MEMLEKETE HOŞ GELDİNİZ

   
  Ordu Değişim Gazetesi
  Enis Ayar
 




 



 



 
 

 

VALİ’DEN AYAR’A YANIT

                Ordu Valisi Orhan Düzgün yazarımızın Enis Ayar’ın kaleme aldığı ‘Sayın Valim’e 2’ başlıklı yazı ile ilgili bir açıklama yaptı.

Açıklama şöyle:

                ‘İlimizde yaklaşık 60.000 ha. Bulan ve yılın 6-7 ay gibi bir süresince gerek hayvancılık, gerekse turizm amaçlı kullanılan meralarımızda kontrolsüz ve 4342 sayılı Mera Kanununa aykırı yapılaşma gözükmektedir.

                1998 yılında çıkarılan Mera Kanunu kapsamında gerekli tespitler yapılmış ve bu dönemden sonra  Mera Kanunun 19. Ve 20. Maddelerine istinaden izinsiz ve kanuna aykırı yapılaşmaların önlenmesi ve engellenmesi için Kaymakamlıklara, Valilik genelgeleri ile emir verilmiştir.

                Ayrıca, meraların amacına uygun şekilde kullanılması, kanuna uygun şekilde ihtiyaçların karşılanması amacıyla Valililiğimizce 18.12. 2008 tarihinde çıkartılan ‘Ordu ili Mera ve Yaylakları Kullanma, Kiralama ve Koruma Usul ve Esasları Yönergesi’ ile meralarda yapılacak barınakların yerleri ve şekillere belirlenmiştir.

Diğer taraftan 4342 sayılı Merak kanuna göre mera, yaylak, ve kışlak statüsünde olup da Kültür ve Turizm bakanlığınca Turizm Alanı ilan edilen bölgelerde yapılaşma mümkün olabilmektedir. İlimizin iki büyük yaylası olan Çambaşı ve Perşembe yaylaları, belediye mücavir alan sınırları içinde kalmakta olup, merkezleri itibarıyla kadastroları yapılmış ve 1/25.000 ölçekli Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişle planı onaylanmıştır.

                Dolayısıyla Çambaşı ve Perşembe  yaylalarında ki yapılaşmalar belirtilen plan ve plan notları çerçevesinde ilgili belediyeler tarafından denetlenmektedir.

                Bütün bu açıklamaların yanında sayın Enis AYAR’ın ‘Kültür ve turizm şehri’ olma hedefi içinde ki ilimizin doğa harikası yaylalarında ki çirkin ve çarpık yapılaşmanın önlenmesi ve doğal dokunun bozulmaması yönünde ki değerli görüş ve düşünceleri Valililiğimizce değerlendirilecektir.’




     Yüz akımız Enis Ayar

                 Ordu Belediye Başkanını unutacağız bi müddet sonra.

                Şimdikinin Adı Seyit Torun...

                Geçen Başkan Fikret beydi... Daha önceki ise Kazım beydi... peki ondan öncekinin adı neydi  hatırladınız mı? Hani geçenlerde vefat etmişti de , bazı dostlarımızın ona karşı vefasızlığını da hatırlamıştık yani Rahmetli Veysel Akgün'ü, Bu arada Kenan Evren'in Belediye başkanı Kemal Ergöknil'i de benim gibiler hatırlıyorlar...

                Enis Ayar... Enis Ayar'ı unutmak daha zor olacak; O toplum hafızasına "kamu malını keyfi kullanarak, peşkeş çekerek ya da yanlış kullanarak" yerleşmedi. O uzun yıllardır edindiği "iyi insan sermayesini"  kendisi ya da ailesi için kullanmayı seçmedi. yada "akıl edemedi"?!. Örnek mi? Moğollar konseri, Nil Karaibrahimgil, yayla senfonisi ... vs vs..

                Adı "sabun köpüğü" sanatçılara 2 saatlik konsere 40-50 milyar bayılan Ekabirler ve benzerleri , Enis Ayar'ın  Yaylaya yaptırdığı WC sine bile( Çevre ve insani nedenlerle zorunluluk) maddi ya da manevi destek olmayı kendilerine "ar" saydılar...

                O "hataları ve dahi sevaplarıyla" Sanatçı ve kararlı kişiliği ile toplum hafızasına kazınırken, sizin yerinizi de "malulen emekli" vaziyetlerinde görür gibiyim... Ama Enis Ayar, sen; Bin yıl yaşarsın hafızasında Ordu tarihinin...

                Sağ olasın Enis Ayar, teşekkürler sana...

                Her ne kadar Ordu'yu "Turizm ve Kültür Kenti" yapacak olanlar seni görmeseler bile , biz bir avuç "adam" görüyoruz ya...  Bu da yeter...

                Helal olsun sana...                           

                Yüz Akımız Enis Ayar

Nevzat AKATA (Ordu Kent – İnternet)

 

Ordu"da Bir Argonot

“Şehrimi, buraya palmiye diken zihniyete hiçbir zaman teslim etmeyeceğim.” Enis Ayar (filmden)

http://2010.ifistanbul.com/tr/Movie/orduda-bir-argonot

                Konu Karadeniz ve doğa sevgisi olunca akla hemen gelecek “birkaç iyi adam”dan biri Argonot Enis…

                İstanbul- Ordu arasındaki 1000 kilometrelik yaya yürüyüşü ya da Vosvos şenliği gibi, gerçekleştirdiği çeşitli bireysel ve toplu etkinliklerle tanınan; kimilerinin 68"li Fruko diye andığı; adı artık efsaneleşmiş olan Enis Ayar"ı bu filmle bir likte, yaşadığı ve güzelleştirmek için mücadele ettiği                 Ordu"da tanıma fırsatını elde ediyoruz.

                Orduluların ağzından Enis Ayar"ı tanırken, ömrünü çevresindeki güzellikleri arttırmaya ve paylaşmaya adamış bir insanın bütün zorluklara rağmen neler yapılabileceğini görüyoruz ve de her şeye rağmen bu çabaların sonuç alabileceğinin güzel bir örneğine tanık oluyoruz.

                 Çevresindeki doğa ve kültür değerlerini koruma güdüsü ve tükenmek bilmeyen enerjisiyle projeden projeye koşan, yaşadığı şehrin yaşamını etkilemiş bu 60"lık delikanlı bize her şehre bir Enis Ayar gerek dedirtiyor.

