŞ isimli bir kurumu var.

              Bu ödeme tahsilat yerini bilen Vatandaş elinde ödeme faturaları ile binanın giriş katına geldiklerinde Sıra numarası alıp ödemelerini rahat bir şekilde gişelerde güler yüzlü personeline sorunsuz olarak yapıyorlar makbuzlarını alıyorlar..

             Buraya kadar alışılmış sistemde hiçbir sorun yok.

             Geçenlerde Almanya’da   uzun yıllar görev yapan bir arkadaşımız Ordu’ya geldiğinde evinde iken elektriği kesilmiş dışarıya çıkıp ilgili memuru Sigorta panosunun önünde görünce  Kolay gelsin arkadaş kapının ziline basıp elektriğinizin borcunu  ödemediniz  borcunuzdan dolayı elektriğinizi  kesiyoruz diye  bir haber veremez misiniz diye soruyor.  Kesim kağıdınız elimize geçmemiş olabilir hemen  ödeyeyim diyor.

          Evde yoksak  Aynı katta bulunan komşuya nezaketen bir haber veremez misiniz  diye de  söyleniyor. Hemen gecikmiş borcunu ödemek için memurun tarif ettiği YEPAŞ’ı aramaya başlıyor. İki defa YEDAŞ binasının önünden arkasından otomobili ile geçiyor YEPAŞ’ ı arıyor.  Bir zaman sonra binanın önünde birisine soruyor YEDAŞ  binasının içinde olduğunu öğrenince de

         Binadaki YEDAŞ yazısının yanına faturada yazılı YEPAŞ  ‘ıda yazmak o kadar zor mu diye söyleniyor. 

         Kesilen elektriği için Taner beyle  Şef Arslan beyle Semra hanımla görüşüyor. Gecikmiş borcunu  ödemesine ödüyor da Almanya’da yaşayan vatandaşımız halen   ödeme faturasında  yazılı YEPAŞ yazısının neden binanın görülebilen bir yerine yazılmadığından şikayetçi.

          Haksız da değil vatandaş YEDAŞ  binasının önünde  arabasıyla iki tur atmış..YEPAŞ’ı aramış.

          Sahi neden YEPAŞ yazılı değil ki binanın görüntüsü mü bozuluyor..!         

         

 

          ESKİSİ Mİ..

 

                        YENİSİ Mİ...

                        HANGİSİ..!

 

                    Bana sorarsanız Hiçbiri .

                     Neden Hiçbirisine gelince sorunun cevabını  aşağıdaki sütunlarda yazmağa çalışacağım..

                   Salı sabahı saat 10. sıralarında  Sırrı Paşa caddesinden büroya doğru geliyorum. İng Bankın önünde iken bir bayan yoldaki başka bir bayana Bir saniye bakar mısınız dedi. Kadın Fidangör ne tarafta diye sorduğunda içimden eyvan dedim. Sorunun muhatabı kadın Hangi Fidangör Eskisi mi Yenisi mi diye söze başlayınca Resmiyette olmayan hayal üretimi  yaşlı genç insanların birbirlerine anlattıkları  bir semti tarif etmeğe başladı.

                 l926-l927 yıllarında Ordu’da yaşamış  Panagiutis  Fytanidis Fidangür isimli Rum Fırıncı vatandaşımızın Fırınının bulunduğu yere fırını tarif etmek için konulan  adından kaynaklanan semtti Fidangör..ve Fidangör denen semtin neresi olduğunu iki yıl önce gazetemizde  büyüklerimizin anlatımından ve tarifinden sevgili okuyucularımıza bu semtin neresi olduğunu anlatmağa çalıştım.

 Bu yazım ilgi görmüş olacak ki 1370 defa gazetenin sitesinden tıklanarak okunmuş...

               Ordu  Belediyenin adını koyduğu böyle bir cadde olmamasına karşı İnsanlarımız nedense Sırrı Paşa caddesine Eski Fidangör İsmet Paşa caddesine de Yeni Fidangör diyerek Trafiğe kapalı iki güzel caddemizin asıl   ismini kullanmıyorlar. Radyo reklamlarında bile. İşyeri sahiplerimiz  Eski Fidangör Yeni Fidangör diyerek dükkanlarının yerini belirtmeye çalışıyorlar. Postacılarımız  sanırım bu adreslere ulaşıyorlardır.

                             Ordu’muzun eski belediye başkanları da vatandaşımız Rum Fırıncının Fidangör’deki isminin iki büyük güzel caddemizde anılmasından rahatsızlık duymadıklarından bir açıklama yapmayı da uygun bulmamışlardır. Böylece İsmetpaşa ve Sırrıpaşa caddeleri Rum Fırıncı Fidangür’e yenik düşmüşlerdir .

                           Fidangör semtinin neresi olduğuna gelince ona da bildiğim kadar tekrar bir açıklık  getireyim..

 

                                                        FIRINCI FİDANGÖR

 

                           Eski Millet Sineması Yanındaki Ünlü Aktaş Fırının olduğu bölgede 1927 lerde Fırıncı Fidangür’ün taş fırını varmış arka kısmında da ahşap bağdadiye evi... Fırıncı olan aile burada çok güzel pişkin ekmek yapıp satarmış. Bu fırının ekmeğinin ucundan bir parça alıp yedikten sonra da mutlaka sorarlarmış ekmeğini nereden aldın diye. Cevap Fidangör’den olurmuş Bu tariflerle Fırıncı Fidangür böylece Ordu’da Fidangör olarak  marka olmuş fırının olduğu semtte Günümüze kadar Fidangör olarak böyle anılmasına anılmış ta. Sırrıpaşa ve İsmetpaşa caddeleri neden Fidangör olarak söylenir işte bu bir garip olay.. akıl ermiyor.

                          Bu fırıncı aile mübadele dönemlerinde Yunanistan’a göç etmiş orada da  Baba mesleği fırın ve Pasta mamulleri üzerine çalışmışlar. Halen  Bu ailenin torunlarıyla telefonla görüşen tanıdıklarımız  var.

                   Büyükşehir Belediye Başkanı Enver Yılmaz’dan  ,GüzelOrdu Belediye Başkanımız Engin Tekintaş’dan Fidangör olarak tarif edilen Sırrıpaşa ve İsmetpaşa caddelerine  bir açıklama getirsinler .Biliyorlarsa Fidangör mevki neresi bir açıklama yapsınlar da Ordu HalkıŞ ehrin en  yetkili  ağızlarından bilgi sahibi olsunlar. Neyin neresi olduğunu öğrensinler.

                  Bence en doğru olanı bu. 

                1937 lerde Ordu’dan ailesi ile birlikte Yunanistan’a giden orada da  fırıncılık Pastacılık yapan Rum Fırıncı vatandaşımız Panagiudis Fytanidis Fudangür ismi de her nereye verilecekse orada anılsın bizde bilelim..

               Sırrıpaşa ve İsmetpaşa caddelerine gölge etmesin. Ordu’lular da böylelikle caddelerini, doğru olanını öğrensin..

                İsmetpaşa caddesi nere Fidangör nere bilmeyen varsa da bilgi sahibi olsun.Yalan yanlış hayali yerler tarif etmesinler..

                Gençlere sorarsanız her yeri Fidangör olarak tarif ediyorlar..!

                                     
KUM DEPOSUNU

 

                   BAŞKAN ENVER YILMAZ’A ŞİKAYET ETTİLER

Turizm master planlarında, Turistik Turnasuyu sahilinde 5 kat yüksekliğinde ki Kum Çakıl deposundan Büyükşehir Belediye Başkanı Enver Yılmaz’a şikayet var.

                        Turnasuyu’nda  Havaalanı yolu üzerindeki kum yığını uzaydan görülüyor. Belediye yetkilileri görmüyor mu diye gazetelerde haber yapıldıysa da gerçekten bu inanılmaz kum yığını  çirkinliğini  gören de yok alakadar olan da  .!..

