
Gördüklerimiz
Duyduklarımız!..
TUNCER ENGİN
“EĞRİ OTURUP
DOĞRU KONUŞURSAK!..”
Ordu Belediyesinin sosyal ve kültürel çalışmalarından dolayıdır ki yazdığımız yazılar olmuştur da..
Hani bir söz vardır “ Sezar’ın Hakkı Sezar”a derler ya..Kültür sanat Festival etkinliklerde Ordu’nun adını uluslar arası platformlarda gündemde tutmak adına Ordu Belediye Başkanı Seyit Torun’un yaptığı güzel organizeleri de tekrar yazmadan geçmeyeceğim.
Ordu Valiliğinin ve Ordu Belediyesinin destekleriyle
Yapılan,zaman zaman kesintiye uğrasa da Ordu Altın Fındık Şenliklerinde Çeşitli sanat dallarında etkinlik yapan yerli yabancı toplulukların sanat gösterilerini yıllarca takip ettik, zevkle izledik alkışladık...
Ayrıca Ordu Belediyesinin yaptığı güzel etkinliklerin devamında 6.sı yapılan Uluslararası Çocuk ve gençlik Tiyatroları festivallerinin özel bir örnek olarak verebiliriz. Yine Ordu’da 20-23 Ekim 2011 tarihinde 2.si yapılan ve birçok yerli yabancı sanatçının katıldığı Edebiyat, Şiir festivallerini yine örnek verebiliriz.
Ordu’da Tiyatro kültürü ise zaten 80 senedir var..Sahnelerini seyircisine 1964 ten bu güne kapatmayan, Sanatsever seyircisi ile bütünleşen Ordu Belediyesi Karadeniz Tiyatrosu OBKT zaten var ve gösterimlerini zevkle izliyoruz..
Birincisi yapılan Uluslar arası Taş Heykel sempozyumu için Belediyemizin özel davetiyle Ordu’muza gelerek meşhur Ünye taşını sanatla buluşturan ,hayat veren görsellik kazandıran yerli yabancı heykeltıraşlarımızın şenlik kapsamında yaptıkları eserler ilgi ile izlenmiş ve şehrimizin muhtelif yerlerinde teşhir ediliyor.
Bu sene ikincini bekliyoruz...
Diğer festivallerde olduğu gibi Uluslararası Edebiyat şiir ve Tiyatro Festivallerinde de amaç Güzel Ordu’muzun Uluslar arası tanıtımda varlığından söz ettirmek ve Ordu’muzun sosyal kültürel tanıtımı değil mi..?
Bulgaristan,Macaristan,Yunanistan, Finlandiya, Ukrayna ve Makedonya’dan Ordu Belediyesinin organize ettiği Edebiyat festivaline katılan yabancı sanatçılarla beraber zevkle izlediğimiz Yerli sanatçılarımızın teşhir edilen eserlerinden gurur duyduk alkışladık.
Yerli yabancı sanatçılar memleketlerine döndüklerinde Ordu’daki anılarını mutlaka gündeme getiriyor yazıyorlardır diye de düşünüyoruz..
BULGAR SANATÇI ..
BİR ÖRNEK...!
İnternette Ordu Belediyenin Kültür ve Sanat köşesinde Sofya Fransız Lisesi öğretmeni Bulgar sanatçı Aksiniya Mihaylova’nın Ordu Edebiyat Festivalindeki izlenimlerinden alıntı yapalım :
“ II.Uluslararası Ordu Şiir Festivalinden döner dönmez Bulgaristan’ın önde gelen Edebiyat sitelerinin biri için verdiğim bir söyleşide Ordu’yu ve etkinliklerini tanıttım.
Ordu’nun bir Şiir Festivaline ev sahipliği yapması rastlantı olmasa gerek. Bu topraklarla ilgili efsane konularının, mitlerin, Avrupa ve Dünya edebiyatı ve sinema sanatları odağından hiç çıkmaması ;denizin burada da yarattığı o “bir başkalık” atmosferi, bölgenin kültür, birçok başka dinamiklerle ve nihayet şiiri her türlü etkinliğin olabilen başkentlerden çekip Ordu’ya taşıması bütün bunlar Ordu Festivalinin muhteşemliğini arttıran etkenlerdir.
Bir çok Avrupa Ülkesinde çok sayıda festivale katılmış biri olarak, Ordu’da gördüğüm sıcaklıkta ve incelikte bir yerel yönetim katılımı görmediğimi rahatlıkla söyleyebilirim.
Güler yüzlerinden sürekli olarak olumlu elektriklerini duyumsadığım Vali Bey saygıdeğer Belediye Başkanı ve değerli yardımcısı Özer Karadağ başta olmak başta olmak üzere ,etkinliğin koordinatörü Mesut Şenol, ışıklı yüzü ,şair ve organizatör Şinasi Tepe’nin iyimserliği ve kenti şiir limanına dönüştürme isteği unutamayacağım etkilerdir.
...benim ülkem de dahil, bir çok kültür kuruluşlarının kapatıldığı, edebiyata ayrılan finans fonlarının kesildiği ortamda Ordu yönetimi gibi” sağlıklı” bir çılgınlıkla şiire yatırım yapmak cesaretten başka ciddi bir öngörüde gerektirmektedir.
Ordu Belediye Başkanı Seyit Torun 2012’deki yapılacak Üçüncü Şiir Festivali için Ordu Şairler ve Edebiyatçılar Evi’nin açılışını yetiştireceklerini beyan etti. Sanat evinin binasının seçildiğini ve tadilat sonrası amacına uygun hale getirileceğini vurguladı...
Son olarak Ordu’da yaşadığım güzellikler için festival Organizatörlerine bir kere daha teşekkür ederken şunu söylemek isterim; Ordu yüreğini ve pencerelerini dünya şiirine açmış bulunmakta; şiir festivaliniz ise hazır bir gemi: Uzun yıllar Pupa yelken gitmesini dilerim!
Aksiniya Mihaylova
Bulgaristan
Çeviren :Kadriye Cesur.
“TELEFERİĞE BİN(E) MEYEN
ŞAİR...”
Ordu Belediyesinin düzenlediği 2. Uluslar arası Edebiyat Festivali için Bulgar sanatçı A.Mihaylova’nın düşünce ve görüşleri ve Ordu Festival Komitesi için güzel duygularını kaleme aldığı yazısını Belediyenin sitesinden okuduk.
Ordu’lu Şairimiz Gökhan Akçiçek’in Ordu Kent Gazetesinin internet sitesindeki Teleferiğe Bin(e)meyen Şair yazısının sitem dolu bir yerinde ki...
“ Gelelim meramımıza...satırları dikkat çekiciydi..
Gökhan Akçiçek yazısında ...
“Bu yılki edebiyat Festivaline yazar ya da şair olarak dahil edilmedim. Yani ,adımın orada o listede olmasından rahatsızlık duyan hazirun varmış..” diyordu..
Şairimiz Gökhan Akçiçek’in yazarlığı kitapları güzel şiirleri tartışılmaz. Ne var ki birincisinde olup ikinci Ordu Edebiyat festivalinde olmamasından duyduğu rahatsızlığı özellikle bir teleferik sohbetindeki “ Keşke mahkeme kararını bekleselerdi” demişim 80 yaşındaki bu zat’ı muhterem bu konuşmayı gidip belediyeye gammazlamış..şekilde ki kişisellik ve de sitem dolu sözlerini internette gündeme getirmesi sanat edebiyat dolu etkinlikteki kitapta yer alamayan diğer şairlerimize ve yazarlarımıza haksızlık diye düşünüyorum.
Ordu Belediyesinin Başkan ve yardımcısının sanata olan sıcak ve yakın ilgilerini , Sanatçı Gökhan Akçiçek’in Ordu’daki sanat ve Kültür birikimine olan katkılarını biliyoruz.
Bazı gazeteci arkadaşlarla da bir sohbette yine aynı şeyleri konuştuk...
Sanatın, Edebiyatın Müziğin ve de Sporun evrensel olduğuna inanıyoruz. Sanatın Teleferiğe binmeyle inmeyle bir alakasının olmadığını da düşünüyorum...
Oysaki şairimiz yazısında kişiselliğe önem vermeden..! 2.Edebiyat festivaline bir şekilde katılmayan veya katılamayan şairlerimizi de gündeme getirseydi daha sağlıklı , daha doğru olurdu diye düşünüyorum...
Yoksa yanlış mı düşünüyorum...!
Alkışlar ve mumlar
UĞUR MUMCU İÇİN..!

Ondokuz yıl önce evinin önünde aracına yerleştirilen C4 bomba ile katledilen Demokrasi şehidi araştırmacı-gazeteci-yazar aydın insan Uğur Mumcu CHP’nin organizesinde Ordu’da OBKT salonunda sevenlerinin hazır bulunduğu bir sevgi töreniyle anıldı.
Saygı duruşu ve İstiklal Marşımızın okunmasıyla başlayan tören CHP İlçe Başkanı Atila Şahin ,Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Recep Aydın ,Eğitim İş Sen Şube Başkanı Hikmet Pala ve Belediye Başkanı Seyit Torun günün anlamıyla ilgili birer konuşma yaptılar.Uğur Mumcu’yu anlattılar...
Gazeteci Uğur Mumcu’nun kendi sesinden İmam Hatip Liseleri ve İslam Enstitülerinden örnekler verdiği konuşmayı dinledikten sonra izleyenler yine Gazeteci İmam hatipli Başkanın konuşmasının öncesini talebelik yıllarını bilselerdi Recep Aydın’ın beğenilen konuşmasını ayakta alkışlanırdı diye düşünüyorum.
Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Recep Aydın’ın Demokrasi şehidi Gazeteci, Uğur Mumcu için söyledikleri sözler çok anlamlıydı...
Aydın’ın bu özel gündeki duyguları şöyleydi..
“ Ülkemizin keskin kalemlerinden birine sahip olan değerli meslektaşımızın kalemi kırılmayınca karanlık güçler tarafından ortadan kaldırılma yoluna gidilmiştir. Uğur Mumcu suikastı üstünden bunca yıl geçmiş olmasına rağmen cinayet kamuoyunu tatmin edebilecek bir şekilde aydınlatılamamıştır. Bu gün bile suikast ile ilgili çok çeşitli senaryolar konuşulmakta, yazılmakta,ancak cinayetin hangi karanlık güçler tarafından işlenildiği bir türlü ortaya çıkartılamamaktadır.
Uğur Mumcu’nun öldürülmesi sıradan bir suikast olarak değerlendirilemez. Uğur Mumcu’nun öldürülmeden önce araştırdığı ve kaleme aldığı olaylar göz önüne alındığında bunun ne kadar doğru olduğu anlaşılmaktadır.
Uğur Mumcu Ülkemizin ünlü kalemlerinden biri olarak,gazetecilik yaşamı boyunca, öncelikle Cumhuriyet’e sahip çıkmış, araştırmaları yazıları Türkiye’de pek çok illegal kesimi rahatsız etmiş, yürekli korkusuz bir meslektaşımızdı...
Kuşkusuz o sadece bir gazeteci olmanın ötesinde düşünceleri ve yüreği ülke sevdasıyla dolu, Cumhuriyet devrimlerine inanmış bir dava adamıydı.
Dinin siyasallaştırılması sorununu ilk o fark etti ve bunun tehlikelerini anlattı. O bugün yaşadıklarımız onlarca yıl önce görüp bizi uyardı.
Yakın çevresi tarafından etkin, coşkulu,çok okuyan, araştıran ve sorgulayan bir gazeteci olarak tanınmaktadır. Türkiye’de “laiklik”,”hukuk”, “insan hakları”, “demokrasi denildiğinde akla gelen ilk isimlerden biridir Uğur Mumcu’dur. Mumcu meraklı bir araştırmacı ,belge ve bulgularla konuşan bir gazetecidir. Özellikle hayali ihracat olayları silah ve uyuşturucu kaçakçılığı, İpekçi suikastı konularında yazılar yazmıştır. Cumhuriyet gazetesindeki GÖZLEM adlı köşesinin son konuları “Mossad ve Barzani” PKK-Uyuşturucu bağlantısı, PKK-Silah kaçakçılığı dır ...
Bütün bunları göz önüne aldığımızda Uğur Mumcu’nun sıradan bir köşe yazarından çok daha simgesel bir kişiliği olduğu ortaya çıkar. Laiklik,hukuk devleti, demokrasi ve insan hakları konusunda taviz vermeyen, ülkenin bölünmez bütünlüğü için kalemini kullanan Uğur Mumcu, bu anlamda simgesel bir kişilik kazanmıştır.
Sadece demokrasiye inanan insanların değil, gazeteci meslektaşlarının gözünde de bu anlamda bir yol gösterici olarak kabul edilmiştir.
Bu gün birçok yazar ve çizerin çok da suya sabuna dokunmadan yazdığını, düzene ayak uydurmak adına, bir yerlere entegre olduğunu, hatta bazen de kıvırdığını düşünürsek Uğur Mumcu’nun ölümüne kadar, Cumhuriyetçi, laik, Atatürkçü çizgisinden hiç ödün vermemesinin ne kadar önemli olduğunu daha iyi anlayabiliriz.
Uğur Mumcu bu dik duruşunun bedelini de yaşamı ile ödemiştir.
Kalemini bu ülkenin bağımsızlığı, bütünlüğü, demokrasi, insan hakları, laiklik gibi konuları savunmak için kullanmış bu değerli meslektaşımızı ölümünün 19. yılında saygı ve sevgiyle anıyoruz.”
Bu konuşmayı yürekten alkışladık..
Eline ağzına yüreğine sağlık ..
Alkışlar ve salonda yanan mumlar
Uğur Mumcu içindi....