 


SAYIN VALİM-2

 

Bugünde yaylalardaki kötü yapılaşmadan söz etmek istiyorum.

Yaylalardaki konutlarımız çok sağlıksız ve çirkinler.Görüntü kirliliğinden başka bir şey değiller.Bu çirkin ve sağlıksız yapılaşma bir kurala bağlanmazsa bu böyle devam edecek.

 

Yaylada ev yaptıranlar genellikle inşaat kalfaları ile anlaşıp kısa surede az maliyetli

betondan evlerini yaptırıyorlar. Parası daha çok olanlar içinde durum değişmiyor.Onlarda daha çok katli daha büyük beton evler yaptırıyorlar. Çirkin ve sağlıksız yapılaşmaya devam ediyorlar.

 

Ne yapılabilir?

 

Yaylada bol miktarda bulunan tas, tuğla ve betondan daha cazip hale getirilip değerlendirilebilir. Beton ve tuğla yerine tas mecbur tutulabilir.

İl özel idaresi yaylada merkezi bir tas ocağı açıp ev yapmak isteyenlere

tas verebilir. Hatta yanında da çok iyi tasarlanmış yayla mimarisine uygun değişik

büyüklüklerde ev projeleri.Ayrıca tas ocağının yanına bir konkasör şantiyesi kurularak

daha sağlıklı kum üretilebilir.istihdam yaratılabilir.

 

Yapılacak küçük değişikliklerle doğal doku bozulmaz.yaylalarımız doğal ve güzel evlere kavuşur.


SAYIN VALİM

Turizmin mutfağından geldiğiniz için sizden beklentilerimiz çok, umut doluyuz ;çünkü şehrimizin geleceğinin turizm olduğunu düşünüyoruz.Bende tecrübe ve deneyimlerimin faydalı olacağını düşündüğüm için birikimlerimden bahsetmek istiyorum.
 
Ve Cambaşından başlayacağım ,diğer yaylalarımıza örnek olsun diye ,asırlardır yasam sürdüğümüz Cambaşından senenin altı ayı hayat var ,cevre yaylarımız da ayni şekilde ;kisin hafta sonları yüzlerce araba yaylayı mutlaka ziyaret ederiz ve buralara ne zaman kış aylarında da yasam gelecek diye konuşup tartışırız.
 
1992 yılında turizm alanı ilan edilen yaylamızda ,herhangi bir yatırım yapmak mümkün değildir. Birkaç arkadaşımız girişimlerde bulunmuş olup iki senelik uğraşlarında bir adim ilerleyememişlerdir.Bakanlığın turizm alanı ilan ettiği alanda bürokrasiyi asamamışlardır.
 
Bizim yaylalarımız Akdeniz deki ve İstanbul çevresindeki orman arazileri gibi rantabl değildir.Buralara yatırım yapmak isteyen is adamlarımız ,yöremizde de bir şeyler olsun diyerek özveride bulunmak isteyenlerdir.
 
Bizim yöremizin bir avantajı vardır ;kış turizmini başlatırsak yaylada 12 ay yasam
olur, hayat olur ,bereket olur.Bu avantajı bir Erciyes ‘te bulamazsınız;onlarca dev oteli olan Kayseri’nin Erciyes Dağı’nda kisin çok büyük hareket olmasına rağmen
,yazın cay içecek tek bir yer yok.
 
Ne yapabiliriz?
 
Bundan 10 sene önce Isparta Gavraz’a gitme imkanı bulmuştum.Isparta valiliği bütün yasal prosedürleri tamamlayıp araziyi yatırım yapılabilir hale getirmişti.Yolunu yapmış,alt yapı ,elektrik ,su ve parselasyon işlemlerini tamamlamıştı.Ayrıca Özel idareye ait küçük birde konaklama yeri yapmıştı.Sonra bu araziyi problemsiz bir şekilde yatırım yapmak isteyenlere sunmuştu.Şu anda Gavrazda kış turizmi yapılıyor.Bizimde yolumuz hazır enerjimiz alt yapımız var.Parselasyon işlemi tamamlandığı ve bürokratik olarak valilikçe yapılması gerekenler yapıldığı taktirde,Bakanlığın turizm alanı ilan ettiği bölgemizde turizm için yatırımlara başlayabileceğimize inanıyorum.

ÇALIŞTAY

    Turizm Bakanlığının Ordu toplantısında il ,belde ve köylerinde turizmi canlandırmak için yaptığı önemli bir araştırma.

    Tesk otelde yapılan Çalıştay toplantısında bazı katılımcılar bakanlık görevlisinin sunumunu yetersiz buldular.Mayıs ayında Ordu’ ya gelen 10 küsur bakanlık görevlisi Ordu turizm müdürlüğünün rehberliğinde kazalarımızı beldelerimizi ve köylerimizi gezdiler.Uzmanlar Ordu turizm müdürlüğünün kendilerine sundukları mekanları ve bulguları değerlendirerek sunum yaptılar.Beğenilmeyen sunum , hazır beklemeden proje üretilerek   Ordu' lu bakanımızın desteği  ve turizm mutfağından gelen valimizin   bilgisiyle turizm ve kültür şehri ne dönüştürülebilir.

     Çalıştay’a  en hazırlıklı Ordu Olay gazetesi gelmişti. Gündeme getirdiği 2015 Ordu düşüncesi üzerinde ciddiyetle durulması ,hayata geçirilmesi durumunda, Ordu hedefine ulaşacaktır. 2015 yılına kadar havaalanından daha önemlisi, çevre yolunun yapılması tır ların ve kamyonların  şehir trafiğinden arınması, yaylalarımızda kadastro meselesinin halledilmesi , arazi tahsislerinin bir kurula bağlanması, yasalar çerçevesinde  kolaylaştırılması , yaylalarda kötü yapılaşmamın önüne geçmek için taşın, tuğladan ve betondan cazip hale getirilmesi ve tabii sanatçılarımızın kıymeti bilinerek , onlardan istifade etmemiş lazım gelmektedir.

                                                    

 


SEYİT TORUN

        DOĞRU YERDEKİ YANLIŞ İNSAN

Bu şehirde tahıla ve yanlış yapılanlara, sahildeki palmiyelere, yalı cami tuvaletine, boklu dereye yanlış diyenlere, illaki tahıla karşı çıkanlara; kendilerini şehrin sahibi zanneden asilzadelerin konforu demecini verirken ne kadar aciz olduğunun da  açıklamasını yapmış oldun.