                      Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Enver Yılmaz’ın 52 günlük faaliyetlerini anlattığı  canlı yayında Basın toplantısında  Turizm master planı içerisinde, Turistik Turnasuyu sahilinde Yeşil dokunun ortasındaki bu  çirkinlik abidesinden de bahseder diye beklentimiz oldu,yeşilin ortasındaki Turistik sahilimizde bu torpilli  garip kütle Başkan Yılmaz’ın hiç dikkatini  çekmemiş olmalı ki  basın toplantısında bir tek cümle dahi etmedi..

                    Oysaki aynı gün  Yeşil dokuya ve Çevresine duyarlı gazetemiz Tribün o günkü  manşet resimli haberinde çirkin görüntüden  “ KUM BOMBASI”  diye bahsetmiş  ilgililere bir mesaj vermişti. Ayrıca Gazete yazısında: 

          “ Ordu’nun Büyükşehir Belediye olması üzerine vatandaşlar oraya o çirkinliğe  göz yumulmasının Ordu adına utanç verici olduğunu belirterek Belediyenin uzaydan bile görülen bu çirkinliğe dur demesini ve kum çakıl ocağının buradan kaldırılmasını haklı olarak talep ediyordu. Çevre sakini  duyarlı Vatandaşın Resimli verilmiş şikayet dilekçeleri vardı da . Dilekçeye cevap verecek makam yoktu...!

             İyi güzelde günde onlarca kamyon kum çakıl buraya nereden taşınıyor da yeşilin ortasında kum dağı büyüyor kum tepesi oluyor.sonra boşalıyor tekrar dolduruluyor. Bu garip kum trafiğine dur diyecek yetkili yok mu diye insanın  aklına  sorular geliyor..

              Turizm şehri olacaksak Havaalanı inşaatı yolu üzerinde Turnasuyu’ndaki bu  garip taşımalı torpilli kum  dağına  çözüm getirilmeli diye düşünüyorum.

               Tabii buna Kim karar verecekse..!

                 Kim dur diyecekse..?

                                           

                            KARARAN GÜNLER..!

 

                           Manisa Soma’da Kömür madeninde Vardiya değişmesi sırasında  Meydana gelen Katliam gibi Kaza..! haberi ile Türkiye Ulusal Yas’a büründü. Maden ocağında Grizu Patlaması ,ocak çökmesi olmamıştı fakat   Maden ocağından çıkarılan cesetlerin sayısı ile kısa bir zaman içerisinde  301 madencinin  feci şekilde gaz zehirlenmesi sonucu  ölümüne de Türkiye televizyon haberleri ile tanık olmuştu..

            Soma’da yüzlerce aile çocukları  ile Türkiye’deki  en büyük kömür madeni ihmal cinayetinin tanığı durumuna gelmişti. 

                        Son yılların en trajedik  ölümlü bu  garip  Kömür madeni ocağı ihmal  katliamında ..!   Korganlı 4 Madenci  Şehidimiz Soma’dan getirilip Baba ocağı  Korgan ilçemizde toprağa verildi yüreğimize bir başka  kor düştü.

                       Maden  Kazanın ilk günlerinde Ocağın yüzlerce metre altındaki Trafo patlaması diye gösterilen Maden ocağı kazası nın Trafo patlaması ile alakasının olmadığını ayrıca ocakta olması gereken  Güvenlik odalarının da zorunlu olmadığını  Maden ocağı üst düzey  yetkililerinin açıklama sı ile öğrendik.Kazadan günler sonra Soma’daki Kömür madeni  Ocak sahiplerinin  basın açıklaması ise  tam bir komedi zincirinin suç halkası...

                     Basın açıklamasında gördük ki  adamların hiçbir sorumlulukları, utanmaları sıkılmaları yok.

                     

                     301 madencinin Manisa Soma’da  doğru dürüst tedbir alınmamış ,bellerinde işe yaramayan tarihi eser olmuş küflenmiş  gaz maskeleri ile  yerin yüzlerce metre altındaki  ilkel kömür madenlerinde gaz sıkışması , gaz zehirlenmesi ve Gaz yanıklarıyla  insanların ani ölümleri  sanırsınız ocak sahip ve birinci derecede sorumlu yetkilileri   hiç etkilememiş olmalı ki günler sonra lütfen bir basın açıklaması yapmışlardı...          

           Bu basın açıklamasıyla Neredeyse maden işçilerini Madene indikleri için  sorumlu tutacaklardı.  Günler içerisinde  ocaktan ölü çıkarılan 301 madenciden sonra ancak mahkemeye çıkartıldılar.301 madencinin Ölümlerin ve ihmallerin sorumlusu olarak 8 kişi şimdilik tutuklandı .

                    Bu inanılmaz maden ocağı katliamının  Tv haberlerinin görüntülerini  Sabahları kahvaltı haberlerinde dinlerken gözyaşlarımı tutamadım çoğu zaman masadan kalktım.

                     Soma’da Maden ocağı işçisi  301 kişi hayatını kaybetmiş bizler sıcak evimizde sıcak çaylarımızı yudumluyoruz. İnsana acı veren de bu vahşet  görüntüleri .izlemek zorunda kalıyor olmamız..

                       Soma’daki bu inanılmaz ihmal kazanın sonrasında  duyarlı insanlar yüreklerinde  bu Kara acıyı her zaman hissedecektir.

                     Madenden son anda kurtarılan bir  madenci ambulansa sedyeye alınmak istiyor madenci çizmemi çıkarayım sedye kirlenmesin diyor ,bir diğer madenci  facia ocaktan kendisini kurtaranlara beni bırakın içerideki arkadaşımı kurtarın Onun hanımı hamile diyebiliyor, bir başka madenci kardeşinin ölüsünün sarıldığı battaniyeyi yıkayıp temizliyor Kızılay görevlisine geri getiriyor.  İşte bu Bu haberlerin  bu görüntüleri insanı kahrediyor ağlatıyor.

                     Önümüzdeki  günlerde301 madenciye y mezar olan  Soma maden ocağı ihmal zincirlerinde kim bilir neler hangi gerçekler Temel fıkrası gibi  ortaya çıkacak. Zaman içerisinde bunları göreceğiz. Bu günlerde önemli olan madenci ailelerine çocuklarına sahip çıkmaktır. Devletimizde bu sorumluluğunu  mutlaka yerine getirecektir.

                     Soma’yı da ocağın Taşeronlarını da  unutmayacağız.

               Soma maden ocağında hayatlarını kaybeden  madenci ailelerine Allah’tan Rahmet Yaralı  madenci kardeşlerimize tekrar tekrar  acil şifalar diliyorum.

             Madencilerimiz  İlkel  Maden ocaklarında hayatlarını  kaybediyor  ölüyorlar . Ölmeyenler tekrar canlı canlı açtıkları  kara kuyularına  geri dönüyorlar.  Ve Bunun adı Fıtrat oluyor, kader oluyor.

               

 

                  VALİ     GÜNER ÖZMEN

 

                 Ordu’ya gelmiş geçmiş , görev yapmış Valiler içerisinde  Vali Güner Özmen’in özel bir yeri vardır. Emniyet kökenli bir vali olan Güner Özmen Ordu’da  görevde kaldığı süre içerisinde Basınla olan yakınlığı  onu yakından tanıyan Basın mensubu arkadaşlar tarafından da iyi bilinmekteydi.

                Valilik yaptığı 14.3 1995 ve 15.4.1996 tarihleri arasında Valilik Bürokratlarının basını bilgilendirme haber alabilme olaylarına büyük kolaylıklar getiren talimatları vererek Basının daha rahat koşullarda  sorunsuz haber almasını  ve basına yardımcı olunmasını da özellikle sağlamıştı.