1958 ANKARA
ÇİFLİK GAZİNOSU

Ankara’da 1958 Senesinde, Ulus’ta büyük bir lokantalı salonda yapılan geleneksel Ordu’lular gecesi sonrası ertesi gün Ordu’nun ünlü tüccarlarından Rahmetli Sıtkı Bacınoğlu Ordu Yüksek Tahsil Talebe Cemiyeti yönetimine Ünlü Çiftlik Gazinosunda bir yemek ziyafeti vermiş.
Sıtkı Bacınoğlu’nun Ankara’da yüksek tahsillerini yapan Ordu’lu gençlere verdiği bu yemek ziyafetinde bulunan ve Ankara Hukuk Fakültesinde o yıllarda öğrenci olan Avukat Yüksel Tarakçıoğlu nun fotoğraf albümünden ulaştığımız bu tarihi resme dikkatli bakar mısınız, kimler yok ki...
Çoğunluklada rahmetli olmuşlar...
Masanın başında oturan Ünlü işadamı Sıtkı Bacınoğlu,Ordu’nun iki dönem Belediye Başkanlığını yapan Veysel Akgün, Avukat Rüstem Çelebi, İşadamı Orhan Aslan, Avukat Hüsamettin Çelebi, Avukat Orhan Kulaçoğlu, Hüsamettin Felek, Fahri Çelebi, Samsun eski Karayolları Bölge Müdürü Taylan Ataoğlu, Avukat Ahmet Göncü, Edebiyat Öğretmeni Gülten Engin, Fizik Öğretmeni Saliha Uysal, Olcay Özgüven, Yalçın Aydın, Avukat Rüstem Çelebi.Avukat Yüksel Tarakçıoğlu..
54 yıl önce Ankara’da çekilmiş olan bu anı fotoğrafındaki Ordu’lu talebelerin isimlerini Avukat Yüksel Tarakçıoğlu ve Fahri Çelebi’den tespit edebildik.
Hayatta olanlara sağlıklı uzun ömürler ölen değerli büyüklerimize Allahtan rahmet dileriz...
Hoş geldin Ali Tahir bebek…
Değerli gençlerimizden Özlem / Hüseyin Köksal çiftinin Sevgi Doğum Hastanesinde
ALİ TAHİR KÖKSAL
Adını koydukları bir erkek çocukları dünyaya gelmiştir.
Yaşıtı genç kızlarımıza duyururken, anneanne Firuzan Köksal’a gözaydını, gençlerimize mutluluk, Ali Tahir bebeğe sağlıklı bir yaşam dileriz.
AYHAN- TUNCER ENGİN
ALKIŞLAR SANAT İÇİN,
ORSEV İÇİN...

15 Ocak 2012 akşamı Kültür ve Turizm Bakanlığının sanata ve sanatçıya katkılarıyla Ordu Sanat evi ORSEV’in sahnesinde hazırlanan Ray Conney’in yazdığı ,Mustafa Kırca’nın Sanat yönetmenliğini yaptığı “Hangisi Karısı” adlı iki perdelik oyunun galasındaydık.
Orsev’in kurulduğu l991 senesindeki ilk oyunu “Dol Karabakır Dol” dan sonra Orsev’de sahnelenen 22.oyunu “Hangisi Karısı” adlı eseri Ordu’da Orsev’in küçük gönüllerdeki büyük sahnesinde Orsev’in amatör ama bir o kadar da profesyonel sanatçılarının sahnelediği iki perdelik oyunu seçkin misafirler ve sanatın dostları oyunun galasında zevkle seyrettiler alkışladılar..
Orsev’imizin çalışkan başkanı Sevinç Özel’in Oyunun tanıtım kitapçığındaki şu sözlerini alıntı yapmadan geçemeyeceğim.
...“Oyunumuza hoş geldiniz,
Biz Ordu’da sanatın adresi olarak sanatın tüm güzelliklerini kurulduğumuz 1991’der beri sizlere en iyi şekilde sunmaya çalışıyoruz.
Ordu’nun kültür sanat ve sosyal yaşamına bir damla iz bırakan kişi ve kurum kendini mutlu saymalıdır. Bu konuda bizim de payımızın olduğunu düşünüyoruz. Gururluyuz.
Memnuniyetle ifade etmek isterim ki bu yıl şehrimizin kültür ve sanatına katkılarımızdan dolayı Valimiz sayın Orhan Düzgün’den teşekkür plaketi aldık.Mutluyuz.
Ordu’ya sanat adına güzellikler getiren ve renk katan ORSEV Ordu’nun tanıtımına da katkılar sağlamaktadır. Yoğun bir şekilde sürdürdüğümüz diğer sanatsal etkinliklerimizin yanı sıra tiyatroda bizim vazgeçilmezimizdir.”
Başkan Özer’in bu tespit ve duygularına katılmamak mümkün değil.
Orsev’in gönüllü amatör tiyatro sanatçılarına gelince onlar tek kelimeyle harikaydılar. Sanat yönetmeni Mustafa Kırca’ya gelince..
Emeğine ve yüreğine Teşekkürler.
Yaklaşık sekiz senedir Sanatevi Orsev’imizin başkanlığını yönetim kurulu arkadaşlarıyla sanatçı dostlarımızla özverili bir şekilde sürdüren Sevinç Özel bizce sanata gönül koyan dostlarıyla, Ordu’da sanata ve Orsev’e destek veren başta Kültür ve Turizm Bakanımız Ertuğrul Günay,Valimiz Orhan Düzgün ve Belediye Başkanımız Seyit Torun’na ne kadar teşekkür etse azdır.
Tabii sanat severler olarak biz de..
Ordu Sanat Evi Orsev Ordu’da sanat ve kültüre gönül koyan, destek veren sivil toplum örgütlerinin öndeki kuruluşudur.
Orsev Ordu’da 21 yıldır Kültürde ve Sanatta bir marka olmaya özen göstermekte bu yolda ağır adımlarla yoluna devam etmektedir . Bu özel görüşümü ve duygularımı Kuruluşundan bu güne Orsev’e olan sevgimi daha öncede yazmıştım yine yazıyorum.
Orsev’e emeği geçen herkesi saygıyla selamlıyorum kutluyorum....
İyi ki varsınız sanata gönül koyan dostlar..
İyi ki varsın sevgili başkanım Sevinç Özel..
İyi ki varsın ORSEV...
Ve ..Alkışlar sizler için
BAKANLARIN ORDU
PROGRAMINDAN NOTLAR...!

Ordu’nun evlatları Kültür ve Turizm Bakanımız Ertuğrul Günay ile İçişleri Bakanımız İdris Naim Şahin 13-14 Ocak tarihlerinde Şehrimizde yeni yapılan Üç Turistik Otelimizin açılışlarını yapmak ve bir dizi incelemelerde bulunmak üzere resmi programlı olarak Ordu’daydılar..
İçişleri Bakanı Şahin’in Fatsa programları sonrası Saat 14’te Ordu’ya geleceği basın bülteninde belirtilmişti.
Balıktaşı otel’e Perşembe geç saatlerde gelen Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’a Ordu’daki yakınları ve dostları sabah programında karşılaştılar hoş geldiniz dediler.
Kısa bir sohbet sonrası Balıktaşı Otelden ayrılan Bakan Günay İlk önce otelin kapısında Valiliğin siyah makam aracına takılan 0025 numaralı Kırmızı Bakan Plakasının değiştirilmesini, sivil plakanın takılmasını istedi, Koruma eskortunu’da istemedi doğruca şehir mezarlığındaki Babası ve Annesinin mezarlarını ziyarete gitti.
Saat 10.30 da program gereği Sıtkı Can caddesinin başlangıç yerindeki eski Vali konağının önüne geldi Ordu Valisi Orhan Düzgün Belediye Başkanı Seyit Torun ve Ankara’dan gelen daire müdürleri ve gazetecilerle beraber 18.yüzyıldan kalma tarihi değeri olan Vali konağının dış demir kapısından içeri birlikte girdik.
Çocukluk yıllarımızda İsmetpaşa Orta okulundan arkadaşımız olan Eski Ordu Valisi Nusret Budunç’un oğlu Arif ile birlikte bahçesinde manolya ağacının altında oynadığımız konaktaki günlerimizden anlatmağa başladı o zamanki konağın içini iyi biliyorduk çocukluk anılarımız tazelendi..
18.yüzyıldan kalma Eski tarihi Vali Konağının harabe halini ve etrafındaki çarpık betonlaşmayı görünce de üzüldü . Bakan Günay eski Vali Konağının bugünkü haliyle imar vahşeti içerisinde olduğunu, ikinci kattaki yuvarlak KORİNT tarzı sütunlu balkona ilave yapılan beton Merdiveni ve etrafındaki çarpık betonlaşmayı gazetecilere göstererek “ çekin bu görüntüleri çekin tek kelimeyle vahşet böyle bir tarih düşmanlığı sergilenemez .Türkiye bir dönem bunları yapmış Nereden geldiğimizi,nasıl bir vahşet döneminden nasıl bir ilkellik döneminden geldiğimizi anlayın” dedi...
Zamanın Özel idaresinin sattığı binanın çok hissedarı olduğunu söyleyen Vali Orhan Düzgün “Konağın yeniden kamulaştırılması ve eski haline getirebilmemiz için mahkemenin bitmesini bekliyoruz.”diye konuştu ..
Bakan Günay her gittiği yerde ve sokakta hemşerilerinden büyük ilgi ve alaka görüyor.Onlarla selamlaşıyor ellerini sıkışıyor sohbet ediyor hatırlarını soruyor.
Eski Vali konağı incelemesi çıkışında eski dostlarından Ömer Duran ve Baba dostu Rasim Aydemir’i (Cılı) kapıda görünce hatırlarını sordu kucaklaştı ve özellikle beni de yanına çağırarak bir hatıra resmi çektirdi.
Program gereği ve sırasıyla Kültür Bakanlığınca satın alınan tarihi Sağra konağında incelemeler yaptı Vali Düzgün’den bilgiler aldı.Bakan Günay ve beraberindekiler Sağra Konağın karşısındaki Paşaoğlu Konağına müzeye geçti müzenin çıkışında balkona geldiğinde Trafiğin yolu kapadığını görünce Müzenin Balkonundan görevlilere seslendi hemen yol trafiğinin açılmasını istedi vatandaşın mağdur edilmemesi için talimat verdi yolu trafiğe açtırdı.
Köprübaşı mevkiinde eski yerinde Yapımı tamamlanan ve Hayırsever İşadamı Vedat Türkmen tarafından Babası ve Annesi adına yaptırdığı Meliha-Lütfü Türkmen Güzel Ordu İlköğretim okulunda incelemelerini sürdüren Bakan Günay Baba Lütfü Türkmen’e ve Hayırsever Oğlu işadamı Vedat Türkmen’e Okulun yapımından duyduğu memnuniyetini belirtti Türkmen ailesine teşekkür etti. Okulun kapısında hatıra resmi çektirdi.
ORDU TURİZMİNE
KAZANDIRILAN
3 TURİSTİK OTEL...
Cumartesi Öğleden sonra İşadamı Mustafa Poyraz’ın Atatürk Bulvarı üzerinde yaptırdığı ikinci Balıktaşı City Otel’in Saat 14.00 deki açılışına Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin Ordu Milletvekilleri Fatih Han Ünal, Mustafa Hamarat,İhsan Şener, İdris Yıldız Ordu Valisi Orhan Düzgün Ordu Belediye Başkanı Seyit Torun Sinema Sanatçısı Kadir İnanır’la geldiler .
Seçkin Davetlilerin de hazır bulunduğu Balıktaşı City Otel’in açılış törenine katıldılar otelin açılışını birlikte yaptılar.
Ordu’lu Bakanlarımız Ertuğrul Günay ve İdris Naim Şahin sırasıyla ve saat farkı ile Yine Ordu’lu işadamı Ufuk Ateş’in Eski Plaj yolunda yaptırdığı Uluslar arası marka olan Hampton by Hilton Oteli ile Rıhtım mevkiinde Anemon Otelleri zincirinin Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Akçura’nın öncülüğündeki 17.halkası Anemon Ordu Otelinin açılışını yine seçkin davetlilerin katılımıyla ve ünlü Halit Kıvanç’ın sunumu ile Ordu’muza Hayırlı olsun dilekleriyle gerçekleştirdiler.
Bizler de aynı dileklerimizle kutluyoruz. Ordumuza yatırım yapan işadamlarımıza teşekkür ediyoruz.
Ordu Turizmine kazandırdıkları Yeni güzel ve Marka Otellerinin Hayırlı olmasını diliyor ve bol kazançlar getirmesini temenni ediyoruz......
KAHVECİ MELİK..
VE VARDARLAR..!

1960’larda Sırrı Paşa caddesinde şu anki İtimat eczanesinin olduğu yerin karşısında Japon oyuncakçının olduğu yerde Melik Kaya Arzan’nın sac kepenkli önünde beyaz Arnavut kaldırımlı dükkanında Kahve sucuk sirke satıldığı zamanları hatırlıyorum da inanır mısınız o özel tatları halen arıyor insan.
Yalı caminin karşı köşesindeki Vardar’ların otelinin altındaki dükkanında çocukluğumuzda Ercan Vardar ustanın yapıp sattığı cevizli, susamlı helva tahin pekmez akide şekeri kırmızı kızamık şekeri , yaz günlerinde Kuru üzümden yapılmış buz gibi soğuk birinci bardaktan sonra ikinci bardağı da içirten gazlı içeceklerin olmadığı zamanların şırası,limonatası..
Özellikle de şırası unutamadıklarımız…
Bu yazdıklarım, yaşadıklarım eski Ordu’nun unutulmaz tatları idi..
Kahveci Melik’ten, onun özenle kavrulmuş kahve değirmeninde çekilmiş meşhur kahvesinden söz etmişken özenle yaptığı leziz sucuğundan bahsetmemek olmaz diye düşünüyorum.