Asilzade doğulur ama asilzade olunmaz. Asilzadelik bir duruştur, yaşam şeklidir, satın alınamaz; miras bırakılsa da uymaz. Sana sosyal demokratlığın uymadığı gibi.

 Evet kendine göre  doğru yerdesin ama yanlış işlerdesin , görüntünle  siyasi dansları iyi becerdiğin için sosyal demokrat bir şehrin başkanı oldun.

Bir sosyal demokrat gibi davranmıyorsun, kendini bir şeyler biliyor zannediyorsun fakat hiçbir şey bilmediğin  yaptığın icraatlardan belli. Çünkü eğitime ve bilime saygın yok. En büyük erdem bilmediğin şeyleri uzmanlara sorup yapmandır. Zaten bilmen de gerekmiyor ,sorman yeter.

Evet bende bu şehrin yüzellibin sahibinden biriyim. Bizim konforumuz bozulmaz, bizler bir  açıklama yaparken kendi düşüncemizi değil bilenlerin ortak görüşünü alarak  görüş bildiriyoruz. Senin gibi ben yaptım oldu bitti diyemeyiz. Çünkü bu şehri torunlarıma daha iyi bir şekilde bırakmak için her türlü bedeli ödemeye hazırım.

Bu yazım Seyit Torun’a dır.Başkanlık makamına sen diyemeyecek kadar saygılıyım.

                       İLLEDE  CANLAR MI YANMALI..!

 

         Kubilay Tokcan sonbahar başlarken Efirli’de üçer kampın önünde gece caddeyi geçerken trafik kazası geçirdi. Şans eseri bu gün hayatta kalaydı, şu anda yavaş yavaş ayağa kalkıyor.

          Kubilay Tokcan kazadan sonra kendisine yardımcı olmak isteyenlere ilk söylediği şoförün kabahati yok hata bende. Ölümün eşiğindeki birinin böyle asilhane tavrı beni çok etkiledi ve  bir çok dostumla bu söylediklerini paylaştım. Hepside çok büyük erdemlik dedi.. Belkide  böyle asil bir insancıl davranışında ki ölümcül kazasını ucuz atlattı.

        Kubilay Tokcan’ın kazası kötü sonuçlansaydı kim suçlanacaktı, tabiî ki sürücü. Genelde suçlu olan sürücü bu olayda suçsuzdu.

        Suçlanması gerekenler Önce Karayolları, Vali, Emniyet Müdürü, Perşembe Ordu Belediye başkanları..!

        Kumbaşı efirli civarı gece zifiri karanlık ,hiç aydınlatma yok. Zaman çok önemli Kumbaşı havalisi geceleri çok tehlike yaratıyor ,canlar yanmadan gereken önlemin alınması lazım .

         Suçlanmak mühim değil Canlara bir şey olmasın..  

SAYGISIZLIK

 

      Dağlara, derelere,ormanlara,çimenlere, ovalara, mendereslere, eskiye, yeniye, trafiktekilere, geçmişe, geleceğe,

     Saygısızlıklarımız var…Bayağı kalabalık bunlar.

     Fakat Camilerde, cenazelerde saygısızlıklarımız var ki ne demeli bilemiyorum..!

       Cep telefonları mı kabahatli anlamadığım şu..! Cenaze için Namaz için yarım saat vakit ayıramıyorsan gelme, kılma . Hayati bir meselen ile ilgili beklediğin bir telefonun varsa gelme..

         Cemaat vakit namazında veya çoğunluklada cenaze namazlarında oluyor. Oynak bir klarnet sesi, çocuk sesi, bir sürü gayda gametin ortasından bazen ön saftan biri telefonunu eline alarak cemaati yara yara kalabalığın dışına çıkar. Bağıra bağıra konuşur her gittiğim cenazede birkaç  telefon terörü yaşıyorum.

           Yapmayın beyler yarım saat telefonu kapayın. Hakikaten çok hayati bir telefon bekliyorsanız gelmeyin cenazeye. Zaten er geç saygı göstermediğin musalla taşına bir gün geleceksin.

             Son orda…

     


                                               “ ASPİR”

                   KURAK ALANLAR İÇİN BİTKİ…!

                    Aspir derinlere gidebilen bir kazık kök sistemine sahip . Tohumlarında yüzde 35-40 yağ oranı nedeniyle yağ sanayi tarafından özellikle tercih edilmektedir. Posası da iyi bir hayvan yemi olarak değerlendirilmektedir, pazarlama problemi yoktur .

                    ASPİR kuraklığa dayanıklı yetişmeye uygun bir bitkidir hatta kuraklığa tuzluluğa hastalığa ve zararlılara karşı buğdaya göre daha dayanıklıdır, ilkbaharın erken donlarından da etkilenmez. Aspir bitkisi kurak alanlarda tahıllarla birlikte münavebeye girerek üreticilere ek gelir getirmenin yanında düşük maliyetli bir bitkidir.

                   Neden Aspir’den bahsediyorum. Herkesin yeşil diye umut bağladığı Karadeniz kuruyor, çıkın yaylaya şu ayda bile Çoban bağırtan ve Eşek meydanlarındaki çeşmelerde su yok.

                  Eğer bu tarım ve tapu politikamızda gereken iyileştirmeler yapılmazsa ileride Aspir’le biraz daha idare edebiliriz…!

                                                     

 

                                                     KENT KONSEYİ  2

                                 Her halde Kent estetik, yaşam estetiği olmalı. Yaşama uygun binalar illa da kaldırımlar,meydanlar.parklar sokaklar,caddeler alışveriş mekanları konaklama yerleri eğlence mekanları üretim alanları okullar hastaneler,kışlalar, kamu binaları ve ibadethaneler.

                                  Bütün bu oluşumlar insan için yaşamı güzelleştirmek,insanca yaşamak için. Binlerce yıldır şehirleri daha yaşanılır kılmak için,  daha kullanılışlı bir hale getirmek için, hem eskiye sahip çıkmışlar hem de  yeni buluşlarla çağdaş kentler oluşturmuşlar.

                                  Küçük kentler,büyük kentler yaşanır Kentler, yaşanmaz Kentler bu şehirlerdeki yaşanırlığın  kalitesi tamamen şehri yönetenlerin kültürüne ve hayata bakışına bağlı.