                 Düz mahallede  Ordu Belediye Başkanının Gazeteciler Cemiyetine tahsis ettiği  Şu an evlendirme memurluğunun olduğu yerin masasından perdesine kadar bütün ihtiyaçlarını karşılayan Vali Özmen Ordu Basın mensuplarının rahat koşullarda birlikte olmasını  daha rahat çalışmalarını misafirlerini rahat ettirmesini sağlamıştı.

                Görev süresindeki  29 Ekim Cumhuriyet Bayramı resepsiyonunda Kadehini Atatürk ve silah arkadaşlarına ve  Türkiye  Cumhuriyetimizin kuruluşunun Şerefine kaldırıyorum dedi. Yakınındaydım baktı “ Benden başka da Cumhuriyetin Şerefine Rakı kadeh kaldıran Valiniz olmaz”  esprisini yaptı.

    Eşi Öğretmen Leman Özmen Hanımefendi ile Cumhuriyet Balosunun açılış dansını da yapmıştı..

Daha sonraları gecenin ilerleyen saatlerinde de davetliler  Hep beraber  omuz omuza halaylar çektik geç saatlere kadar  eğlendik dışarıda Havai Fişek gösterisi oldu.

       Cumhuriyet Bayramının Gece resepsiyonunda  Cumhuriyet’imizin kutlamalarını  yaptık.

 

                                             GAP TURU

          Vali  Güner Özmen   Ordu’dan tayin olduktan bir zaman  sonra Kilis’e Vali olarak atandığında  Eski Valimiz Utku Acun’da Hatay Valisi olarak görev yapıyordu.Ordu  Yardım Sevenler Derneği Başkanı Rahmetli Fahri Çelebi bir  GAP turu organizesi yaptı . Kaptan Süleyman  Boztepe  yönetimindeki bir otobüsle Yardım Sevenler Ordu Şubesi üyeleri ile Güneydoğu Anadolu GAP Turumuz başladı.

          Şanlıurfa’da  Muhteşem Atatürk Barajını gezdik. Daha sonra   Kilise giderken İl sınırda bizi bir trafik Polisi aracı  durdurdu.   Üç Yıldızlı bir Trafik Polis Amiri ön kapıdan otobüsümüze  girdi Bir selam verdi  Hoş Geldiniz Kilis Valimiz Güner Özmen’in selamları var   Lütfen aracımızı takip edin dedi ve bizim otobüsümüze Eskortluk yaptı.

        Doğruca Kilis Valiliğinin önüne aracımızı çektirdiler. Vali Güner Özmen tek tek hepimizi hoş geldiniz dedi. Makamına geçtik Çaylarımız kahvelerimiz geldi .Çikolata, Limon kolonyası ikram edildi.Başkanımız  Fahri Çelebi kısa bir teşekkür konuşması yaptı.  Sonra Valimizle biraz Ordu’yu konuştuktan sonra istirahat etmemiz için yeni açılan Kilis Öğretmen evi ne geçtik.

       Öğretmenevinde Odalarımıza yerleştikten ve biraz dinlendikten sonra Akşamleyin bizi bir gölet içindeki özel bir restorana götürdüler. Yemeklerimizi yerken bize bir de sürpriz yaptılar Orkestra Ordu’nun Dereleri türküsünü çalmağa başladı.

       Ordu nire Kilis nire hep birlikte Vali ve eşi Leman hanım dahil hepimiz Ordu Türkümüze eşlik ettik. 

       Sohbetli  şarkılı türkülü güzel bir gece yaşadık. Gece otelimize döndük .

        Sabah Kahvaltı salonuna indiğimizde  Muhteşem bir sofra hazırlatmış Leman Hanım Vali bey  bizleri bekliyor.  Kahvaltı masasında inanır mısınız bir Bıldırcın yumurtası eksik ...    Masada kaseler içinde sarı renkte  özel sızma kahvaltılık Zeytin  yağı,  yanındaki  tabaklarda toz halinde  özel baharatlar çok özel zeytinler çok özel peynirler var. Dahası sofrada ne ararsan mevcut. Günaydın sohbetinden sonra  hazırlanmış kahvaltı masamıza oturduk.Sızma yağını göstererek Leman hocam  bunu nasıl yiyeceğiz diye sordum.

    Tuncer bey ben ne yaparsan sende öyle yap dedi. Gülüştük..

Biraz sonra lahmacun büyüklüğünde  ince sıcak pideler geldi. U şeklindeki masanın etrafında garsonlar  servis için gözlerimizin içine bakıyorlar.

     Şimdi muhteşem Kahvaltı masasının üzerindekileri yöresel kahvaltılıkları saysam saygısızlık olur. Birlikte  şahane  bir kahvaltı yaptık.  Sonra Leman hanım bizim gurubu Kilisin ünlü yer altı çarşısında alışveriş yapmamız için götürdü. Guruptaki hanımlar çok memnun oldular. Bende 12 kişilik çok hoş bir masa takımı aldım. Kilis’in bu ünlü çarşıda yok yok, sanırım hepsi de kaçak eşyaydı gördüklerimiz parasını verip  aldıklarımız...

     Sonra Yıllar önce Gaziantep’te sanatçı Lale Oraloğlu’nun yine böyle bir yerden satın aldığı  altı adet kahve fincanları yüzünden   yol aramasında yakalandığı ve tutuklanıp bir ay  hapis yattığı  geldi aklıma..!

     Alışveriş sonrası Kilis şehrimizden   yine eski Ordu Valimiz zamanın Hatay Valisi  Utku Acun’u da ziyaret etmek üzere Leman ve Güner Özmen’lerle  vedalaşarak ayrıldık..

         Guruptaki hanımların bazıları  hüzünlüydü ve ağlıyorlardı..

     Öğretmen Leman hanım kanser hastasıydı daha sonraları  vefat ettiğini öğrendik..

      Vali Güner Özmen’inde öldüğünü pazartesi günü İstikbal Gazetemizden okudum ama Ordu Valiliğinin  Resmi internet sitesinde Ordu eski  Valisi Güner Özmen’in böbrek yetmezliğinden  vefat haberi 13 mayısta  Saat 13 gibi hala yoktu.

                 Leman ve Vali Güner Özmen’lere Allahtan Rahmet diliyorum..

       

        

            

 

 

                     GABANA TARZANI

 

                                PAŞA..

 

                “Resimler yalan söylemez” başlıklı yazımda Rıhtım mevkiinde  Ordu şehrinden  sahil  yolunun geçmediği 1950 li  yıllarda Taşbaşı mahallesinin deniz kenarında yaz aylarında bizden büyük  ağabeylerimizin denize girdiği  “ cennetten bir köşe “göbektaşı dedikleri  yerin adıdır  Gabana... Yazımdan sonra birçok tanıdığım, arkadaşım Gabana’yı merak etmiş.

           O yıllarda Ordu’luların  gezi  yolu Taşbaşında  mahalle   gençlerinin eski Samsun yolunda  volta attıkları kız beğendikleri Tabyabaşında  turlanırlardı.. 

           Taşbaşılı gençlerin özellikle yüzmek için tercih ettikleri yer  ıse deniz kenarındaki “Göbektaşı”  Gaban’dır.

           Mahallenin  bıçkın  delikanlıları  Ekrem ,Aydın Tuncer Akdeniz  kardeşler Galip Oral, Ali Tercan Rasim Akçevere (Paşa), Ömer Hayam, Necati Akçay’larınYüzme Mekanı    Gabana  sahil yolunun geçmasiyle1959 larda  anılarda kalmış. 

              Ayrıca yazımda sahildeki Rum Kilisenin yanında yıkılan Ruhban okulunun taş temel  duvarı ile sonradan  ilan edilen bu bölgede ki Sit alanına yapılan bir inşaat kütlesinden,  ve arkasındaki  tarihi Gabana   çeşmesinden bahsetmiştim.