Melik ustanın özel baharatlarla yaptığı enfes sucukları dükkanına astığında sırrıpaşa caddesinin büyük bir kısmını nefis sucuk ve taze kavrulmuş kahve kokardı. Bu cadde aynı zamanda bakırcıların ahenkli çekiç sesleriyle de çınlardı.. Melik usta yaptığı sucuklarını dükkanına astıktan kısa bir süre içerisinde biter kalmazdı..
Ta ki Melik Usta tekrar sipariş alıp yeniden sucuk yapana kadar beklerdik. Sabah kahvaltımızda en büyük zevkimiz Melik Ustanın nefis sucuğunu yarım kesitlere ayırıp sobanın eğişinin üzerine yerleştirip mutfağımızdaki ördek kabuk sobamızın ön kapağını açıp yanmış köz olmuş kabuklarının üzerinde bir iki dakika arkalı önlü tutar kızartırdık..
Sucuktan dökülen yağlar sobanın içindeki yanmış kabuğunu tekrar alevlendirmeden çıkarıp bir güzel ekmek arası yapıp demli çayımızla yer içerdik.
Melik Kaya Arzan ustanın nefis sucuğundaki bu lezzeti, Ercan Vardar ustanın özel şırasını unutmamız mümkün değil.Benim yaşımda olanlar bu yazdıklarımı bilir bu tatları hatırlarlar...unutabileceklerini de sanmıyorum.
Kahveci Melik ustanın Sırrıpaşa caddesindeki dükkanının önünde ki tarihi resme baktığınızda sol başta Melik ustanın misafirine kızgın külde yaptığı özel kahvesini içen bir arkadaşının kahveden aldığı zevki görmeniz mümkün. Melik ustanın yanındaki arkadaşı elindeki testiden dut pekmezini şişelere pay ediyor..Nefis Sucuklarına gelince onlar çoktan bitmiş askısında gözükmüyor...
1950 lerde çekilen Resim ortasında elinde kutu tutan kişi Eski Ordu’nun en Meşhur Kahvecisi Melik Usta sağ başta Ender Furtun onun yanındaki Doktor D.Toraman..
Ve Melik ustanın dostları arkadaşları..
FİDANGÜR VE...
ŞEHRİN GARİP TRAFİĞİ.!
Ordu’da şehrin trafiği “Allaha emanet” derler ya aynen o duruma gelmiş. Özellikle de akşam üzeri belirli saatlerde şehrin iç ve karayolu trafiği tam bir karmaşa içinde. İşin işinden çıkabilene aşk olsun.
Çevre Yolu yapıldığında Ordu’nun sahil yolu trafiğini rahatlatacak, işte gerçek olan da beklenende bu...
Ana yollar, ara yollar araçlara yetmiyor. Şehir içinde kimsenin trafiğe, onun kurallarına uyduğu yok. Özellikle de Şehir içinde dolmuşlar için ayrılan DURAK yerleri ..Sakatlar için ayrılan özel işaretlenmiş park yerleri bile alakasız araçlarla işgal ediliyor.!
Trafik yolu üzerinde Belediyenin park yerleri özel park yerleri zaten dolu..
Trafiğe uyulmaması bir yana trafik kurallarına da uyulduğu yok. Özellikle de Fidangör mevkiinde zaten trafik polisi hiç yok.
İçişleri Bakanımızın Ordu’ya geldiği günler hariç.!
Sabahleyin ,akşam üzeri Fidangör denilen yerde araçlar sağlı sollu park edilmiş vaziyette hani derler ya Şehir Kovboyları atlarını istedikleri yöne park ediyor.!
Kuğu Pastanesinin köşesinden akşamları kazasız belasız karşıya geçebilen yayalar şanslı. Bu günlerde o bölgede yolları sarı boya ile işaretlemişler ve yolu ikiye ayıran plastik yol babaları şimdilik semt trafiğinin yeni şehir mobilyaları..!
Bazı yerlerde yine bu plastiklerin üzerinden ısrarla Park yapılıyor, değişen bir şey yok..
Bütün bunlara rağmen yol üzerinde gidiş geliş karşılıklı araç parkları.. Fidangör’de Orta göbekteki ışıklı bilbord reklam panosu iyi gözüksün diye budanan zavallı özel tiken ağaçları. Işıklı reklam panosu monte edildiğinde zaten iddiaya girdim bu ağaçlar kısa bir zaman içinde reklam tabelasının önünden yok edilir diye.
Ve de yok oldular..
Sorarsanız mevsim budaması yapıldı..!
Fidargörde şimdilik son durum bu...
Mehmet arkadaşımla girdiğim İddiada haklı çıktım. Hani bir deyim vardır.. “Perşembenin gelişi Çarşamba’dan belli olurmuş” diye” aynen öyle oldu..!
Bu gördüklerimiz sadece Fidangör bölgesinde mi..
Tabi ki hayır..
Şehrin birçok semtinde aynı manzaraları görmeniz mümkün.
İkişer üçer gezen zabıta memurları bizim gördüklerimiz kaldırım ve sokak işgallerini nedendir görmüyorlar..?
Yaya kaldırımı üzerlerindeki manav tezgahları, yine kaldırımlarda, yollarda gaz tüpleri masalar sandalyeler çay sohbetleri Cola reklamları,Yasal olmayan şekliyle yasakları getirmiş..!
Vatandaşın gördüğünü Belediye zabıtası görmüyor mu..? Biz Belediye Zabıtasını kuytu kahvelerde çay ocaklarında mesai saatleri içinde gazete okurken çay sohbetlerinde görüyoruz..!
Bu mekanların adını yazarsak şimdi yakışık almaz ..
İşgaller, işyerlerinin önündeki gaz tüpleri, sandalyeler,özel park yasak reklamları..! özel işaretli işyeri reklamlı babalar vatandaş kendince bir şeyler bulmuş.. yaz yaz bitmez.
Laf aramızda kimseler duymasın
Gel de Halit Kahraman’ı arama..!
Sorarsanız esnaf vatandaş mucit olmuş dükkanının önünü bir şekilde belediye olmuş, kendince koruyor.!
Bazı işyerlerin önünde ne ararsan mevcut.
Trafiğe kapalı yolda yürüyorsunuz seyyar manavlara servis yapan sebze kamyonetleri pideci motorları arkanızdan geliyor..! yol üzerinde Çift taraflı parklar kaldırımların yarısına park edilmiş araçlar..
Sırrı paşa caddesindeki turuncu renkli sabit yol babalarına gelince Nasrettin Hocanın komşu fıkrası geliyor aklıma...
Bu kış günlerinin bir de yazı var ki evlere şenlik..
Bu trafik rahatsızlığı,bu kaldırım curcunasını, bu araç parkı sorumsuzluğunu şehrin bir çok bölgesinde görmeniz mevcut da.. .
İsmet Paşa caddesine gelince . dükkanlarda satılan Her şey, ne ararsan yaya yolunda...
İşte bunlar yorumsuz...!
GELELİM FIRINCI
FİDANGÜR’E..!
Fidangür diye yazmışken bu arada bir konuyu tekrar açıklamak durumundayım.
Eski Fidangör..Yeni Fidangör ne demek.? se...!!!
Neden şehrin isim verilmiş güzel caddelerinde bu yanlış adreslerde ısrar ediliyor. Radyolara televizyonlara gazetelere bu resmiyette olmayan hayali adresler Ordu’da işyeri reklamlarında kullanılıyor, kullandırılıyor..?
Dahası Belediyemiz bu yanlış ve hayali adrese neden müsaade ediliyor.?
Sırrı paşa Caddesinin adı neden Eski Fidangör ..?
İsmet Paşa Caddesinin adı Neden Yeni Fidangör..?
Bir bilen Belediye yetkilisi varsa lütfen açıklasın..
Ben bildiklerime açıklık getireyim.
DUYDUK DUYMADIK
DEMEYİN..!
1926-1927 yıllarında Ordu’da yaşayan “Panagiutis Fytanidis Fidangür” isimli bir RUM vatandaşımızın Fırıncılık yaptığı şimdiki Denizciler Dondurma..Nur Gıda ..Şen Fırın ve Kuğu Pastanesinin bulunduğu bölgedeki fırıncının adı ile anılmaktaymış.
Bu Rum vatandaş ailesi ile birlikte daha sonra Yunanistan’a göç etmiş ve orada fırıncılık yapmağa başlamış. 1927 lerde Ordu’da Düz mahalle de güzel pişkin ekmek yapan bu fırıncının ekmeği beğenildiğinde ve nereden aldın sorusuna Fırıncı Fidangür’den diye tarif edilerek günümüze kadar anılmış..
Sadece yukarıda yazdığım bölgedeki yer için kullanılmış bu isim.
İkinci defa yazdım bilmeyen varsa da öğrensin doğru olan bu.
Ordu’nun merkezi yerlerinde trafiği kapalı yaya trafiğine açık özel düzenlenmiş alışveriş merkezlerinin olduğu iki güzel caddesi..
Sırrı Paşa ve İsmet Paşa caddelerinin adlarını Eski Fidangör Yeni Fidangör diye reklam gürültüsüne getirilmesine en azından Belediye yetkilileri müsaade etmemeli diye düşünüyorum..!
Resmiyette olmayan Hayali cadde üretmenin gereği yok .
VALİ NAZİF BEY
1931-1933 yıllarında Ordu’da Valilik yapan Mehmet Nazif Ergin Ordu’ya Yoroz’dan getirdiği şebeke içme suyu ile anılmaktadır. Vali Nazif Beyi görmeyenler onun getirttiği su ile tanır,bilirlerdi.
Yıllarca Ordu halkı Vali Nazif Ergin’i Ordu’ya Yoroz’dan getirdiği su ile anmaktadır ve bu suyun adı Nazif Bey suyu olarak söylemektedir.
Vali Nazif Bey Kaynak suyu Pik döküm borularla Yoroz’dan Aziziye Mahallesindeki su deposuna gelir oradan da Ordu’ya evlere dağılırdı..
1958 yıllarına gerilere gittiğimizde Ordu’da musluklardan haftada iki gün su akmaktaydı. Bizim evin mutfak çeşmesinin hemen yanında içi sırlı büyük küpler bulunmaktaydı. Yemek ve İçme suyumuzu bu küplere koyar ve oradan kullanırdık. Evin lavabo taşının yanındaki bakır depolu küçük çeşmeden akan su ile elimizi yıkardık. Zaferi Milli mahallesinde iki katlı sur duvarlar ve bahçesi demir parmaklıklar içerisinde olan iki katlı beyaz badanalı evimizin kapısındaki sarnıçta biriken yağmur suları da çamaşır bulaşık ve diğer işler için kullanılırdı..
Çeşmelerimizden devamlı sular akmıyordu...
Yine 1958’ler de 19 Eylül ilk okulunda okuduğumuz yıllarda teneffüs zili çaldığında okulun arkasında bulunan sınıf arkadaşım Hasan Kaya Meydan’ın evlerine koşar annesinden su isterdik. Muhterem Anneside bize bakır maşrapa ile su verir kana kana içer suların akmadığı zamanlarda okulda susuzluğumuzu böyle giderirdik..
Zaferi milli mahallesinde evimizin etrafındaki komşularımız çoğu zaman ihtiyaçları suyu bizim yağmur sularının biriktiği horasanla kaplı sarnıçtan kovalarla çeker güğümlerle evlerine taşırlardı.
Mahalledeki bazı eski evlerde bu yağmur suyu sarnıçlarından olduğunu ve evin ihtiyaçlarını buradan karşıladıklarını da biliyoruz.
Vali Nazif bey zamanını yaşım icabı bilemiyorum ama bildiğim bir şey varsa O’nun zamanında Turnasuyu’nun üstlerindeki Yoroz dan Ordumuza getirilen ilk kaynak şebeke suyunda Ordu Valisi Nazif Beyin büyük katkıları ve imzası var.
GEÇMİŞ ZAMANLARDA ...!
O yıllarda Şehrin su ihtiyacının dışında Ordu’nun elektrik ihtivacıda OBKT’nin fuayesinin bulunduğu eski Rum kilisesi binasına getirilen Dizel Elektrik Motorundan temin edilirdi. Şehrin Elektriklerde gece yarısı motorların susması ile birlikte yavaş yavaş mum ışığı gibi söner şehir sabahın ilk ışıklarına kadar karanlıkta kalırdı ve Bekçi düdüklerinin sesleri mahallelerde çınlanırdı.
Sahil yolu da yapılmamıştı.
Ordu’nun önünde inanılmaz güzel eski fotoğraflardaki iç çektiren güzel kumsalı olan bir koy vardı.Ayrıca Süleyman Felek Caddesi üzerindeki eski Belediye binasının önünde Dursun Uzman’ın bahçe içerisindeki evinin yanında deniz tarafında çok çok güzel bir şehir parkı...!
Prof Dr ARISAN ERGİN
Ordu Valisi M. Nazif Ergin’den 80 sene sonra eski Boztepe SSK Hastanesi Yeni oluşumu ile Ordu Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine 1970 senesinden günümüze Amerika’da Newyonk şehrindeki bir ünlü hastanede Damar ve kalp Cerrahı olan Vali Nazif Bey’in oğlu Prof Dr .ARISAN ERGİN belirli zamanlarda Programlı ameliyatlar yapmak üzere Ordu’ya gelir.
Arısan Ergin 1931-1933 yıllarında Ordu Valisi olan babasının adına bir Hatıra Çeşme yaptırmak istemektedir.
Araştırır bu işi layıklı yapabilecek en uygun ismin Emin Öztürk Olduğunu bilgisini alır ve Emin Öztürk ile tanışır konuşurlar. ^
Günümüzde Turnasuyu’nda Saraycık yolu üzerinde Yoroz’un eteğinde Nazif Bey suyunun aktığı bir Çeşmenin yerine Emin Öztürk bir Anıt Çeşme tasarımı yapar ve uygulamaya geçer.