                                Başka ülkelerde Kent Konseyi var mı bilmiyorum ama bizim ülkemizde var. Bende bir dernek başkanı olduğum için Kent Konseyi üyesiyim. Yönetim tarafından pek benimsenmesem de bazı toplantılara çağrılıyorum. Cuma günü 17.00’de kent konseyi ofisine davet edildim temiz enerji platformu ile Kent konseyinin ortak toplantısı için.

                               Eskiler ( aslan yattığı yerden belli olur demişler) Bizim aslanların ofisi kömür pazarında kim Akıl (sızlık) etmiş bilmiyorum. Bizim aslanların ofisine gelince eyvah dedim.  İşte bizim Kent Konseyinin kimliği kötü bir binanın çatı katında çağ dışı bir ofis. Böyle estetikten uzak berbat bir ofiste ikamet eden Kent konseyinin bu şehre bir şey vereceğini sanmıyorum.

                               Şimdiki yönetim yeni bir yer arayışı içerisindeymiş, ümit ederim ki kente ve kent konseyine yakışır çağdaş bir ofis gerçekleştirirler. Bu arada bir önerim var. Şimdiden sonraki toplantıları yeni ofis açılana kadar Yalı caminin altındaki çay ocağında yapmanın daha kimlikli olacağını düşünüyorum.


  KENT KONSEYİ

 

 

                         

 

                Gazeteler başlık atıyor “Kent Konseyi Ordu’nun geleceğini tartıştı.”

 

                Hemen aklımıza Kamu ve Belediye’nin dışında, Sivil toplum kurullarından oluşan ayrı bir konsey geliyor .

 

                 Bu konsey şehirdeki çarpık ve olumsuz  olan şeylere karşı çıkarak, olumlu gelişmelere destek verip yönetimlerin başarı olmaları için gayret gösterip ona destek vermelidir.

 

                    Doğru olan da budur, akla gelen de budur. Kent Konseyinin kuruluş tüzüğünü okursak çok daha geniş kapsamlı bilgiler ediniriz.

 

                Gelelim gelinilen noktaya. Giresun’a bakıyorsun Belediye başkanı sadık bir dost bulamadığı için ( tabi efendim diyecek) kendini Kent Konseyi başkanı seçtirmiş . Siz ve ekibiniz zaten vardınız ,bir daha niye zaman kaybedip bir sürü toplantılar yapıyorsunuz ?

 

                Gelelim Ordu Belediye Başkanına. Başkanımız Giresun başkanından  daha başarılı , bir sürü sadık dostu var onu kırmayacak,karşı çıkmayacak, tabii efendim diyecek ,başkana zaman kaybettirmeyecek.

 

                Dediğim gibi bizim başkanın dostu çok.

 

                Atama gibi bir seçim yapıp ( bende buna  dahilim) başarılı bir 657’li bir Başhekimi Kent Konseyi Başkanı seçtik. Önce ziyaretler Televizyon söyleşileri,açıklamalar.. Bir televizyon programını izliyorum. Kent konseyi başkanı Başarılı başhekime sunucu soruyor; “ Valimizin pisuvar açılımı için ne düşünüyorsunuz..?” Cevap “ bunlar ufak şeyler konuşmaya değmez işimize bakalım” bu arada ulusal basın medya manşetler atıyor günlerce pisuvar yazılıyor, manşetler ve ekranlar “ Ordu ve Pisuvar diyor” ..! bunlar ufak şeyler mi?.. Yaptığınızı göreceğiz.

 

                Körler sağırlar birbirini ağırlamaz inşallah…

 

                Not:  Sayın Haluk Türkmen size galiba çok iş düşüyor.

 

   

Orman – bürokrasi - kırtasiye

 

Ne alaka değil çok alaka. Orman yangını gibi bir şey.

Çocuklarım gıda üzerine ufacık bir iş yeri açıyorlar. Bana da resmi dairelerde ki işlerini takip etmek için vekaletname verdiler. Bende evrakları tamamlamak için dolaşıyorum. Elimde ki evraklarla her bir kuruma gittikçe yeni bir dosya yapıyorum. Sadece başlıkları değiştirip yeniliyorum. Her kuruma aynı evrakları veriyorum. ( Noter belgeleri, imza sirküleri, Tapu, kontrat,  Yapı kullanma izin belgesi vesaire)

                Bunların hepsi olması lazım.Hatta bir şey çok dikkatimi çekti. Belediye olsun, Tarım İl müdürlüğü olsun, konu gıda ile ilgili ruhsat olunca çok dikkat ediyorlar. Hijyen kurallarından hiç taviz vermiyorlar. Bu da insan sağlığı için çok önemli olay.

                Beni rahatsız eden şey bu kadar ayni şeylerin yazılı olduğu kağıdın, bütün kurumlara ayrı ayrı verirken ne kadar kağıt harcadığımızın farkına vardım.

                Kağıt demek ağaç kesimi demek.

Böyle işlemleri yalnız ben değil , Türkiye genelinde yapanların sayısını düşününce binlerce dosya gözümün önüne yanan ormanlar kesilen ağaçlar gibi geldi.

Bu öyle bir yangın ki hiç söndürülmüyor. Halbuki bu işlemler hep bilgisayar ortamında yapılıyor. Evraklar önce bilgisayara kayıt edilip kağıda dökülüyor.

Ben bu yangının iletişim yoluyla, teknoloji yoluyla çözülebileceğini düşünüyorum.

Evrak dosyası yerine bir bilgisayar kayıt nosu ile bu yangına dur diyebiliriz.

 

BAŞLIKSIZ YAZI…!          
BU HAFTA NE SÖZE NE YAZIYA GEREK KALMADI. YEŞİLE DOKUNDUK .. İNŞALLAH DERSİMİZİ ALDIK.

 
KÖPRÜ VE BALIK ..!

                               ÜZGÜNÜM..

 

                      Denizin de balığın da verimli olması için insan gibi bol oksijene ve huzura ihtiyacı var. Denizlerimiz de insan gibi nefes alıp veriyor, böylece denizde yaşam devam devam edip  gidiyor. 1 Eylül’de av sezonu ile beraber avcı tekneleri denize açıldı ,ne acıdır ki tekneler boş dönüyor veya balıklar olması gerekenden çok küçük yakalanıyor. .!

                     Balık satan bir arkadaşım şu anda istavriti üç liraya satıp para kazanmam lazım halbu ki altı liraya sattığım halde para kazanamıyorum diyor. Ben istavritin bir kilonun üzerinde olduğu zamanları hatırlıyorum. Şimdi bir sümüç ,o da yok bunlar iyi günlerimiz.