                Gabana çeşmesinin neresi olduğunu da soran dostlarım var.   Ağabeylerimizin  yaz aylarında denize özellikle buradan girdikleri kayalık Gabana’nın   Martı Apartmanından Kilise tarafına  doğru  yer  olduğunu söyleyebilirim.

          Çook eskilerde Şehir suyunun  Ordu’da haftada   iki gün aktığı dönemlerde  ünlü Gabana çeşmesinden de su temin edilirdi. Bir zaman   sonrada bu apartmanın arkasında yıllarca toprak altında kaldı Gabana çeşmesi. Geçtiğimiz sene Kültür ve Turizm Müdürü Erkan Gülderen’in bir özel  çalışmasıyla tekrar gömülü olduğu yerden ortaya   çıkarıldı.

             Büyüklerimizin  hayatta olanlarının bahsederken “ Cennetten bir köşe” dedikleri ve  unutamadıkları  “Göbek taşı Gabana” ın çok iyi  yüzücülerinden birisi de “Gabana Tarzanı”’Paşa    lakaplı Rasim Akçevre dir.

           Eskilerde  Ordu’nun  çok iyi uzun yüzücüleri  arasında  Gabana tarzanı Rasim Akçevre, Haluk -Faruk Uzman kardeşler  ve Ahmet Hattatoğlu’nu söylerler.  O yıllarda bizim gençliğimizde  Yaz akşamları Rıhtım iskelesi ile Büyük iskele arasında Stil yüzen birisini uzaktan  gördüğümüzde  O mutlaka Haluk veya Faruk Uzmandır derdik.

          Gabana Tarzanı  Rasim Akçevre ise düzgün yüzücü fiziği ile Rıhtım üzerinden koşarak denize artistik dalışlar yaparak dikkat çeker  çok güzel ve hızlı  yüzerdi. Yaz akşamlarında Rıhtımda yüzen gençlerin gözdesi Gabana Tarzanı Rasim Akçevre idi.

          Akçevre  Nüktedan konuşur espriler yapar gençlerle şakalaşırdı. Akçevre’den bahsettiğimizde  derin dalmada ,denize yüksek atlamada uzun mesafe yüzmede çok iyiydi  derdik..

         Paşa lakaplı Rasim Akçevre yine bir gün Rıhtım’da   yüzüyordu  güzel artistik dalışlar  yapıyor  rıhtımın başından suyun dibine iniyor bir  avuç kumla su yüzüne çıkıyordu ,bizlerde hayranlıkla  onu seyrediyor alkışlıyorduk.        

 Onunla ilgili duyduğum ve unutamadığım bir güzel  espriyi de  aktarmak istiyorum.

        Gabana Tarzanı  Paşa Rasim bir gün Rıhtımdan denize atlamış Soya Fabrikasına doğru  yüzüyormuş. Uzun bir zaman sonra nefes almak için Kafasını sudan kaldırınca bir de ne görsün.

          Karşısında Giresun Kalesi..!

          Gabana’da yetişen  Ordu’lu  ünlü yüzücülerimizin çoğu  artık aramızda  yok ve de yetişmiyor. Hayatta olan Ekrem Akdeniz , Ali Tercan, Ali Sağlam ile ismini hatırlayamadığım Gabana’ yüzücülerine   uzun ömürler aramızda olmayanlara Allahtan rahmet diliyorum. 

         

           Gabana bölgesi de ünlü yüzücülerimiz de  anılarda kalmış. Bu gidişle  yakın bir zaman içerisinde SİT alanı  Gabana bölgesinde koruma altına alınan  yerde  ayrıcalıklı  özel inşaatlar yükselecek.İleriki zamanda Gabana’yı hatırlayan bile olmayacak ,bu yazı ise  Gazetenin arşivlerinde ve Milli Kütüphanede kalacak.

               Gücü olan her yere her şeyi yaptırıyor.

               Sit alanıymış, yeşil alanmış ..geçiniz..!

 

                             GERÇEK BİR RESİM

 

 

              Boztepe’nin eteğinde ki  Ordu’nun eski resimlerinden özellikle sahilden çeklmiş olan eski Taşbaşı mahallesini gösteren o muhteşem deniz  manzaralı görüntüsünü çok beğeniyorum o günlerli yaşadığım için de  çok seviyorum da hani derler ya ayrıca da ahlanıp vahlanıp Denize girdiğimiz O kumsalı çok iyi biliyorum..

            1960 larda    Ordu Samsun karayolu  sahilimizden  geçtikten bir zaman  sonra  o bölgede   sahil yolundan beş kat Taşbaşı yolundan dört kat imar alan  mühendis dehası 9 katlı binaların yükselmesiyle o inanılmaz güzel eski Ordu şehrinin muhteşem görüntüsü zaman içerisinde   tamamen  yok oldu. Bozulan   eski Ordu Taşbaşı mahallesinin muhteşem  silueti kara bir kabus gibi  yeni Ordu fotoğraflarında yerini aldı.

           Sahil yolu geçmeden Taşbaşı mahallesinin eteğindeki kayalık bölge “Gabana’daki eski tarihi çeşmenin önüne sit alanına yapılan veya yaptırılmasına müsaade edilen bir Martı apartmanı gerçeği var ki tam bir imar müdürlüğü harikası.

             O apartmanın solundaki boş  araziye  Belediye Meclisinde imar komisyonunda iken sahibinin  konut yapma istemi vardı.

           İmar Komisyonunda incelendi Belediye Meclisinde  reddedildi o zamanki evraklardan imar durumunu incelendiğinde Eski kilise binasından Tarihi Gabana çeşmesinin olduğu yer sit alanı olarak tescil edilmiş. Köşe Arsa sahiplerinin konut istemi olmadı da öncesinde Martı apartmanı hangi gerekçeyle  oraya konuldu.

         Aradan yaklaşık 30-35 sene geçti yine o bölgede tarihi eser olarak tescilli, Rumlardan kalma  kilise binasının yanında   sit alanı olarak bilinen  yeşil  alanda, Sahil Yolu geçince toprağın altında kalan Yeşil Ada yakınlarında   yeni bir inşaatın temeli açıldı . Yeni i bir  ikiz Otel  kuleleri yükseliyor.

        Geçenlerde  Sahilde  mühendis arkadaşımla Rıhtım iskelesine doğru yürürken Kilisesinin yanında yükselen yeni Turistik  otel inşaatının konumunu konuşulmaya başlandık. Buraya  Belediye nasıl inşaat izni verdi diye sordum. Otel İzninin Turizm Bakanlığından ve Samsun Tabiat varlıklarını koruma Kurulundan Turistik  Anemon Otelin konumu gibi olduğunu söyledi.

           Deniz kenarında Kayalar üzerine yapılan Turistik  otel için nasıl Özel İdare müdürlüğü,Turizm Bakanlığı ve  “Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun özel izniyle Otel  inşaatının  yapımına hangi gerekçeyle  izni  verdi  ise bu sit alanına  da aynı gerekçeyle Özel müsaadeli izin verilmiştir dedi.

         Her şey zaman içerisinde kitabına uymuş yada uydurulmuş diye söylendim.İnşaatın önünde Sarıkonak ve buranın çok eskiden çekilmiş güzel bir resmi varda   orada görünürde  böylesi bir ev kütlesi ,  yok alakası da yok..

         Resimler yalan söylemez.

        Hiç değilse o sabıka kaydı gibi tescilli  resmi oradan kaldırsınlar .

        Böylelikle de yakın bir zamana kadar bu gidişle  O Sit alanı olarak bilinen bölge inşaatlarla dolar.  Bölge için Adalet varsa olması gereken de budur. Böylelikle de bitişik komşuların arazileri de değerlenmiş olur Ordu Turizmine kazandırılır.

        Sit alanıymış yeşil alanıymış tarihi esermiş tarihi yapıymış Ne demekse, ne anlama geliyorsa biri bana anlatsın.. 

