MEMLEKETE HOŞ GELDİNİZ

   
  Ordu Değişim Gazetesi
  Savaş Çelebi
 

 



 

 

SAVAŞ ÇELEBİ

Fındık..!

Savaş Çelebi

Biz, bizim fındığı Avrupa’da gururla tüketiyoruz.

Bazı Avrupa ülkelerinde fındık yetişiyor ama bizim fındıkla yakından uzaktan alakası yok.  Adı fındık. Bildiğimiz ceviz tanesi kadar neredeyse tadı tuzu hiç mi hiç yok.

Buralarda çikolatayı çok severler.

Çikolata demek, fındık demek.

 Fındıksız çikolataya kimse bakmaz.

 Bende bu durumdan çok memnunum.

 Birkaç fabrikaya gittim gezdim. Her ülkenin fındığını denemişler. Çikolatalarda istenen lezzeti sadece Ordu-Giresun fındığında bulmuşlar. Bunu fabrikanın yöneticisi (Hans) söylüyor. Bunu tüm Avrupalılar söylüyor. Bundan daha güzel bir şey olabilir mi?  Alman benim bahçemin fındığını öve öve bitiremiyor. Düşünsenize benim bahçemde toplanıyor, Avrupa’nın en ücra köselerinde dünyanın her bölgesinden insanlar bu fındığı severek tüketiyor.

,Haaa bu işin Avrupa yakası.

Asya da ise,  malına sahip çıkmayan, yada fındığın ne olduğunu neye yaradığını bilmeyen yetkililer olsa gerek. Dünyanın en lezzetli ve tercih edilen tek fındığı bizde. Fındık konusunda üstümüze yok. (Bunu belki ilgili kişiler okur diye tekrarlıyorum) Ama nedense fındık üreticisinin yüzü bir türlü gülmüyor. Üretici ettiği masrafı geri alamıyor. Devlet tarıma destek vermiyor. Fındık konusunda özellikle 750 rakamının üzerindeki araziler için alternatif ürün projesi yok. Destek yok.

Bence bundan sonra fındık üreticisini çoook zor günler bekliyor.

 Ben taa buralardan pis kokular alıyorum.

İktidar fındığın merkezi olan Ordu-Giresun'da sandığa gömüldü.

Sanırım bu iki il, "lisanslı depoculuk" adi altında, cezalandırma sistemiyle karsı karsıya. Üretici resmen serbest piyasaya mahkum edildi. Bende buna resmen "PEŞKEŞ" derim. Geçtiğimiz yıllarda fındık üzerinde oynan oyunları biliyoruz. Kimlerin cebini doldurduğunu da. O zamanlar bakanımız dahi vardı. Bugün oda yok. TMO deseniz 2006 yılından bu yana satın alınan fındıklar için sadece alim maliyetine göre katlanacağı zarar yaklaşık 2 milyar civarında. Bu zararda sineye çekilerek Hazine tarafından karşılanacak.

 

Üreticiye, fındığı pazara indirmeyin demek isterdim.

Geliri olmayan vatandaş 1 yıl boyunca tüccardan borç yemiş, öyle bir sansı yok. Önümüzde yeni dönem okul sezonu var. Para gerekli. Buda gösteriyor ki üretici mağdur olacak. Birileri kazanacak, kazanacak, kazanacak...



 

ilaç furyası

Savaş Çelebi _ Almanya’dan yazıyor

"Beni Türk hekimlerine emanet ediniz" diyen Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk'ün bu sözlerine katılmamak mümkün değil. Çünkü her türlü şartlara rağmen sağlıkta büyük yol kat etmiş olmamız da bunun en belirgin göstergesidir.

Beni sağlık konusunda son dönemlerde düşündüren açıkçası rahatsız eden bir unsur  olmuştur;

Nedense doktorlarımızın hastalara verdikleri ilaç sayısında büyük bir artış saptanmış. Bunu da yaptığım küçük bir araştırma sonucu kanıtladım. Geçtiğimiz aylarda Orduda bulundum ve 2 hastam için orduda ki doktorları dolaştım. Kalp ve yüksek tansiyon rahatsızlığı olan hastalar, 1 gün boyunca 7 tane ilaç kullanıyordu. Ankara'ya giderek hastalar muayene oldu. İsim kullanmak istemiyorum oradaki prof. dr.lar "siz nerden geliyorsunuz? orda hiç dr yok mu"? diye sorunca ben afalladım. Neden? diye sordum. "Bu ilaçlar sadece uyuşturur hiç bir faydası da olmaz, sanırım siz hastanızın daha çabuk ölmesini istiyorsunuz. Sizin oradaki doktorlar ilaç mümessillerine mi çalışıyor"? Bu söylem üzerine hastaların tüm dokümanlarını ilaçlarını alıp Almanya ya getirdim. Almanya’nın en saygın doktorlarına, hastaların tüm bilgilerini filmleriyle birlikte verdim. Bunu yapmaktaki tek amacım verilen ilaçların ne kadar doğru olduğunu öğrenmekti. Ankara'da ki gibi oldu ve "ilaçların bir kısmi gereksiz. Bu kadar ilaç bu tip hastalara verilmemeli. Oradaki doktorlar nasıl çalışıyorlar bilemem ama sanırım bir şeyler denemek istemişler" dedi alman doktor.