                    Hamsi bizim sularımızda bir gezinti yapıp Rusya’ya kaçıyormuş. Yarın hiç uğramayacak,çünkü teknoloji ile birer canavar haline getirdiğimiz teknelerimiz yarını yok etmek için bu sularda geziyor,en mühimi de Karadeniz kıyılarımızın nefes alma kanallarını yol yapmak için kayalarla betonlarla kapatarak, kumsalları koyları tabi kayalıkları yok ediyoruz. Yani nefes borularını tıkıyoruz, kıyılarımızın huzurunu kaçırıyoruz.

                    Samsundan Sarpa bütün güzelim koylarımızı, kumsallarımızı tabi kayalıklarımızı doldurup yol yaptık. Kasabalarımızı ve şehirlerimizin önüne Çin setti gibi kapatıp yolların altında bıraktık. Şimdi Samsun İstanbul Karadeniz  sahil bağlantısını yapmak için aynı hatayı tekrar yapıyoruz. Bu yol üçüncü Boğaz köprüsü ile Trakya’ya bağlanınca Karadeniz ölü deniz olacak. Yani 3. Boğaz köprüsü Karadeniz’in ölüm fermanı olacak.

                    Ondan sonra hangi balığı yersiniz bilemiyorum..!

             YAMAÇ PARAŞÜTÜ..

            Ordu Ankara ve Fethiye’den sonra 1996 yılında yamaç paraşütüne ilk başlama şansını yakalamış bir il. Bu spordaki en büyük şansımız ise Almanya’dan Ordu’ya gelen Avrupa’nın sayılı Yamaç paraşütü hocalarından birisi olan Cenap Kahyaoğlu oldu.

            Bu arada Ünal Yıldız’da bu spora Ordu’da ilk merak salanlardan vede hatta Ordu’ya yamaç paraşütü hocası getiren ve bu spora katkısı olan bir hemşerimiz. Daha sonraları Cenap Hoca ile Ayışığında gündüzleri gençlere Yamaç Paraşütü kursu açtık. Cenap Hoca sayesinde 20’ye yakın paraşütçü halen Ordu semalarında zaman zaman uçmakta…

            Hafta sonlarında  Boztepe Samsun,Amasya,Merzifon, Giresun Trabzon ve Tokat’tan gelen yamaç paraşütçüleri sayesinde bir şenlik yerine dönmekte Paraşütçüler Ordu  semalarında renkli görüntüler oluşturmaktadır.

              Ordu’ya gelen yamaç paraşütü ustaları Boztepe’den uçmanın çok farklı ve keyifli olduğunu Yeşilden atlayıp deniz kenarına inmenin ,15 dakika gibi bir zamanda tekrar  kalkış yerinde olmanın Boztepeyi uçuş için aranılan bir yer haline getirdiğini söylemektedirler.

                 Ayrıca Boztepe’nin yeni uçanlar için tehlike yaratmayan bir uçuş noktası olduğunu söyleyen Usta paraşütçüler eğitim için de çok güzel bir mekan olduğunu vurguluyorlar.

                 15 senedir Ordu Yamaç Paraşütü ile iç içe. Arazi sahiplerinin yöneticilerin katkılarıyla buraya kadar mesafe aldık ama olmamız gereken yerin çok gerisindeyiz. Bizden 10 sene sonra başlayanlar dünya şampiyonaları düzenliyor. Ve çok büyük ekonomik girdileri oluyor şehirlerinin reklamını yapıyorlar. Ordu’da şu ana kadar yamaç paraşütü için kimse zorluk çıkarmadı herkes yardımcı olmak istedi ama kimsede gerektiği gibi elini taşın altına koymadı.

                    Buradan yetkililere bir çağrı yapmak istiyorum.

                 Boztepe’den kalkış pistimizin ve iniş pistinin daha sağlıklı hale getirilmesi ile Uluslar arası müsabakalar yapmak için acıcık destek..!

 

               Not: Ordu’dan Muğla’ya atanan öğretmen ‘ Paraşütçü arkadaşımız Uğur Mandaş bir talihsiz kaza geçirmiş. Acil şifalar diliyoruz.

 

                                        GEÇİŞ ÜSTÜNLÜĞÜ

                        NORMALDE VE YASAL OLARAK GEÇİŞ ÜSTÜNLÜĞÜ YAYALARA AİTTİR.

                YAYALAR OLARAK BU  GEÇİŞ HAKKINA DAYANARAK OTOMOBİLE KIRMIZI ,BANA YEŞİL YANDI DİYE YOLA İNERSENİZ BİR ACELECİ VE KURALLARA UYMAYAN OTONUN ALTINDA KALMA RİSKİNİZ YÜKSEK OLUR. ONUN İÇİN SİZE YEŞİL YANSA DA SİZ YİNE OTOLARIN TAM DURDUĞUNU GÖRMEDEN YOLA KARŞIYA GEÇMEYİN.

                    KALDIRIMLAR DA YAYALARIN DEĞİLDİR. YA OTOMOBİL PARK ETMİŞTİR YADA İNŞAAT DOLAYISIYLA İŞGAL EDİLMİŞTİR, VEYA SEYYAR SATICILAR KULLANMAKTADIR. BU DURUM BEDENSEL ÖZÜRLÜ ARKADAŞLARIMIZI ÇOK RAHATSIZ ETMEKTE VE TEHLİKELİ OLMAKTADIR. SAHİL YOLU SÖZDE KURTARILMIŞ BÖLGE. FAKAT YİNE KARADENİZ TRANSİT YOLU TIRLAR ŞEHİRLER ARASI OTOMOBİLLER BİRDE TOFAŞ’LAR SANKİ MESKUN MAHAL DIŞINDAYMIŞ GİBİ HIZLARINI HİÇ KESMEZLER. TIRLAR YOLUN SOLUNDADIR, HIZLARI DA OLMASI GEREKENİN ÜSTÜNDEDİR.

                     SAHİL YOLUNDAN GEÇMEK MECBURİYETİNDEYSENİZ HIZ LİMİTİNE UYUYORSANIZ TEHLİKEDESİNİZ. ARKANIZDAKİ TIR SELEKTÖR VE KORNAYLA KAÇ YOLUMDAN DER.. YOKSA DER..!