Özel çevre düzenlemesinin yapıldığı yerdeki Nazif Ergin Anıt Çeşmesinin yapım çalışmaları devam ederken Prof Dr. Arıkan Ergin babası Nazif Ergin’in görev yaptığı yıllardaki Eski Ordu Fotoğraflarından oluşan değerli bir Ordu Fotoğrafları Albümünü Orijinal resimleriyle Mimar Emin Öztürk’e verir.
Mimar Emin Öztürk ,Ünlü Grafiker ve tasarımcı Uğurcan Ataoğlu’nun aracılığı ile bu özel Ordu fotoğraf albümünü İstanbul’da afiş ebadında büyüttürüp Anıt Çeşmenin açılışındaki özel sergide kullanacaklar.
Yine özel getirilen bir büyük kayaya Vali Nazif Ergin’in özgeçmişini yazdıracaklar.
Duyduğumuz üzücü bir olayı da yazmadan geçmeyeceğim. Bu fotoğrafların büyültme masrafları karşılığı Ordu resimleri Arşivi olarak Kültür müdürlüğüne vermek istemişler...!
Sonra ne mi olmuş, onu yazmayacağım.
Keşke ..keşke diyorum Kültür Turizm Bakanı Ertuğrul Günay ve Ordu Valisi Orhan Düzgün’ün Eski Ordu Valisi Nazif Ergin’in arşiv niteliğindeki Ordu fotoğrafları bilgisine sunulsaydı diye düşünüyorum.
Ordu’nun 80 sene öncesinin fotoğrafları..!
Ne dersiniz..?
DEVLET TİYATROSU
ORDUMUZA YAKIŞIR
Kültür ve Turizm Bakanımız Ertuğrul Günay Sanat ve sanatçı dostu olarak da ülkemizde takdir edilen ve sevilen bir kişiliğe sahip. Ordu İsmet Paşa Ortaokulu talebelik yıllarından gazeteci,Ordu Lisesi yıllarından Tiyatro yapmış çalışkan başarılı bir hemşerimiz..
Geçtiğimiz günlerde Sakarya’da Adapazarı Belediyesinin Hizmete soktuğu Orhangazi Kültür Merkezi etkinliklerinde yaptığı konuşmasında Ordu’ya yıllar önce Orsev’de ki bir sohbetinde verdiği Devlet Tiyatrosu sözünün müjdesini vermiş,bunu gazetelerden okuduk. Ordulu olarak,Ordu’lu sanatseverler olarak sevindik..
Mutlu olduk..
Bakan Günay yaptığı açıklamasında özetle “ Güzel Sanatlar alanında halkımızın standartlarını yükseğe çekiyoruz. Şu an devlet tiyatrosu sayımızı 60’a çıkartacağız 57.Denizli, 58.yi Manisa’ya 59.yu Kayseri’ye açtık..
60. Devlet tiyatromuzu da memleketim Ordu’ya açacağız.” ..
Türkiye’de konser’de, tiyatro’da güzel sanatlar da ülkenin her yerine gidecek.Biz Türkiye’nin hiçbir coğrafyasının,hiçbir insanını ötekinden ayırmıyoruz.” demiş..
YIL 1908
ORDU’DA TİYATRO
Ordu’da tiyatro sanatının 1908’lerde başlayan bir geçmişi vardır. Ordu sanata ve kültüre her zaman yakın olmuş bir ilimizdir.Ordu Tiyatro tarihini incelediğinizde şunları görürsünüz..
“1908 yıllarında Fevzi Güvemli, Ali Rıza Gürsoy Hamdi Uzman Düz mahallede şimdiki OBKT Fuayesi yanındaki Rum okulunda oynadıkları “ İntibaki-i milli” (Ulusal uyanış) oyunu ile başlar.
Cumhuriyetin ilanından sonra da İ.Hakkı Garipoğlu ,A.Rıza Gürsoy tiyatro çalışmalarına devam edip İsmetpaşa ilkokulunda A.Nuri’nin Sekizinci, R.Nuri Güntekin’in “ İstiklal ve Beş Devir” oyunlarını sergilerler..
1954 yılında kurulan Gençlik Kulübü Kentin Kültürel-Sanat hayatında büyük katkılar yapmıştır. Kadir Pekbaş ve Aydın Üstüntaş bu kulüpte bir çok oyun sahneye koymuşlar “Harputta Bir Amerikalıyı” oynamışlardır. O günlerde Halkevi Başkanı N.Senih Mayda başarılı tiyatro çalışmaları ile dikkat çeker..
1964 Yılında Uğur Gürsoy ve arkadaşları Belediye Tiyatrosunun Ordu’da kurulması için Ordu eski Valisi Mustafa Karaer’in de desteğini alarak İstanbul’a Türk Tiyatrosunun duayeni Muhsin Ertuğrul’a gidiyor görüşmeler sonucunda Muhsin Ertuğrul sanatçı Ergun Köknar’ı Ordu’ya gönderiyor. Yapılan çalışmalar sonrasında 19 Haziran 1964 yılında Ordu Belediyesi Karadeniz Tiyatrosu OBKT resmen kuruluyor.
OBKT ilk oyunu HÜLLECİ’yle Halk Eğitim Salonunda Sanat Yönetmeni Ergun Köknar ve Suna Pekuysal’ında sahnesiyle, Ordu’lu tiyatro sanatçılarıyla birlikte 4 Ocak 1965 te perdelerini Ordulu Sanatseverlere günümüze kadar hiç kapatmamak üzere açıyorlar...
Kültür ve sanat olaylarının yurdumuzda ilk başlatıldığı,sanat toplumlarının ilk organize edildiği illerden biridir Ordu.
Şehir Tiyatroları kapsamında İstanbul Şehir Tiyatroları ve Bakırköy şehir tiyatrolarından sonra Türkiye’de kurulan üçüncü Şehir Tiyatrosu Ordu Belediyesi Karadeniz Tiyatrosu OBKT’dir.
OBKT kuruluşundan bu güne kadar 151. oyunu Hekimoğlu’nu Ordulu seyircisiyle buluşturmuş 2 oyunda hazırlamakta olan bir kültür-sanat kurumu Ordu’nun gözbebeğidir...
Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’da Ordu’lu olarak bütün bu etkinlikleri bildiğinden ve Sanatsever Ordu’lular bunu fazlasıyla hak ettiğinden Ordu’ya, Ordu’lulara yakışan Devlet Tiyatrosu müjdesini Sakarya’dan verdi.
“ 60.Devlet Tiyatromuzu da Memleketim Ordu’ya açacağız.” Dedi..
Ordu’da Tiyatro tarihini incelediğimizde Ordu’muz Sanat etkinliklerinde ve Tiyatro’da l908 den buyana var olduğunu görüyoruz.
GÜNAY AÇIKLADI
“Her hafta Devlet Tiyatroları Perde açacak”
Hafta Sonu Giresun’daki “Doğu Karadeniz Turizm Master Planı toplantısına katılan Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay akşam üzeri Samsun’a havaalanına geçerken Ordu Kültür Sanat Merkezine uğrayıp Fuayede bulunan “Eski Ordu Resimleri” sergisini gezdi incelemelerde bulundu. Kültür merkezinin temiz ve güzel kullanımından dolayı Kültür ve Turizm Müdürü Gülderen’e Bakanlıktan gönderilen tahsisatların yerinde kullanılmasından dolayı Vali Orhan Düzgün’e teşekkür etti.
Bakan Günay Ordu Kültür Sanat Merkezi’nin merdivenlerinde basına konuşmasında “ Ordu’ya ve Gaziantep Bölge Tiyatrosu konusunda Maliye Bakanlığına teklifim var. Eğer bu olursa O zaman tam kadro olarak Ordu ve Gaziantep’e yerleşmiş olacak. Bölgenin sorumluluğu da bunlarda olacak” dedi..Yakın dostları ve protokolle vedalaşan Günay Samsun’a hareket etti..
.......... .........
Ordulu sanatseverlere 46 senedir perdelerini kapatmayan Tiyatro yapan OBKT’nin arka bahçesinde 1991 yılından bugüne Kültür ve Sanat dallarında başarılı etkinlik yapan bir de ORSEV’imiz ,Ordu Sanat Evi’miz var..
Önce memleketi Ordu’ya yakışan Kültür Sanat Merkezi sonrasında
Devlet Tiyatrosu Müjdesi..
Yüreğine sağlık sayın Bakanımız .
Teşekkürler ve Ordu bunu hak ediyor.
T.C
19 EYLÜL
İLKÖRETİM OKULU
1955 yılında Zaferi milli mahallesinde evimize yakın olan Sırrı Paşa Caddesi üzerindeki Güzelordu İlk okuluna kayıt ettirdiler beni. Üçüncü sınıfta iken Güzelordu ilk okulu köprübaşına taşınınca Okulumuzun adı 19 Eylül İlkokulu olarak değişti 4.5. sınıfı 19 Eylül ilkokulu olarak tamamladım .
Başöğretmenimiz Güzelordu ilkokulunda Kemal Top Sınıf öğretmenimiz Leman Uzman, 19 Eylül İlkokulunda Başöğretmenimiz Celal Zafer Sınıf Öğretmenimiz ise Melahat Özkan oldu...
Güzelordu ilkokulunda başladığım İlkokul öğrenimimi 19 Eylül İlkokulunda tamamladım...
Yıllar geçti Oğlum Aytunç Orhan Engin’in kaydını 19 Eylül İlkokuluna yaptırınca ve bir müddet sonra Okul Aile Birliği toplantısında sağ olsunlar bir Pazar günü beni 19 Eylül Okul Aile Birliği Koruma Derneği başkanlığına seçtiler...
Bu sefer okulun müdürü Hami Karakaya idi..
Tarihi eser olarak koruma altına alınmış 19 Eylül ilk okulun Eskimiş mazotlu zemin tahtaları üzerindeki eski sıralarda eğitim gören öğrencileri biraz olsun rahatlatmak mazotlu zeminden arıtmak ve mazot kokusundan kurtarabilmek adına elimizde teberru makbuzları ile dolaşmaya başladık.
Yıllarca Mazot emmiş eskimiş siyah tahtalar bina içerisinde bir yangın tehlikesine davetiye çıkarabilirdi...
Okulumuz eski mezunları işadamlarını ve okulumuzda eğitim gören öğrencilerin velilerini ziyaret ederek Otel Vona da yapacağımız bir yardımlaşma gecesi için teberrulu davetiye satmağa başladık.
Velilerimizin Bağışları ile Okulumuzun sınıflarındaki taban döşemelerini yeni lambrili tahtalarla yeniledik..
Ordu Eski Valisi Necati Çetinkaya zamanında Ordu Milletvekili Nabi Poyraz’ın Ankara’da birlikte gittiğimiz Bakanlıkta okulumuz tadilatı için verdiği büyük destek ve takipleri sonucu Okulda tarihi dış cepheyi bozmadan içten kat betonu dökülerek bugünkü görünümü ile okulumuzda büyük bir tadilat yapıldı. Azda olsa görevdeki arkadaşlarımızla beraber Okul aile birliği koruma derneği olarak küçük katkılarımızın da olduğunu sanıyorum.
Bizim zamanımızda 19 Eylül İlkokulu şimdiki görünümüne kavuştu.19 Eylül ilkokul’umuza Emeği geçenleri saygıyla anıyoruz.
Sırrıpaşa caddesi üzerindeki mezun olduğum ilk okulumun önünden büroya, bürodan evime giderken çocukların koşuşturmalarını zevkle takip ederim..okuldaki çocukluk anılarım gelir aklıma. Yoldan geçerken Öğrencilerin İstiklal marşımızı okuduklarında öğrencilik günlerim gelir aklıma...
Çok eskilerde görevli hademenin elinde zille öğrencileri sınıflara yönlendirmesi vardı, şimdilerde aynı görevi Mozart’ın senfonisi yapıyor.Kulaklara hoş gelen güzel melodiler çalınıyor 19 Eylül’ün hoparlörlerden.
Nereden nereye...
İyi güzelde bunları neden yazıyorum..?
ÖĞRETMENLER
OKULUN ÖNÜNDE
SİGARA İÇMELİ Mİ..?
Okulda teneffüs zili çalmış çocuklar bahçede oyun oynuyorlar koşuşuyorlar bahçe renkli,.. cıvıl cıvıl hareketli..bazı öğretmenler özellikle bayan öğretmenler okul bahçesinin önünde köşedeki ağacın dibindeki çöp sepetinin yanında ayak üzeri zamana karşı sanki sigarayla yarış ediyorlar..
Okulun bahçesinde değil de duvarının dibinde sınıfa gir senfonisine kadar öğrencilerinin önünde sigaralarını tüttürüyorlar. İşte bu manzara Öğretmenlerinden küçük öğrencilerine örnek olacak bir manzara hiç değil.
Özellikle küçük öğrencilerinin önünde bayan öğretmenlere hiç yakışmayan bir görüntü bu.!
Okulun önünde .. O ağacın altında duvarın dibinde devamlı rastladığım bu hoş olmayan görüntü için küçük öğrencileri ne düşünür nasıl örnek alırlar bilemem de..
Öğretmenlerin öğrencilerine kötü örnek oldukları kesin..Bu görüntü beni şahsen rahatsız ediyor.
Sırrı Paşa Caddesi üzerindeki işyerlerinin bayan çalışanları da kapılarında açık havada alışkın oldukları sigaraları büyük bir keyifle içiyorlar...
Bu görüntü hiç kimseyi ilgilendirmez
Ancak...
Toplumun örnek Bayan öğretmenlerine gelince sigaralarını ilkokul öğrencilerinin önünde okulunun duvar diplerinde hoş olmayan bir görüntü sergileyerek içmemeleri gerekir diye düşünüyorum.
Sadece 19 Eylül İlköğretim önünde mi ..!
Tabi ki hayır..
Küçük Öğrencilere Kıymayın efendiler...