Benim amacım doktorlarımızı kötülemek değil. Ancak ortada büyük bir yanlışlık var gibi. Ben ordu da bulunduğum süre içerisinde sunu gördüm. Çok sayıda ilaç firması var ve bu firmalar her dalda olduğu gibi rekabet içerisinde. Her firmaya ait çalışan (mümessil) doktorların peşinde koşuşturuyor ki hastalara bizim firmaya ait ilaçları yazsınlar diye. Bunun içinde mümessil elinden geleni yapıyor. Hediyeler ve özel dostluklar bu alışverişte başrol oynuyor. Yani mümessil ilacı ne kadar satarsa o kadar memnun isinde yükseliyor, primi artıyor. Doktor ise.........................size bırakıyorum.

Sonuç hastalara yazılan fazladan milyonlarca ilaçlar ve beraberinde hiçe sayılan insan sağlığı, devletin kasasından çıkan binlerce lira...

Bu sistem doğruysa herkesten şimdiden özür diliyorum, yanlışsa da ilgili birimleri bu konuda göreve davet ediyorum...   

 


ALMANYA’DAN

Uzun bir aradan sonra, amacı "yoksulluk ve yolsuzluk "ile mücadele olan ve Ordu'nun da bana göre en büyük ihtiyacı Ordu Değişim Gazetesi'ne yayın hayatında basarılar diliyor, bu hedefle yola çıkan gazete yetkililerini de cani gönülden kutluyorum.

Ordu da belirli bir süre içerisinde yapmış olduğum bu mesleğin ciddiyetini kendimce bildiğimi düşünüyorum. Yaklaşık 6 seneden bu yana yasadığım Avrupa’da bazı dergi ve gazetelerde gerek haber gerekse yazılarıma yer veriliyor. Ancak dikkatimi çeken en büyük unsur,"Gazeteci" deyiminin anlamı oldu.

Avrupa da; bilgi veren, doğruyu gösteren anlamını taşımakta. "Ben gazeteciyim" diyen yok ama "o gazeteci" diyenler var!..Ve genelde ulusal basını ilgilendiriyor olsa da, dünyanın her yerinde büyük sıkıntılar yaşanmakta. İnanın sürekli takib ediyor olmama rağmen yaşanan olumsuz havayı hiç bir gazeteden,televizyondan okumamız ve duymamız olanaksız. Basın ülkede halkı kışkırtıcı, dışarıya karsı olumsuz hava yaratacak haberleri anında yok ederken, ben neden ülkemin her neresinde olursa yaşanan cinayeti, soygunu, tecavüzü Alman basınından izliyorum. Tüm olumsuzluklar sadece benim ülkemde mi yaşanıyor? Habercilik buralarda ülke çıkarlarını gözetiyor.Sanırım onlarda "gazeteci" dir... Benim istediğim ülke olarak bir bütün olabilmek. Bunu da gerçekleştire bilmek için ilk olarak "herkes kendi evinin önünü süpürmeli" Biz Ordu halkı olarak yasadığımız şehre ne verebiliyoruz? bunun cevabını kendimize verebiliyorsak ilk adımı atmış oluruz. Ordu da bugün çok sayıda basın kuruluşu var. Ama ne acıdır ki, kişisel menfaatler habercilik anlayışının çooooooook üstünde yer alıyor. Gelin siyasi güçlere, ihalelere, kaçak inşaatlara,ilgisi-bilgisi olmayanlara daha fazla boyun eğerek bu mesleği amacının dışına taşımayalım. Şayet gazetecilik buysa benim o sıfatı almak gibi bir şansım ölene kadar olamayacaktır...

 

 
  Sitemizi 155236 ziyaretçi (307345 klik) tıkladı copyriht 2009  
 
YOKSULLUĞA VE YOLSUZLUĞA KARŞI ÇEVRECİ HAFTALIK BAĞIMSIZ GAZETE Ulaşım adresi: Kazım Karabekir Cad. Orhan Turnalı iş merkezi No:18/1 ORDU