        Keçiköy’ deki “Ayartam “misali önce işini ayarla sonra  yap.

        Gerisi dedikodu..

        Bize de her zamanki gibi gibi “Yapana helal olsun” demek düşüyor.

         Laf aramızda yine O bölgede  buna benzer  bir işi becermiş, Cezası  Mahkeme kararıyla  beş yıl ertelemiş  birisinden de özür dilemem gerekiyor..!           

                     
NEZİRLER’İN GALİP

 

                     “ÇARŞININ YİĞİDİ”

Geçtiğimiz günlerde Hayat Gazetemizde Orhan Oral ağabeyimizle yapılan  “Ordu’da bir tarih Nezirler” başlıklı röportajı okuyunca 1921 tarihinde kurulan Nezir efendinin  ticarethanesinin  3. kuşak sahiplerinden Galip Oral’ın 13.12.2012 günü  öldüğü ve toprağa verildiği  gece evinde yatsı namazı sonrası okunan Hatim duaları sonrası  Taşbaşı Caminin imamı yakın dostu  Cemal Candan’ın duygusal konuşmasında Rahmetli Galip Oral için bir benzetme yaparak  şunları söylemişti:

              “Hazreti Peygamberimiz (SAV) bir hadisinde (Çarşının  Yiğidi) sözündeki Hakkani Dürüst,saygın,Sevecen Doğru ve Yardımsever kişiliği için Hz Peygamberimizin Hadisindeki “ Doğru Tacirlerle Cennette beraberim” sözünü hatırlatması gerçekten önemli ve çok anlamlıydı. Nezirler mağazalarının Ordu’nun yüz yıllık ticaret hayatında çok önemli bir yeri vardır. Nezir efendiden oğul Mustafa Oral  torunlarına uzanan mağazalar bugün  dededen kalma aynı dürüst,saygın  ticaret zihniyeti ile devam etmektedir.

        

        Galip Oral’ın tahsilinden  fedakarlık  yaparak dede Nezir efendiden sonra   Babası 2. kuşak Mustafa Oral’ın  yanında ticarete başlayan ve hayatının sonuna kadar devam eden dürüst, onurlu ve yardımsever kişiliğindeki örnek tüccarlığı  daima anılacaktır.

    Ağabeyi Orhan Oral ile birlikte   Dedeleri Nezir efendinin oğlu Mustafa Oral’dan  devir aldıkları Nezirler Unvanlı ticarethanesini yaklaşık  7o yıldır   Ordu’ya ve Ordu’luya özellikle köylünün ihtiyacı olan her şeyi atların nal çivisi dahil İstanbul’dan bulup  getirerek  uygun fiyatla sunması  onların özelikle köylünün  ihtiyaçlarını karşılaması Nezirler mağazalarını  her daim köyde kentte  aranılan marka yapmıştır.

         Dürüst saygın fiyat politikasıyla bilinen bu mağazalarda pazarlık yoktur,Hakkaniyet vardır.

        Röportaj yazıda bahsedildiği gibi Nezirler ticarethanesi gerçekten Ordu’da “örnek dürüstlük abidesi  bir tarihtir” ve bu tarihi yaratan, yaşatan insanlarında saygıyla anılması gerekir.

        Çok eskilerde eczanelerde yapma ilaçların yapılıp  satıldığı  Ordu’da doğal bitki ağırlıklı Aktar mağazalarının olmadığı günlerde de insanlara tereğinde kavanozlarda şifalı otlar,bitkiler  bulunduran bir konumu da vardır Nezirler ticarethanesinin... .

       

    Ve 1921 tarihinde Nezir efendiden başlayan  Nezirler mağazaları zincirinin mihenk taşlarından önemli  birisi olan Güzel  insan  Rahmetli   Galip Oral ağabeyimle  birlikte Belediye Meclisinde görev yaptığımız  yıllar geldi aklıma . bazı günler Gazete bürosuna gitmeden önce mutlaka Galip Ağabeyimin babası Mustafa Oral’ın  dükkanının olduğu Katırcıoğlu sokağındaki boya ve nalburiye ağırlıklı dükkanına Yakup Eroğlu arkadaşımla sık sık uğrar selamlaşır  sohbet ederdik.

         Galip ağabey  Yakup’la birlikte sabah kahvesini bende çayımı içerdim  Uğrayamadığım günler için de “Nerelerde kaldın Kaçak diye söylenirdi bana.

            1921 de kurulan  Nezirler Ticarethanesinin Kurucusu Nezir efendiden günümüze

            Ordu’da Nezirler demek  Nezir efendi ,Mustafa Oral ve Oğulları Orhan Oral,Galip Oral Uğur Oral demektir...

                 Galip Oral  ise;

               Taşbaşı caminin imamı  Cemal Candan hocanın   Hazreti Peygamberimizin bir hadisinden örneğini verdiği   

                “Çarşının Yiğidi” demektir...

       

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 BEKİR SAĞRA

 
TUNCER ENGİN - BEKİR SAĞRA ( YASON BURNU)

              Kahraman  Sağra ailesinin en küçüğü 1948 doğumlu Bekir Sağra Ankara’da evinde Sevgili eşi Gülin Sağra’nın yanında geçirdiği bir kalp krizi sonucu hayata gözlerini yumdu aramızdan sevdiklerinden ayrıldı.

             Cenazesi  11 Nisan 2014 Cuma günü Karşıyaka Caminde kılınan öğlen namazı sonrası Karşıyaka mezarlığında yakınlarının , sevenlerinin  gözyaşlarıyla ve dualarıyla  toprağa verildi.

                          Bekir Sağra ile  dostluğumuzun  ötesinde 50 yıllık bir arkadaşlığımız, yakın bir kardeşliğimiz vardı. Vardı diyorum çünkü artık Bekir Sağra kardeşimiz  yok. Bekir le arkadaşlık yapan dostları onun ne kadar Naif  ve sevgi dolu bir kişiliğe sahip insan olduğunu da bilirler. Kimseyi incitmek istemeyen dostlarına arkadaşlarına değer veren kibar davranan beyefendi saygın, sevecen  kişiliğini unutmamız  mümkün değil.

             Hani derler ya İstanbul beyefendisi ,  Karıncayı bile incitmeyen eli açık cömert  bir insandı Bekir Sağra,

            Bekir Sağra biraz kilolu sevecen, güleç yüzlü  küçüklerini  seven, büyüklerine  zaman  saygılı , hürmetli güzel Türkçesiyle insanlara hitab eden saygın bir arkadaşımızdı.

            Ne kadar yazsam ne, kadar anlatmaya çalışsam  yaşıtım  Arkadaşım Kardeşim Bekir Sağrayı tarif etmek çok zor. O farklı ve Mütevazi kişiliğinde  dostlarını mutlu etmek için  daima hediyeler veren ikramda bulunan gözü tok  eli açık  farklı bir kişiliğe sahipti.

       İyi insan Bekir Sağra  Kara ve Deniz avcısıydı. Gençliğimizde rıhtımdan Yason bununa kadar deniz kenarında avlanmadığımız balık vurmadığımız kayalık dibi yoktur.Bekir Sağra’nın  En büyük zevklerinden birisi annesi  Rahmetli Kaniye hanım teyzenin Bakır dövme büyük kulaklı tavasında deniz kenarında vurup kuru kargalak ateşinde  pişirdiğimiz Karagöz balıklarını sevdiği  yakın dostlarına ikram etmesiydi,birlikte yemekti.

        Bekir kardeşimle  yaylada  ve deniz kenarında  bu güzellikleri yaşadığım için aynı avcı çadırlarımızda  Onunla dostluk arkadaşlık yaptığım için ve de  ailece görüştüğüm  için onu yakından tanıyan bir arkadaşı olarak mutluyum.