Sigara öldürür..
Sigara sağlığa zararlıdır..
DUYARLI OLMAK..!
25 Kasım 2010 tarihli “Ordu Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanemiz” başlıklı yazımda Ordu halkı olarak yıllarca özlemini duyduğumuz Ordu Üniversitemiz ve yapım aşamasındaki Tıp Fakültesi hastanemiz ile ilgili olarak görüş ve duygularımı dile getirmiştim.
Yeni ve Modern Tıp Fak. hastanemizin Ordu Sivas karayolu üzerindeki atıl vaziyette bulunan ORSAN arazisinde gerçekleşmesinin doğru karar olabileceğinden bahsetmiştim.
Ordu Üniversitemizin kuruluş aşamasından bu güne kadar geçirdiği evreleri yakından takip edip kamuoyu ile paylaşmaya çalışmış bir gazeteci olarak düşüncem buydu.
İlk önceleri Göğüs Hastanesi, 1980 sonradan geçici olarak Sıkı Yönetim Komutanlığı olarak kullanılan bina SSK Hastanesi olarak hizmet verdi.
Boztepe Devlet Hastanesi olarak da tabelası değişen sağlık kurumumuz şimdilerde Ordu’ Tıp Fakültesi hastanesi olarak Ordululara hizmet veriyor. Prof Dr ve Doç Dr kadroları ile hizmet veren hastanemize Ordulular büyük ilgi gösteriyor memnuniyetlerini ifade ediyorlar.
Bu büyük sağlık kuruluşumuzu Ordumuza ve Üniversitemize ,Ordululara yakışır yerde, yeni ve modern binalarında çok daha iyi koşullarda hizmet vermesi de en büyük düşüncelerimizden birisidir kuşkusuz.
Yüzde 92. Ordu Üniversitesine hissedarları tarafından bağışlan Atıl vaziyette bekleyen ORSAN arazisinde müstakil bir alanda ODÜ Tıp Fakültesi Hastanemizin yükselmesi Ordu Halkı tarafından destek bulacaktır diye düşüncelerimi yazıya dökmüştüm.
DUYARLI İNSAN
ÖMER AYDIN
Ordu Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanemiz” başlıklı yazım yayınlandıktan bir gün sonra Sanayici İşadamlı Ordu Rotary Kulüp Başkanı Ömer Aydın Telefonla arayarak yazımı okuduğunu ancak Hastanenin yeri konusunda Fakülte bir yerde hastanesi başka yerde olmaz diyerek yanlış düşündüğümü söyleyip benimle görüşmek istedi..
Bir araya geldiğimizde elinde Ordu Belediyesinden almış olduğu Orsan arazisini gösteren bir İmar Durumu vardı. Kağıt üzerinde Orsan arazisini bölen üç adet parsel yolu olduğunu ve çevrenin tamamının parsellenmiş mahalleler ve blok evler oluştuğunu gösteriyordu.
Aydın Tıp Fakültesi hastanesinin Üniversite arazisi üzerindeki yapımı devam eden Tıp Fakültesinin bulunduğu yerde olması gerektiğini söyledi. Tıp Fakültesi bir yerde 2o Kilometre uzakta da Tıp Fakültesi Hastanesinin olmasının sakıncalarını anlattı.
İmar krokisi ile Ömer Aydın arabasının direksiyonuna geçti önce Üniversite’nin ve arazisinin bulunduğu Turnasuyu’na gittik. Üniversite alanı içerisindeki Yapılmakta olan Tıp Fakültesinin sıvanmış,beyaza boyanmış büyük binasını gösterdi ODÜ Tıp Fakültesi Hastanesi buraya yakışır..burada olmalı diye üzerine basa basa hastanenin ayrı yerde olmasının sakıncalarını anlattı. Yazdığın gibi Üniversite arazisinde yağışlardan sonra büyük problemler oluyorsa onu da bir şekilde Üniversite yönetimi hallederler halletmeli de dedi..
Bu konuşmalar sonrası ORSAN arazisine gittik gezdik . Araziyi paralel bölen yarı açılmış yolları gezdik etrafındaki yükselen onlarca binayı gördük .
Sanayici işadamı Ömer Aydın’ın CHP-REFAH-ANAP Koalisyon Hükümetinde Ordu Milletvekilleri ile Ordu Heyeti olarak birlikte Başbakan Tansu Çiller’e Ordu Üniversitesinin kurulması çalışmalarında Fahri Rektörlük cübbesini giydirdiği zamandan bu güne kadar Ordu Üniversitesi Yaptırma ve yaşatma derneği gönüllüsü olarak Mehmet Aksoy’la birlikte verdiği uğraşları biliyorum.
Ak Parti Hükümeti zamanında gerçekleşen Ordu Üniversite,Tıp Fakültesi ve Hastanesi konusundaki hassasiyetini de bildiğimden Ömer Aydın’ın ne demek istediğini de çok iyi anlıyordum.
Sonuç olarak ben iyi niyet çerçevesinde bir yazı yazdım ve Tıp Fakültesi hastanesi için bir görüş beyan ettim en müsait yer ORSAN arazisi dedim... Sonuçta siyasilerimiz ve ODÜ yönetiminin karar vereceği bir gerçek var ortada...
Duyarlı insan işadamı Ömer Aydın’da görüşlerini bildirdi ısrarla Orsan arazisinde Ordu Üniversitenin başka birimlerinin olabileceğini ancak Tıp Fakültesi ve Hastanesinin Üniversite alanında yan yana olmasına ısrarla dikkat çekti.
Ordu Üniversitemiz konusundaki her türlü olumlu görüşe saygılıyız da Keşke diyorum herkes işadamı Ömer Aydın gibi açık açık görüşünü ortaya koyabilse diye düşünüyorum.
Yoksa yanlış mı düşünüyorum...
HALK EĞİTİM
SALONUNDAN
ORDU KÜLTÜR
SANAT MERKEZİNE...
Ordu’da yıllarca Sosyal ve Kültür Sanat etkinliklerinde, evlenen çiftlerin Nikah ve düğünlerinde, 10 Kasım Atatürk’ü Anma günlerinde , yılbaşı ve 29 ekim Cumhuriyet Balolarında okulların özel gösterimlerinde ,Tiyatro ve Konser etkinliklerinde yıllarca Ordu’lulara hizmet vermiş kurumların başında gelirdi Halk Eğitim Salonu...
1950 önceleri siyah beyaz filmlerin de oynatıldığı Halk Eğitim Merkezi, Lale Sineması olarak ta Ordu’lulara hizmet verirken bu salondaki Lale sinemanın makine dairesinde çıkan bir yangın yaşlı büyüklerimizin anılarında vardır mutlaka..
Sevgili ağabeyim Galip Oral’a Lale Sinemasını sorduğumda
“O yıllarda askere gitmemiştim Lale Sinemasının makinistliğini Ayhan Öğe yapıyordu O yangında Orhan Ümit Felek’le beraber sinemadaydık. Pazar günü Sinemada filmin oynadığı sırada Yangın makine dairesinde aniden çıkınca bir anda üst kat alev ve duman içinde kaldı, salonda panik çıkınca da kendimizi dışarıya zor attık, dışarı çıkınca da içerideki tanıdıklarımıza yardım edebilmek için tekrar salona girdik” dedi...
1960’larda Cumhurbaşkanlığı senfoni orkestrasının Ordu konserini, illüzyonist Abra Kadabra’nın ilginç gösterilerini OBKT nin ilk Tiyatro oyunu HÜLLECİ’yi kültür ve sanat etkinliklerini bu salonda izledim. 45 sene önceleri gençliğimizde yine Halk Eğitim solonunda Ordu’nun ilk şhow orkestrası Karıncalar ile verdiğimiz konserlerde Sedat Erdoğan Şevki Ustaoğlu, İrfan Altınel ve Bayan Solistimiz Ayşegül Felek’in bulunduğu gurubumuzda davul ve gitar çalıyordum.
Halk Eğitim Salonunda yapılan düğünler ise Ordu gecelerinin başta gelen eğlence mekanı idi sanki..Gençler bu düğünlerde eğlenirler oynarlar,genelliklede evleneceği genç kızları görür beğenirlerdi.
Düğün merasimlerinin yanında her türlü kültür sanat etkinlikleri bu salonda yapılırdı.. Çünkü başka salon yoktu..
Halk eğitim salonu Ordu’nun sosyal etkinlik ve Kültür Sanat salonuydu ve uzun seneler böyle devam etti.
HALK EĞİTİM’DE
YAZICIOĞLU İMZASI...
Yaklaşık sekiz sene Ordu Valiliği görevini yapan Kemal Yazıcıoğlu’nun son dönemlerinde Alman mimarisi tarzında sahnenin önünde orkestra çukuru bulanan Halk Eğitim Salonunda büyük tadilat oldu. Bir zamanlar 12 Eylülde gözaltına alınan Orduluların toplanıldığı Halk Eğitim merkezinde daha modern bir salon yapılmasını isteyen Vali Yazıcıoğlu Salonun iç dekorasyonu yapımını iç mimar Emin Öztürk’e verdi.
Bütün bu gelişmeler sonrası Ordu yeni güzel modern bir sosyal hizmet salonuna Atatürk Kültür Merkezi’ne kavuşmuştu bu güzel salon 365 sandalyeli idi ve gelişip büyümekte olan Ordu’ya küçüktü...
ORDU KÜLTÜR SANAT
MERKEZİ
Kültür ve Turizm Bakanı hemşerimiz Ertuğrul Günay Ordu’muzun ihtiyacı olan daha önceleri Ordu Belediyesince yeri Kültür Sarayı olarak ayrılan ve uzun seneler atıl vaziyette kalan Ahmet Cemal Mağden Caminin yanındaki yere Ordu Kültür Sanat Merkezi’nin yapılması için talimatını verdi.
Kültür Bakanı Günay Ordu Kültür Sanat Merkezinin ihalesini ve yer teslimi yaptırdı. İnşatla yakından ilgilendi inşaatı yapım halinde yerinde gezdi incelemelerde bulundu ve en kısa zamanda bitirilmesini istedi.
Ordu’lulara uzun yıllar hizmet edecek Kültür Sarayı yaklaşık Onbin M2 kapalı alan üzerine içinde 541 ve 169 koltuklu 2 Konser salonu, 3 sergi salonu, 2 fuaye salonu, resim atölyesi ve Cafesi, Mahalli sanatçıların el emeği eserlerinin teşhir salonu 15 ay gibi kısa bir süre içinde tamamlanmıştı.
29 Ekim 2010 tarihinde hemşerimiz Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay Sanatsever Ordu’luların katıldığı bir törenle, Ordu Kültür Sanat Merkezi’nin açılışı yaptı..
Samsun Devlet Senfoni Orkestrasının Konseriyle güzel bir gece yaşadı Ordu’lular.. .
İyi güzelde bilinen bunları neden yazıyorum...?
ELİF GÜREŞÇİ’NİN
MUHTEŞEM KONSERİ
Ordu Sanatevi Orsev’in özel daveti ile Ordulu hemşerilerine konser vermek için gelen TRT Sanatçısı Elif Güreşçi’nin Ordu Kültür Sanat Merkezindeki müthiş konserini izleyen gazeteci ağabeyimiz O.Rüştü Baş’ın yazısındaki
“ Tek kelimeyle Şahane unutulmayacak bir gece yaşadık.
Hele hele Kültür Sanat Merkezi’nin o büyük salonunu dolduramayacağımız korkusunu yaşadım ve konsere gelenlerden bir kısmının yer bulamayıp geriye dönmesinden çok etkilendiğimi söyledim”..cümlesi dikkat çekiciydi.
Ordu Kültür Sanat Merkezi Ordu’muza ve Sanatsever Ordu halkına yakışır bir yerde Kültür Sanat dallarında çok özel hizmetler verecektir kuşkusuz.
Bunun içindir ki çalışkan ve başarılı Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’a ne kadar teşekkür etsek azdır.
Gazeteci Rüştü Baş’ın Kültür Merkezindeki Elif Güreşçi’nin beğenilen konserinde Büyük Salonun doldurulamayacağı endişelerine gelince o Büyük dediğimiz salon bir zaman sonra Ordu Halkına küçük gelecek gözüken de bu...
ORDU ÜNİVERSİTESİ
TIP FAKÜLTESİ HASTANEMİZ...
Eski Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı hemşerimiz M.Hilmi Güler’in büyük gayretleri ve titiz çalışmaları neticesinde 18 Ekim 2010 tarihinden bu yana Eski SSK - Boztepe Devlet Hastanesinde Ordu’lulara Prof Dr. Doçent Dr ve Yardımcı Doçent Dr kadroları ile Ordu Üniversitesi (ODÜ) Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama hastanesi olarak başarılı hizmetler veriyor..
Ordu Halkı yıllarca özlemini duyduğu Üniversitesinin ,Tıp Fakültesi hastanesinin hizmetlerinden mutluluk ve memnunluk duymakta Tıp Fakültesi Hastanesinin Ordu’ya kazandırılmasında başta Eski Bakanımız Dr M.Hilmi Güler’e ve emeği geçenlere teşekkür ettiğini düşünmekteyim...
Geçici olarak Boztepe Hastanesinde Hizmetlerine devam eden ODÜ Tıp Fakültesi hastanemizin daha büyük ve daha uygun bir alanda Yeni ve Modern binaları, Teknolojik iç donanımı ile yakın bir gelecekte Ordu’lulara hizmet vermeleri en önemli ve büyük beklentimizdir.