                      BU ARADA BELEDİYE BAŞKANIMIZ İŞLERİNİN YOĞUNLUĞUNDAN ZAMAN BULUP TA BÖYLE TOPLUMSAL MESELELERLE DE İLGİLENEMEZ. KOOPERATİF KURAR, İMAR TADİLATLARI VARDIR. TELEFERİK İÇİN ÇOK ÇALIŞMASI LAZIMDIR. EN ÖNEMLİSİ DE DÜĞÜNLER, SÜNNET DÜĞÜNLERİ VE CENAZELER  ÇOK ZAMANINI ALMAKTADIR.…!

 

                       NOT: METEOROLOJİNİN ÖNÜNDEKİ TRAFİK IŞIKLARI AYLARDIR ÇALIŞMAMAKTA VE TEHLİKE ARZETMEKTEDİR..

 

       
   ERKEK AYI..!!

             Babamdan miras kaldı..Onu’da eller aldı…!

             Fındıkçı olmasam da fındık ile ilgili çalışmalarımdan dolayı bir şeyleri yazmaya çalışıyorum.

           Çünkü fındığın çorbasını yaptım,fındığın sucuğunu yaptım, fındıktan çiğ köfte  yaptım(vejiteryan köfte) fındıktan makarna salata ve yemek sosları yaptım. Fındığın mutfağa girmesi için çaba ve para harcadım..başaramadım..!

               Fındığı toplamasını bilmeyen üretici babasından kalan fındık için ne yapıyor ? Fındığı bir aceleyle zamanından önce toplamaya başlıyorlar. Yani 500 kilo fındığı olan bile fındığı ameleye toplattırıyor. Senede 15 gün elini kıçının üzerine koyup patronluk yaparak fındığın para etmesini bekliyor. Fındık üreticisi fındığı tanımıyor ama Alman Fındık alıcısı fındık köylüsünü çok iyi çok iyi tanıyor fındık tüccarını tanıyor, fiskobirliğin yıllardır  nasıl yönetildiğini biliyor.

                 Yani fındığı biliyor ve tanıyor tecrübelerini bilimselleştirip ticaretini ona göre yapıyor, ve fındığın fiyatını üreten  değil alan belirliyor. Ticarette bir kural vardır ( bir malı alırken kazanırsın derler) fındık üreticisi köyünde bahçeli evi varken şehirde bordum katında kirada oturur. Kapısında meyvesi çürürken o borçlanıp çocuklarına ilaçlı meyve satın alıp yedirir veya şehri terk edip sılaya ekmek parası için gitmiştir. Fındıktan fındığa gelir köydeki kardeşi ile problem yaşar kötü olur bazen cinayetler bile işlenir. Fındık olmadan yeşilken toplanır apar topar kurutulur patozdan geçirilir çuvallanır doğru satmaya…!

                    Çoğu fiyatını kesmez kimi zaten fındığın parasını önceden yemiştir borçludur. Yani fındığın para etmemesi için koşullar hazırdır ve koşullara uyulur.

                      Sonuç Hükümetin fındıkla ilgili açılımı her ne kadar doğru ise de çok geç kalınmış bir açılımdır. Bu saatten sonra fındığı söktüremezsin .Fındık üreticisi malının kıymetini bilecek ama tabiî ki bilemeyecek  bu fındık hikayesi böyle gelmiş böyle gidecek.

                     Babadan kalan fındık mirasının rantını da akıllılar yiyecek..

                      Afiyet olsun..

 


 

      

NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ?

Ey bu kentin aydın, okumuş insanları.

 

Ey bu topraklar için emek vermiş insanlar.

 

Hepiniz biliyorsunuz ki, bu kentin yüzüne kezzap atmak isteyen zihniyet işbaşında ve her geçen gün cüretini arttırarak yeni marifetler sergiliyor.

 

Hepiniz biliyorsunuz ki; inatla teleferik yapmak isteyen ve bu teleferik hattını kentin ortasından geçirmek isteyen bir başkana sahipsiniz.

Güzergahtan haberiniz var mı?

Eski Balık Halinin oraya kurulacak ayaklar daha sonra Ziraat Bankasının yanından geçerek Cumhuriyet Meydanı yakınlarına gelecek ve oradan Boztepe’ ye tırmanacak.

Yani kentin ortasına demir yığınlarını istif edecekler.

Yani kentin ortasını halledecekler.

Yani kentin yüzüne kezzap atacaklar.

 

Peki siz ne yapıyorsunuz, ne düşünüyorsunuz?

 

MİMARLAR ODASI, MÜHENDİSLER ODASI, ŞEHİR PLANCILARI, KENT KONSEYİ, ESNAF ODASI, TİCARET ODASI, ŞOFÖRLER ODASI ve diğerleri..

 

Sizler burada yaşamıyor musunuz ?

Bu kent hakkında en ufak bir görüşünüz yok mu. ?

İlişkileriniz bozulmasın eyyamcılığı mı gösteriyorsunuz ? Ya da korkuyor musunuz? …

Soruyoruz sizlere; ne düşünüyorsunuz…

 

 

 

 

                    TELEFERİK Mİ ,BELEDİYENİN GÜNDEMİ?!

                     Kamuoyu bilgilenmemiş sadece biraz basından biraz dedikodu bir şeyler duyuyoruz. Fakat duyduklarımız şahsen beni çok rahatsız ediyor. Teleferiğe karşı değilim, ancak başlangıç ve ayaklarının konacağı noktaların uygun olmadığını düşünüyorum.

                     Edindiğim bilgilere göre Bülbül deresinin denizle birleştiği nokta eskiler bilir Buzhanenin yerinden  başlayacakmış. İkinci ayak Ziraat bankasının önü ,üçüncü ayak OBKT ‘ Düz mahalledeki kilisenin yanından) öylece devam edip gidiyor.

                 Bu bilgileri kamuoyu ile paylaşmak istiyorum. Güzergahı yanlış biliyorsak teleferiğin ayaklarının harita üzerinde kamuoyuna açıklanması lazım diye de düşünüyorum. Birde uzmanlara soralım bu konuda deneyimli  hemşerilerimiz var. Şehrimizin kurucusu Süleyman Felek’in torunu Semih Kadir Felek , başarılı şehir plancısı Prof. Hüseyin Kaptan İstanbul Büyük Şehir Plancısı 500 mimarın başındaki hemşerimiz.