         Kaderde Bekir kardeşimin  mezarına kürekle toprak atmakta varmış.

Sevgili eşi Gülin Sağra ile Sevgili Oğlu Kahraman Sağra’ya ailesine ,onu seven can  dostlarına  baş sağlığı  ve  sabırlar , canım arkadaşım  Bekir Sağra’ya Allahtan Rahmet diliyorum. O’nu unutmamız mümkün değil.

            Işıklar içinde yat sevgili kardeşim.    

 


 

 

                            ŞİMDİ HİZMET ZAMANI..

 

30 Mart 2014 mahalli seçimlerinde Ordu Halkının çoğunluğu  tercihini   AK Partiden yana kullandı 19 İlçe ve Büyükşehir belediyesinde bundan böyle  AK Parti bayrağı dalgalanacak.

     

    Parti rozetlerini bir tarafa bırakacak olan AltınOrdu Belediye Başkanı Engin Tekintaş ile Büyükşehir Belediye Başkanı Enver Yılmaz Ordu Haklına seçim öncesinde verdikleri hizmet sözü dahilinde  seçim programlarını hayata geçirmek için çalışacaklar.

     Yeni bir dönem başladı.

     Eski Belediye Başkanı Seyit Torun’dan Belediyeyi ve Başkanlığı devir alan Engin Tekintaş Belediye Başkan yardımcıları ile makamlarına oturdular. Büyükşehir Belediye Başkanlığını kazanan Enver Yılmaz Eski İl Özel İdare binasındaki yeni  makamına ise ilk defa seçilen Büyükşehir Belediye başkanı olarak  makamını kimseden  devir almadığı için rakipsiz  oturdu.

    Belediye kadrolarını çalışma arkadaşlarını zaman içinde belirleyecek olan başkanların artık tek  bir hedefleri var.

     Oda Ordu’nun refah seviyesinin yükselmesi  Büyük Şehre yakışır  bir ortamda şehrin imar planlarının  güzelleştirilmesi ,geliştirilmesi  özellikle  huzurlu bir Turizm Kenti olması için  adaletli , huzurlu bir ortamda hizmet çıtasının   yükselmesi diye düşünüyorum ..

     Yaşımın gereği  Ordu’nun yakın  geçmişteki Belediye Başkanları  Fazıl Sözer , Veysel Akgün,Kazım Türkmen, Fikret Türkyılmaz ,Seyit Torun’un seçimle gelen ikişer dönemlik Başkanlık  hizmet yıllarını , ayrıca iki dönem Belediye Meclis üyeliği Encümen ve  İmar komisyonu üyeliği ile  1977 yılından günümüze  Ordu’muzda Gazetecilik  yapan bir Ordu insanı   olarak iyi biliyorum.

         Seçilmiş Belediye Başkanlarımız ile 1960 ihtilalı sonrası Ordu’ya atanan Paşa Vali , Belediye Başkanı Nermi Alyanak ile  Belediye Başkanı olarak bir süre görev yapan Albay Halit Kahraman’ın çalışma zamanlarını da   da çok iyi hatırlıyorum.

       Başarılı oldular..olamadılar ona Ordu halkımız karar verir.

       Anlatmak istediğim zaman zaman görev yapan her Partinin Belediye Başkanları göreve başladıkları yıllarda imkanları nispetinde hizmetin çıtasını yükseltmek için çalıştılar mesai harcadılar. 

     Dönemlerinde  çalışan , Ordumuz için kalıcı güzel hizmetler bırakan hizmetin çıtasını ı yükselten  ve başarılı olan Belediye Başkanlarını halkımız daima güzelliklerle anacaktır.

      Halkımızın seçtiği ,Ordu’da  yeni bir dönemin Belediye Başkanları Engin Tekintaş ve Enver Yılmaz’ı kutluyor Ordumuz için başarılı olmalarını  diliyorum.

     Onlar  Ordu’ya hizmet etmek için  söz verdiler seçildiler  ve kadrolarıyla çoğunluktaki Belediye Meclis üyeleriyle yeni dönem için görevlerinin başındalar.

 Şimdi hizmet zamanı,çalışma zamanı


 

  TURNALIK

   HES   DANIŞTAYDA...

         Çambaşı yaylası Turnalık mevkiinde Vosvos kampının yapıldığı İkidere mevkiinde  HES projesi çalışmaları binlerce yetişkin Çam ve Ladin ağaçlarının kesimi ile başlamış tı .

      Turnasuyu ırmağının bir kolu olan İkidereden  açılacak büyük tünelle  suyun melet ırmağına aktarılması çalışmaları devam ediyor.

        İkincisi Yine ikidere mevkiinde gövde yüksekliği 60 metre olacağı söylenen  bir baraj çalışması yapımı   bittikten sonrası Vosvos kamp yeri dahil Türkmen obasının altına , Çelikkıran Obasında  Belde otelin kayaların üzerindeki yayla  evinin önüne kadar olan büyük bir bölge sular altında kalacak.

     Turnalık   İkideredeki balık çiftliğinin olduğu bölge, Çelikkıran obasının ve Türkmen obasının eteklerine ,kadar ki o Doğa harikası vadi yeşil  Çevre   HES Regülatörü uğruna  doğa ve  çevre katliamına uğradı. O güzelim vadi eski su değirmeni dahil  bölge sular altında  kalacak

           Bu yeşil vadiyi  iyi bilen yaylacılardan  birisi olarak    da benim  üzüntüm farklı.

       

      Bu anlamda Doğacılara ve çevrecilere  Vosvosçulara, çevre halkına  sıcak görünmek isteyen HES yetkilileri  su altında kalacak İkideredeki Vosvos Kampı platformu nu Turnalıkta Odun deposunun arkasındaki  düz alana taşımış ve buraya 140 milyar tl  masraf etmişler. Yetkilisinin söylediği rakam bu...!

       ?..

Ordu’muzda  melet deresi  üzerindeki  HES’lerin   doğa talanına karşı Çıkan bazı yerlerdeki HES çalışmalarını yöre halkı ile birlikte  mahkeme kararı ile durdurma kararı aldıran Coşkun Türkeli,  ve arkadaşları Çevrenin Korunması ile  ilgili Doğanın talanını ve  Çevre kirlenmesini önlemek için Anayasanın 56. maddesinde yazılı olan  “ Herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, Çevre Sağlığını korumak ve Çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir” ilkesinden hareketle Çevrenin görüntüsünü bozan Çevreye zarar veren her hareketin karşısında mücadelelerini sürdürüyorlar.

        ...Ve bu anlamlı  mücadelenin son halkalarından sadece birisi Turnalıktaki Orman ve Çevre katliamının sorumlusu   HES  Regülatörüdür...

 

               GÖZLER   DANIŞTAYDA

       

         Coşkun Türkeli ve arkadaşlarının Danıştay Başkanlığına gönderilmek üzere  İdare Mahkemesi Başkanlığına  bölgede Yürütmeyi Durdurma  istemiyle Çevre Ve Şehircilik Başkanlığına yazdığı  dilekçesinde özetle şunları belirtmiş.

           ÇED olumlu kararının iptal istemiyle açmış olduğumuz dava  Süre aşımı nedeniyle ve davacıların orada ikamet etmedikleri gerekçesiyle Ehliyet Yönünden REDDİNE karar verilmesi sonrası

         Türkeli ve arkadaşlarının Danıştaya yazdığı dilekçesinde Kabadüzde yapılan  ilana,  yapılan hoparlör duyurusunun 40 km uzaktaki  Çambaşı yaylasında duyulması mümkün müdür diye sordu.

         Çambaşı yaylası,Turnalık mevkiindeki HES Çalışmaları ,Hes raporuna itiraz eden  Ordu Doğa Yaşam Alanlarını Koruma Platformu üyesi Coşkun Türkeli ve arkadaşlarının açtıkları davanın “ süre aşımı ve davacıların bölgede ikamet etmedikleri gerekçesi ile RED edilmesi  üzerine itiraz ederek konuyu Danıştay’a götürdüler  konuyla ilgili Türkeli şunları açıkladı.