Bilindiği gibi Ordu Üniversitesi kurulurken çalışmaları yürütmek üzere Ordu Üniversitesi yapma ve yaşatma derneği kuruldu ve bu dernek önemli faaliyetlerde bulundu . Daha sonraları derneğin sınırlı faaliyet alanlarını aşmak için bu derneğin bu derneğin yönetim kurulu üyelerinin gayretleri ve Ordu Valiliğinin yardımı ile Eğitim Kültür ve Sağlık Vakfı (EVSAV) kurularak özellikle üniversiteye kazandırılacak gayrimenkuller ve diğer varlıklar üzerinde harekete geçildi. Bunlardan biri de atıl vaziyette bulunan ORSAN A.Ş’nin hisselerinin bu vakfa kazandırılarak mevcut ORSAN arazisi üzerinde bir yapılanmaya gidilmesi hedeflendi.
Bu nedenle de şirketin % 92’ye yakın hisseleri vakfa bağışlandı aktarıldı.
ODÜ TIP FAKÜLTESİNE
UYGUN ALAN
(ORSAN)
Bugün bu alan ORSAN özellikle Modern Tıp Fakültesi Hastanesinin yapılması için Üniversiteye verilmesi ve bir an önce Tıp Fakültesi Hastanesinin diğer hastaneler zinciri içinde yer almasına acilen ihtiyaç vardır.
Bu düşünce Cumhuriyet Kampusu bitişiğinde yapılacak kamulaştırma bedelinin doğrudan bu alanda (ORSAN arazisinde) yapılandırılmasıyla Modern Tıp Fakültesi hastanesinin bir an önce hayata geçirilmesini gerçekleştirecektir.
Ordu Halkı Tıp Fakültesini ve Hastanesini üniversite ile eşleştirmiştir. Bu sağlık hizmetinin yıllarca özlemini duymuştur. Mevcut kampusun hastane için alt yapısının bir çok mahsurları vardır. (Hastane Park alanı, hasta yoğunluğu ve öğrencilere vereceği psikolojik etkilenmeler gibi) .
Hastanenin ORSAN arazisinde yer alması ve yapılacak Botanik parkımızın da karşısına gelmesi hastaların moral ve hasta yakınları açısından önemli bir kazançtır.Ayrıca Cumhuriyet Kampusuna yakın geçen yüksek gerilim hattının yer altına alınması teknik açıdan mümkün görülmemektedir. Bu işi teknik bilenlerine sorduğumuzda Bu hattın yarattığı elektro manyetik alan hastanenin Cumhuriyet Kampusu içinde yer alması durumunda bir çok tıbbi cihazı çalışamaz duruma getireceği yönündedir.
Mevcut ORSAN alanı ulaşım ve genişleme anlamında bir hastane için en uygun alandır. Bu arazide uygulanan imar planı belediyemiz tarafından yeniden ele alınarak hastanemize uygun bir yapılandırmanın kısa zamanda sağlanması mümkün olabilir.
Bu ve bunun gibi bir çok düşünceler bu alanın ilimizde yapılması düşünülen bazı birimlerin bu alan üzerinde yapılması yerine buranın başlangıçta ki düşünceler doğrultusunda Üniversitemize kazandırılması ,Tıp Fakültesi hastanemizin bu alanda yükselmesi konuya duyarlı Ordu halkı tarafından da önemli destek bulacaktır.
Ordu’lu Siyasilerimizden , Valimiz Orhan Düzgün’den Belediye Başkanımız Seyit Torun’dan Ordu Halkı adına dileğimiz özlemini duyduğumuz tam donanımlı ve daha gelişmiş modern Tıp Fakültesi Hastanemizin Orsan’ın hissedarları tarafından % 92’si Eğitim Kültür ve Sağlık Vakfı (EVSAK)’a bağışlanan ORSAN arazinde gerçekleşmesidir.
OKTAY EKŞİ’YE
TEŞEKKÜRLER...
Ordu’nun evladı Mesudiye eşrafından Hürriyet Gazetesinin eski Başyazarı İstanbul Milletvekili Oktay Ekşi’nin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına 15 Ağustosta verdiği Çevre ve Şehircilik Bakanı tarafından açıklanmasını istediği bir soru önergesine Ordu’muzu çok yakından ilgilendiren sevindirici bir cevap gelmiş.
Oktay Ekşi
Sivas iline bağlı Koyulhisar ilçesi Orta Kent Beldesi Çandır köyü sınırları içerisinde 1980 yılından bu yana Kurşun,Bakır, Çinko madeni çıkartmakta olan ve yıkanmış partiküllü maden sularını zaman zaman özellikle yağışlı havalarda Melet ırmağına bırakan MENKA isimli şirketin faaliyetlerini araştırılmasını yazılı cevapla istemiş.
Milletvekili Oktay Ekşi’nin tespit ettiği ve cevabını istediği soruları arasında ;
MENKA isimli şirketin 27 Eylül 1996 tarihinde düzenlenen tutanağa göre işletmeye açılmasından 16 sene sonra dahi bu tesis için ÇED raporu almadığı,
Tesisin drenajının bulunmadığı,
Maden işletmesinin flotasyon tesisinden kontrolsüz şekilde çıkan atık suların arazi eğilimiyle Melet ırmağına karıştığını Melet ırmağı suyunun Mesudiye, Gölköy,,Gürgentepe, Ulubey ve Ordu Merkezinde içme ve kullanma suyu olarak kullanıldığı,
“ Atık su miktarını ve zararlarını azaltmak için mevcut iptidai usuller dışında hiçbir tedbirin alınmadığı
İşletmenin 1. sınıf Gayri Sıhhi Müessese olmasına rağmen bunun için gerekli ruhsatının alınmadığı doğru mudur.
Tesisin Melet Irmağına boşalttığı zehirli atık yüzünden Mesudiye, Gölköy, Gürgentepe, Ulubey, ve Ordu Halkının şikayetlerine yol açacak şekilde çevreyi ve Melet Irmağını kirlettiği doğrumudur..? dedikten sonra
Çevri ve Şehircilik Bakanlığı yöre halkıyla alay edercesine 31 yıldır sürdürülen bu Çevre düşmanı uygulamayı durdurmak için ne yapabilir.? Soruları var..
ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞINDAN
GELEN CEVAP DA
13/09/2011 Tarihinde Bakanlığımızca denetim gerçekleştirilmiştir.
Denetim sonucunda ,
İşletmenin, Atıklarının düzenli depolanmasına ilişkiN yönetmeliğin geçici 2’nci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen süre içerisinde ilgili lisans başvurusu yapmadığı, prosesten kaynaklanan atıkların depo sahasına dökmeye devam ettiği tespit edilmiş olup, söz konusu işletmeye 102.567,00 TL idari para cezası olarak uygulanmasına ve yeni atık barajı inşaatının tamamlanıp, atık kabulüne uygun hale getirilip , Bakanlığımızdan söz konusu atık sahasına ilişkin uygunluk kararı alana kadar işletmenin faaliyetinin tamamen süresiz olarak durdurulmasına karar verilmiştir.
Ayrıca, işletmenin çevre görevlisi istihdam etmediği , bu konuda çevre danışmanlık firmalarından hizmet satın almadığı veya çevre yönetim birimi kurmadığı için 5.696.00 TL, emisyon konulu çevre izni için resmi herhangi bir başvuru bulunmadığı için de 34.189.00 TL para cezası uygulamasına karar verilmiştir.
Söz konusu idari yaptırım kararları ilgilisine tebliğ edilme aşamasındadır.
Denilmektedir....
ELİNE YÜREĞİNE SAĞLIK
Sivas Koyulhisar’dan başlayan ve Melet Irmağı ile Ordu sahillerine kadar gelen, insan sağlığını yakından ilgilendiren bu Çevre ve Doğa kirliliğini Karadeniz 52 Gazetemizde defalarca yazmıştık..
O zamanlar sevgili Mürsel Engin başkanlığında Bir gurup arkadaşımızla yaptığımız bir gezide bu tehlikeli maden çamurunun ve atık suyun depolandığı büyük tehlikeyi, Koyulhisar’daki yerinde gördük.
Madenle gelen bu tehlikeyi ısrarla yazdık..
Ordu Çevre derneği yaptığı açıklamalarla yetkilileri uyardı
Ve Yıllar sonra İstanbul Milletvekili Oktay Ekşi’nin TBMM başkanlığına verdiği bir dilekçe ile Menka ile ilgili sorularının yazılı olarak yanıtlanmasını istedi.
31 yıldır zaman zaman Ordu Valiliğinin de uyarılarına yazışmalarına rağmen faaliyetine devam eden Maden işletmecisi MENKA nın bu kez Faaliyetinin durdurulmasına,
Bu tesise ayrıca 142.452.00 TL para cezası uygulanmasına karar verilmiş.
Bu kararın alınmasına haklı olarak gönül koyan İstanbul Milletvekilimiz , hemşerimiz Oktay Ekşi’ye ne kadar teşekkür etsek azdır.
Elinize ,yüreğinize sağlık
Not: Çambaşı yolu üzerinde Kabadüz Akgüney köyü içerisindeki yine Melet ırmağı yatağı yakınındaki Zamantı Maden tesislerinde bulunan Kurşun madeni çökertme havuzunun geçtiğimiz aylardaki selde duvarının çöktüğü ve Kurşun maden çamurunun Melet ırmağına karıştığını da hatırlatmakta fayda var diye düşünüyoruz..!
OTSO ve...
ADALETİN TERAZİSİ..
Tuncer Engin
2.2.2009 tarihinde “Gördüklerimiz..Duyduklarımız köşesinde OTSO MECLİSİNE ADAY BİR GARİP ÜYE..! başlıklı bir yazı yazmıştım , yazının özeti şöyleydi...
1991 senesinde Ordu Ticaret ve Sanayi Odasının Resmi T.C li mührünün üzerine atılmış sahte imzalı ATR.3 A No 53921 numaralı Dolaşım Belgesi olayı geldi aklıma...
“Bu nasıl iş arkadaşlar şimdi bu sahte imzalı belgeyi bir Cumartesi tatil günü Ordu Ticaret ve Sanayi Odasından odacıyla yaptırıp Resmi T.C mühürlü çıkartan şimdi Ticaret Odası Meclis üyeliğine mi aday diye söylenmeye başladım.
Çok yakında da Başkan olursa hiç şaşırmayın diye söylendim....
O yıllarda elimize geçen ve sahte imzalı düzenlenmiş meşhur A.TR. 3 dolaşım belgesi imza ve evrak sahteciliğini OTSO seçimleri öncesi gazetede gündeme getirip yazmıştım.”
Uyarımıza rağmen OTSO’dan ses çıkmadı ne hikmetse bir açıklama da gelmedi..!
19 KASIM 1991 TARİHLİ
OTSO KARAR DEFTERİNDEN....
Oysa ki.. 19 Kasım 1991 Salı saat:15 Karar No: 166 sayı ile OTSO yönetim kurulunca gündemin 852. maddesi ile Odanın karar deftere şöyle geçmişti..
“ Odamızca tanzim edilen A.TR.3 A belgesi Ersan Ltd. Oda mührünün üzerindeki Sahte imzanın görüşülmesi..”
Kayıt altına alınmış ..26 Kasım l991 günlü 167 Karar ile OTSO Oda Karar defterine yazılı sahtecilik olayı özette şöyleydi ve Ersan Ltd şirketinin sahibi Süleyman Ersoy’un ise şu ifadesi dikkat çekiciydi...
“ Şirketten alınan ATR Belgesinin Cumartesi olması nedeniyle Acele Odada temizlik yapmakta olan A.Boztepe’ye Hazırlatarak mühürlettiklerini Oda yetkilisi bulunmadığı için imzalatamadıklarını ancak ihracatın aksaması durumunda her gün için 500 Mark ceza vermelerinin gerektiği için bu nedenle Oda Mührü üzerine kendisinin imzaladığını, ortada bir suç varsa firmasıyla kendisinin suçlanması gerektiğini . Odada evrakları takip eden Mehmet Albayrak’ın Firmasının üretim Müdürü olduğunu nitekim suçlanacak olanın Mehmet Albayrak değil firması ve kendisi olduğunu ancak sorunun Cumartesi Pazar günleri yapacağı ihracatın odanın kapalı olması nedeniyle evrakın imzalanmamasından ve yapacağı ihracatından gecikmesinden kaynaklandığını ifade ederek gereği neyse yönetim kurulu bana göre ifa etsin” dedi...
SONRA NE OLDU..?
4.6 2009 tarihinde Mehmet Albayrak’ın Avukat kardeşi Şeref Albayrak’la hakkımda 5.000 Tl lik Manevi tazminat davası açtı dava dilekçesinin bir yerinde
....buna rağmen müvekkilim seçimlerde Meclise girmeyi başarmıştır.
Diye yazdı...
Mehmet Albayrak’ın Avukatı Şeref Albayrak ile tarafıma açtığı 5000Tl lik manevi tazminat davamız 28.9.2011 tarihinde Yargıtay Kararı ile son buldu..
Yorumsuz olarak yayınlıyorum...
T.C
YARGITAY
3. Hukuk Dairesi
Esas NO : 2010/ 14208
KARAR NO : 16812
YARGITAY KARARI
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonara dosyadan bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Dava, basın yoluyla kişilik hakkına saldırı nedeniyle tazminat istemine ilişkin olup,mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Basın özgürlüğü,Anayasa’nın 28.maddesinde ve 5187 sayılı Basın yasası’nın 1,ve 3.maddesinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemede basın özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir.Basına sağlanan güvencenin nedeni ;toplumun sağlıklı ,mutlu ve güven içinde yaşayabilmesi içindir. Bunun için de kişinin, dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması gerekmektedir. Basın olayları izleme, araştırma,değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma, yönlendirme yetki ve sorumluluğuna sahiptir. Bu nedenle basının yayın yaparken, yaptığı yayından dolayı hukuka aykırılık teşkil edecek olan eylemi, genel olaylardaki hukuka aykırı olan eylemlerden farklılıklar taşır. Yapılan yayının hukuka ayrılık veya uygunluluğu bu farklılıklar gözetilerek belirlenmelidir. Bu nedenle basının ayrı bir konumu bulunmaktadır.