                      Harita üzerinde ayakların yerini ve direklerin ve taşıyıcı vagonların şeklini öğrenirsek onların da fikirlerini alır kamuoyu ile paylaşır uygun görürlerse bizde ordu’lu olarak içimiz rahat olur sahipleniriz.

            Yapmış olduğumuz araştırmada Teleferiğin başlangıç noktasının İskelenin yanındaki Eski Yakamoz’un olduğu yer kamuoyunca daha uygun bulunmaktadır.

 

SUÇLU AYAĞA KALK

 

Uzungöl’ün duvarları doğayı da batırdı ,parayı da…

Hem de 10 trilyon.

Uzungöl; Karadeniz’ de yıldızı ilk parlayan yörelerden.

Doğanın bir lütfü . Ama değerini bilemediğimiz bir lütuf…

 

Ordu’ nun da bir cennet koyu ve sahili var.

Sahilimiz de bir lütuf… Ancak bu sahili bir türlü anlamak istemeyen PALMİYE KAFALAR var…

Bunlar yeni türeyen kafalar.

Aynen Uzungöl’ e önce duvar yapıp para alan, daha sonra da yıkan kafalarla ayni.

Rantiyeciler tarafından piyasaya sürülüp kukla oyunu oynatılan özenti kafalar, Uzungöl’ de duvar olarak çıkarlarken karşımıza; şehrimizde PALMİYE KAFALAR olarak rol alırlar.

Uzungöle duvar yaparlar; birileri paraları cebine koyar, sonra yapılanın yanlış olduğu görülür ,yine gider paracıklarımız.

On trilyon çöpe atılırken fındık müstahsili paralarını alamaz.

Ordu Tıp fakültesine  bina almak için, Havalanı yapmak için para bulamayız.

Şehrimizi transit yol olmaktan kurtarmak için çevre yoluna başlayamayız.

Hele hele Turnalıkta caminin gasil hanesinde eğitim alan çocukları, tuvaleti dahi olmayan okulsuz çocukları düşününce içim sızlıyor.

 

Bu PALMİYE KAFALAR sahillerimize kazıkları diker, sonrada ona don giydirirler.

 

Şehre yapılacak teleferik gibi, planlama gerektiren yatırımlar hiçbir şehircilik kuralarına uymayarak PALMİYE KAFALAR  tarafından “ Ben yaptım oldu “ mantığı ile gerçekleştirilmeye çalışılırlar.

 

Palmiyenin 300 çeşidi varmış derler ama bu 300 çeşidin  hepsi bir araya gelse  Karadeniz’ deki herhangi bir ağacın tırnağı olamaz.

Çünkü Karadeniz ağacı oksijen üretir, meyve verir, yem verir, üşüyeni ısıtır, gölge olur; ev , gemi, merdiven, tekerlek, köprü hatta tabut olur…

 

“ Palmiyeden olsa olsa “ diye başlayan bir cümle ile bitirirdik ama don giymiş zavallı bir palmiye için sizi üzmek istemedik.

 

Arap kültürünü bu kente taşıyan PALMİYE KAFALARA selam olsun.



Leğen turizmi

Cumhuriyet ile birlikte çok önemli gelişmeler gösteren Türkiye’de belirli bir yaşın üstünde ki kesim için LEĞEN çok şey anlatmaktadır.

Leğenin içine oturtulan çocuklar, kocalar kadınlarımız tarafından üstlerine su dökülerek yıkanırlardı.

Karadeniz de köylerde ki birçok ev yöre halkı tarafından sadece yazın kısa bir süreliğine kullanılmaktadır. Bu evlerin çoğunda çağdaş yaşam için gerekli asgari düzenekler mevcuttur. ( WC-Duş- Mutfak, elektrik gibi)

Projemiz, Karadeniz’de atıl durumda bekleyen yüz bine yakın sayıda ki yatağı bir devlet politikası ve akılcı bir organizasyonla LEĞEN TURİZMİ sloganı altında pazarlamaktır.

Bu amaçla bir pilot bölge (Örneğin Ordu - Bayadı köyü) seçilip, burada ki 15-20 ev sahibi ile anlaşarak LEĞEN TURİZMİ başlatılabilir. Proje koordinasyonu için kent merkezinde 24 saat hizmet verebilecek ofis olmalıdır. Bu ofiste bölgenin her türlü krokisi, yeme- içme-eğlence danışmanlığı, acil sağlık hizmetleri, müşteri temsilcileri yer almalıdır.

Pazarlanan bölgede konuklar istedikleri taktirde tamamen bir köy hayatı yaşayabilecekleri gibi, gerekli hizmetler köylüler tarafından da sağlanabilir.

 

Proje, ana hatları itibarı ile; bölgede atıl duran evlerin ekonomik artı değer yaratmasını sağlayacak, köy turizminin başlaması için katalizör bir rol üstlenecek, Karadeniz’e gelmek isteyenler yeni tesislerin yapılmasını beklemek zorunda kalmayacak.

SON SÖZ: LEĞENDE ÇİMMEK GÜZELDİR.

 