      “ Kabadüz ilçesinde yapılan Hoparlör duyurusunun 40 km uzaklıkta duyulması mümkün müdür. Onun içindir ki süre aşımı yönünden davanın RED di hukuki değildir.İlanlar ve asılı  duyurular herkesin duyup göreceği şekilde yapılmamıştır.

          T.C yasaları,ilgili mevzuat Vatandaşların hukuk hakları ,insan hakları idari istikrar uğruna yok mu sayılıyor. Mutlaka ülkemizin yasal mahkemeleri ,müracaat yerleri tüketilip hakkımızı hukukumuzu Avrupa Birleşmiş Milletler nezdinde ülkemizin imza koyduğu yerlere mi giderek arayalım. Gecikmiş adalet mi geciktirilmiş Adalet mi ?..

          Ülkemizin Hukuku tükenmeden Danıştayımıza müracaat ediyoruz.”

           Saygılarımla...

          Coşkun Türkeli

 

       ZAMANIN TANIĞI

           GAZETECİ

        

 

27 Mart 1972 de Ünye’de Nato Üssünde görevli  Üç İngiliz Teknisyeni  Deniz Gezmiş,Yusuf Arslan  Hüseyin İnan’ın  idam kararlarını durdurabilmek için Mahir Çayan Ertuğrul Kürkçü Cihan Alptekin ve arkadaşları tarafından Ünye’den kaçırılma olayının ardından Rehinelerle birlikte Kızıldere de Muhtarının evinde tutulması haberi gazetelerde manşet olmuştur.

        30 Mart 1972 karlı bir kış günü Günaydın Gazetesinin Ordu Muhabiri olan  Gazeteci Ahmet Gürpınar Telefonla Ankara’da Gazetesinden  bir talimat alarak Niksar’a bağlı Kızıldere köyünde Muhtarın evinde etrafı Askerlerle çevrilen bölgeye haber yapmak için görevlendirilir.

         Ordu’dan Ünye’ye giden Ahmet Gürpınar orada kiraladığı bir araçla Niksar Kızıldere köyüne doğru  hareket eder. Belirli bölgeye gidince Askerlerin tuttuğu yolda aracından indiğinde Gazeteci Uğur Gürsoy ve Gazeteci Erol Ataşan’la ve bazı gazetecilerle  karşılaşır.

       Güvenlik için yolu  kapatan  Askerler buradan sonra geçemezsiniz yasak derse de Hürriyet Gazetesinin muhabiri Uğur Gürsoy gazeteci olduklarını köye yani Kızıldereye gideceklerini söyleyerek isterseniz bizi vurun der. Oradaki komutan da gazetecilere üssünden aldığı talimatla  yol verir.

        Bir zaman sonra yürüyerek dağın yamacına köye doğru   yola çıkan ekipten Uğur Gürsoy ve Erol Ataşan yola kilolarından dolayı  devam edemezler. Genç  Muhabir gazeteci Ahmet Gürpınar Silah seslerinin geldiği yöne doğru  bir İngiliz gazeteciyle birlikte  tedirgin olsa da devam eder.

        Uzun ve zorlu bir yaya yolundan sonra silah seslerinin sustuğu evin önündeki  bölgeye gelirler . Silahlı çatışma olmuş Ortalık toz dumandır yine komutandan aldıkları izinle evin ve  çatışmada ölenlerin fotoğraflarını çekmeye başlarlar.

       Teslim olun ihtarına rağmen  Mahir Çayan silahlı çatışmada  Çatıda  diğerleri evin içerisindeki sahanlıkta  güvenlik güçlerince vurulmuştur. Evin her tarafı delik deşiktir. Ölüler evin avlusunda bir araya getirilmiş kimlik tespiti yapılmaktadır görünen manzara korkunçtur.

 

            SAMANLIKTAKİ

        ERTUĞRUL KÜRKÇÜ

    Kızıldere’de  Evde vurulan dava arkadaşları arasında  Ertuğrul Kürkçü nün cesedi bulunamamıştır. Gün ağarınca  yapılan çevre araştırmasında  Evin altındaki samanlıkta gizlendiği yerde Ertuğrul Kürkçü  sağ olarak yakalanmış.

     Genç gazeteci Ahmet Gürpınar Kızıldere’de çektiği çok özel olay fotoğraflarıyla birlikte gece Niksar’a geçer. Ertesi gün bulduğu ilk otobüsle Ankara ulaşır .

     Ulus’ta   Rüzgarlı sokakta bulunan Gazetesi Günaydın’ın bitişiğindeki  Yeni İstanbul Gazetesine sehven çıkar. 1972 de Türkiye’nin Ulusal Gazetelerin  Gündemine oturan İngiliz Rehinelerin Kızıldere’de Muhtarın evinde Mahir Çayan ve arkadaşlarınca kafalarına kurşun sıkılarak katledilmesi  sonrası Kızıldere’de gelişen Rehine  olayının dehşet verici son fotoğrafları Gazeteci Ahmet Gürpınar’ın fotoğraf makinesindedir. Bir gazetecinin yaşayabileceği en dehşet verici flaş  fotoğraflardır bunlar.

       Gazeteci Gürpınar Kızıldere olayını anlatınca hemen makinesinden alınan film banyo edilir ve Yeni İstanbul gazetesinin yazı işleri müdürünün odasında bu filmlerin karşılığında büyük paralar teklif edilir. Gazeteci  Ahmet Gürpınar yorgunluktan yaptığı hatayı anlar Para teklifini kabul etmez ve bitişiğindeki  Günaydın gazetesine geçer. Ertesi gün Katliam evinde çekilen Kızıldere’deki Dehşet Fotoğraflar Gazetesinin birinci sayfasında manşet haberdir.

         

                   YİNE MART AYI....

                

         Her şey iyi güzelde bunları 42 sene sonra neden Mart ayında  yazıyorum. 68 Kuşağı sonrası gençler bu olayı bilmezler.

         Geçtiğimiz günlerde Milletvekili Ertuğrul Kürkçü Ordu’ya Halkların Demokratik  Partisi HDP’ nin Parti binasının açılışı için geldi Ordu’nun caddelerinde Tulum havasıyla gezdi gülücükler attı,

          Caddede  kırmızı karanfiller dağıtıldı. Şehirdeki cadde  turu sonrası Parti binasına girdikten sonrada büyük hadiseler oldu. Türkiye’nin bir çok ilinde olduğu gibi Ordu’da da  HDP’ye tepkiler vardı caddeye asılı Parti bayrağını indiren MHP’li bir gurup genç caddeye  Türk Bayrağını astılar.

       Olayların daha da büyümesini MHP Ordu Büyükşehir Belediye Başkan adayı MHP Ordu eski Milletvekili Cemal Enginyurt engelledi,gençleri sakinleştirdi.

            Milletvekili Ertuğrul Kürkçü Parti binasından bir ticari  taksiye bindirilerek uzaklaştırıldı.

 

       Kızıldere’de  Ertuğrul Kürkçü,  Saffet Alp ,Mahir Çayan Cıhan Alptekin ,Nihat Yılmaz ,Sinan Kazım Özüdoğru ,Sebahattin Kurt.Ömer Ayna vardı. Ünye Nato Radarında görevli  İngiliz rehinelerin evde  öldürülmesi sonrası Asker  ağır silahlarla Kızılderede Rehine evine ateş açtı evdekiler öldürüldü...

                  Samanlıkta saklanan  Ertuğrul Kürkçü dışında...

                      

      1972 senesinde 42 yıl öncesi  Kızıldere’de Yaşanan zamanın canlı  tanığı Gazeteci  Ahmet Gürpınar’dır.