Basının bu ayrıcalık taşıyan konumu ve özgürlülüğü, tüm özgürlüklerde olduğu gibi sınırsız değildir. Bundan dolayıdır ki, haklarına saygı gösterilmesi gerek Anayasa’nın Temel Hak ve Özgürlükler bölümlerinde yer alan gerekse MK.nun 24 ve 25.maddelerinde ve özel yasalarda güvence altına alınmış bulunan bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerekecektir. Açıklanan bu yasal düzenlemelerden ve yargısal uygulamalardan da anlaşılacağı gibi, basının özgürlüğü ile kişilerin, kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda somut olaydaki olgular itibariyle koruma altına alınmış bulunan bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerekecektir.
Bunun için temel ölçüt, kamu yararıdır. Yayın, salt toplumun yararını gözeterek yapılmış oymalıdır. Toplumun çıkarı dışında hiçbir kişisel çıkar, gerçeklerin yanlış olarak sunulmasına neden olmalıdır. Gerek yazılı gerekse görsel basının bu işlevini yerine getirirken , özellikle yayının gerçek olmasını , yayında kamu yararı bulunmasını , toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli ve haber verirken özle biçim arasındaki denge de korunmalıdır. Bu ilke ve kurallar gözetilmeden yapılan yayın hukuka aykırılığı oluşturur ve böylece kişilik hakları saldırıya uğramış olur. Anılan ilke ve kurallara uyulması durumunda ise, yayının Anayasa, Basın Yasası ve basının genel işlevi karşısında hukuka uygun olduğu, kişilik değerlerine saldırı teşkil etmediği kabul edilmelidir.
Yine basın,objektif sınıflar içinde kalmak suretiyle yayın yapmalıdır.Olay veya konu ile ilgili olan, görünen bilinen her şeyi araştırmalı, incelemeli ve olayları olduğu biçimi ile yayınlamalıdır. Bu işlevi ile gerek yazılı ve gerekse görsel basın, somut gereği değil,o anda belirlenen var olan ve orta düzeydeki kişilerce de yayının yapıldığı biçimi ile kabul edilen olguları yayınlamalıdır. O anda ve görünümünde var olup da sonradan, gerçek olmadığı anlaşılan olayların ve olguların yayınından basın sorumlu tutulmamalıdır.
Dava konusu 02,02.2009 günü yerel gazetede yayımlanan “ OTSO Meclisine bir garip üye” başlıklı köşe yazısında, davacının Ticaret ve Sanayi Odası Meclisine aday olmasında bahsederek l991 yılında hafta sonu düzenlenen bir dolaşım belgesindeki imzanın sahteliği anlatılmaktadır. Davacı, sahtekarlık suçlamasının seçilmesini engellemek ve karalamak amaçlı olduğunu ileri sürmüştür.Davalı ise belgelere dayalı bir olayı gündeme taşıdığını savunmuştur. Mahkemece davacının aday olduğu dönemde 18 yıl önceki bir olayın gündeme taşınmasında kamu yararı ve güncellik bulunmadığı gerekçesiyle davalının sorumluluğuna karar vermiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgeler ile iddia ve savunma incelenip değerlendirildiğinde; haber dayanağı OTSO kararı itibariyle hafta sonu düzenlenen dolaşım belgesindeki oda mührü üzerindeki imzanın sahte olması,imzayı firmanın üretim müdürü olan davacının değil firma sahibinin attığı konusundaki firma sahibinin beyanı doğrultusunda muhalif görüş de bulunarak idari karar verilmiş olması, imzanın kime ait olduğu konusunda beyanla yetinilip imza incelemesi yaptırılmamış olması, olayın savcılığa intikal ettirilmemesi olguları itibarıyla ismi bu sahtecilik olayına karışan davacının aynı kurumun meclisine aday olduğu dönemde böyle bir olayı belgelere dayanılarak kamuoyuna yansıtılmasında kamu yararı ve güncellik bulunduğu, yayının davacının kişilik hakkına saldırı oluşturulmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Şu durum karşısında davanın reddedilmesi gerekirken mahkemece delillerin taktirinde yanılgıya düşülerek davanın sorumluluğuna karar vermesi bozma nedenidir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün
HUMK.nun 428. maddesi gereği BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine 18.10.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
T.C
YARGITAY
3.Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/ 13708
KARAR NO: 2011/14085
YARGITAY KARARI
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına ve delillerin taktirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddi ile usule ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, 28.09.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
MOR MENEKŞELER

Orduspor’un Birinci lige adım attığı 1967 senesinden günümüze Orduspor’umuzun Ordudaki maçlarını izlemeye özen gösteririm. Bu arada (Höllük) Mehmet’in Afyonspor’a attığı golü de unutamayanlardanım..!
Mor Beyazlı Kardeş kulüp Afyonspor bu talihsiz gol sonrası 1.ligden düşmüş ve lig’e de küsmüştü......
Şehir Stat’ının olmadığı zamanlarda Milletdüzü’nde Oynanan maçlarda Vilayetin önü deki bayırdan Ordulu bayanların amatör maçları seyrettiğini eski tarihi Ordu Fotoğraflarından biliyoruz....
1967’lerden günümüze Orduspor maçlarına Bayanlar rağbet göstermiş maçları zaman zaman takip etmişti ama Futbol Federasyonun aldığı doğru karar sonrasında Orduspor Samsunspor –Orduspor Eskişehirspor maçlarında 500 kişilik Bayan kontenjanlı MOR MENEKŞE’lerin yaptıkları inanılmaz güzel tezahüratların Orduspor maçlarına farklı bir güzellik, farklı bir kalite ve görüntü getirdiğini söyleyebilirim.
Türkiye Futbol Federasyonu TFF’nin son yıllarda Stadyumlarda oynanacak maçlar için aldığı en güzel kararlarından birisi de belirli kontenjandaki Bayan ve çocuk Taraftarın Tribünlerde ücretsiz olarak yerini almasıdır.
Bayan ve 16 yaş gurubunun altındaki çocukların parasını yasa gereği yine Federasyon ödeyecektir bu karar özellikle Anadolu’da statlara bir şenlik havası getirmiştir, onun içindir ki bu anlamlı kararını kutlarım..
TFF Bu girişimin en güzel örneğini Seyirci cezalı Fenerbahçe seyircisinin Fenerbahçe Samsunspor maçında kendi Sahasında Fenerbahçeli 46 bin bayan ve çocuk taraftarın Kadıköy’deki Ünlü Şükrü Saraçoğlu stadında tribünleri doldurması ve takımlarını 90 dakika desteklemesidir.
Orduspor-Samsunspor maçındaki bayan Mor Menekşelerin Mor Beyaz formaları ve Mor Beyaz atkıları ile Ordu Stadında Maraton Tribününün sol köşesinde kendilerine ayrılan 500 kişilik yerde Başlarındaki 3 Bayan AMİGO ile 90 dakika boyunca yaptıkları inanılmaz tezahüratın güzelliğini bütün stad gördü..
Bayan Amigolar MOR MENENŞELERi ile yine Orduspor Eskişehirspor Maçında da Takımları Orduspor’u aynı güzellikte hakemin başlama ve bitiş düdüğü süresince desteklediler Ordu 19 Eylül Stadında çok özel görsel bir güzellik havası estirdiler.
Yaz Kış, Karda Yağmurda takımlarına destekleyen Fedakar Erkek taraftarlar ile unutulmayacak bir uyumu sergilediler Maç SHOW yaptılar
Şöyle seslendiler ;
MOR BEYAZIM BENİM
BİRİCİK SEVGİLİM
SÖYLE SENDEN BAŞKA
KİMİM VAR BENİM...
* * * *
ORDU GOL..GOL..GOL
ORDU GOL..GOL..GOL..
ŞAMPİYON ORDU...
ŞAMPİYON ORDU...
Bana sorarsanız ve kim yapacaksa Orduspor’umuzu canla başla destekleyen “Stadın Mor Menekşeleri” Bu güçlü hanımlara çok özel çok güzel büyük bir pankart yazdırmalı ve tribünlerinin altına asmalı..
“MOR MENEKŞELER”
bu spotu hak ettiklerini düşünüyorum,
Elinize yüreğinize, gönlünüze sağlık diyorum...
TEŞEKKÜR
Umut Hastanemizde safra kesesi ameliyatım öncesindeki tetkiklerimde yakın ilgilerini ve alakalarını gördüğüm Hastanemizin değerli Doktorları
Dahiliye uzman Dr ALİ MEYDAN
Kardiyoloji Uzman Dr KADİR ŞAHNA
Ultrason Uzman Dr ALİ BEKİR
Anestezi Uzman Dr Nalan ŞEN ile
Ameliyatımı yaparak beni sağlığıma kavuşturan sevgili kardeşim
Başhekim
Operatör Doktor
KENAN URALKAN’a
Ve Cerrahi ekibine
Servisinin titiz ,şefkatli ve güler yüzlü Hemşirelerine,
Telefonla arayan ve Hastaneye gelerek geçmiş olsun dileklerinde bulunan dostlarıma arkadaşlarıma, Hastaneye ve Evime Çiçek gönderme inceliğini gösteren dostlarıma ,
Belediye Başkanımız
SEYİT TORUN’a
Özellikle Sevgili Eşim
N.Ayhan ENGİN’e aileme Dila GÖKALP’e
Sevgili Kardeşlerim Atilla ŞİMŞEK’e Erol KARAER’e
dostlarıma ve arkadaşlarım en samimi ve içten duygularımla Teşekkür ederim.
Tuncer ENGİN
GEÇMİŞ OLSUN
Gazetemiz yazarı Gazeteci Tuncer Engin ameliyat oldu.
Ordu Özel Umut Hastanesinde safra kesesinden bir operasyon geçiren Engin kısa sürede taburcu edilerek evinde istirahata çekildi,
Gazeteci Tuncer Engin’e geçmiş olsun diyor acil şifalar temenni ediyoruz.,
Ordu Değişim Gazetesi
O HASTA SİZLERE ÖMÜR...!
Bir zamanlar (Keçiköy) Güzelyalı mahallesindeki çok eskilerde 1958 senesinde Ordu Devlet Hastanesi olarak hizmet vermiş daha sonraları Yetiştirme Yurdu, Ordu Ziraat Fakültesi ve Diş Hekimliği fakültesi olarak hizmet veren ve günümüze kadar ayakta kalmış eski güzel tarihi yapılardan bir tanesidir.
O tarihlerde Ordu Devlet Hastanesi Keçiköy’ündeki bu tarihi güzel binasında Beş doktor Beş hemşire ile Ordu’lulara sağlık hizmeti götürüyordu...
1958’de Ordu’da Devlet Hastanenin tek ambulansının olduğu bu zamanlarda ufak kamyonetten bozma ambulansı ayrıca hastaneye erzak ve Personel taşıma servisi de oluyordu..
Ambulansın bıkmadan usanmadan gecesini gündüzüne katarak hizmet götüren fedakar sürücüsü de rahmetli İsmail Aydın’dı..
Manyetolu Santralli telefonların kullanıldığı 1958’lerde Hastanı hastaneye taşıyacak Tek ambulans hizmeti buydu ve herkes görevini yapıyordu..!
Günümüzde Ordu’da112 Acil Ambulans Doktorları ve sağlık ekibi 24 saat çok önemli bir sağlık hizmeti veriyor ve onlara ne kadar teşekkür etsek azdır.
Özelliklede hastanelerdeki doktorlarımıza... Çünkü benimde iki defa gece yarısı bu çok özel sağlık Ambulans hizmetinden yararlanma imkanım oldu.
İnsan sağlığının en hassas olduğu ve hastaneye Acil servise bir-iki dakika önceden yetişebilmenin önemini sonradan anlıyor insan..
Çünkü Acilde doktorun yaptığı ilk müdahaledeki teşhisi ve kararı çok önemli..
Onun içindir ki 112 Acil Ambulans’ın ve ekibinin önemini çok iyi biliyoruz..
Tabii bu arada Ambulansı kullanan şoförünün de..!
İyi güzelde bunları neden yazıyorum..?
ACİL DURUM...
15 Eylül gecesi Ordu Devlet Hastanesinde gece 1.30 sularında Nefes borusu kanserli ve nefes darlığı çeken bir hastanın Hastanede gördüğü acil tedavi sonrası nefes almasındaki rahatsızlık giderildikten sonra evine ambulansla geldiği gibi götürülmesi gerekiyordu..
Çünkü doktoru böyle uygun görmüştü...
Hastane Acil doktoru ve Hastanın yakınları 112 Acil Ambulans servisini arayarak Hastanın nakli için ambulans istiyor.Çağrıldığı halde Ambulans bir türlü gelmiyor hasta sahibi ısrarla ve 112 yi defalarca arıyor sonunda telefondaki görevliye sizi Sağlık Bakanlığına şikayet edeceğim diyor ve Taksi çağırıyor...
Bu son telefondan sonra 52 FZ 154 plakalı ambulans hasta taksiye bindirilirken lütfen geliyor..Ambulansın şoförü ile hasta sahibi bu defa yine anlaşamıyor..
Ambulansın şoförü “ Gelmek zorunda değilim ..İstediğin yere şikayet et” diyor..
Hasta sahibi ertesi gün Ambulans şoförünün bu tavsiyesini ve hatırlatmasını yerine getiriyor.. Sağlık Bakanı Recep Akdağ’a bir şikayet dilekçesi gönderiyor yaşadığı olayı anlatıyor.Daha sonra bu olay üzerine Gazetemizde çıkan “112 Acil Acillik Olmuş” yazısını okuyan İnsan ve Sağlık hizmetlerinde de çok duyarlı valimiz Orhan Düzgün bu garip sağlık Olayıyla ilgili soruşturma başlatma talimatı vermiş..
Valimiz Orhan Düzgün’e bu duyarlılığından dolayı ayrıca teşekkür ediyoruz..