FUAR
 EGE FUARCILIK 13 YIL SÜREN  ISRARLI ÇALIŞMALARIYLA DEV ÇADIRLARINI ORDU’YA KURARAK FUARCILIK GELENEĞİNİ SÜRDÜRÜYOR.ÇÜNKÜ; FUARCILIK KONGRE TURİZMİ GİBİ TURİZMİN BAŞKA  BİR KOLU, İYİ ORGANİZE EDİLMİŞ BİR FUARIN YÖRE TURİZMİNE  VE ÇEVRE BİLİNCİNE  ÇOK BÜYÜK KATKISI OLACAĞINA İNANIYORUM.CEM YENER’İ KUTLUYORUM.; ÇÜNKÜ ORDU GİBİ SANAYİSİ OLMAYAN BİR ŞEHİRDE ÇOK BÜYÜK ZORLUKLARLA BU İŞİ SÜRDÜRDÜĞÜNÜ TAHMİN EDİYORUM; AMA BAŞARIYOR,TEMENNİM EN YAKIN ZAMANDA ÇADIRLARDAN KURTULUP ORDU ‘YA BİR FUAR BİNASI YAPMASIDIR.ÇAĞDAŞ BİR FUAR BİNASININ ORDU’YA ÇOK ŞEY KAZANDIRACAĞININ BİLİNCİNDEYİM.
   ÇADIRLAR KURULUYOR  YÜZLERCE STANT KİRALANIYOR,ÜZÜLEREK SÖYLÜYORUM Kİ FİRMALAR STANTLARIN TANZİMİ İÇİN GEREKEN ÖNEMİ GÖSTERMİYORLAR.HER FİRMA KENDİ KAFASINA VE BÜTÇESİNE GÖRE STANTLARI TANZİM EDİYOR.TABİ SONUÇTA FUARI GEZERKEN  GÜZEL DENİLEBİLECEK STANT GÖREMİYORSUN,ÇÜNKÜ STANT KURMANIN DA EĞİTİM VE TECRÜBE GEREKTİRDİĞİNİ  DÜŞÜNMÜYORLAR.ORDU’DA BU STANTLARI GÖRSEL VE İŞLEVLER HALE GETİRECEK İÇ MİMARLAR VE TASARIMCILAR OLDUĞUNA İNANIYORUM.SİZLERE BİR ÖRNEK VERMEK İSTERİM,BU SEN ORDU TURİZM VE KÜLTÜR MÜDÜRLÜĞÜ İSTANBUL’DA TURİZM FUARINA KATILDI ORDU STANDI 3000 ADET YERLİ VE YABANCI STANT ARASINDA  EN İYİ STANT ÖDÜLÜNÜ   ALDI,ÇÜNKÜ BU SENE SEPET ,ÇUVAL,FINDIK,ŞELEK,KİLİM,FOTOĞRAF …VS LERİ GELİŞİGÜZEL DEĞİL DE ,ULUSLARARASI FUARCILIK ALANINDA DENEYİMLİ HEMŞERİMİZ(ŞEHRİMİZİN KURUCUSU SÜLEYMAN FELEĞİN TORUNU-) MİMAR SEMİH KADİR FELEK TARAFINDAN DEKORE EDİLDİ,EN İYİ STANT OLMAK BU KADAR BASİT,İŞİ EHLİNE VERECEKSİN.
    SAYIN ORDU’LULAR VE FUAR KATILIMCILARI UMUYORUM Kİ BUNDAN SONRA KATILDIĞINIZ FUARLARDA KAFANIZA GÖRE ÇALIŞMALAR DEĞİL ,İŞİ EHLİNE BIRAKARAK  BAŞARILI ÇALIŞMALARA ULAŞINIZ….




155-156

ENİS AYAR

 ARABA KULLANIRKEN KURALLARA UYMAYAN SÜRÜCÜLERİ BÖLGESİNE GÖRE 155 POLİS VEYA 156 JANDARMAYA ,YAPTIKLARI HATALARA GÖRE BİLDİRİN.YANLIŞ SOLLAYANI,ÖN KOLTUĞA ÇOCUK OTURTANLARI İLLAHADA ARABADAN DIŞARI BİR ŞEYLER ATANLARI VS..YAPTIĞIMIN  VATANDAŞLIK GÖREVİ OLDUĞUNA İNANIYORUM.

 GEÇENLERDE YAYLADAN GELİRKEN  ÖNÜMDEKİ ARAÇ BİRA ŞİŞESİNİ PENCEREDEN YOLUN KENARINA ATTI ;BENDE  156 JANDARMAYI ARADIM, BANA CEVABEN KABADÜZ DE POLİS VAR ORAYA BİLDİRİN ONLAR ARACI ÇEVİRSİNLER DENDİ.HALBUKİ SUÇ MAHALLİ JANDARMA MEVKİİYDİ,VE GAYRETİMİN BOŞA GİTTİĞİNİ ANLADIM.

YİNE BİRKAÇ GÜN SONRA ,ORDU DAN YAYLAYA GİDERKEN CİVİL KÖPRÜSÜNDEN SONRA YOKUŞLARDAKİ VİRAJDA, ÖNÜMDE İKİ MİNİBÜS ONLARINDA ÖNÜNDE BİR ÇİMENTO MİKSERİ   VARDI.HARÇ YÜKLÜ MİKSER HEM YOKUŞ HEM VİRAJ OLUNCA, ZORLANDI VE KAMYON GERİ KAYDI ;SÜRÜCÜ TOPARLAYIP YOLUNA DEVAM ETTİ.BU ARADA MİKSERDEN ASFALTA BİR MİKTAR HARÇ DÖKÜLDÜ,BEN YİNE 155 POLİSİ ARAYARAK YERE DÖKÜLEN HARCIN TEHLİKE ARZ EDECEĞİNİ BİLDİRDİM;BANA BİZİM HUDUDUMUZ ESKİPAZAR DA BİTİYOR DURUMU JANDARMAYA BİLDİRİN  DENDİ;BENSE JANDARMAYA KENDİLERİNİN ARAMASINI İSTEDİMSE DE BİLDİRİLMEYECEĞİNİ ANLADIM.ONDAN BİRKAÇ GÜN SONRA YİNE ŞEHİR MERKEZİNDEKİ ALT GEÇİTTEN GEÇERKEN LOGALDEN ALT GEÇİDE  PİS SU SIZDIĞINI GÖRDÜM HATTA BİR VATANDAŞ KAYDI AZ DAHA DÜŞÜYORDU ;O ANDA BELEDİYE NUMARASINI BİLMEDİĞİM İÇİN YİNE 155 POLİSİ ARADIM, GÖREVLİ MEMUR,HEMEN ALAKALI OLARAK, DURUMU BELEDİYEYE BİLDİRİYORUM YANITI VERDİ ,BENDE KENDİSİNE  TEŞEKKÜR ETTİM.

 SAYIN    155 VE 156  SİZLERİ ÇOĞU KEZ YANLIŞ BİLGİLERLE VE GEREKSİZ ŞEYLERLE MEŞKUL ETTİKLERİNİ BİLİYORUM; ESKİ BİR MESLEKTAŞINIZ OLARAK BİRAZ DAHA HASSAS DAVRANMANIZIN BİRÇOK OLUMSUZ ŞEYİ ÖNLEYECEĞİNE HATTA HAYAT BİLE KURTARABİLENİNE İNANIYORUM.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 
  Sitemizi 68201 ziyaretçi (151032 klik) tıkladı copyriht 2009  
 
YOKSULLUĞA VE YOLSUZLUĞA KARŞI ÇEVRECİ HAFTALIK BAĞIMSIZ GAZETE Ulaşım adresi: Kazım Karabekir Cad. Orhan Turnalı iş merkezi No:18/1 ORDU