 

12 YÜREKLİ ADAM

 

         Kültür ve Turizm Bakanlığının maddi katkıları Ordu Sanat evi ORSEV’in  desteği  Ordu Milli Eğitim Müdürlüğü ve İl Müftülüğü’nün katkıları ile  Yazar Tayfun Türkeli’nin kaleme aldığı  Yönetmenliğini  Yasin Akyüz’ün yaptığı  “Naa’şı Muhteremler”  adlı iki perdelik oyun  Atatürk Kültür Merkezi AKM’deki ,Gala gecesinde yoğun ilgi gördü ve  alkışlanmıştı.

       Ordu bölgesinden 12 İmamlarının başarıyla sahnelediği  Naaş’ı Muhteremler’in Gala gecesinde ORSEV Başkanı Sevinç Özel yaptığı konuşmasında “ ORSEV 21 yıldır çok geniş bir sanat yelpazesinden Ordu Kültür ve Sanat’ına önemli katkılar sağlıyoruz, Halkın Kültür Sanatı ile halkımızı buluşturuyoruz Ordu’nun Kültür sanat  ve sosyal hayatına güzellikler  getiriyor ve renk katıyoruz  derken  başkanlığını yaptığı  Sanat Evi adına çok mutluydu. Alkış aldılar. Ordu Valisi Kenan Çiftçi Belediye Başkanı Seyit Torun , Orsev Başkanı Sevinç Özel sahneye çıktılar  sanatçı İmamlarımızı  tek tek kutladılar başarılar dilediler. İmam sanatçılar  gördükleri ilgi karşısında mutlu oldular .

       Kültür ve Turizm Bakanlığı ve  Orsev’in  Sözleşmesi  gereği 25 oyunda sahne alacak 12 İmam kadrolu Tiyatro  sanatçılarından Cumhuriyet Köyü imamı Ethem İyigün’ün oyun sonrası  A.A ya söylediği  şu sözleri çok önemli .

     “ Oyunun provaları için 30 kilometrelik yoldan gelerek çalışmalara katıldım. Bu gün iyi ki Tiyatro yapmışım diyorum. Tiyatro çok güzelmiş. Herkese tavsiye ederim. Yaptığımız bu işle İmamlara imkan verilmesi durumunda neler yapabileceğimizi herkese gösterdik. Bu anlamda çok gururluyuz”

         Ordu Sanat Evi Orsev de sahne alan  Sanatçı İmamlar Adem Günaydın, Abdurrahman İşbakan, Ethem Eyigün, Ferhat Çakmak, Fatih Yücedağ, Ferit Bulut, Mithat Karakaya, Mustafa Temiz, Murtaz Türkmen, Niyazi Karakaya, Osman Kılıç , Sezai Bayrak ile Oyun yazarı Tayfun Türkeli ve Oyunun Yönetmeni Yasin Akyüz’ü, özellikle  sanatçı  imamlarımızı tekrar tekrar  kutluyoruz.

           Ve  12 Yürekli Adam’ın ,12 Yürekli İmamın  yüreğine sağlık diyoruz.

       
  
OBKT'NUN 50 . GURUR YILI

 

Ordu Belediyesi Karadeniz Tiyatrosu OBKT Kuruluşunun 50.Yılını  Yönetmen T.Murat Demirbaş’ın sahneye koyduğu Turgut Özakman’ın “Bir Şehnaz Oyun” adlı Tiyatro eserini Protokolün ve  seçkin davetlilerin katılımı ile Atatürk Kültür Merkezinde   Belediye  Başkanı Seyit Torun’un tabiri ile “OBKT’ye yakışan bir oyun” sonrası seyircinin ayakta alkışlarıyla kutlandı.

    Beğenilen 2 perdeli müzikal  oyun sonrası   50 yıldır Ordu’da Sanata ve sanatsever Ordu’lulara sahne  perdelerini kapatmayan  OBKT’nin 50.Yıl Pastası Sanat sever Ordu’luların alkışları arasında  nice yıllara dilekleriyle kesildi.

     OBKT Sanatçılarının ve Özel Davetli Sanat adamlarının kutlamaya katıldığı sahnede bir konuşma yapan Ordu’lu ünlü Tiyatro Sanatçı Ali Poyrazoğlu şunları  söyledi.

     “Hayatında ilk defa Fatsa’da bir fındık deposunda sahneye çıktığını belirterek “ baktım ki keyifli bir iş sahneye çıkmak ben bu işte kalayım ve diğer işlerden vazgeçeyim dedim..

     İyi ki de öyle yapmışım.diyerek sürdürdüğü   güzel konuşmasında

        “ Türk Tiyatrosu hareketinin başlatıcısı Muhsin Ertuğrul ve onunla birlikte bu davaya gönül vermiş bugün aramızda olmayan tüm arkadaşları Başta Ergun Köknar ve Suna Pekuysal  OBKT’de 50.yılın yürüyüşünü başlattılar. Sevgili dostum arkadaşım Uğur Gürsoy da burada yoklar onların şahsında buraya kadar emek vermiş bütün oyuncu kardeşlerimi Türk Tiyatrosuna emek vermiş hocaları başta Özdemir Nutku beyefendi’yi kutluyorum.

           Ve hepimiz onların çırağıyız , bu davaya gönül vermiş herkesi şükranla ve sevgiyle , arkadaşlarımla birlikte önlerinde eğilerek selamlamak isterim.

 Burada olmak benim için çok önemli bir anıya dönüştü. Başkan Seyit Beyide sevdim. İnşallah buraya tekrar gelirim bir şeyler yapmak için sizlerle olmak için.

     Başkan Seyit Bey çok inanmış aklı başında bir insan.Kendisini çok sevdiğim için bunu söyleyebilirim. Zihni net önünü görebilen  her şeyi yerli yerine oturtmuş ve kültürle ve sanatla bir toplumun bir kentin varabileceği farklı çizginin bilincinde bir belediye başkanı görüyorum.

         Kentin daha yaşanabilir bir hale gelmesi ,insanların umutlarını kaybetmeden  bütün olan bitene karşı yaşama yeniden merhaba diyebilmeleri için uğraşacak bir adam Şanslısınız diyerek konuşmasını bitirdi...

     50.yılda OBKT’nin  sahneye koyduğu Muhteşem Müzikal oyun izleyenlerin büyük beğenisiyle ve alkışları ile son bulduğunda Atatürk Kültür Merkezi  Halk Eğitim Salonu olarak 1964’de  OBKT’nin ilk oyunu  Ergun Köknar’ın sahneye koyduğu HÜLLECİ ye de sahnesinde ev sahipliği yapmış olmanın gururunu yaşadı bence..

      4 Ocak l964 de  Halk Eğitim Salonunda  Tahta sandalyeler üzerinde nefeslerimizi  tutarak izlediğimiz Ergun Köknar, Suna Pekuysal, Orhan Gürses Halis Yamak, Aydın Üstüntaş, Halis Şahin,Aydın Üstüntaş, Metin Güven, Uğur Gürsoy, Mustafa Gencer, Fatma Aksoy, Yalçın Şener ,  Fatma Demirkan, Gülçin Üstüntaş’ın oynadığı OBKT’nin sahneye koyduğu  Reşat Nuri Güntekin’in   HÜLLECİ oyunu   geldi aklıma.  OBKT’nin  bu iki oyununu da seyreden izleyici  olarak ayağa  kalktım Bravo..Bravo diyerek OBKT tiyatyomuzu daha bir başka alkışladım.

        OBKT’muzu  bu günlere getiren ,50 sene içerisinde  sahneye konulan yaklaşık 120 yetişkin oyuna  emeği geçen herkesi kutlarım.

         Özellikle Belediye Başkanı Fazıl Sözer den

         Belediye Başkanı  Seyit Torun’a kadar .

        Yüreklerine sağlık..