O HASTA SİZLERE ÖMÜR...!
O geceki üzücü Olaydaki adı geçen hasta Feridun Nafiz Saraç bir hafta sonra bu kez kaldırıldığı hastanede hayatını kaybediyor..
112 Acil hizmet Servisinin tamamını bu olaya katmamamız, suçlamamamız gerekiyor.. Sadece o akşam bir ambulans şoförünün yarattığı kişisel bir rahatsızlık tı bu ve yanlış olan da buydu......
Hastalarımız için Yapılan önemli bir sağlık hizmetinde hastane kapısında hasta sahibi insanları bu derecede kırmanın hiçbir değeri olmayacağı gibi yapılan hizmetinde bir anlamı kalmıyor.
Ve ...
O hasta sizlere ömür...!
YASAK BOYDA AVLANAN
YAVRU BALIKLAR...!

Eylül ayı içerisinde , geçtiğimiz günlerde Doğa Aktiviteler Derneğine gönderilmiş Sayı 46 2011 tarihli “GREENPEACE” isimli dergi geçti elime. Sayfalarını karıştırdığımda ilginç güzel yazılarla birlikte orta sayfasında iki değişik boyda yan yana koyulup çekilmiş İstavrit balığı fotoğrafı dikkatimi çekti.
Yazının başlığında;
“ Sorumuzun Cevabını Alana Kadar...”
“Yavru Balıkların avlama boylarının bilimsel verilere göre düzenlenmesi,sürdürülebilir balıkçılık ve sürdürülebilir denizler için mücadeleye devam. Yavru balıkların kurtulması yakındır.” Yazılıydı
Derginin orta sayfasında Fotoğraftaki İstavrit balıkları bir cetvelle ölçtüğümde boyları 10 ve 30 santim olan istavrit balığının küçüğünü görüyoruz satın alıp yiyoruz da büyükleri nerede bu balığın diye de sorası geliyor insanın..!.
Balıkçı tezgahlarında satılan küçük yavru istavrit balıklarını bir an düşündüm de...
Bunlar büyük trol veya çevirme balık ağlarıyla ve de Büyük balıkçı teknelerinin radarları ile tespit edilip denizlerimizden adeta kazınarak toplanan sürüler halinde dolaşan büyümesine izin verilmeyen yavru istavrit balıkları idi, balıkçı tezgahlarında satılan.
Ufak balıkçı kayıkları ile amatör balıkçılarda rızıklarını evlerinin geçimlerini olta avcılığı ile ve sağlayanlardı..
Büyük balıkçı ağları ile 100-200 kasa veya tonlarca yakaladıkları küçük istavritleri küçük kayıklarda olta avcılığı ile 3-5 kilo olarak yakalayabiliyorlardı sadece ...
Sonra 40-45 sene önceleri mahalle aralarında iki balık satıcısının taşıdığı çubuklara asılmış büyük istavrit balıkları geldi aklıma . İkisi iki buçuk liraya satılan büyük istavrit balıkları...
Ayrıca yine dizin dizin satılan büyük İstavrit balıkları...Şimdi nerede bu büyük İstavrit balıklarını göreniniz var mı..?
Ben görmeyeli çok..çok uzun seneler var.!
Büyüklerimiz bilirler de size bir sır vereyim. Büyük istavritin ızgarası da inanılmaz lezzetli oluyordu laf aramızda ..!
Tabii bulabilirseniz..
Yeni nesil çocuklarımızın bu bahsettiğim balıkları görme şansı yok..Ancak şu an benimde yıllar sonra GREENPEACA dergisinde gördüğümü ancak görebilirler..
Acı ama gerçek bu..
Yine çok eskilerde sahil yolunun geçmediği yıllarda Küçük iskeleye yanaşmış büyük Hamsi balıkçı teknelerini evden gördüğümüzde ilistir dediğimiz kovalarla iskeleye gider taşıdığımız kovayı teknedeki balıkçıya uzattığımızda balıkçı ağzına kadar Hamsi dolu teknedeki taze kalay gibi parlak hamsiye daldırır kovayı uzatırdı. Kovasını bir veya iki liraya alırdık. Bu yazdıklarımı Ordu’da benim yaşımda olan çoğu insan yaşamıştır bilir...
Büyük 5-6 kiloluk Kalkan balıklarını balık tezgahlarında görmek ne mümkün..İnsanlar Böyle büyük balıkları alırken Ortasından kestirir ayıklatır bölüşürlerdi..tabi bir zamanlar
Yine bir zamanlar...
Denizlerimizde o kadar bereketli balık ve Hamsi avcılığı yapılırdı ki balık avcısı da balık tüketicisi de bu deniz ürünleri bolluğundan nasibini alırdı.. Gençliğimizde rıhtım iskelesinde oltayla her türlü balığı avlardık.
O yıllarda Gece sabahlara kadar oltayla iskelede avlanan amatör balıkçılar vardı..Genelde Yazın Rıhtımın başında veya yan tarafında Soya tarafında sabah güneşi denizden yükselirken genelde deniz solucanı kullanılarak avlanılan büyük kırmızı ( Memülünün gülü..) diye tabir edilen Barbun balıklarını unutmam mümkün değil..
Güneş batarken de Rıhtım istelesinin girişindeki kayalıkların bulunduğu mevkide yakaladığımız Karagöz balıkları... Neydi o günler ve balık bolluğu...
Büyük istavrit Lüfer,Kofana,Kefal,(Paçoz) Sarıkulak,Barbun,Mavraşgil (Ekşina) Dişli,(Karagöz) , Sargan,Kapaklı..Bu yazdığım balık türleri iskeleden avlanan balıklardı..
Bu balıklar nerede şimdi..?
Çevre kirliliği Karadeniz’e akan derelerin sürüklediği tarım ilaçları, Kimyevi tarım gübresi suları, evlerden atılan Ozon,deterjan,çamaşır suları mutlaka kapalı bir deniz olan Karadeniz’in ekolojisini bozuyordur..
En Önemlisi bilinçsiz yasak avlanma ve balık boy yasaklarına uyulmaması her şeye rağmen küçük balıkların tezgahlarda satılması, denetimsizlik.Bütün bunları bir araya getirdiğinizde Balık yokluğundan şikayet etme gibi bir lüksümüz olamaz...
Lahmacun büyüklüğündeki küçük Kalkan balıklarını Boy yasağına giren küçük parmak büyüklüğündeki Barbunya balıkları , Mezgit balıkları küçük yaprak dediğimiz Çinekop (Lüfer) balıkları ve bunlar gibi nicelerini balıkçı tezgahlarında gördüğümüz ve satın aldığımız müddetçe balık yokluğundan şikayet etmemiz de gerekmiyor.
Karadeniz’in karşı kıyılarında,Romanya denizlerinde olan 7-8 kiloluk kalkan balıkları ve balık bolluğu neden bizim denizimizde yok.
Çünkü Denizlerimizde çoğu kez yasaklara uyan yok..
Rize’de Su ürünlerinin ürettiği Kalkan Balıklarını küçük yavru olarak fişleyip suya bırakıyorlar. 300-400 Gramlık Yavru Balıklar büyümeden yolda yakalanıyor tezgahlarda satılıyor..!
Bütün bunları zaman zaman Biz yazıp biz okuyoruz...
Yasaklara uymadığımız müddetçe ve Denizlerimizin vede balıkçı tezgahlarının denetimleri olmadığı müddetçe istediğiniz balığı hayalinizde büyütebilirsiniz veya resimlerde görürsünüz..
Valimiz Orhan Düzgün elinde metre tezgahlarda Avlanma yasağına uymayan balıkları mı denetleyecek..?!
Hangi balık büyük hangisi küçük..
Sonuçta Hamsi balığı fazla büyümüyor
İstavrit balığı büyüyor, diğerleri de..
Sonra ne mı olacak..?
Bakıp bakıp dururuz.
ORSEV GENEL KURULU ..
VE
ORSEVİN SANAT DOSTLARI

1991 Senesinde Kurulan Ordu Sanat Evi ORSEV’in 10.Genel Kurulu ORSEV’ salonunda 23 Eylül 20011 Cuma günü saat 17.00 de Sanat adamı Sanat dostu Tunca Gönül’ün Divan Başkanlığında ve Orsev gönüllülerinin katılımıyla yapıldı.
Başkan Sevinç Özel’in Yeni listesi Oy birliği ile kabul gördü. Orsev Üç yıllığına yeni dönem için de Ordu’da Sosyal faaliyetlerini Kültür Sanat etkinliklerini Sevinç Özel’in başkanlığında ve yeni Yönetim Kurulu Üyeleri Başkan Yardımcıları Necmi Oğuz, Gülseren Köksal (Yamak) Neşe Yüce, O.Rüştü Baş, Tuncer Engin, Orhan Zafer , Metin Koç ile birlikte sürdürecek hizmet için görev yapacaklar..
Başkan Sevinç Özel seçimler öncesinde Ordu Sanat evinin 10. olağan genel kurul çalışma faaliyetleri raporlarını okudu ve üyelere özetle şöyle seslendi.
“ Sayın Divan,değerli konuklar basınımızın değerli temsilcileri sizleri yönetim kurulum adına saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. 10. olağan genel kurulumuza hoş geldiniz.
Bu yönetim döneminde de büyük bir özveri ile Ordu’muzun Kültür Sanatına katkılarda bulunmaya çalıştık. Ve ilimize zengin bir altyapı kazandırmakta katkılarımız oldu . Ordu’nun sosyal yaşantısına renk kattık güzellikler getirdik, seçisi tutum ve duruşumuzla halkımızın beğeni ve sevgisini yükseklere taşımaya devam ettik.
Bu Üçüncü dönemimizde de geçen dönemlerimiz gibi iyi şeyler yaptık…”
Bence öyle Sevgili Başkanım gerçekten Orsev güzel şeyler yapıyor ve dile kolay ...10. dönem Ordu Sanat Evi Orsev’in Genel Kurulunda Ordu’da Sanata-Kültüre gönül veren üye ve sanat dostlarımızla yine beraberdik.
Orsev’i bu çok özel gününde, yine bizleri yalnız bırakmadılar,bizlere yeniden 3 yıllığına görev verdiler.Sanat dostlarımıza bu vesile ile saygılarımızı ve sevgilerimizi sunuyorum.
Orsev’in kuruluşu olan 1991 senesinden bu güne geçen Sanat ve Kültür ağırlıklı, dolu dolu 21 yılda Ordu’da Başkanıyla ,yönetim kurulu üyeleriyle en önemlisi sanata ve kültüre katkı sağlayan destek veren sanat dostu insanlarıyla, Ordu’da gönüllü hizmet veren saygın bir sivil toplum kuruluşudur ORSEV.
Kimler geldi, kimler geçti Orsev’in Sanat ve Kültür kervanından ?
Orsevin kuruluşundan bu güne Ordu’da Tiyatro, Şiir ve Kitap imza ,söyleşi günlerinde ,Mahalli sanatçılarımızı anma gecelerinde fotoğraf ve Resim sergilerinde, sanatsal söyleşilerde Türk Sanat ve Türk Halk müziği konserlerinin unutulmaz gecelerinde ,Türkiye Cumhuriyeti Kültür Bakanlığı ve Orsev’in işbirliği ile Kültür Bakanlığı sanatçıları Ordu’nun değerleri İrfan ve Cem Gürdal kardeşlerin Türk dünyası ve Anadolu müziği karşılaştırmaları nefis konserleri ve daha niceleri...
Ordu’muzun Tiyatro Sanatında gözbebeği, gururumuz Ordu Belediyesi Karadeniz Tiyatrosu OBKT’den sonra Ordu Sanat evi ORSEV’imiz özellikle yaptığı Tiyatro çalışmaları ve Sanata, Kültüre yaptığı güzel katkıları ile daima saygın yerini alacak alkışlanacak ve anılacaktır.
Ordu Sanat Evi ORSEV’in yer konusunda ki en sıkıntılı anında da desteklerini esirgemeyen şu anki salonun Orsev’e tahsisini sağlayan Kültür ve sanat gecelerinde Orsev’den ilgisini esirgemeyen Belediye Başkanı Seyit Torun’a Orsev’in sanat dostları ne kadar teşekkür etse azdır diye düşünürken Orsev’in Başkanı Sevinç Özel’in genel kuruldaki şu sözlerini de yazmadan geçemeyeceğim;
“Ordu’nun Kültür ve Sanatına bir nebze de olsa katkıda bulunan herkes kendini mutlu saymalıdır. Bu konuda bizim de payımızın olduğunu düşünüyoruz.
Mutluyuz gururluyuz.
Tüm bu faaliyetler ve gayretlerimiz Ordu’luları biraz daha sanatsal faaliyetlerin içine çekmek sanat adına potansiyel yaratıp sanatı sevdirmek yarınları, gençleri gelecek kuşaklar için bu günlerden daha güzel kılmaktır.
Biz bu çalışmalarımızı sadece kendi öz faaliyetlerimizle değil sanatın her alanında çalışan sanatçıları destekleyip, ürünlerini kendi mekanımızda kitlelere ulaştırmada onlara yardımcı olarak ta sürdürdük.
.......
Son olarak Kültür ve Sanat’a destek veren, Kültür ve Turizm Bakanımız sayın Ertuğrul Günay’a ,bizim için bir şans olduğunu düşündüğümüz Valimiz Sayın Orhan Düzgün’e, hep bizimle olarak bize güç veren değerli eşleri Gül hanımefendiye, Orsevde desteklerini her zaman gördüğümüz Belediye Başkanımız sayın Seyit Torun’a çok teşekkür ediyorum , Hepinize saygılar sevgiler sunuyorum..
Bizde iyi ki varsın Orsev diyoruz..
İyi ki varsın Başkan Sevinç Özel
Ve ..
İyi ki varsınız sanatın dostları...